<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725</id><updated>2011-10-03T10:20:36.556-07:00</updated><title type='text'>Ermeni Iddialari Cikmazi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>125</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-2408450105372962579</id><published>2011-06-07T07:52:00.000-07:00</published><updated>2011-06-07T07:58:58.150-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p&gt;ATATÜRK'TEN ERMENÝ SORUNU-SEÇMELER&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Rum, Ermeni gibi unsurlardan ayrý ayrý oluþan bir takým çeteler, adi hýrsýzlýkla, ara sýra da öldürmelerle meþgul olmuþlar, Rum ve Ermeni sürgünü esnasýnda bu unsurlardan ortaya çýkan bazý çeteler ise siyasi bir hüviyet kazanmýþtýr. Ruslarýn istilasý baþlayýnca, memleket içinde karýþýklýk meydana getirmek için bunlar, Ruslar tarafýndan da teþvik ve denizden de desteklenmiþlerdir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;(22 Mayýs 1919) Ermenilerin siyasi emellerini fiilen elde etmek ve asayiþi bozuk göstermek maksadýyla Doðu vilayetleri içine çeteler geçireceklerini pek muhtemel görüyorum. (24 Mayýs 1919) &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ermenilere vilayetlerimizi peþkeþ çekmeleri de (...) ihtimal bulunuyor. Böyle bir vaziyette Ýngiliz birliklerinin Ermenilere öncülük edeceði çok muhtemeldir. böyle bir hali biz düþmanlýk olarak görmeye ve saymaya, meþru topraklarýmýzý ve milli baðýmsýzlýðýmýzý kurtarmak için mecburuz.... (30 Mayýs 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rum ve Ermeni komitacýlarýyla, bunlarýn ileri gelenleri, devamlý þekilde temasta bulunduklarý Ýngiliz subaylarý ile bazý Amerikan memurlarýndan çok yüz buluyorlar. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;(5 Haziran 1919) tehcir sýrasýnda Merzifon'da esasen çokça kalan Ermenilerin bu kez baþka yerlerden de gelenler ve göçten dönenler yüzünden miktarlarýnýn daima artmakta olduðu Merzifon Amerikan Mektebi'ne getirilen eþya sandýklarýnýn üzerinde Otoman Amerikan markalarý görüldüðünden bunlarýn herhalde silah olduðunda þüphe býrakmýþtýr.&lt;br /&gt;(6 Haziran 1919) &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ýngiliz subaylarý tarafýndan sevk ve idare edilen altý bin kiþi olduklarý tahmin edilen Ermeni kuvvetinin Nahcivan ve havalisini iþgal ettikleri ... (11 Haziran 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir Ýngiliz subayý Iðdýr'dan Bayezit'e gelerek, Mutassarýf'a: Ýngiltere himayesinde teþekkül eden Ermenistan'a Bayezit havalisinin de býrakýldýðýný bir aya kadar on beþ bin Ermeni muhacirinin Ermeni düzenli birlikleri himayesiyle eski yurtlarý olan Bayezit sancaðýna sevk edileceðini bildirmiþtir. Doðu vilayetlerinden bir karýþ topraðýn bile Ermenistan'a býrakýlmasýnýn mümkün olmayacaðý, bir tek Ermeni askerinin sýnýrýmýzýn bu tarafýna geçmesinin ateþle karþýlýk göreceði (12 Haziran 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doðu vilayetleri halkýnýn, Ermeni çetelerinin acýmasýzlýðýna ve taarruzlarýna hedef olmuþ, en büyük felaketi görmüþ bir unsur olmak sýfatýyla, birlik ve fedakarlýk lüzumunu en önce takdir ettikleri iftiharla görülmektedir. (16 Haziran 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet ve milletimizin parçalanmasý ve Ermeni ve Yunan esaretine düþülmesi söz konusudur. Altý yüz elli sene efendilik eden bir milletin köle mevkiine düþmesi kolay bir hadise deðildir.&lt;br /&gt;(6 Temmuz 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mübarek vatan ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak ve Yunan ve Ermeni emellerine kurban etmemek için açýlan milli mücadele uðrunda milletle beraber serbest surette çalýþmaya resmi ve askeri sýfatým artýk mani olmaya baþladý. Bu mukaddes gaye için milletle beraber nihayete kadar çalýþmaya mukaddesatým adýna söz vermiþ olduðum için pek aþýðý bulunduðum yüce askerlik mesleðine bugün veda ve istifa ettim. (8 Temmuz 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlý tebaasýndan olan Ermeni unsurlarý, gördükleri teþvik ve yardýmýn neticesiyle de, milli namusumuzu yaralayacak taþkýnlýklardan baþlayarak, nihayet hazin ve kanlý safhalara girinceye kadar küstahane tecavüzlere koyuldular. Vatanýn parçalanmasý söz konusu ve karar olarak, Doðu Vilayetlerimiz'de "Ermenistan", Adana ve Kozan havalisinde "Kilikya" adý ile yine Ermenistan; bu milletin, esarete, kölelik payesine indirilmesi ve nihayet bu devletin tarih sayfasýný kapatarak ebediyet mezarýna defnetmek gibi, insaniyet ve medeniyetle ve hele milliyet esaslarýyla baðdaþmayan emeller kabul ve onay yeri bulmuþ ve görülüyor ki, tatbikat devresi de baþlamýþtýr. Bir istila fikri besleyen Ermeniler, Nahcivan'dan Oltu'ya kadar bütün Ýslam ahaliye baský ve bazý mahallerde katliam ve yaðma yapýyorlar. Sýnýrlarýmýza kadar Ýslamlarý mahva mahkum ve göçe mecbur ederek Doðu Vilayetleri'miz hakkýndaki emellerine doðru emniyetle yaklaþmak ve bir taraftan da 400 bin olduðunu iddia ettikleri Osmanlý Ermenisini bir dayanak olmak üzere memleketimize sürmek istiyorlar. memleketimizde külliyetli yabancý parasý ve birçok propagandalar cereyan ediyor. Bundaki gaye, pek aþikardýr ki, milli hareketi neticesiz býrakmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanýn bazý mühim kýsýmlarýný iþgal gayelerini kolaylaþtýrmaktýr. (23 Temmuz 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doðuda Ermeniler Kýzýlarmaða kadar geniþleme hazýrlýklarýna ve þimdiden sýnýrlarýmýza kadar dayanan katliam siyasetine baþladý. (4 Eylül 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vatanýmýz içinde baðýmsýz Ermenilik teþkili gayesine yönelik harekata karþý birlikte müdafaa ve mukavemet meþru esasý kabul edilmiþtir. (11 Eylül 1919) Mütareke gününden beri Rum ve Ermenilerin, Ýtilaf Devletleri teþvik ve himayesi altýnda nasýl milli izzeti nefsimizi yaraladýklarýný, ne suretle saltanat ve hükümet hakkýný ayaklar altýna aldýklarýný ... (17 Eylül 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilere hiçbir kötü kastýmýz yoktur. Bilakis onlarýn her türlü tabiiyet haklarýna tamamen riayetkarýz. Bunun aksi olarak yayýnlar, düzmeceden ve Ýngilizlerin aldatmacasýndan ibarettir. Ermeni facialarýnýn hala mevcut eserlerinin gösterilmesi uygun olur. (21 Eylül 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateþkes sonrasýnda hükümetimizin Adana ili ile Antep, Maraþ, Urfa sancaklarýný býrakma güçsüzlüðünde bulunmasý, bu yörede Fransýz ve Ýngiliz koruyuculuðu altýnda Ermeni iþgalini ve örgütlenmesini kesinleþtirmiþ ve bunlar, o il ve sancaklarý Ermenileþtirmek amacý ile bir yýla yakýn bir süre çalýþma göstermiþ 1. Þimdiye dek yapýlan saldýrýlarýn türü aþaðýda özetlenir: A. Fransýz ve Ýngiliz görevlileri ile Ermeni komitelerinin ve oralarda bulunan Ermeni topluluðunun açýktan açýða Müslümanlarýn haklarýna saldýrmalarý. B. Osmanlý topraklarýnýn deðiþik yerlerinde oturan Ermenilerin buralara göçlerinin kolaylaþtýrýlmasý ve burada sayýlarýnýn artýrýlmasý. C. Yabancý üniformasý ile Ermeni birliklerinin buralara gönderilmesi ve buradakilerle birleþtirilmesi. D. Ýslam halkýn az zamanda ekonomik ve baþka baskýlarla yok edilmesi ve öldürülmesi ve göçe zorlanmasý. E. Aralarýna aþamalý olarak sokulan bölücülükle Ýslam halkýnýn yabancý koruyuculuðunu istemek zorunda býrakýlmasý. (22 Eylül 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkezi Erivan olan Ermeni Cumhuriyeti'ne karþý dostça olmayan hiçbir niyetimiz yoktur.... Bu yeni devletteki Ermeniler, Ermeni müfreze kumandanýnýn emirleriyle, Müslüman unsuru imha etmek üzere faaliyette bulunuyorlar. Bu emirlerin suretlerini gözlerimizle gördük. Erivan'daki Ermenilerin, Müslümanlarýn imha siyaseti güttükleri ve bu kanlý vahþet dalgasýnýn sýnýrlarýmýza kadar geniþlediði, sýnýrlarýmýzýn, öbür taraftan, ölümden kaçan sayýsýz Müslümanla dolu olmasýyla da teyit edilmiþ oluyor. Ýngilizler, bu hareketlerin cereyaný esnasýnda, bir yandan Ermenilerin Müslümanlara karþý tutumlarýný teþvik ettiler, hatta onlarý bu konuda kýþkýrttýlar, diðer taraftan Ermenilerin tecavüzlerini bize sayýp döktüler ve bunlarý tahammül edilemez hareketler olarak nitelediler ve bu komþu devlete saldýrarak misillemede bulunmaya bizi zorladýlar. Fakat biz hakikatin kendini göstereceðinden emin olarak Ermeni tahriklerine tahammül ettik ve Ýngilizlerin öfkelerini fark etmemiþ göründük. Hakikaten, bizi Ermenilere saldýrmaya teþvik eden ve bu þekilde kendi bölüklerini o topraklara gönderebilmelerini saðlayacak bir ortam yaratmayý planlayan Ýngilizlerin tutumlarýný meydana çýkarabileceðimizi düþündük. Ýngilizlerin bütün bu manevralarý, Kafkasya'yý boþaltmalarý mecburiyetini hissettikten sonra, onlarýn subay ve temsilcileri tarafýndan baþlatýldý. Erzurum ve Van'daki Müslümanlarýn ve bilhassa sýnýr bölgelerinde yaþayanlarýn; Ermenistan'da cereyan eden katliama dair her gün aldýklarý haberler ve ölümden kaçan ve aðlanacak vaziyette olan mültecilerin manzarasý karþýsýnda, büyük heyecana kapýlmalarý çok normaldir. (24 Eylül 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana dahilinde, Ermenilerin Fransýzlar tarafýndan silahlandýrýldýðý ve Ýslamlarla boðazlaþmaya sevk edildikleri. (23 Ekim 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maraþ'a Fransýz kuvvetleri girmekte ve oradaki Ermeniler vasýtasýyla Müslüman kardeþlerimize karþý bir katliam icra etmekte olduklarý haber alýndý. (1/2 Kasým 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maraþ'tan alýnan saðlam malumatta, Maraþ'ý iþgal eden Fransýz kýtalarýnýn yüzde yirmisi Fransýz Cezayirli olup, geri kalaný Osmanlý Ermenilerinden meydana gelen fedailerdir. Bunlar þehirde namuslu Ýslam kadýnlarýna taarruz etmekte ve Müslüman ahaliye zulüm ve iþkence yapmaktadýr. Dükkanlar bütünüyle kapalý, ahali heyecandadýr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(7 Kasým 1919) Küçük - Ermenistan teþkiline ve Kilikya'nýn Fransýzlar tarafýndan tamamen iþgaline mani olmak için, mülkiye memurlarýnýn ve askeriyenin el ele vererek Adana vilayetinde ve baðýmsýz sancaklarda karþý koyma vasýtalarýný hazýrlamalarý ve hazýr bulundurmalarý bütün alakadarlara yazýldý. (10 Kasým 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da Fransýzlar ve Ermeniler tarafýndan yapýlan zulümlerin ve tecavüzlerin artmasýndan dolayý Ermeni zulümlerini görmek üzere milletlerarasý bir heyetin Adana'ya yollanmasý (16 Kasým 1919)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenileri geri çekerek, Ýslamlar aleyhindeki zulme nihayet vereceklerini söyleyen Fransýzlarýn bu defa birlikte Ýslam halký katliam eyledikleri son derece dikkate deðerdir. (11 Ocak 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da 1170, Toprakkale-Islahiye þimendifer hattý üzerinde 270, Osmaniye-Adana üzerinde 200, Katma'da 300, Kilis'te 600, Antep'te 1200, Maraþ'ta 1200 kadar Fransýz sömürge ve Ermeni askeri olmak üzere iþgal kuvvetleri bulunduðu anlaþýlmýþtýr. (24 Ocak 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maraþ'ta, Fransýzlar, Ermeniler, Müslümanlarý katliam etmektedirler. insanlýk aleminden bu katliama nihayet verilmesini. (25 Ocak 1920) Maraþ'ta, Fransýz ve Ermeniler tarafýndan Müslümanlarýn katliamý, insanlýðý dehþete düþürecek þekilde devam ediyor. (29 Ocak 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On yedi günden beri Maraþ'ta cereyan eden feci ve kanlý vakalara nihayet verilmesi hakkýnda, medeniyet ve insanlýk aleminin duyup öðrenmesi için yükseltilen feryat ve acýnýn yankýlanacak bir yer bulmadýðý, hala bu vahþetin devamýyla sabit oluyor. (8 Þubat 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana'da heyecan ve asabiyet ziyadeleþmiþtir. Ermeniler, kilise ve mekteplerde sýk sýk toplanmaktadýrlar. Ýnekler ve Bahçe Ermenileri, Güller ve Zencirli Ýslam köylerini yaðmalamýþ ve ahalisini pek vahþiyane katliam etmiþlerdir. (10/11 Þubat 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeniyet maskesine gizlenen Fransýzlar ve onlarýn öncüsü olan Ermeniler, Urfa ve havalisinde Ýslam ahali hakkýnda zalimane katliamlara baþlamýþlardýr. (14 Þubat 1920) Tarihte emsali görülmemiþ olan bu vahþetin faili Ermeniler olup, Müslümanlar ancak namus ve hayatlarýný muhafaza kaydýyla mukavemet ve müdafaada bulunmuþlardýr. Yirmi gün devam eden Maraþ katliamýnda Müslümanlarla birlikte þehirde kalan Amerikalýlarýn bu hadise hakkýnda Amiral Bristol'a çektikleri telgraf, facia sebeplerini, tekzip edilemez bir þekilde tayin etmektedir. General Keret'in geri çekilmesiyle neticelenen bu muharebelerden sonra Kuvayi Milliye'ye teslimiyet arz eden muharip Ermeni kuvvetlerine karþý hiçbir ceza tatbik etmeyip bilakis onlarý þefkatli sinesine ve himayesine alan milletimizin alicenaplýðýný Maraþ Ermenileri de minnet ve þükran ile teyit etmektedirler. Þu halde Ermenilerin intikam fikri ve tecavüzleri neticesi meydana gelmiþ bazý vakalar var ise, bunlarýn mesuliyeti milletimize deðil bizzat Ermeni milletine ve onun tahrikçilerine ait olmak lazým gelir. (20 Þubat 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir yerde Ermeni kýtali (kýrýmý) yapýlmakta deðildir. Maraþ hadisesinden bahsedilmek murat ediliyorsa, orada Fransýz askerleriyle beraber milletimize taarruz eden Ermeniler katledilmiþ olmayýp, bilakis Fransýz askeri kendilerini terk edip çekildikten sonra Ýslamlar tarafýndan himaye ve þefkate mazhar olmuþlardýr. milletimiz sebepsiz hiçbir yerde hiçbir yabancý unsura mütecaviz deðildir. (22 Þubat 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozan'da birçok Türklerin kiliseye doldurulduðunun tesbit edildiði, Feke ilçesinin 80 Ermeni tarafýndan sarýldýðý bildiriliyor, ayrýca Saimbeyli'ye az zamanda takviye yetiþtirilmediði takdirde Türklerin sonunun fena olacaðý, silahlý olmayan Ermenilere hiçbir sebeple taarruz edilmemesi.... (2 Mart 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uydurma Ermeni kýrýmý meselesi ve tüm dünyayý aldatmak için yaratýlan bu kin ve hýrs ürünü propagandalarýn niteliði hakkýnda uygarlýk ve insanlýk dünyasýnýn bir kere daha aydýnlatýlmasý ve bu suretle haksýzlýða uðramýþ Türk ulusunun iðrenç ve alçakça bir suçlamadan arýndýrýlmasý. (7 Mart 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Kozan, Haçin (Saimbeyli), Feke gibi bölgelerde fiilen kendisini göstermiþ olan Ermeni mezaliminin bir an önce söndürülmesi gereklidir. Yalnýz þu aralýk her türlü islam hareketlerini Ermeni kýrýmý biçiminde göstermek istenildiði anlaþýldýðýndan harekatýn her halde bu gibi yanlýþ söylentilere ve suçlamalara yer býrakmayacak þekilde idaresi.&lt;br /&gt;(9 Mart 1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 Mart tarihli Temsp gazetesinde Lord Curzon Avam Kamarasýnda irad ettiði nutukta Ermenilere dair demiþtir ki: Bana öyle geliyor ki siz Ermenileri sekiz yaþýnda pek temiz ve masum bir kýz gibi zannediyorsunuz. Bunda pek yanýlýyorsunuz. Zira Ermeniler bilhassa son harekatý vahþiyaneleri ile ne derecelere kadar hunhar bir millet olduklarýný bizzat kendileri ispat eylemiþlerdir.&lt;br /&gt;(27 Mart 1920)&lt;br /&gt;Fransýzlar Maraþ ve Urfa'da yaptýklarýný Adana'da da yaparak Ermenileri silahlandýrýyorlar. Bunlar Ýslam halkýna saldýrýyor. Kozan çevresinde Ýslam halkýndan toplanan silahlar ve hayvanlar saldýrgan Ermenilere veriliyor. Kozan çevresindeki Hamam, Kurtoðlu Çiftliði, Çolak Hasan, Yassýçalý, Mehmet Aða ve Kabasakal köyleri Ermeni jandarma ve gönüllülerince bütün olarak yakýlmýþtýr. Buçak yakýnlarýnda birkaç köyün daha yakýldýðý da haber alýnmýþtýr. Kilikya'da ve çevresindeki iþgal bölgelerinde Fransýzlarýn yarattýðý durum, Türkler ve Ermeniler arasýnda karþýlýklý olarak bir öç alma duygusunu beslemek ve bunun sonucunda da, iþgalin kaldýrýlmasý ile birlikte yerli halkýn birbirlerini boðazlayacaklarýný dünyaya yayarak amaçlarýna varmaktýr.&lt;br /&gt;(31 Mart 1920) Esirlerin hastalýk sebebiyle bile olsun elimizde ölmeleri dini ve milli ahlakýmýza uygun düþmedikten baþka vatani çýkarlarýmýzý da gerçek biçimde yaralar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(13 Nisan 1920) Düþmanlarýn bütün çalýþmasý, barýþ esaslarýnýn kararlaþtýrýlacaðý þu sýralarda memleketimizi dýþarýda ve içeride güçsüz bir durumda býrakarak istedikleri her þeyi kabul ettirmeyi amaçlýyordu. Geleceðe yönelik çýkarlarýný, çeþitli baskýlarla bütün dýþ ülkeleri aleyhimize çevirmekte gören bazý kuruluþ ve unsurlar ise, tarafýmýza yöneltilen bu akýmý temelinden yýkmak ve bütün dýþ ülkelerin milletimiz lehine, düþüncelerinde deðiþiklikler olmasýna fýrsat vermemek için, tümüyle yalan olan en son Ermeni soykýrýmý uydurmasýný düzenlediler ve açýkladýlar. Ýngilizler, bir yandan dýþ durumumuzu yeni toplu öldürme iftiralarý ile sarsarak tasarladýklarý Ýstanbul iþgalini kolaylýkla uygulayabilecek bir ortam hazýrlýyorlardý Anadolu'da yerleþmiþ Ermenilerin ve Rumlarýn hükümet emirlerine ve milli amaçlara karþý gelmedikçe her türlü saldýrýdan korunmalarý ve tam anlamý ile mutlu ve rahat bir hayat yaþamalarý öteden beri kabul edilmiþ bir ana konu idi. Kilikya ve dolaylarýnda ve doðu hududumuz dýþýndaki resmi ve resmi olmayan Ermeni kuvvetlerinin dindaþ ve ýrkdaþlarýmýza karþý yapýlan cinayete varan saldýrýlarý karþýsýnda bile, ülkemizde yaþayan Ermenilerin her türlü taarruzdan korunmasýný saðlamayý pek önemli bir medeni görev kabul ettik ve Anadolu'nun dýþ dünya ile iliþkisinin kesik olduðu bu günlerde yüce vatan çýkarlarýný amaçlayan önlemler içinde Ermeni halkýnýn esenliðinin korunmasý gerekliliðini bütün makamlara bildirdik. Ýþte, Ýstanbul'un yabancý kuvvetlerce iþgalinden bu güne kadar geçen acý günlerinde hiçbir dýþ ülkenin fiili korumasýna eriþemeyen Anadolu Ermenilerinden hiçbir kiþinin, en küçük bir anlamda bile, saldýrýya uðramamýþ olmasý, bize her nedenle cinayet yükleyen ve medeni duyarlýlýðý kendi tekelinde sanan entrikacý Avrupalýlarýn yüzlerini kýzartacak ve milletimizin yaradýlýþýndan sahibi bulunduðu insanlýk törelerinin yücelik derecesini ispat edecek çok önemli bir konudur. (24 Nisan 1920) Adana, Maraþ, Ayýntap ve Urfa gibi en eski Ýslam memleketleri Fransýz zabitlerinin idaresinde Ermeni kin ve öfkesine, Ermeni ruhunun yýrtýcý kabalýk ve düþmanlýðýna yenecek, parçalanacak bir av gibi terkedildi. (09 Mayýs 1920) Üç Sancak'taki Türk halký Ermeniler tarafýndan devamlý olarak katliam edilmektedir. Ermenilerin böyle hareket ettiklerini Avrupalýlar da kabul etmektedirler. (13/14 Haziran 1920) 11 Haziran öðleden sonra saat üçte bu zavallý halk, Kahyaoðlu Çiftliði'ne vardýðýnda silahlý otuz Ermeni'den kurulu bir çetenin saldýrýsýna uðrayarak erkekler bir eve, çocuklarla kadýnlar bir baþka eve doldurulmuþ, kýrk üç erkek, yirmi bir kadýn ve sayýsý saptanamayan çocuklar kamadan geçirilmiþlerdir. Ayrýca, dördü erkek ve on sekizi kadýn olmak üzere yirmi iki yaralý vardýr. Kadýnlarýn kollarýný keserek bileziklerini ve küpelerini almýþlardýr. Adana'nýn 10 km doðusundaki Ýncirli köyünde 9 Haziran 1920 günü Ermeni çeteleri bütün köy halkýný bir yere doldurup bomba ile havaya uçurmuþlardýr. (13 Haziran 1920) Bolþeviklere Azerbaycan'da muhalifler vardý. Onlar bir karþýt hareket yaptýlar. Azerbaycan'da bizim kendi arkadaþlarýmýz vardý. O arkadaþlarýmýza Ýngilizler dediler ki: "Bolþeviklerle muharebe ediniz. Türkiye bizimle anlaþtý." Orada bulunan arkadaþlarýmýz da ellerindeki kuvveti çarptýrdýlar ve tabii maðlup oldular. Maðlup olduktan sonra biz de iþittik. Haber gönderdik, filan ettik. Halbuki Bolþeviklerle bu muharebe baþlayýnca ahali-i Ýslamiyenin katline baþlanýldý. Ermeniler bundan istifade etti ve hudutlarda bulunan ahali-i Ýslamiye de bundan istifade etti. (3 Temmuz 1920) Gümrü'de baþlayan barýþ görüþmelerinin iki ulus için karþýlýklý güvenlik ilkesine dayalý bir barýþ ve bolluk dönemi getirecek bir sonuca ulaþmasý bizce de pek uygun ve gerekli olduðuna kuþku duyulmayacaðý umudu ile Ermenistan'ý artýk zararlý dýþ etkilerden korumaya yönelik yurtseverce çalýþmalarýnýzda kesin baþarýlar dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(29 Kasým 1920)&lt;br /&gt;Ermeniler Van ve Bitlis'i ele geçirince, Irak'taki Ýngilizlerle birleþeceklerinden dolayý bütün Yakýndoðu'da Ýngilizlerin yeri çok saðlamlýk kazanacaktýr. Rum, Ermeni gibi Batý emperyalistlerinin hizmetçisi olan uluslarla, bu çabalarýnda direndikleri sürece anlaþma olanaðýmýz yoktur. Yunanistan ancak Türk çoðunluðunun yerleþik bulunduðu Ýzmir ve Trakya'dan ve Ýngiliz köleliðinden vazgeçtiði zaman bizimle dost olabilir.&lt;br /&gt;(1 Aralýk 1920) Ve gerek Rus gerek Garb istatistikleri bu hususta kanýt olarak yeterlidir. Birkaç asýrdan beri Þark Vilayetlerimizin hiçbir kýsmýnda hiçbir vakit bir Ermeni çoðunluðu olmamýþtýr. Ve Çarlýk idaresi veya Garb emperyalistleri tarafýndan teþvik edilen Türk ve Ermeni halklarýnýn giriþmiþ olduklarý kanlý mücadeleler bir tarafa olduðu kadar, öteki tarafa da can kaybýna malolmuþtur. 1917'de Ruslarýn çekilmesinden sonra Ermeni çetelerinin Þark vilayetlerimizi ne halde býraktýklarý bunun kafi derecede bir ispatýdýr. Ermenistan'ý Mezopotamya'da yerleþmiþ Ýngilizlere yaklaþtýracak surette uzatmak, Moskova ve Ankara hükümetlerine pek çok nahoþ sürprizler yaratmak demek olur.&lt;br /&gt;(27 Aralýk 1920) Soru - Yakýn zamanda Türklerin Ermenilerle katliam yaptýklarý hakkýnda neþredilen haberler doðru mudur? Cevap- Türkler tarafýndan Ermeniler aleyhinde katliam, uydurulmuþ rivayetler ve daha önce yayýlmýþ bir takým yalan ve iftiralardan ibarettir. Bunlarýn kat'iyyen doðru olmadýðýna emniyet edebilirsiniz. Bu hakikatin belgelendirilmesi için tarafsýz heyetlerin memleketimizde kemal-i serbesti ile icra-yý tahkikat eylemelerini memnuniyetle kabul ederiz. Bu meseleye dair Ermenistan'daki Yakýn Doðu Amerika yardým heyetleri tarafýndan verilen en son raporlarýn okunmasýný tavsiye eyleriz. Soru - Türklere Ermeniler tarafýndan katliam yapýlmýþ mýdýr? Cevap - Türk ahali hakkýnda Ermeniler tarafýndan yapýlan mezalim ve katliam ki Ermenistan üzerine ordularýmýz tarafýndan ihtiyar edilen harekatý zaruri kýlmýþtýr. Gayet geniþ mikyasta vaki'dir. Buna dair vesaik-i kat'iyeye malikiz; bu vesaik suretlerini size ayrýca verdireceðim.&lt;br /&gt;(17 Ocak 1921) Düþmanca ithamda bulunanlarýn sürdürdükleri büyük mübalaðalar dýþýnda Ermenilerin tehciri meselesi aslýnda þuna inhisar etmektedir: Rus ordusu 1915'de bize karþý büyük taarruzunu baþlattýðý bir sýrada o zaman Çarlýðýn hizmetinde bulunan Taþnak Ermeni komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmiþti. Düþmanýn sayý ve malzeme üstünlüðü karþýsýnda çekilmeye mecbur kaldýðýmýz için kendimizi daima iki ateþ arasýnda kalmýþ gibi görüyorduk. Ýkmal ve yaralý konvoylarýmýz acýmasýz þekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu. Bu cinayetleri iþleyen ve saflarýna eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah cephane ve iaþe ikmallerini, bazý büyük devletlerin daha sulh zamanýndan beri kendilerine kapitülasyonlarýn bahþettiði dokunulmazlýklardan bilistifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak olduklarý Ermeni köylerinden yapýyorlardý. Ýngiltere'nin sulh zamanýnda ve harp sahasýndan uzak olarak Ýrlanda'ya reva gördüðü muameleye hemen hemen kayýtsýz bir þekilde bakan dünya efkarý, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldýðýmýz karar için bize karþý haklý bir ithamda bulunamaz. Bize karþý yapýlmýþ olan iftiralarýn aksine, tehcir edilmiþ olanlar hayattadýr ve bunlardan ekserisi þayet Ýtilaf Devletleri bizi tekrar harb etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüþ olurlardý. Brest-Littowsk Muahedesinin akdini müteakip Ruslarýn Þark vilayetlerimizi tahliyeye baþladýklarý sýrada Ermeni çetelerinin yapmýþ olduklarý katliam ve tahribat kafi derecede herkesin malumudur. Sivas'ta benle görüþmüþ olan, bilahare bu bölgeleri ziyaret eden ve buralarda Ermeni çetelerinin davranýþlarý hususunda mufassal müþahadelerde bulunarak daha sonra kendisine bu konuda anlatmýþ olduðum þeylerin doðru olduðunu bana yazmýþ bulunan Amerikan Generali Harbord Amerikan Umumi ekfarýnýn kendisinden faydalý bilgi temin edebileceði bir þahidimizdir. Taþnaklar daha sonra da Kars ve Olti bölgelerinde Alexandropol (Gümrü) Antlaþmasýnýn akdine kadar cinayetlerine devam etmiþlerdir. Milyonlarca Türk'ü binlerce Ermeni'nin hakimiyetine terketmeye kalkýþan Wilson projesi sadece gülünçtür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(26 Þubat 1921) Güneyde Fransýzlarla onlarýn silahlandýrdýðý ve bize karþý kýþkýrttýðý Ermeniler ve doðuda Ermenistan Ermenileri memleketimizin ele geçirdikleri yörelerinde ve iþgal edilen sýnýr ve cepheler çevresinde Müslüman halka çeþitli zulümler uyguluyor ve katliam yapýyorlardý.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1 Mart 1921) Ermeni sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan isteklerinden çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik yararlarýna göre çözülmek istenilen sorun, Kars antlaþmasý ile, en doðru þekilde çözüme ulaþtýrýlmýþ oldu. (Alkýþlar) Yüzyýllardan beri dostluk içinde yaþayan iki çalýþkan halkýn iyi iliþkileri memnuniyetle yeniden kuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(1 Mart 1922) Doðuda Trabzon'u, güneyde Adana'yý içine alacak büyük Ermenistan'dan eser kalmamýþtýr. Ermeniler, gerçek sýnýrlarý içinde býrakýlmýþtýr. (13 Aðustos 1924) &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Murat Binzet &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-2408450105372962579?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/2408450105372962579/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=2408450105372962579' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2408450105372962579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2408450105372962579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2011/06/ataturkten-ermeny-sorunu-secmeler-rum.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-4180107204860843996</id><published>2011-04-27T05:29:00.000-07:00</published><updated>2011-04-27T05:30:30.534-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1915 Ermeni olaylari&lt;br /&gt;Hikmet ÖZDEMİR, Siyasal Bilimler Profesörü&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Biliyor musunuz, 1915'ten yaklaşık bir yıl önce yapılan Osmanlı Parlamentosu seçimlerinde, iktidardaki İttihat ve Terakki Komitesi ile Ermeni Taşnak Komitesi tek listeye oy vermişlerdir.&lt;br /&gt;1915'ten yalnızca 7 yıl önce, 1908'de önde gelen İttihatçılar ve Taşnak Komitesi liderleri, İstanbul'da meydanlarda "Yaşasın Hürriyet!" diye haykırmışlardır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Peki, aynı Türk ve Ermeni liderler, Dünya Savaşı için seferberlik ilan edildiğinde neden birbirlerine "düşman" saflarda savaşa katılmışlardır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Nisan 1915 günü İstanbul'daki ve Anadolu'daki manzarayı anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;O sırada Dünya Savaşı nedeniyle Fransa'nın İstanbul Elçiliği, kapalıdır. Buna karşın, Elçilik Maslahatgüzarının "günlük olaylar" başlıklı istihbarat notları, ABD Elçiliği kanalıyla Fransa'ya ulaştırılmaktadır.&lt;br /&gt;İstanbul'da Fransız Elçiliği tarafından hazırlanan 25 Nisan - 1 Mayıs 1915 arasındaki istihbarat notlarında yer alan tarihi bilgiler şöyledir:&lt;br /&gt;(BİR) Rus donanması İstanbul Boğazı'nın Karadeniz girişindedir.&lt;br /&gt;(İKİ) İngiliz ve Fransız donanması Çanakkale Boğazı girişine saldırmaktadır.&lt;br /&gt;(ÜÇ) Kafkasya Cephesinde Ermeniler, Rus ordusu ile birlikte Türklere karşı savaşmaktadır.&lt;br /&gt;(DÖRT) Erzurum bölgesinde, özellikle Van'da Ermeni çeteleri, Türklere karşı savaşmaktadır.&lt;br /&gt;(BEŞ) Osmanlı başkentinde Ermeni Komitelerinin liderleri tutuklanmıştır.&lt;br /&gt;(ALTI) Osmanlı hükümetinin bu baskısı, Zeytun ve Kafkasya Cephesinde Ermenilerin tutumundan kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;(YEDİ) Osmanlı Harp Divanı Başkanına göre; ülke dışındaki Ermeni Komiteleri, Doğu Anadolu'da altı vilayette ayaklanma hazırlığındadır. (Gerçekte Ermeni Komiteleri ayaklanmayı başlatmışlardır; raporda "hazırlık" aşamasında oldukları yazılmıştır.)&lt;br /&gt;1915 Krizi çeşitli yönleri olan hayli dramatik bir savaş trajedisidir.&lt;br /&gt;Tarih yazımı açısından bu konu günümüzde uluslararası boyutlarda bir ihtilafa dönüştürülmüştür.&lt;br /&gt;Artık müzminleşmiş olan bu ihtilafta tarafların pozisyonları şöyledir:&lt;br /&gt;(1) Ermeni diasporası ve Ermenistan Cumhuriyeti tarafından, Ermeni Komitelerin savaş altında düşman hesabına gerçekleştirdikleri askeri faaliyetler, "Osmanlı egemenliğinden kurtulmak" için girişilen eylemler olarak açıklamaktadır.&lt;br /&gt;(2) Birinci Dünya Savaşı'ndaki Müttefik devletler için, Ermeni Komitelerini kullanmak ve Türkleri arkadan vurmak savaş koşullarında son derece normaldir. Fakat Türk tarihçiler tarafından bunun hatırlatılması elbette can sıkıcıdır. Ermeni Komitelerine bir diyet borcu olarak parlamentolarından ve uluslararası kuruluşlardan siyasi nitelikli "soykırım" kararları almaları zorunluluktur. Böylece 1915'in "masum kuzucukları" onların bu kararlarından sonra Birinci Dünya Savaşı'nda nasıl kullanıldıklarını unutacaklardır.&lt;br /&gt;(3) Türkler ise Osmanlı Ermeni Komitelerinin askeri faaliyetlerini ve kanlı katliamlarını, İmparatorluğun varlığını tehlikeye düşüren, bastırılması bir nefis savunması zorunluluğu ve devlet sorumluluğu olarak değerlendirmektedir.&lt;br /&gt;1915 Krizi'ni yaratmak için kullanılan araçlardan iki tanesi, Kafkas Cephesi'ndeki "Ermeni Gönüllü Alayları" ve farklı Anadolu vilayetlerinde Taşnak ve Hınçak Komitelerine bağlı olarak kendilerine verilen askeri görevleri yapan "Ermeni Fedailer" adlı silahlı gruplardır.&lt;br /&gt;Bu iki araçla gerçekleştirilen askeri ve yarı-askeri faaliyetler, ana hatlarıyla Müttefik Hükümetlerin bilgisi dâhilindedir; bilinçli ve planlıdır.&lt;br /&gt;İncelemelerimde Ermeni Komiteleri ile bazı Avrupalı devletlerin doğrudan ve dolaylı anlamda birer müttefik gibi işbirliğini kanıtlayan belgelere ulaştım.&lt;br /&gt;Şu anda bu belgelerle ilgili değerlendirmelerimi konuşmamın dışında tutuyorum.&lt;br /&gt;Yalnızca bir örnek vermek istiyorum:&lt;br /&gt;Osmanlı Hükümeti'nin 27 Mayıs 1915 tarihli yer değiştirme kararından 90 gün önce; 7 Şubat 1915 tarih ve 1185 nolu telgrafta, Rusya Dışişleri Bakanı'na Kafkasya Valisi Varontsov-Daşkov şunları yazmıştır:&lt;br /&gt;"Şu sırada, Zeytun Ermenileri temsilcisi Kafkas ordusu karargâhına geldi. Temsilci, yaklaşık 15,000 Ermeni'nin, Türk ulaşım hatlarına saldırmaya hazır olduğunu, fakat silah ve mermilerinin bulunmadığını ifade etmektedir. Zeytun'un Erzurum'daki Türk ordusunun ulaşım hattına konumu dolayısıyla yeterli miktarda silah ve merminin İskenderun'a getirilmesi oldukça önemlidir. (…) silahların doğrudan doğruya bizim tarafımızdan verilmesinin imkânsız olması nedeniyle, Fransız ve İngiliz (savaş) gemilerindeki Fransız veya İngiliz silahlarının ve mermilerin İskenderun'a getirilmesi hakkında Fransız ve İngiliz yönetimi ile temas kurulması gerektiği düşüncesindeyim."&lt;br /&gt;Bu telgraf, 9 Şubat 1915 tarih ve 708 nolu telgrafın ekinde Paris ve Londra'ya gönderilmiştir&lt;br /&gt;Hiç kuşkusuz, Osmanlı İmparatorluğu'nda da bu güvenlik kararı dayanılmaz acıları ve faciaları beraberinde getirmiştir.&lt;br /&gt;Sivil Ermeni kafilelerin bazen "çete" saldırılarına bazen "işgüzar" yetkililerin kötülüklerine maruz kaldıkları, Osmanlı arşivi belgelerinde hiçbir zaman inkâr edilmemiştir.&lt;br /&gt;Fakat bu kararın uygulanması sürecinde Osmanlı sivil ve askeri yetkililerin gösterdiği insani çaba ve duyarlılık göz ardı edilmemelidir.&lt;br /&gt;Büyük Savaş'ın ağır koşullarında Suriye Cephesi'nde Dördüncü Osmanlı Ordusu Komutanı Cemal Paşa'nın olağanüstü insani yardım projeleri ile Ermeni göçmenleri kucaklaması; yaşam mücadelesi veren bu topluluklar için, tereddütsüz olarak Ordu'ya ait imkânları seferber etmesi de bir tarihi gerçek olarak kaydedilmelidir.&lt;br /&gt;1915 ve 1916 yıllarında gerçekleştirilen Osmanlı askeri yargılamaları, savaş suçları bilimi alanında bir örnek tutum olarak kaydedilmelidir.&lt;br /&gt;1915'te zorunlu yer değiştirme ve iskân kararını uygulayan resmi otorite tarafından aynı yıl içinde gerçekleştirilen bu askeri yargılamalar, bilinçli olarak göz ardı edilmektedir&lt;br /&gt;1940 yılında, Rus Tümgenerali Nicolay Georgiyeviç Korsun, zorunlu göç kararı uygulanırken, Türk askeri makamlarının ve Türk halkının göçmenlere nazik davrandığını; ancak bazı bölgelerde Ermenilerin saldırılara uğradıklarını yazmıştır.&lt;br /&gt;Rus Tümgeneraline göre, Ermeni göçmenlerin yarısı açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle ölmüştür.&lt;br /&gt;1914 - 1918 arasında Anadolu'da Ermeni Fedailerin ve Ermeni Gönüllü Birliklerin katlettiği Müslümanların sayısı, dört yıl süren Dünya Savaşı'nda Müttefik kuvvetlerin, Osmanlı ordusuna silahlı çatışmalarla verdirdikleri zayiatın yaklaşık beş katıdır .&lt;br /&gt;24 Nisan 1915 günü, (yani Ermeni diasporası ve Ermenistan Cumhuriyeti'nin bir tür "seçilmiş travma" olarak ilan ettikleri gün) İstanbul'da, Hükümet, Osmanlı Ermeni Komiteleri liderlerini "düşman orduları lehinde askeri faaliyetlerde bulundukları" gerekçesiyle tutuklamıştır&lt;br /&gt;24 Nisan 1915 günü tutuklanan Ermeni şahsiyetler, -o günkü koşullarda- Osmanlı İmparatorluğu aleyhinde faaliyette bulunan Ermeni Taşnak, Hınçak ve Ramgavar Komitelerinde yönetici olarak görevli ve etkili konumdadırlar.&lt;br /&gt;İlginçtir, Osmanlı Hükümetinin aldığı güvenlik kararı ile Başkent İstanbul'dan uzaklaştırılanlar ve Kafkasya Cephesinde Rus kuvvetleriyle doğrudan işbirliği yapanların arasında Osmanlı Parlamentosunda görevli eski ve yeni Ermeni milletvekilleri de vardır.&lt;br /&gt;Bu milletvekillerinin bir kısmı yanlarındaki gönüllülerle birlikte daha savaş başlarken Kafkasya Cephesine gitmişlerdir.&lt;br /&gt;Bu kişiler Rus kuvvetleri ile doğrudan işbirliğine girmişlerdir.&lt;br /&gt;Bu kişilerin tutuklanması, yasalar çerçevesinde ve son derece olağan bir işlemdir.&lt;br /&gt;"Savaşta vatana ihanet" hele "düşman safında çarpışmak" bugün de bütün devletlerde en ağır cezayı gerektiren bir eylem olarak değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;Osmanlı Parlamentosunda görevli öteki Ermeni milletvekillerinden Ermeni Komitelerinin düzenledikleri askeri faaliyetlerle ilgili bulunmayanlar, savaş yılları boyunca parlamentodaki görevlerini sürdürmüşlerdir.&lt;br /&gt;Büyük Savaş'ta Kafkasya Cephesi'nde can veren 163 Osmanlı sağlık subayından 124'ü Müslüman, 19'u Rum, 17'si Ermeni ve 3'ü de Musevi kökenlidir. Osmanlı Harbiye Nezareti tarafından bu kahramanların hizmetleri madalyalarla ödüllendirilmişlerdir.&lt;br /&gt;Ermenilerin Türkiye aleyhindeki askeri faaliyetleri; bazı Anadolu vilayetlerindeki Ermeni Komitelerine bağlı Fedailerin ayaklanmalarıyla birlikte; Rus cephesine yakın oturan sivil Ermeni ahalinin bu bölgenin uzağında bir yere (Suriye'ye ve Mezopotamya'ya) nakledilmelerinin tek nedenidir.&lt;br /&gt;1915 Krizi'nde savaş koşullarında Osmanlı Ermeni ahalinin oturdukları yerlerden, evlerinden başka bölgelere yerleştirilmek üzere imkânsızlıklar içinde yollara dökülmesinin başka hiçbir bir gerekçesi bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;Sizlere sunacağım bu kritik bilgilerin tamamı Rus ve Ermeni kaynaklarına aittir.&lt;br /&gt;Dünya Savaşı'nda, Doğu Anadolu'da, Ermeni Taşnak ve Hınçak Komiteleri tarafından Osmanlı ordusuna ve bölgedeki sivil Müslüman ahaliye yönelik askeri faaliyetin en güvenilir anlatıcısı, bir Rus Komutan'dır.&lt;br /&gt;1927 yılında Ermeni asıllı Rus General Gavril Korganoff, La participation des Armeniens a la guerre Mondiale sur le front du Caucase, 1914–1918, (Paris, 1927) adlı kitabında; Ermeni Komiteleri ve Rusya Genelkurmay Başkanlığı tarafından nasıl Ermeni Gönüllü Birlikler örgütlediği ve bunların Türklere karşı nasıl savaştıkları el ile çizilmiş 30 cephe planıyla birlikte açıklanmıştır.&lt;br /&gt;Birinci Ermeni Gönüllü Birliği&lt;br /&gt;Bu birliğin Komutanı Andranik, Rus General Nazarbekov ile görüşmesinde, kendi birliğindeki savaşçıların çoğunun Türkiye'den ve Muş vilayetinden geldiklerini söylemiştir .&lt;br /&gt;Güzergâhı, İran-Başkale-Van şeklindedir.&lt;br /&gt;İkinci Ermeni Gönüllü Birliği&lt;br /&gt;Iğdır'dan hareket eden bu birlik Iğdır-Beyazıt-Berkri-Van güzergâhını takip etmiştir.&lt;br /&gt;Üçüncü Ermeni Gönüllü Birliği&lt;br /&gt;Kağızman'da oluşturulmuştur.&lt;br /&gt;Amazaspom komutasındaki birliğin güzergâhı, Kağızman-Eleşkirt-Malazgirt-Bitlis'tir&lt;br /&gt;Dördüncü Ermeni Gönüllü Birliği&lt;br /&gt;Erzurum'lu Keri komutasındaki birliğin Güzergâhı, Sarıkamış-Gare-Orzan-Köprüköy-Erzurum'dur.&lt;br /&gt;Ermeni Gönüllü Birlikler için tek tip askerî üniforma hazırlanmıştır .&lt;br /&gt;Bu üniformalara "A.D.I" (Pervaya Armyanskaya Drujina: Birinci Ermeni Gönüllü Birliği)" yazılı yeşil apoletler takılmıştır.&lt;br /&gt;Ermeni Komiteleri tarafından Anadolu vilayetlerinde gerçekleştirilen başlıca ayaklanmaların merkezleri Zeytun, Bitlis, Van, Şebinkarahisar, Urfa ve ikinci derecede de Yozgat, Amasya, Tokat, Sivas, Kayseri, Elazığ ve Diyarbakır'dır.&lt;br /&gt;1915 yılında; Sivas'ta 30,000, Erzurum'da 10,000, Van'da 15,000, Muş'ta 7,000, Diyarbakır'da 5,000, Elazığ'da 4,000 ve Bitlis'te 5,000 olmak üzere yaklaşık 76,000 Ermeninin isyan hazırlığı içinde bulundukları saptanmıştır.&lt;br /&gt;1916 yılında Erzurum'un Ruslar tarafından işgal edilmesinden sonra, Fransa'da Echo de Paris 'te yayınlanan bir yazıda şunlar anlatılmıştır:&lt;br /&gt;"Türklerin güçlü kalesi Erzurum'da yapılan şiddetli çarpışmalarda cesur Rus Kazak Birliklerinin yanında Ermeni Gönüllü Birlikleri de çarpıştılar. Bölgeyi çok iyi bilen Ermeni Gönüllü Birlikler Rus ordusuna paha biçilmez bir hizmet sundular"&lt;br /&gt;18 Eylül 1915 günü Fransa'nın Selanik'e asker çıkarması ve diğeri, bundan hemen birkaç gün sonra 24 Eylül 1915 günü Yunanistan'ın seferberlik ilan etmesi.&lt;br /&gt;Savaş alanı olarak Marmara Bölgesinde, İstanbul şehri bir istisnadır; çünkü başkenttir ve orada güçlükle de olsa güvenlik sağlanabilmektedir.&lt;br /&gt;Dolayısıyla, Ermeni Komiteleriyle ilişkili oldukları bilinen kişiler dışında zorunlu göç kararı İstanbul şehir merkezinde ikamet eden 120 bin Ermeni için uygulanmamıştır.&lt;br /&gt;Yalnız bu istisna bile, İstanbul çevresinde ve Trakya'da yerleşim birimlerinde olağanüstü savaş koşulları nedeniyle Ermeni ve Rum ahaliden düşmanla işbirliği yapan örgütlere mensup kişilerin zorunlu göç işlemine maruz kalmalarının -bir savaş zorunluluğu dışında- başka bir nedenle açıklanamaması için yeterlidir .&lt;br /&gt;1915 olayları, Ermeni Diasporası ve Ermenistan Cumhuriyeti'nin ve onlara inananların anlattıkları şekilde cereyan etmemiştir.&lt;br /&gt;Ermeni Taşnak Komitesi Arşivi, ABD'dedir ve Türk akademisyenlerine kapalıdır.&lt;br /&gt;Ermeni Patrikhanesi Arşivi, İsrail'dedir, aynı şekilde o da Türk akademisyenlere kapalıdır.&lt;br /&gt;Türk tarafı, kendi arşivlerindeki belgelerin tıpkıbasımlarını yayınlamak suretiyle de bu kararlı tutumunu ısrarla sürdürmektedir.&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşı ortamında baş gösteren dramatik olayların cereyan şekli hakkında hiçbir bilgisi bulunmayan bireyler veya topluluklar, bir sanal bellek üstüne oluşturulmuş bir dogmaya inanmaya zorlanmaktadır.&lt;br /&gt;Tank, uçak ve denizaltıların yerine, edebiyatın, tarihin, müzik ve sinemanın ve nihayet internetin kullanıldığı bir kirli savaştır bu…&lt;br /&gt;Türk Ulusu, bu yeni tür savaşta, ecdadına haksızlık yapılmasını asla kabul etmeyecektir.&lt;br /&gt;Şuna inanınız, dünyanın bütün parlamentoları aleyhimizde kararlar alsalar bile, bin yıl yolumuza sarsılmaz bir özgüvenle devam ederiz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-4180107204860843996?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/4180107204860843996/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=4180107204860843996' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/4180107204860843996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/4180107204860843996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2011/04/1915-ermeni-olaylari-hikmet-ozdemir.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-522572671176938297</id><published>2011-04-27T05:12:00.000-07:00</published><updated>2011-04-27T05:13:27.799-07:00</updated><title type='text'>ATATÜRK'TEN ERMENİ SORUNU-SEÇMELER</title><content type='html'>ATATÜRK'TEN ERMENİ SORUNU-SEÇMELER&lt;br /&gt;Rum, Ermeni gibi unsurlardan ayrı ayrı oluşan bir takım çeteler, adi hırsızlıkla, ara sıra da öldürmelerle meşgul olmuşlar, Rum ve Ermeni sürgünü esnasında bu unsurlardan ortaya çıkan bazı çeteler ise siyasi bir hüviyet kazanmıştır. Rusların istilası başlayınca, memleket içinde karışıklık meydana getirmek için bunlar, Ruslar tarafından da teşvik ve denizden de desteklenmişlerdir.&lt;br /&gt;(22 Mayıs 1919)&lt;br /&gt;Ermenilerin siyasi emellerini fiilen elde etmek ve asayişi bozuk göstermek maksadıyla Doğu vilayetleri içine çeteler geçireceklerini pek muhtemel görüyorum.&lt;br /&gt;(24 Mayıs 1919)&lt;br /&gt;Ermenilere vilayetlerimizi peşkeş çekmeleri de (...) ihtimal bulunuyor. Böyle bir vaziyette İngiliz birliklerinin Ermenilere öncülük edeceği çok muhtemeldir.&lt;br /&gt;böyle bir hali biz düşmanlık olarak görmeye ve saymaya, meşru topraklarımızı ve milli bağımsızlığımızı kurtarmak için mecburuz....&lt;br /&gt;(30 Mayıs 1919)&lt;br /&gt;Rum ve Ermeni komitacılarıyla, bunların ileri gelenleri, devamlı şekilde temasta bulundukları İngiliz subayları ile bazı Amerikan memurlarından çok yüz buluyorlar.&lt;br /&gt;(5 Haziran 1919)&lt;br /&gt;tehcir sırasında Merzifon'da esasen çokça kalan Ermenilerin bu kez başka yerlerden de gelenler ve göçten dönenler yüzünden miktarlarının daima artmakta olduğu Merzifon Amerikan Mektebi'ne getirilen eşya sandıklarının üzerinde Otoman Amerikan markaları görüldüğünden bunların herhalde silah olduğunda şüphe bırakmıştır.&lt;br /&gt;(6 Haziran 1919)&lt;br /&gt;İngiliz subayları tarafından sevk ve idare edilen altı bin kişi oldukları tahmin edilen Ermeni kuvvetinin Nahcivan ve havalisini işgal ettikleri ...&lt;br /&gt;(11 Haziran 1919)&lt;br /&gt;bir İngiliz subayı Iğdır'dan Bayezit'e gelerek, Mutassarıf'a: İngiltere himayesinde teşekkül eden Ermenistan'a Bayezit havalisinin de bırakıldığını bir aya kadar on beş bin Ermeni muhacirinin Ermeni düzenli birlikleri himayesiyle eski yurtları olan Bayezit sancağına sevk edileceğini bildirmiştir.&lt;br /&gt;Doğu vilayetlerinden bir karış toprağın bile Ermenistan'a bırakılmasının mümkün olmayacağı, bir tek Ermeni askerinin sınırımızın bu tarafına geçmesinin ateşle karşılık göreceği&lt;br /&gt;(12 Haziran 1919)&lt;br /&gt;Doğu vilayetleri halkının, Ermeni çetelerinin acımasızlığına ve taarruzlarına hedef olmuş, en büyük felaketi görmüş bir unsur olmak sıfatıyla, birlik ve fedakarlık lüzumunu en önce takdir ettikleri iftiharla görülmektedir.&lt;br /&gt;(16 Haziran 1919)&lt;br /&gt;Devlet ve milletimizin parçalanması ve Ermeni ve Yunan esaretine düşülmesi söz konusudur. Altı yüz elli sene efendilik eden bir milletin köle mevkiine düşmesi kolay bir hadise değildir.&lt;br /&gt;(6 Temmuz 1919)&lt;br /&gt;Mübarek vatan ve milleti parçalanmak tehlikesinden kurtarmak ve Yunan ve Ermeni emellerine kurban etmemek için açılan milli mücadele uğrunda milletle beraber serbest surette çalışmaya resmi ve askeri sıfatım artık mani olmaya başladı. Bu mukaddes gaye için milletle beraber nihayete kadar çalışmaya mukaddesatım adına söz vermiş olduğum için pek aşığı bulunduğum yüce askerlik mesleğine bugün veda ve istifa ettim.&lt;br /&gt;(8 Temmuz 1919)&lt;br /&gt;Osmanlı tebaasından olan Ermeni unsurları, gördükleri teşvik ve yardımın neticesiyle de, milli namusumuzu yaralayacak taşkınlıklardan başlayarak, nihayet hazin ve kanlı safhalara girinceye kadar küstahane tecavüzlere koyuldular.&lt;br /&gt;Vatanın parçalanması söz konusu ve karar olarak, Doğu Vilayetlerimiz'de "Ermenistan", Adana ve Kozan havalisinde "Kilikya" adı ile yine Ermenistan; bu milletin, esarete, kölelik payesine indirilmesi ve nihayet bu devletin tarih sayfasını kapatarak ebediyet mezarına defnetmek gibi, insaniyet ve medeniyetle ve hele milliyet esaslarıyla bağdaşmayan emeller kabul ve onay yeri bulmuş ve görülüyor ki, tatbikat devresi de başlamıştır.&lt;br /&gt;Bir istila fikri besleyen Ermeniler, Nahcivan'dan Oltu'ya kadar bütün İslam ahaliye baskı ve bazı mahallerde katliam ve yağma yapıyorlar. Sınırlarımıza kadar İslamları mahva mahkum ve göçe mecbur ederek Doğu Vilayetleri'miz hakkındaki emellerine doğru emniyetle yaklaşmak ve bir taraftan da 400 bin olduğunu iddia ettikleri Osmanlı Ermenisini bir dayanak olmak üzere memleketimize sürmek istiyorlar.&lt;br /&gt;memleketimizde külliyetli yabancı parası ve birçok propagandalar cereyan ediyor. Bundaki gaye, pek aşikardır ki, milli hareketi neticesiz bırakmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı mühim kısımlarını işgal gayelerini kolaylaştırmaktır.&lt;br /&gt;(23 Temmuz 1919)&lt;br /&gt;Doğuda Ermeniler Kızılarmağa kadar genişleme hazırlıklarına ve şimdiden sınırlarımıza kadar dayanan katliam siyasetine başladı.&lt;br /&gt;(4 Eylül 1919)&lt;br /&gt;vatanımız içinde bağımsız Ermenilik teşkili gayesine yönelik harekata karşı birlikte müdafaa ve mukavemet meşru esası kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;(11 Eylül 1919)&lt;br /&gt;Mütareke gününden beri Rum ve Ermenilerin, İtilaf Devletleri teşvik ve himayesi altında nasıl milli izzeti nefsimizi yaraladıklarını, ne suretle saltanat ve hükümet hakkını ayaklar altına aldıklarını ...&lt;br /&gt;(17 Eylül 1919)&lt;br /&gt;Ermenilere hiçbir kötü kastımız yoktur. Bilakis onların her türlü tabiiyet haklarına tamamen riayetkarız. Bunun aksi olarak yayınlar, düzmeceden ve İngilizlerin aldatmacasından ibarettir.&lt;br /&gt;Ermeni facialarının hala mevcut eserlerinin gösterilmesi uygun olur.&lt;br /&gt;(21 Eylül 1919)&lt;br /&gt;Ateşkes sonrasında hükümetimizin Adana ili ile Antep, Maraş, Urfa sancaklarını bırakma güçsüzlüğünde bulunması, bu yörede Fransız ve İngiliz koruyuculuğu altında Ermeni işgalini ve örgütlenmesini kesinleştirmiş ve bunlar, o il ve sancakları Ermenileştirmek amacı ile bir yıla yakın bir süre çalışma göstermiş&lt;br /&gt;1. Şimdiye dek yapılan saldırıların türü aşağıda özetlenir:&lt;br /&gt;A. Fransız ve İngiliz görevlileri ile Ermeni komitelerinin ve oralarda bulunan Ermeni topluluğunun açıktan açığa Müslümanların haklarına saldırmaları.&lt;br /&gt;B. Osmanlı topraklarının değişik yerlerinde oturan Ermenilerin buralara göçlerinin kolaylaştırılması ve burada sayılarının artırılması.&lt;br /&gt;C. Yabancı üniforması ile Ermeni birliklerinin buralara gönderilmesi ve buradakilerle birleştirilmesi.&lt;br /&gt;D. İslam halkın az zamanda ekonomik ve başka baskılarla yok edilmesi ve öldürülmesi ve göçe zorlanması.&lt;br /&gt;E. Aralarına aşamalı olarak sokulan bölücülükle İslam halkının yabancı koruyuculuğunu istemek zorunda bırakılması.&lt;br /&gt;(22 Eylül 1919)&lt;br /&gt;Merkezi Erivan olan Ermeni Cumhuriyeti'ne karşı dostça olmayan hiçbir niyetimiz yoktur.... Bu yeni devletteki Ermeniler, Ermeni müfreze kumandanının emirleriyle, Müslüman unsuru imha etmek üzere faaliyette bulunuyorlar. Bu emirlerin suretlerini gözlerimizle gördük. Erivan'daki Ermenilerin, Müslümanların imha siyaseti güttükleri ve bu kanlı vahşet dalgasının sınırlarımıza kadar genişlediği, sınırlarımızın, öbür taraftan, ölümden kaçan sayısız Müslümanla dolu olmasıyla da teyit edilmiş oluyor.&lt;br /&gt;İngilizler, bu hareketlerin cereyanı esnasında, bir yandan Ermenilerin Müslümanlara karşı tutumlarını teşvik ettiler, hatta onları bu konuda kışkırttılar, diğer taraftan Ermenilerin tecavüzlerini bize sayıp döktüler ve bunları tahammül edilemez hareketler olarak nitelediler ve bu komşu devlete saldırarak misillemede bulunmaya bizi zorladılar. Fakat biz hakikatin kendini göstereceğinden emin olarak Ermeni tahriklerine tahammül ettik ve İngilizlerin öfkelerini fark etmemiş göründük. Hakikaten, bizi Ermenilere saldırmaya teşvik eden ve bu şekilde kendi bölüklerini o topraklara gönderebilmelerini sağlayacak bir ortam yaratmayı planlayan İngilizlerin tutumlarını meydana çıkarabileceğimizi düşündük. İngilizlerin bütün bu manevraları, Kafkasya'yı boşaltmaları mecburiyetini hissettikten sonra, onların subay ve temsilcileri tarafından başlatıldı.&lt;br /&gt;Erzurum ve Van'daki Müslümanların ve bilhassa sınır bölgelerinde yaşayanların; Ermenistan'da cereyan eden katliama dair her gün aldıkları haberler ve ölümden kaçan ve ağlanacak vaziyette olan mültecilerin manzarası karşısında, büyük heyecana kapılmaları çok normaldir.&lt;br /&gt;(24 Eylül 1919)&lt;br /&gt;Adana dahilinde, Ermenilerin Fransızlar tarafından silahlandırıldığı ve İslamlarla boğazlaşmaya sevk edildikleri.&lt;br /&gt;(23 Ekim 1919)&lt;br /&gt;Maraş'a Fransız kuvvetleri girmekte ve oradaki Ermeniler vasıtasıyla Müslüman kardeşlerimize karşı bir katliam icra etmekte oldukları haber alındı.&lt;br /&gt;(1/2 Kasım 1919)&lt;br /&gt;Maraş'tan alınan sağlam malumatta, Maraş'ı işgal eden Fransız kıtalarının yüzde yirmisi Fransız Cezayirli olup, geri kalanı Osmanlı Ermenilerinden meydana gelen fedailerdir. Bunlar şehirde namuslu İslam kadınlarına taarruz etmekte ve Müslüman ahaliye zulüm ve işkence yapmaktadır. Dükkanlar bütünüyle kapalı, ahali heyecandadır.&lt;br /&gt;(7 Kasım 1919)&lt;br /&gt;Küçük - Ermenistan teşkiline ve Kilikya'nın Fransızlar tarafından tamamen işgaline mani olmak için, mülkiye memurlarının ve askeriyenin el ele vererek Adana vilayetinde ve bağımsız sancaklarda karşı koyma vasıtalarını hazırlamaları ve hazır bulundurmaları bütün alakadarlara yazıldı.&lt;br /&gt;(10 Kasım 1919)&lt;br /&gt;Adana'da Fransızlar ve Ermeniler tarafından yapılan zulümlerin ve tecavüzlerin artmasından dolayı Ermeni zulümlerini görmek üzere milletlerarası bir heyetin Adana'ya yollanması&lt;br /&gt;(16 Kasım 1919)&lt;br /&gt;Ermenileri geri çekerek, İslamlar aleyhindeki zulme nihayet vereceklerini söyleyen Fransızların bu defa birlikte İslam halkı katliam eyledikleri son derece dikkate değerdir.&lt;br /&gt;(11 Ocak 1920)&lt;br /&gt;Adana'da 1170, Toprakkale-Islahiye şimendifer hattı üzerinde 270, Osmaniye-Adana üzerinde 200, Katma'da 300, Kilis'te 600, Antep'te 1200, Maraş'ta 1200 kadar Fransız sömürge ve Ermeni askeri olmak üzere işgal kuvvetleri bulunduğu anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;(24 Ocak 1920)&lt;br /&gt;Maraş'ta, Fransızlar, Ermeniler, Müslümanları katliam etmektedirler. insanlık aleminden bu katliama nihayet verilmesini.&lt;br /&gt;(25 Ocak 1920)&lt;br /&gt;Maraş'ta, Fransız ve Ermeniler tarafından Müslümanların katliamı, insanlığı dehşete düşürecek şekilde devam ediyor.&lt;br /&gt;(29 Ocak 1920)&lt;br /&gt;On yedi günden beri Maraş'ta cereyan eden feci ve kanlı vakalara nihayet verilmesi hakkında, medeniyet ve insanlık aleminin duyup öğrenmesi için yükseltilen feryat ve acının yankılanacak bir yer bulmadığı, hala bu vahşetin devamıyla sabit oluyor.&lt;br /&gt;(8 Şubat 1920)&lt;br /&gt;Adana'da heyecan ve asabiyet ziyadeleşmiştir. Ermeniler, kilise ve mekteplerde sık sık toplanmaktadırlar. İnekler ve Bahçe Ermenileri, Güller ve Zencirli İslam köylerini yağmalamış ve ahalisini pek vahşiyane katliam etmişlerdir.&lt;br /&gt;(10/11 Şubat 1920)&lt;br /&gt;Medeniyet maskesine gizlenen Fransızlar ve onların öncüsü olan Ermeniler, Urfa ve havalisinde İslam ahali hakkında zalimane katliamlara başlamışlardır.&lt;br /&gt;(14 Şubat 1920)&lt;br /&gt;Tarihte emsali görülmemiş olan bu vahşetin faili Ermeniler olup, Müslümanlar ancak namus ve hayatlarını muhafaza kaydıyla mukavemet ve müdafaada bulunmuşlardır. Yirmi gün devam eden Maraş katliamında Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların bu hadise hakkında Amiral Bristol'a çektikleri telgraf, facia sebeplerini, tekzip edilemez bir şekilde tayin etmektedir. General Keret'in geri çekilmesiyle neticelenen bu muharebelerden sonra Kuvayi Milliye'ye teslimiyet arz eden muharip Ermeni kuvvetlerine karşı hiçbir ceza tatbik etmeyip bilakis onları şefkatli sinesine ve himayesine alan milletimizin alicenaplığını Maraş Ermenileri de minnet ve şükran ile teyit etmektedirler. Şu halde Ermenilerin intikam fikri ve tecavüzleri neticesi meydana gelmiş bazı vakalar var ise, bunların mesuliyeti milletimize değil bizzat Ermeni milletine ve onun tahrikçilerine ait olmak lazım gelir.&lt;br /&gt;(20 Şubat 1920)&lt;br /&gt;Hiçbir yerde Ermeni kıtali (kırımı) yapılmakta değildir. Maraş hadisesinden bahsedilmek murat ediliyorsa, orada Fransız askerleriyle beraber milletimize taarruz eden Ermeniler katledilmiş olmayıp, bilakis Fransız askeri kendilerini terk edip çekildikten sonra İslamlar tarafından himaye ve şefkate mazhar olmuşlardır. milletimiz sebepsiz hiçbir yerde hiçbir yabancı unsura mütecaviz değildir.&lt;br /&gt;(22 Şubat 1920)&lt;br /&gt;Kozan'da birçok Türklerin kiliseye doldurulduğunun tesbit edildiği, Feke ilçesinin 80 Ermeni tarafından sarıldığı bildiriliyor, ayrıca Saimbeyli'ye az zamanda takviye yetiştirilmediği takdirde Türklerin sonunun fena olacağı, silahlı olmayan Ermenilere hiçbir sebeple taarruz edilmemesi....&lt;br /&gt;(2 Mart 1920)&lt;br /&gt;Bir uydurma Ermeni kırımı meselesi ve tüm dünyayı aldatmak için yaratılan bu kin ve hırs ürünü propagandaların niteliği hakkında uygarlık ve insanlık dünyasının bir kere daha aydınlatılması ve bu suretle haksızlığa uğramış Türk ulusunun iğrenç ve alçakça bir suçlamadan arındırılması.&lt;br /&gt;(7 Mart 1920)&lt;br /&gt;Bugün Kozan, Haçin (Saimbeyli), Feke gibi bölgelerde fiilen kendisini göstermiş olan Ermeni mezaliminin bir an önce söndürülmesi gereklidir. Yalnız şu aralık her türlü islam hareketlerini Ermeni kırımı biçiminde göstermek istenildiği anlaşıldığından harekatın her halde bu gibi yanlış söylentilere ve suçlamalara yer bırakmayacak şekilde idaresi.&lt;br /&gt;(9 Mart 1920)&lt;br /&gt;13 Mart tarihli Temsp gazetesinde Lord Curzon Avam Kamarasında irad ettiği nutukta Ermenilere dair demiştir ki: Bana öyle geliyor ki siz Ermenileri sekiz yaşında pek temiz ve masum bir kız gibi zannediyorsunuz. Bunda pek yanılıyorsunuz. Zira Ermeniler bilhassa son harekatı vahşiyaneleri ile ne derecelere kadar hunhar bir millet olduklarını bizzat kendileri ispat eylemişlerdir.&lt;br /&gt;(27 Mart 1920)&lt;br /&gt;Fransızlar Maraş ve Urfa'da yaptıklarını Adana'da da yaparak Ermenileri silahlandırıyorlar. Bunlar İslam halkına saldırıyor. Kozan çevresinde İslam halkından toplanan silahlar ve hayvanlar saldırgan Ermenilere veriliyor. Kozan çevresindeki Hamam, Kurtoğlu Çiftliği, Çolak Hasan, Yassıçalı, Mehmet Ağa ve Kabasakal köyleri Ermeni jandarma ve gönüllülerince bütün olarak yakılmıştır. Buçak yakınlarında birkaç köyün daha yakıldığı da haber alınmıştır.&lt;br /&gt;Kilikya'da ve çevresindeki işgal bölgelerinde Fransızların yarattığı durum, Türkler ve Ermeniler arasında karşılıklı olarak bir öç alma duygusunu beslemek ve bunun sonucunda da, işgalin kaldırılması ile birlikte yerli halkın birbirlerini boğazlayacaklarını dünyaya yayarak amaçlarına varmaktır.&lt;br /&gt;(31 Mart 1920)&lt;br /&gt;Esirlerin hastalık sebebiyle bile olsun elimizde ölmeleri dini ve milli ahlakımıza uygun düşmedikten başka vatani çıkarlarımızı da gerçek biçimde yaralar.&lt;br /&gt;(13 Nisan 1920)&lt;br /&gt;Düşmanların bütün çalışması, barış esaslarının kararlaştırılacağı şu sıralarda memleketimizi dışarıda ve içeride güçsüz bir durumda bırakarak istedikleri her şeyi kabul ettirmeyi amaçlıyordu.&lt;br /&gt;Geleceğe yönelik çıkarlarını, çeşitli baskılarla bütün dış ülkeleri aleyhimize çevirmekte gören bazı kuruluş ve unsurlar ise, tarafımıza yöneltilen bu akımı temelinden yıkmak ve bütün dış ülkelerin milletimiz lehine, düşüncelerinde değişiklikler olmasına fırsat vermemek için, tümüyle yalan olan en son Ermeni soykırımı uydurmasını düzenlediler ve açıkladılar.&lt;br /&gt;İngilizler, bir yandan dış durumumuzu yeni toplu öldürme iftiraları ile sarsarak tasarladıkları İstanbul işgalini kolaylıkla uygulayabilecek bir ortam hazırlıyorlardı&lt;br /&gt;Anadolu'da yerleşmiş Ermenilerin ve Rumların hükümet emirlerine ve milli amaçlara karşı gelmedikçe her türlü saldırıdan korunmaları ve tam anlamı ile mutlu ve rahat bir hayat yaşamaları öteden beri kabul edilmiş bir ana konu idi. Kilikya ve dolaylarında ve doğu hududumuz dışındaki resmi ve resmi olmayan Ermeni kuvvetlerinin dindaş ve ırkdaşlarımıza karşı yapılan cinayete varan saldırıları karşısında bile, ülkemizde yaşayan Ermenilerin her türlü taarruzdan korunmasını sağlamayı pek önemli bir medeni görev kabul ettik ve Anadolu'nun dış dünya ile ilişkisinin kesik olduğu bu günlerde yüce vatan çıkarlarını amaçlayan önlemler içinde Ermeni halkının esenliğinin korunması gerekliliğini bütün makamlara bildirdik.&lt;br /&gt;İşte, İstanbul'un yabancı kuvvetlerce işgalinden bu güne kadar geçen acı günlerinde hiçbir dış ülkenin fiili korumasına erişemeyen Anadolu Ermenilerinden hiçbir kişinin, en küçük bir anlamda bile, saldırıya uğramamış olması, bize her nedenle cinayet yükleyen ve medeni duyarlılığı kendi tekelinde sanan entrikacı Avrupalıların yüzlerini kızartacak ve milletimizin yaradılışından sahibi bulunduğu insanlık törelerinin yücelik derecesini ispat edecek çok önemli bir konudur.&lt;br /&gt;(24 Nisan 1920)&lt;br /&gt;Adana, Maraş, Ayıntap ve Urfa gibi en eski İslam memleketleri Fransız zabitlerinin idaresinde Ermeni kin ve öfkesine, Ermeni ruhunun yırtıcı kabalık ve düşmanlığına yenecek, parçalanacak bir av gibi terkedildi.&lt;br /&gt;(09 Mayıs 1920)&lt;br /&gt;Üç Sancak'taki Türk halkı Ermeniler tarafından devamlı olarak katliam edilmektedir. Ermenilerin böyle hareket ettiklerini Avrupalılar da kabul etmektedirler.&lt;br /&gt;(13/14 Haziran 1920)&lt;br /&gt;11 Haziran öğleden sonra saat üçte bu zavallı halk, Kahyaoğlu Çiftliği'ne vardığında silahlı otuz Ermeni'den kurulu bir çetenin saldırısına uğrayarak erkekler bir eve, çocuklarla kadınlar bir başka eve doldurulmuş, kırk üç erkek, yirmi bir kadın ve sayısı saptanamayan çocuklar kamadan geçirilmişlerdir. Ayrıca, dördü erkek ve on sekizi kadın olmak üzere yirmi iki yaralı vardır. Kadınların kollarını keserek bileziklerini ve küpelerini almışlardır.&lt;br /&gt;Adana'nın 10 km doğusundaki İncirli köyünde 9 Haziran 1920 günü Ermeni çeteleri bütün köy halkını bir yere doldurup bomba ile havaya uçurmuşlardır.&lt;br /&gt;(13 Haziran 1920)&lt;br /&gt;Bolşeviklere Azerbaycan'da muhalifler vardı. Onlar bir karşıt hareket yaptılar. Azerbaycan'da bizim kendi arkadaşlarımız vardı. O arkadaşlarımıza İngilizler dediler ki:&lt;br /&gt;"Bolşeviklerle muharebe ediniz. Türkiye bizimle anlaştı."&lt;br /&gt;Orada bulunan arkadaşlarımız da ellerindeki kuvveti çarptırdılar ve tabii mağlup oldular. Mağlup olduktan sonra biz de işittik. Haber gönderdik, filan ettik.&lt;br /&gt;Halbuki Bolşeviklerle bu muharebe başlayınca ahali-i İslamiyenin katline başlanıldı. Ermeniler bundan istifade etti ve hudutlarda bulunan ahali-i İslamiye de bundan istifade etti.&lt;br /&gt;(3 Temmuz 1920)&lt;br /&gt;Gümrü'de başlayan barış görüşmelerinin iki ulus için karşılıklı güvenlik ilkesine dayalı bir barış ve bolluk dönemi getirecek bir sonuca ulaşması bizce de pek uygun ve gerekli olduğuna kuşku duyulmayacağı umudu ile Ermenistan'ı artık zararlı dış etkilerden korumaya yönelik yurtseverce çalışmalarınızda kesin başarılar dilerim.&lt;br /&gt;(29 Kasım 1920)&lt;br /&gt;Ermeniler Van ve Bitlis'i ele geçirince, Irak'taki İngilizlerle birleşeceklerinden dolayı bütün Yakındoğu'da İngilizlerin yeri çok sağlamlık kazanacaktır.&lt;br /&gt;Rum, Ermeni gibi Batı emperyalistlerinin hizmetçisi olan uluslarla, bu çabalarında direndikleri sürece anlaşma olanağımız yoktur.&lt;br /&gt;Yunanistan ancak Türk çoğunluğunun yerleşik bulunduğu İzmir ve Trakya'dan ve İngiliz köleliğinden vazgeçtiği zaman bizimle dost olabilir.&lt;br /&gt;(1 Aralık 1920)&lt;br /&gt;Ve gerek Rus gerek Garb istatistikleri bu hususta kanıt olarak yeterlidir. Birkaç asırdan beri Şark Vilayetlerimizin hiçbir kısmında hiçbir vakit bir Ermeni çoğunluğu olmamıştır. Ve Çarlık idaresi veya Garb emperyalistleri tarafından teşvik edilen Türk ve Ermeni halklarının girişmiş oldukları kanlı mücadeleler bir tarafa olduğu kadar, öteki tarafa da can kaybına malolmuştur. 1917'de Rusların çekilmesinden sonra Ermeni çetelerinin Şark vilayetlerimizi ne halde bıraktıkları bunun kafi derecede bir ispatıdır.&lt;br /&gt;Ermenistan'ı Mezopotamya'da yerleşmiş İngilizlere yaklaştıracak surette uzatmak, Moskova ve Ankara hükümetlerine pek çok nahoş sürprizler yaratmak demek olur.&lt;br /&gt;(27 Aralık 1920)&lt;br /&gt;Soru - Yakın zamanda Türklerin Ermenilerle katliam yaptıkları hakkında neşredilen haberler doğru mudur?&lt;br /&gt;Cevap- Türkler tarafından Ermeniler aleyhinde katliam, uydurulmuş rivayetler ve daha önce yayılmış bir takım yalan ve iftiralardan ibarettir. Bunların kat'iyyen doğru olmadığına emniyet edebilirsiniz. Bu hakikatin belgelendirilmesi için tarafsız heyetlerin memleketimizde kemal-i serbesti ile icra-yı tahkikat eylemelerini memnuniyetle kabul ederiz. Bu meseleye dair Ermenistan'daki Yakın Doğu Amerika yardım heyetleri tarafından verilen en son raporların okunmasını tavsiye eyleriz.&lt;br /&gt;Soru - Türklere Ermeniler tarafından katliam yapılmış mıdır?&lt;br /&gt;Cevap - Türk ahali hakkında Ermeniler tarafından yapılan mezalim ve katliam ki Ermenistan üzerine ordularımız tarafından ihtiyar edilen harekatı zaruri kılmıştır. Gayet geniş mikyasta vaki'dir. Buna dair vesaik-i kat'iyeye malikiz; bu vesaik suretlerini size ayrıca verdireceğim.&lt;br /&gt;(17 Ocak 1921)&lt;br /&gt;Düşmanca ithamda bulunanların sürdürdükleri büyük mübalağalar dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir:&lt;br /&gt;Rus ordusu 1915'de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Ermeni komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu.&lt;br /&gt;Bu cinayetleri işleyen ve saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından beri kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan bilistifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinden yapıyorlardı.&lt;br /&gt;İngiltere'nin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda'ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz.&lt;br /&gt;Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harb etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.&lt;br /&gt;Brest-Littowsk Muahedesinin akdini müteakip Rusların Şark vilayetlerimizi tahliyeye başladıkları sırada Ermeni çetelerinin yapmış oldukları katliam ve tahribat kafi derecede herkesin malumudur.&lt;br /&gt;Sivas'ta benle görüşmüş olan, bilahare bu bölgeleri ziyaret eden ve buralarda Ermeni çetelerinin davranışları hususunda mufassal müşahadelerde bulunarak daha sonra kendisine bu konuda anlatmış olduğum şeylerin doğru olduğunu bana yazmış bulunan Amerikan Generali Harbord Amerikan Umumi ekfarının kendisinden faydalı bilgi temin edebileceği bir şahidimizdir. Taşnaklar daha sonra da Kars ve Olti bölgelerinde Alexandropol (Gümrü) Antlaşmasının akdine kadar cinayetlerine devam etmişlerdir.&lt;br /&gt;Milyonlarca Türk'ü binlerce Ermeni'nin hakimiyetine terketmeye kalkışan Wilson projesi sadece gülünçtür.&lt;br /&gt;(26 Şubat 1921)&lt;br /&gt;Güneyde Fransızlarla onların silahlandırdığı ve bize karşı kışkırttığı Ermeniler ve doğuda Ermenistan Ermenileri memleketimizin ele geçirdikleri yörelerinde ve işgal edilen sınır ve cepheler çevresinde Müslüman halka çeşitli zulümler uyguluyor ve katliam yapıyorlardı.&lt;br /&gt;(1 Mart 1921)&lt;br /&gt;Ermeni sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan isteklerinden çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik yararlarına göre çözülmek istenilen sorun, Kars antlaşması ile, en doğru şekilde çözüme ulaştırılmış oldu. (Alkışlar) Yüzyıllardan beri dostluk içinde yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri memnuniyetle yeniden kuruldu.&lt;br /&gt;(1 Mart 1922)&lt;br /&gt;Doğuda Trabzon'u, güneyde Adana'yı içine alacak büyük Ermenistan'dan eser kalmamıştır. Ermeniler, gerçek sınırları içinde bırakılmıştır.&lt;br /&gt;(13 Ağustos 1924)&lt;br /&gt;İyi çalışmalar saygı ve sevgiler&lt;br /&gt;Murat Binzet&lt;br /&gt;&amp;lt;&lt;a href="mailto:m1000...@gmail.com"&gt;mailto:m1000...@gmail.com&lt;/a&gt;&amp;gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-522572671176938297?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/522572671176938297/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=522572671176938297' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/522572671176938297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/522572671176938297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2011/04/ataturkten-ermeni-sorunu-secmeler.html' title='ATATÜRK&apos;TEN ERMENİ SORUNU-SEÇMELER'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-2205702403864916982</id><published>2011-02-07T16:24:00.000-08:00</published><updated>2011-02-07T16:26:06.847-08:00</updated><title type='text'>Ermenilerden Amerikalı profesöre hakaret</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.dha.com.tr/ermenilerden-amerikali-profesore-hakaret-flashaber_140270.html"&gt;http://www.dha.com.tr/ermenilerden-amerikali-profesore-hakaret-flashaber_140270.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://armenians-1915.blogspot.com/2011/02/3216-video-did-armenianturkish-troubles.html" target="_blank"&gt;http://armenians-1915.blogspot.com/2011/02/3216-video-did-armenianturkish-troubles.html&lt;/a&gt;&lt;a onmousedown="'UntrustedLink.bootstrap($(this)," href="http://armenians-1915.blogspot.com/2011/02/3215-video-was-there-armenia-in-ottoman.html?utm_source=BP_recent" target="_blank"&gt;http://armenians-1915.blogspot.com/2011/02/3215-video-was-there-armenia-in-ottoman.html?utm_source=BP_recent&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerden Amerikalı profesöre hakaret&lt;br /&gt;05.02.2011 15:16&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler, Türk dostu Amerikalı profesörün söylediklerine sinirlenince...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;Haber: Alpaslan Düven- LONDRA- DHA&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen “Önyargı, Aldatma ve Ermeni Sorunu” konulu konferansa konuşmacı olarak katılan İrlanda asıllı Amerikalı Profesör Justin McCarty, burada yaptığı konuşmasında, “Ermeniler, kendileriyle aynı fikirde olmayan herkesin ‘Şeytan’ olduğunu düşünüyor. Bu çok aptalca” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere’nin saygın eğitim kurumlarından ‘London School of Economics’ (LSE) binasında dün akşam düzenlenen LSE Çağdaş Türk Araştırmaları Kürsüsü Başkanı İktisat tarihçisi Profesör Şevket Pamuk’un oturum başkanlığını yaptığı “Önyargı, Aldatma ve Ermeni Sorunu” konulu konferansa, Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, Azerbaycan'ın Londra Büyükelçisi Fakhraddin Gurbanov, Londra Başkonsolosu Ahmet Demirok, KKTC Londra Temsilcisi Kemal Köprülü, Büyükelçilik Müsteşarı Kerem Kıratlı, ünlü İngiliz tarihçi Anrew Mango, İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı Şener Sağlam, Başkan Yardımcısı Servet Hassan ve Av Kadir Kurtuluş’un yanı sıra çok sayıda Türk ve Ermeni vatandaşı katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LSE Çağdaş Türk Araştırmaları Kürsüsü Başkanı İktisat tarihçisi Profesör Şevket Pamuk, açılış konuşmasının ardından sözü nüfus, harita, ve tarih araştırmaları dalında uzman bir bilim adamı olan, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Louisville Üniversitesi’nde görevli Profesör Justin Mc Carthy’e bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesör McCharty, bilimsel verilere dayanan sinevizyon gösterisiyle desteklediği sunumunda, arşiv araştırmalarından elde ettiği bulguları ortaya koyarak, 1800'lerin sonunda Anadolu coğrafyasında yaşanan olaylara ilişkin Ermeni iddialarını çürüttü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında çok sayıda Ermeni dinleyicinin de bulunduğu yaklaşık 350 kişiye seslenen McCharty, yaklaşık iki saat süren sunumunda, Ermeni iddialarının temel kurgusundaki mantık hatalarını teker teker ortaya koyarak, çarpıtılan tarihi gerçekleri ve tahrif edilmiş istatistikleri dinleyenlerle paylaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Amerikalı Profesör Justin McCarty’in Ermenileri kızdıran sözleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ERMENİ İDDİLARI ‘ASPARAGAS’ HABERLERDEN OLUŞUYOR”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesör McCharty, Amerikaya ulaştırılan haberlerin genelde İngiltere üzerinden geldiğini ve bu makalelerin genelde Ermeni basını için düzenlenen toplantıların notları olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantı notlarının ‘Türklerin barbarlıkları’ ve ‘soykırım’ yaptıklarıyla ilgili olduğunu belirten McCharty, “Fakat kimse ne olduğunu ve nasıl olduğunu anlatmıyordu. Populistçe oldu diyorlardı. Amerikaya giden raporlar, misyonerlerin ve Ermenilerin yazdıkları haberlerin karışımı. Ancak haberleri geliş yönü kesinlikle önyargıya açıktı. Amerikan ve İngiliz medyası, Osmanlı’nın algılanmasında önyargıya neden olacak bir çok fotoğraf ve resimlerle Osmanlı’yı olmadığı gibi gösterdiler. Bu da halkta önyargıya neden oldu. Kasımpaşayı bir Paşa, Suriye’yi Kayseri zanneden, Osmanlı ordusunun ‘Budist’ olduğunu söyleyen haberci, Ermeni sorunuyla ilgili Amerika’yı bilgilendiren ve bu belgeleri gönderen kişiydi. Onun güvenilirliğine inanmak çok komik olurdu” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İNGİLİZ VE AMERİKALILAR ‘TRAJİKOMİK’ YÖNTEMLERLE ÇALIŞMIŞLAR”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pofesör McCharty, İngiltere üzerinden Amerika’ya bilgi sızdıran kişilerin,olayları yerinde görmemiş kişiler olduklarını, Türk –Kürt ve Osmanlı’dan kimselerle konuşmadan, yaşananları sadece uzaktan ve Ermeniler’den dinleyerek yazmış ve önyargılarla dolu haberleri Amerika ve İngiltere’ye servis ettiklerini vurguladı. McCharty, “Bunların objektij olduğuna inanmak çok zor. Avrupalı ve özellikle İngiliz araştırma komisyonları aynı trajikomik yöntemlerle çalışmış. Sonuç ‘önyargı’ ve ‘subjektiflik’ dolu, doğruluğu çok şüpheli haberler.Fotoğraflarda Ermeni bebeklerini öldüren sevinçli Türkler, Türkler çirkin ve hayvan gibi gösterilmiş. Bu resimlerin birinde Abdulhamit ‘maymuna’ benzetilmiş. Tamamen itici ve önyargı oluşturacak fotoğraflar. İşte bu dünyaya gösterilen Türk profili. Yani misyonelerin kitaplarındaki Amerika’da 15 bin adet satan kitabları, bu tarzda önyargı oluşturucu not ve resimlerle doluydu. Sonuç olarak Daily News,London Times ve Amerikaya ulaştırılan raporlar gerçeği yansıtmıyordu. Bütün bunları ‘hayal gücüyle’ oluşturulduğunu sanıyorum” diye ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖFKELİ ERMENİLER, AMERİKALI PROFESÖR VE TÜRK DİNLEYİCİLERE HAKARET ETTİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesör McCharty'nin verdiği tarihsel somut örnekler karşısında sinirlenerek herhangi bir eleştiri yöneltemeyen ve bu tip bir etkinliğe hazırlıksız geldikleri gözlemlenen Ermeni dinleyiciler ise, zaman zaman seslerini de yükselterek gerek Profesör McCharty'ye, gerekse Türk dinleyicilere hakarete varan tepki gösterdiler. Bu provokasyona kapılmayan İngiltere'deki Türk toplumu mensupları ise sağduyulu ve soğukkanlı bir yaklaşım sergilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PROFESÖR MCCHARTY: “ERMENİ TEZİ İFLAS ETMİŞ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmasının sonunda DHA muhabirine özel açıklamalarda bulunan Profesör McCharty, “Ermeneniler, kendileriyle aynı fikirde olmayan herkesin ‘Şeytan’ olduğuna inanıyor. Şeytan’a herzaman kötü şeyler söylemek mümkün... Bu akşam Ermeni tezinin ne kadar iflas etmiş olduğunu ve Ermenilerin iyi bir tartışma yapamadıklarını gördük. Tek yaptıkları “Sen Şeytan’nın tekisin!” diye bağırmak. Bu çok aptalca. Bu konuda daha çok çalışmalılar ve daha çok kitap yazmalılar. Aslında bir kaç Ermeni araştırmacı bu konuda çalışmalar yürütüyor. Ama onlar bu kişiler değil” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜKELÇİ ÇEVİKÖZ: “ERMEN’ TEZİNİN UYDURMA VE YANLIŞ OLDUĞU BİLİMSEL OLARAK KANITLANDI”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz de Profesör Justin Mc Carty’e teşekkür ederek başladığı konuşmasını, “Bu akşam tarihle ilgili önemli bir konuda oldukça derin bir tecrübesi olan ve uzmanlığı tüm dünya tarafından bilinen Profesör Justin Mc Carty’ın sunuşu, fevkalade olumlu oldu. Profesör Mc Carty, şimdiye kadar üzerine inşa edilen tezlerin, dayanaklarının fevkalade yanlış ve tamamen uydurma olduğunu kanıtlayan bilimsel bir sunuş yaptı. Bu nedenle, Profesör Mc Carty’in sunuşu, burada yaşayan Türk toplumu tarafından büyük bir ilgiyle izlendi. Dinleyiciler arasında bulunan Ermeni katılımcıların, Profesör Mc Carty’e sorabilecek soruları dahi yoktu. Bu açıdan oldukça ilginç bir gece ve çok güzel bir sunuş oldu” sözleriyle noktaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İTDF, “AMACIMIZ TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİNE KATKIDA BULUNMAK”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu (İTDF) Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, konferansın amacı hakkında şöyle denildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Federasyonumuz her yıl Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir’in Amerikan uyruklu bir Ermeni tarafından şehit edildiği 27 Ocak 1973 tarihi civarında bir anma konferansı düzenliyor. Türk diplomatlara karşı ilk saldırı olarak nitelenen bu olay, ileride başta ASALA olmak üzere çeşitli Ermeni terörist örgütünün gerçekleştireceği bir cinayetler zincirinin ilk halkası olmuştur. 1973 ile 1985 tarihleri arasında Ermeni terör örgütleri tarafından hedef seçilerek 21 ülkede gerçekleşen 110 silahlı saldırıda 34 diplomatımız ile 8 yakını ve 4 yabancı hayatını kaybetmiş, 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu kişi yaralanmıştır. Bu yıl beşincisini düzenleyeceğimiz konferansta geçmiş yıllarda olduğu gibi, Ermeni sorunu konusunda anılan terörist grupları destekleyen kesimlerin yıllardan bu yana yürüttüğü olumsuz propaganda dışında pek fazla bilgi sahibi olmayan Batı dünyasına tarihi gerçekleri sunmaya çalışacağız. Amacımız bir daha aynı acıları yaşamamak için geçmişten ders almak suretiyle Türk- Ermeni ilişkilerine olumlu katkıda bulunmaktır. 1915 dönemi hem Ermeni hem de Türk toplumunun büyük acılar çektiği bir dönemdir. ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PROFESÖR JUSTİN MCCHARTY KİMDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nüfus, harita, ve tarih araştırmaları dalında uzman bir bilim adamı olan Profesör Justin Mc Carthy, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Louisville Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkan Yarımadası ve Yakın Doğu halklarıyla ilgili pek çok incelemesi ve yayınları bulunan McCarthy, Osmanlı İmparatorluğu hakkında ayrıntılı demografik çalışmalarda bulundu ve 2005 yılında TBMM’de Ermeni sorunu üzerine tarihi bir konuşma yaptı. ‘Ölüm ve Sürgün: Osmanlı Müslümanlarının Etnik Temizliği’, ‘Osmanlı Halkları Nüfusu ve İmparatorluğun Sonu’, ‘Van'da Ermeni İsyanı’, ‘Müslümanlar ve Azınlıklar’ konulu kitaplarında Ermeni sorunu konusunu geniş çaplı olarak inceliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-2205702403864916982?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/2205702403864916982/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=2205702403864916982' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2205702403864916982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2205702403864916982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2011/02/ermenilerden-amerikal-profesore-hakaret.html' title='Ermenilerden Amerikalı profesöre hakaret'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-2658632950292530928</id><published>2011-01-17T04:25:00.000-08:00</published><updated>2011-01-17T04:47:42.499-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Bilginize ve ilginize:&lt;/span&gt;&lt;a href="http://armenians-1915.blogspot.com/2010/12/3194-turkish-armenian-conflict-what-now.html?utm_source=feedburner&amp;amp;utm_medium=email&amp;amp;utm_campaign=Feed:+ArmenianGenocideResourceCenter+(Armenian+Genocide+Resource+Center"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;http://armenians-1915.blogspot.com/2010/12/3194-turkish-armenian-conflict-what-now.html?utm_source=feedburner&amp;amp;utm_medium=email&amp;amp;utm_campaign=Feed:+ArmenianGenocideResourceCenter+(Armenian+Genocide+Resource+Center&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-2658632950292530928?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/2658632950292530928/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=2658632950292530928' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2658632950292530928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2658632950292530928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2011/01/bilginize-ve-ilginize-httparmenians.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-6681340800103930318</id><published>2011-01-05T04:55:00.000-08:00</published><updated>2011-01-05T04:56:02.662-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.acikistihbarat.com/"&gt;&lt;strong&gt;Doğu Anadolu'da Paylaşım MücadelesiNuray Günay - Ciddiyiz.biz&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.acikistihbarat.com/"&gt;www.acikistihbarat.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;03.01.2011&lt;br /&gt;Zayıflayan Osmanlı Devleti’ne Avrupa’nın müdahalelerinin artmasıyla birlikte, Türklerin iyi muamelesine karşılık yabancılarla ittifak eden Ermeniler kendilerini ezilen, Türklerin haklarını gasp ettiği bir toplum olarak göstermeye başlamışlardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler, Islahat Fermanı ile Müslüman ve Müslüman olmayanlar eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybederler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda, Rusya’dan işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, Ermeniler lehine ıslahat yapmasını talep etmişlerdir.1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan Ayastefanos Anlaşması'nın Osmanlı Devleti'nce kabullenilmek zorunda kalınan 16. maddesi şöyledir:&lt;br /&gt;"Ermenistan'dan Rusya askerinin istilası altında bulunup Osmanlı Devleti'ne verilmesi gereken yerlerin boşaltılması oralarda iki devletin dostane ilişkilerinde zararlı karışıklıklara yol açabileceğinden, Osmanlı Devleti Ermenilerin barındığı eyaletlerde mahalli menfaatlerin gerektirdiği ıslahat ve düzenlemeyi vakit kaybetmeksizin yapmayı ve Ermenilerin Kürtlere ve Çerkezlere karşı güvenliklerini sağlamayı garanti eder”. Tarihte ilk kez uluslararası şekil almaya başlamış Ermeni sorunu ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;1878 yılında toplanan Berlin Kongresi sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması'nın 61. maddesi de Ayastefanos Anlaşması'nın 16. maddesi yerine şu hükmü getirmiştir:&lt;br /&gt;"Osmanlı Hükümeti, halkı Ermeni olan eyaletlerde mahalli ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapmayı ve Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt eder ve bu konuda alınacak tedbirleri devletlere bildireceğinden, bu devletler söz konusu tedbirlerin uygulanmasını gözeteceklerdir".&lt;br /&gt;Berlin Antlaşması'nın bu hükmü ile Türk-Ermeni ilişkilerine yabancı güçlerin müdahale edebilmesi hakkı tanınmış olmaktadır.&lt;br /&gt;Rusya tarafından tarih sahnesine konulan Ermeni sorunu daha sonra İngilizler ve Fransızlar tarafından sahiplenilmiş, Osmanlı Devleti’ni yıkma ve paylaşma politikalarının dayanak noktalarından birini teşkil etmiştir.&lt;br /&gt;İlk Ermeni isyanı 1890'da Erzurum'da gerçekleşmiştir. Bunu, yine aynı yıl meydana gelen Kumkapı gösterisi,1892-93'te Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon olayları,1894'te Sasun isyanı, Babıali gösterisi ve Zeytun isyanı,1896'da Van isyanı ve Osmanlı Bankası'nın işgali,1903'te ikinci Sasun isyanı,1905'te Sultan Abdülhamid'e suikast girişimi ve nihayet1909'da gerçekleşen Adana isyanı izlemiştir.1914'de Zeytun'da 100,1915 Van olaylarında 3.000 ve1914-1915 Muş olaylarında 20.000 Türk, Ermeni mezalimi sonucu hayatlarını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında, Türk birliklerine karşı saldırıya geçen Ermeni çeteleri, büyük katliamlara girişmiş, Türk köylerine baskınlar düzenlemek suretiyle sivil halka büyük zararlar vermişlerdir.Örneğin Van'ın Zeve Köyü'nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından öldürülmüştür. Ruslar hesabına casusluk yapmışlar, askerden kaçmışlar ya da silahları ile birlikte Rus ordusu saflarına geçerek vatana ihanet etmişlerdir.&lt;br /&gt;Osmanlı hükümeti, "Ermenilerin Müslümanları arkadan vurmaya ve katletmeye devam etmeleri halinde gerekli önlemleri alacağını" bildirmekle yetinmiştir.Ancak, olaylar durmak yerine giderek yoğunlaşınca, ordunun birçok cephede savaş halinde bulunması nedeniyle cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı doğmuştur.&lt;br /&gt;Bu maksatla, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni Komiteleri kapatılarak, yöneticilerinden 2345 kişi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır.&lt;br /&gt;Diaspora Ermenilerinin her yıl sözde "Ermeni soykırımının yıldönümü" diye andıkları 24 Nisan, devlet aleyhine faaliyette bulunan ve masum insanları katleden 2345 komitecinin tutuklandığı tarihtir.&lt;br /&gt;Ancak, tedhiş hareketleri bir türlü durmak bilmeyince hükümet, ülkenin çeşitli bölgelerinde yaşayan Ermenileri, savaş bölgelerinden uzak yeni yerleşim merkezlerine götürmek zorunda kalmıştır. Kafkas, İran ve Sina cephelerinin güvenlik hattını oluşturan bölgelerdeki Ermenilerin yerlerinin değiştirilmesi, onları imha etmek değil, devlet güvenliğini sağlamak, onları korumak amacını gütmüştür ve dünyanın en başarılı yer değiştirme uygulamasıdır.&lt;br /&gt;Gerek Osmanlı ve Ermeni, gerekse yabancılara ait istatistikler, I. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin nüfusunun en fazla 1.250.000 civarında olduğunu göstermektedir.Osmanlı Devleti yer değiştirme uygulamasına tabi tuttuğu Ermenilerin nakli sırasında, ağır savaş şartlarına rağmen olağanüstü gayret göstermiş, bu gayret, yabancı diplomatlarca da tesbit edilmiştir. Hükümet, göçmenlerin iaşesi ve korunmasına yönelik büyük harcamalar yapmıştır.Uygulamaya ait belgelerde hangi il ve ilçelerde hastane kurulduğu, Ermeni çocuklarından yetim kalanlar için hangi binanın ayrıldığına kadar detaylı bilgiler verilmektedir. Yer değiştirmeye tabi göçmenlerin; sevk, yerleştirme ve geçimlerinin sağlanması için 1915 yılında 25 milyon, 1916 yılı sonuna kadar ise 230 milyon kuruş harcandığı belgelerden anlaşılmaktadır.Zorunlu göçe tabi tutulan Ermeni kafileler askerler tarafından korunmaktaydı. Buna rağmen zorunlu göçe tabi tutulan Ermeni nüfusun 438.758’inden 382.148’I zorunlu iskan bölgelerine ulaşabilmiştir. Bunun nedenini biz söylesek itiraz edecek kaynaklara cevabı Agos yazarı, Türkiye’nin önde gelen Ermenicilerinden Baskın Oran söylüyor : “Doğu Ermenileri dağlı, çiftçi, esnaf, zanaatkar idiler ve Kürt beylerine her yıl bir haraç ödemek şartıyla rahat rahat ticaretlerini ve tarımlarını yapıyorlardı. Mafya ilişkisi bu... 1847’de ayaklanan feodal Kürt beyleri ortadan kalkınca haraç verecek adam kalmadı. Kürdistan bölgesinde tam bir kaos yaşandı. Kürtler aç kalınca her yıl altın yumurtlayan tavuğu kestiler.” ”Tehcir sırasında kafilelere saldırarak askerleri ve  Ermenileri katledenler mallarına göz diken kürt eşkıyalardı.”&lt;br /&gt;Türkiye’nin Bu durum Osmanlı arşivlerinde de sabittir. Örneğin Diyarbakır civarında 2 bin Ermeninin Kürt eşkıyalar tarafından Mardin’e kaçırılarak öldürüldüğü resmi raporlara yansımıştır.Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun &lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=82732"&gt;Ermeni Tehciri&lt;/a&gt; isimli kitabında şunlar yazılıdır:&lt;br /&gt;“Erzurum-Erzincan arasında da 500 kişilik başka bir kafilenin Kürtlerin saldırıları sonucu katledildiği haberleri alınmış, bunun üzerine Diyarbekir, Mamuretülaziz (Elazığ) ve Bitlis vilayetlerine 14 Haziran 1915 tarihiyle gönderilen şifre telgrafta, sevkiyat sırasında güzergâhta bulunan aşair ve köylülerin taarruzlarına karşı her türlü vasıtanın kullanılması, katle ve gasba cüret edeceklerin şiddetle tedibi emredilmiştir.&lt;br /&gt;Ayrıca 27 Haziran 1915 tarihli bir belgede, Dersim bölgesinde, Dersim eşkıyasının Erzurum’dan sevk olunan Ermeni kafilelerinin yolunu keserek katlettikleri ve onları kurtarmanın kabil olmadığı, Erzurum vilayetinden bildirilmiştir. Hükümet, Dersimlilerin bu cinayetlerinin katiyen caiz olmadığını ve kafilelerin emniyet içinde sevkleri için derhal tedbir alınmasını emretmiştir.”&lt;br /&gt;Türkiye’nin Kürtlerin Ermenilere saldırması yalnızca tehcir sırasında yaşanan bir olay değildir. Doğu Anadolu’da iki ırkçı etnik kimlik yani Ermeniler ve Kürtler 100 yıldır hâkimiyet mücadelesi yürütmektedirler. Doğu Anadolu’nun Türksüzleştirildiğine inanan bu iki etnik gruba ve bugün emperyalizmin maşası açılım meraklılarının Türkiye’yi sürüklemeye çalıştığı uçurumun farkında olan TÜRK Milleti son sözünü söylememiştir.&lt;br /&gt;Badem bıyıkları, çember sakalları ile ümmetten, mozaik teraneleri ile etnik kimlikten söz eden işbirlikçiler, İyi biliniz Her Türk Türkçü, her Türkçü Atatürkçüdür, vatan namusumuz, “Ya İstiklal, Ya Ölüm” parolamızdır.&lt;br /&gt;Açık İstihbarat @ 2011&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-6681340800103930318?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/6681340800103930318/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=6681340800103930318' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/6681340800103930318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/6681340800103930318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2011/01/dogu-anadoluda-paylasm-mucadelesinuray.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-2015959830323335377</id><published>2011-01-02T17:52:00.001-08:00</published><updated>2011-01-02T18:09:02.900-08:00</updated><title type='text'>Turkish POW Treatment by the British</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.tallarmeniantale.com/POWs-blinded.htm"&gt;http://www.tallarmeniantale.com/POWs-blinded.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Turkish POW Treatment by the British&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;We often hear how badly British POWs were treated by the Turks. (Sometimes we even hear how well they were treated in Gallipoli.) But how were Turkish POWs treated by the Brits?&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/TSEuoaF988I/AAAAAAAABHg/DNUXcdy5cEc/s1600/book-Katran-Kazaninda-Sterilize.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 136px; HEIGHT: 216px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5557774686885901250" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/TSEuoaF988I/AAAAAAAABHg/DNUXcdy5cEc/s400/book-Katran-Kazaninda-Sterilize.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;The source of the following article is a 2004 book (pictured at right and available &lt;a href="http://www.tulumba.com/storeItem.asp?ic=zBK970064HX526" target="_blank"&gt;here&lt;/a&gt;) that is not known to me. But if the story is accurate, it's pretty amazing going, folks. Nothing the Turks could have done to the British POWs could possibly compare with this&lt;/p&gt;&lt;p&gt;For the original article, in Turkish, &lt;a href="javascript:show_hide("&gt;click here&lt;/a&gt;. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ermeni diasporasinin karalama kampanyalari hizla suruyor.Saldirinin muhatabi Turkiye Cumhuriyeti Devleti’nden ise ciliz birkac karsi cikistan baska tepki yok&lt;/strong&gt;.Oysa, elimizde oylesine onemli belgeler var ki...Ornegin bu yazida anlatacaklarimi. Cogumuzun bildigini de sanmiyorum.Karamanli yedek subay Ahmet Altinay’in gunlugunu su yuzune cikaran Ahmet Duru’nun, imge yayinlarindan cikan "Katran Kazaninda Sterilize" adli kitabindan...Birinci Dunya Savasi’nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir dustu. Bu askerlerden bir kismi da Misir’in Iskenderiye sehri yakinlarinda bulunan Seydibesir Usare Kampi’na hapsedildi. Kampin tam adi, "Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampi" idi. Bu kampta, 1918’de Filistin cephesinde esir dusen 16. Tumen’in 48. Alayi’na bagli Osmanli askerleri tutuluyordu. 12 Haziran 1920’ye kadar iki yil boyunca her turlu iskence, eziyet, agir hakaret ve asagilamaya maruz kaldilar.Bu insanlik disi muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...Kamptaki, Turkce bilen Ermeni tercumanlarin yalan, yanlis cevirileri ve kiskirtmalari nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanlari, azili Turk dusmani kesilmislerdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;***Savas bitmisti. Ancak, kamptaki agir kosullar nedeniyle olenler disindaki askerleri teslim etmek, Ingilizler’in isine gelmiyordu. Cunku, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karsilarina cikabilecekleri, Ermeniler tarafindan, Ingilizlerin beyinlerine islenmisti. Cozum toplu katliamdi...Askerlerimiz, mikrop kirma bahanesiyle, sungu zoruyla dezenfekte havuzlarina sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katilmisti. Mehmetcik, daha ayagini soktugunda, asiri krizol maddesi nedeniyle haslaniyorlardi. Ancak Ingiliz askerleri dipcik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan cikmalarina izin vermiyorlardi.Mehmetcikler, bele kadar gelen suya baslarini sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ates etmeye basladi. Askerlerimiz, olmemek icin comelerek baslarini suya soktular.Ancak basini sudan kaldiran artik goremiyordu. Cunku gozler yanmisti... Disari cikanlarin halini goren siradaki askerlerimizin direnisleri de fayda etmedi ve 15 &lt;strong&gt;bin askerimiz kor oldu&lt;/strong&gt;.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;***Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM’de gorusuldu. Milletvekilleri Faik ve Seref beyler bir onerge vererek, Misir’da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladinin gozlerinin kor edildigini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutani ve askerlerinin cezalandirilmasi icin TBMM’nin tesebbuse gecmesini istediler.Tabii ki yeni kurulan devletin bin turlu sorunu vardi. Bu hesap sorma isi de unutuldu gitti.***Ama onlar unutmuyorlar... Kendi ihanetlerini bile soykirim ambalajina sarip, dunya kamuoyuna sunuyorlar. En uzucu olani da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarina canak tutmasi...Sinan AYGUN - ATO Baskani&lt;a href="javascript:show_hide("&gt;[Close]&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Another look at this chapter (in Turkish) may be found on &lt;a href="http://www.sonsayfa.com/author_article_detail.php?id=646" target="_blank"&gt;this page&lt;/a&gt;.With great thanks to the translation of Ms. Damla Ozdemir. (A few translation notes follow.) Thanks also to reader M. Niyazi Odyalmaz, who brought this story to my attention.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mısır'dan dönen Türk esirlerinin bir çoğunun kör olması, buradaki baskıların sadece psikolojik değil işkence ve zulüm boyutuna vardığının da delili olarak ileri sürülebilir. Özellikle bazı Ermeni doktorların tedavi maksatlı olarak kendilerine gelen Türk esirlerin gözlerinin kör edilmesi operasyonunda rol aldıkları da açıktır. &lt;strong&gt;Bu olay ilk kez 28 Mayıs 1921 Cumartesi günü yapılan TBMM'nin 37'inci oturumunda Edirne Milletvekilleri Faik ve Şeref Beyler tarafından gündeme getirilmişti. Bu iki milletvekilinin önergesinde, "Mısır'da bi'l-intizam, İngilizlerin ilaçla temizleme bahanesiyle yeterli miktardan fazla krizol banyosuna sokarak gözlerini kör ettikleri 15.000 vatan evladının üzerinde tatbik edilen bu cinayeti, önceden tasarlayarak uygulayan İngiliz doktorlarla garnizon komutanı ve subayların suçlu ilan edilmelerini" teklif ediyorlardı&lt;/strong&gt;. İşte bu kitapta, vicdan ve vazife duygularına sahip bedbaht bir şahsın, tesellisi mümkün olmayan dert ve elemlerine şahit olacaksınız.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-2015959830323335377?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/2015959830323335377/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=2015959830323335377' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2015959830323335377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2015959830323335377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2011/01/turkish-pow-treatment-by-british.html' title='Turkish POW Treatment by the British'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/TSEuoaF988I/AAAAAAAABHg/DNUXcdy5cEc/s72-c/book-Katran-Kazaninda-Sterilize.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-6508289923357377637</id><published>2010-11-20T00:33:00.000-08:00</published><updated>2010-11-20T00:37:56.165-08:00</updated><title type='text'>Alman fizikci Albert Einstein’in Ataturk'e Mektubu</title><content type='html'>Cumhuriyet rejiminin henuz on yasinda oldugu gunlerdeki Turkiye ile 83 yasindaki Cumhuriyet Turkiyesi'nin farki :&lt;br /&gt;Alman fizikci Albert Einstein’in Mektubunda belirlenmistir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dunyanin gelmis gecmis en buyuk dáhilerinden olan Alman fizikci Albert Einstein, 17 Eylul 1933'te Ankara'ya, basbakanliga gonderdigi ve "Sadik hizmetkáriniz olmaktan seref duyuyorum" sozlerinin yeraldigi mektubunda, Hitler'in iktidara gelmesinden sonra Almanya'da calismalarina imkán kalmayan degisik meslek gruplarindan 40 bilim adami icin,Turkiye'den is talebinde bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Einstein'in ricasi Ataturk tarafindan kabul edilmis ve bu bilim adamlarinin tamami Turkiye'ye gelerek Universite Reformu'nda gorev almislardi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya'da 1932 sonbaharinda yapilan genel secimleri, Adolf Hitler'in Nasyonal Sosyalist Partisi, yani Naziler kazandi ve Hitler, 1933'un 30 Ocak gunu basbakanliga getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naziler'in hedeflerinden biri, Yahudiler'in, oncelikle de Almanya'daki Yahudiler'in koklerinin kazinmasiydi. O tarihten birkac sene once baslamis olan Yahudi karsiti hareketler Naziler'in iktidari elde etmelerinden sonra daha da artti ve cok sayida Yahudi, Almanya'yi terketti. Ayrilma hazirligi yapan Yahudiler arasinda dunyanin onde gelen bilim adamlari da vardi ve Albert Einstein da onlardan biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berlin Universitesi' nde hocalik yapan ama kisa bir muddet sonra artik ders veremeyecegini farkeden Einstein, 1933 ilkbaharinda Almanya'dan ayrildi, Fransa'ya gecti ve Paris'teki "College de France"da hocalik etmeye basladi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sirada, Nazi tehdidi altinda bulunan Museviler'in himayesi maksadiyla "Yahudi Nufusu Koruma Gruplari Birligi" ismini tasiyan ve kisa adi "OSE" olan bir kurum olusturulmustu. Birligin merkezi Paris'te idi ve seref baskanligina da Albert Einstein getirilmisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albert Einstein, 1933'un 17 Eylul'unde Ankara'ya iste bu sifatla, yani "OSE'nin seref baskani" olarak bir mektup gonderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein, "Turkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Baskanligi"na, yani Basbakanliga hitaben son derece nazik bir dille yazdigi mektubunda Almanya'daki bazi kanunlar dolayisiyla cok sayida Alman bilim adaminin mesleklerini icra edemez hále geldiklerini soyluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamlarinin calisabilecekleri bir ulke aradiklarini da anlatan Einstein, 40 kisilik bir uzman listesi hazirladiklarini yaziyor, bu kisilerin hicbir karsilik beklemediklerini anlatiyor ve Turk Hukumeti'nin sozkonusu bilim adamlarini kabul etmesi halinde sadece insani bir faaliyette bulunmus olmakla kalmayacagini, Turkiye'nin bu kabulden buyuk kazanc saglayacagini da ifade ediyordu.Einstein, simdi Basbakanliga bagli olan "Cumhuriyet Arsivi"nde muhafaza edilen 17 Eylul 1933 tarihli mektubunu yazdigi sirada, basbakanlik makaminda İsmet Bey (İnonu) vardi. Belgenin uzerinde yeralan ve İsmet İnonu'nun elyazisiyla olan nottan anlasildigina gore, İnonu, 9 Ekim gunu mektubu "Maarif Vekáleti'ne", yani Milli Egitim Bakanligi'na havale etti. Milli Egitim Bakani, o tarihte Resid Galip Bey idi.Albert Einstein'in mektubunun alt kisminda ve yan tarafinda elyazisiyla uc madde halinde yazilmis bazi notlar bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resit Galip Bey'e ait bu notlarda gecen "Teklif, mevzuat-i kanuniyemizle ...degildir" , "Bunlari bugunku seráite (sartlara) gore kabule imkán yoktur" seklindeki ifadelerden, teklifin bakanlik tarafindan ilk asamada kabul edilmedigi anlasiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, Turkiye'nin bu tarihten hemen sonra 40'tan fazla Alman bilim adamini davet edip universitelerde gorevlendirmesi ve Universite Reformu'nun da bu sirada yapilmasi, Milli Egitim'in karsi ciktigi teklifin kabulunde cok daha yuksek bir makamin, yani bizzat Reisicumhur Mustafa Kemal'in devreye girmesinin etkili oldugunu dusunduruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konudaki bir diger kanit da, Princeton Universitesi' nde 1949 yilinda Einstein ile gorusen İstanbul Teknik Universitesi' nin emekli hocalarindan Prof. Dr. Munir Ulgur'un gectigimiz hafta Cumhuriyet Gazetesi'nin Bilim Teknoloji Dergisi'ne yaptigi aciklama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Prof.Munir Ulgur, aciklamasinda Einstein'in gorusme sirasinda Ataturk'u kastederek :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dunyanin en buyuk liderine sahipsiniz. 1933'teki universite reformunuz sirasinda beni de ulkenize davet etmisti"&lt;/strong&gt; dedigini naklediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ifadeler, Alman bilim adamlarinin Turkiye'ye dogrudan dogruya Ataturk'un talimatiyla gelmis olduklarini gostermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albert Einstein'in 73 seneden buyana arsivimizde durmasina ragmen kimselerin farketmedigi bu mektubunu bulma serefi, dostum Mesut İlgim'a ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uzun seneler devam eden profesyonel yoneticilik faaliyetinden sonra emeklilik gunlerini arastirmacilikla geciren Mesut Bey, simdi Hitler'den kacarak İstanbul'a gelen profesorlerden olan maliyeci Fritz Neumark'in Turkiye gunlerini anlattigi "Bogazici'ne Siginanlar" isimli eserini Almanca'dan Turkce'ye cevirmekle mesgul. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesut İlgim, Einstein'in mektubunu daha once de yayinlanan ama az sayida basilan bu hatiralardan hareketle, genis bir arastirma yapmaya basladigi sirada bulmus. iste, Cumhuriyet rejiminin henuz on yasinda oldugu gunlerdeki Turkiye ile 83 yasindaki Cumhuriyet Turkiyesi'nin arasindaki fark... ilki, Einstein'in dostlari icin is talebinde bulundugu, buyuk gelecek vaadeden genc bir devlet; Digeri ise gundemini sadece kadinlara mahsus parklarin, cuppeli namazlarin yahut kadin eli sikmanin gunah olup olmadiginin tartisilir hále getirildigi bir ulke...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein, Ataturk'un davetini bir Turk bilim adamina aciklamistiALBERT Einstein ile gorusen az sayidaki Turk bilim adamlarindan biri, İstanbul Teknik Universitesi' nin elektrik-elektronik bolumunun emekli hocalarindan olan Prof. Dr. Munir Ulgur idi. Profesor Ulgur, Einstein ile 1949 yilinda, Birlesik Amerika'daki Princeton Universitesi' nde biraraya gelmisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Munir Ulgur, Cumhuriyet Gazetesi'nin Bilim Teknoloji Dergisi'ne gectigimiz gunlerde verdigi mulákatta, Einstein'in 1933 yilindaki Universite Reformu sirasinda Ataturk tarafindan Turkiye'ye davet edildigini soyledigini anlatmisti. Einstein, bundan 57 sene onceki gorusme sirasinda Ulgur'e "Biliyor musunuz, dunyanin en buyuk liderine sahipsiniz" demis ve daveti kabul etmemesinin sebebini de "İmkánlar cok fazla oldugu icin burayi tercih ettim" sozleriyle aciklamisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mektup söyle :'&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ben, sadik hizmetkáriniz Prof. Albert Einstein'"Ekselánslari,'OSE' Dunya Birligi'nin seref baskani olarak, Almanya'dan 40 profesorle doktorun bilimsel ve tibbi calismalarina Turkiye'de devam etmelerine musaade vermeniz icin basvuruda bulunmayiekselanslarindan rica ediyorum. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sozu edilen kisiler, Almanya'da halen yururlukte olan yasalar nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Cogu genis tecrube, bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kisiler, yeni bir ulkede yasadiklari takdirde son derece faydali olacaklarini ispat edebilirler.Ekselanslarindan ulkenizde yerlesmeleri ve calismalarina devam etmeleri icin izin vermeniz konusunda basvuruda bulundugumuz tecrube sahibi uzman ve seckin akademisyen olan bu 40 kisi, birligimize yapilan cok sayida basvuru arasindan secilmislerdir. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu ilim adamlari, bir yil muddetle, hukumetinizin talimatlari dogrultusunda kurumlarinizin herhangi birinde bir yil boyunca hicbir karsilik beklemeden calismayi arzu etmektedirler.Bu basvuruya destek vermek maksadiyla, hukumetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yuksek seviyede bir insani faaliyette bulunmus olmakla kalmayacagi, bunun ulkenize de ayrica kazanc getirecegi umidimi ifade etme curetini buluyorum.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ekselanslarinin sadik hizmetkari olmaktan seref duyan,&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Prof. Albert Einstein"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;********&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MuratBardakci / Hurriyet .. &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-6508289923357377637?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/6508289923357377637/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=6508289923357377637' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/6508289923357377637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/6508289923357377637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/11/cumhuriyet-rejiminin-henuz-on-yasinda.html' title='Alman fizikci Albert Einstein’in Ataturk&apos;e Mektubu'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-788434988127710810</id><published>2010-10-17T01:25:00.000-07:00</published><updated>2010-10-17T01:27:14.256-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kitap: Sorularla Ermeni Meselesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ilknokta.com/yazar/16030/0/1/Ahmed-Akgunduz.html"&gt;Ahmed Akgündüz&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="yayineviU" href="http://www.ilknokta.com/yayinevi/835/0/1/Osmanli-Arastirma-Vakfi.html"&gt;Osmanlı Araştırma Vakfı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fiyatı : 27,00 TL&lt;br /&gt;ilknokta : 21,60 TL&lt;br /&gt;% 20 indirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs 2008, ISBN: 9757268383&lt;br /&gt;Temin süresi: 1-3 iş günü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni Meselesi, neredeyse bir buçuk asır önce kucağımızda bulduğumuz, bugüne kadar da taşımak zorunda olduğumuz bir meseledir. Muhataplarının dışında pişirilen ve geliştirilen bu mesele, bin yıldır birbirine el kaldırmamış iki milleti bıçak sırtı gibi ikiye ayırmış, sönmeyen bir kin ve düşmanlık ateşini yakmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eserin telif edilmesi, çok önemli sebeplere dayanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi ve birincisi.&lt;br /&gt;Ermeni meselesinin bir Müslüman Devlet olan Osmanlı devletindeki hukuk sistemi yani İslam Hukuku açısından değerlendirilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, olayların ve problemlerin soru ve cevap şeklinde takdim edilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncüsü, sadece Batı kaynakları değil, sadece bizim arşiv kaynakları da değil, her ikisinin de nazara alınarak ve İslâmî ilimlere dair kaynaklar da ihmal edilmeyerek tahlili bir metot izlenmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teshillerimize göre, Ermeni meselesi, İslam âleminde ve Gayr-i Müslim dünyada yeterince bilinmemekte veya yanlış bilinmektedir; Avrupa ve Amerika'daki Türk nesilleri tarafından maalesef bilinmemektedir, Türkiye'de ise özellikle İslâmî yönü itibariyle ele alınmamıştır ve nihayet bilim adamlarının birçoğu dahi hukuki ve islami tahlilleri açısından bilmemektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eserin telifi bütün bu bilinmezliklere ışık tutmak amacını taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eser, Ermeniler ve Ermeni Meselesi hakkında soru-cevap tarzında hazırlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin tarihleri, kökenleri, Bizans, İlk dönem Müslümanlar ve Selçuklularla ilişkiler ve daha sonra da geniş bir şekilde Osmanlı döneminde Ermenilerin siyasi, kültürel, ekonomik hayatları anlatılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eserde tehcir meselesi üzerinde genişçe durulmuş, tehcirin İslam Hukukunda yeri ve Hz. Peygamberin Yahudileri tehcirine yer verilmiştir. Eser 17 bölümde 181 sorunun cevabını vermektedir." Sayfa: 471&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ilknokta.com/urun/49780/Sorularla-Ermeni-Meselesi.html"&gt;http://www.ilknokta.com/urun/49780/Sorularla-Ermeni-Meselesi.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-788434988127710810?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/788434988127710810/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=788434988127710810' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/788434988127710810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/788434988127710810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/10/kitap-sorularla-ermeni-meselesi-ahmed.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-9125241784658900288</id><published>2010-10-06T11:26:00.000-07:00</published><updated>2010-10-06T11:28:38.772-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Tarihçi Lewy’den 2015 uyarısı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ELÇİN POYRAZLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WASHINGTON - Ermenilerin soykırım tezlerine karşı çıkan ABD’li siyaset bilimciGuenter Lewy 1915 olaylarının yüzüncü yılı olan 2015 yılı konusunda Türkiye’yi uyardı. 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelemediği için Southern Poverty Law Center isimli sivil haklar örgütü tarafından“Türk ajanı” olmak ve Türkiye’den para almakla suçlanan Lewy, kuruluşa açtığı davanın lehine sonuçlanmasının ardından Washington’da bir basın toplantısı düzenledi. Lewy, Ermeni tezlerine karşı mücadelede ilerleme sağlanmasına karşın yapılması gereken daha çok iş olduğunu ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin tezlerine karşı mücadelenin henüz kaybedilmediğini belirten Lewy,“Ancak yaklaşmakta olan 2015 yılına uzanan süreçte zorluklar bulunuyor ve o yılda olabileceklere ilişkin kaygılarım var”diye konuştu. ABD’de Ermeniler ve yakın çevrelerinin kendisine “soykırım inkârcısı” gibi isimler taktığını bunları umursamadığını ancak “Türk ajanı”suçlamalarının ardından dava açmaya karar verdiğini söyleyen Lewy, bu tür suçlamaların ABD’de “gözünü korkutma havasının” bir parçası olduğunu ifade etti. Lewy, “Yabancı bir ülkenin ajanı suçlamasıyla karşılaşmadan, belli sağduyu içinde fikirleri ifade edebilmek mümkün olmalı” dedi.&lt;br /&gt;Birçok tarihçinin de “soykırım”nitelemesini sorguladığına dikkati çeken Lewy, Türkiye ve Ortadoğu üzerine çalışan tarihçilerin 1915 olaylarına yönelik görüşlerini dile getirebilecekleri bir anket yapılması durumunda tarihçilerin büyük çoğunluğunun “soykırım” tanımını sorgulayacağına inandığını ifade etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-9125241784658900288?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/9125241784658900288/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=9125241784658900288' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/9125241784658900288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/9125241784658900288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/10/tarihci-lewyden-2015-uyars-elcin.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-1111077099710057562</id><published>2010-06-11T02:17:00.000-07:00</published><updated>2010-06-11T02:19:03.769-07:00</updated><title type='text'>Türk Kafkas İslam Ordusu ve Ermeniler (1918)”</title><content type='html'>Yiğit Bulut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ermenilerle ilişkilerde “tarihi gerçekleri” sorgularken özellikle önümüzdeki günlerde “referans” olarak kullanabileceğimiz “&lt;strong&gt;Türk Kafkas İslam Ordusu ve Ermeniler (1918)”&lt;/strong&gt; isimli çalışmadan bahsetmek istiyorum...&lt;br /&gt;Çalışmayı yapan &lt;strong&gt;Dr. Mustafa Görüryılmaz&lt;/strong&gt;, arşivlerden çıkardığı gerçek belgeleri kullanılmış ve özellikle çok çarpıcı “gerçeklere” veriler eşliğinde ulaşmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaptan alıntılar:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;“...Rusya Komiserler Heyeti Başkanı Lenin ile Milletler Komiseri Stalin tarafından, Şaumyan’a Güney Kafkaslar ve Doğu Anadolu’nun geleceğine ilişkin çalışmalarda bulunma yetkisi verildi. Bu kararnameye göre, Şaumyan’a verilen başlıca görev, Rus ordusunun işgali altında bulunan Doğu Anadolu topraklarında da Sovyet Rusya’nın himayesinde bir ‘Ermenistan Devleti’ kurmaktı...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“...Azerbaycan Atatürk Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nizami Caferov gelişmeleri şöyle özetlemişti: Azerbaycan’ın o tarihlerde Türk ordusunun yardımına büyük ihtiyacı bulunuyordu. Azerbaycan’ı savunacak başka bir gücü tasavvur etmek mümkün değildi. Şunu da nazara almak gerekir ki, Azerbaycan büyük baskılarla karşı karşıya kalmış, her taraftan muhasara altına alınmıştı. Bir taraftan tamamıyla vahşileşmiş, şahsiyetini kaybetmiş Rus Bolşevik Kızıl Ordusu, öbür taraftan yeni emperyalist emellerle giderek Kafkaslar’a gelen İngiliz askerleri, başka bir taraftan ayrı iddialarla bölgede Ermeni devleti kurmak için harekete geçen Ermeniler, Azerbaycan üzerinde hesaplar yapıyorlardı...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“...Bolşevikler ve Ermeniler, Abşeron yarımadasındaki zengin petrol yataklarını tamamen ele geçirmek için Türkleri bölgeden uzaklaştırmak istiyorlardı. Türkiye ve Avrupa cephesinden Kafkaslar’a dönen Ermeni asıllı Rus askerlerini de Bakü’de topluyorlardı. Petrol yataklarına sahip olmanın yanı sıra, Şaumyan’ın bir başka düşüncesi de Hazar Denizi ile Karadeniz ve Akdeniz’e kıyısı olan Büyük Ermenistan tasavvurunu hayata geçirebilmekti...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“...Azerbaycan’ın yetiştirdiği önemli aydınlardan Nesiman Yakuplu, 1918 tarihinde Bakü’ye hâkim olan Bolşevikler ve onların yönetimlerinin düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: Kızıl Şef Şaumyan, Bakü ve çevresinde yapılan katliamdan sonra Lenin’e gönderdiği telgraflarda, Bakü’nün Türklerden tamamen temizlendiğini ve bir daha şehre girmelerinin önlendiğini belirtmişti.&lt;br /&gt;Bu haberleşmeler de gösteriyor ki Bolşevik Rus ve Ermeniler, Bakü petrollerini ele geçirebilmek için bölgede yaşayan Türklerin yok edilmesi gerektiğine inanmışlardı... Türklere karşı yapılan katliamı, sosyalist devrime karşı çıkan bazı gruplarla yapılan kanlı çatışma olarak görüyorlardı. Bu tamamen yanlış ve gerçeklerle ilgisi bulunmayan bir göz boyamadan ibaretti.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“...Bugünkü Ermenistan topraklarında ise Türklere yönelik büyük bir katliam başlıyordu. Gökçe Göl çevresi ile Erivan, Şuşa ve Zengezur’da yaşayan Türkler savunmasız bir durumdaydılar. Ermeni çeteleri, bu bölgelerdeki Türk köylerinden iki yüz yirmi kadarını kısa sürede haritadan sildi ve halkın tamamını katletti...&lt;br /&gt;Ermeni çetelerin Erivan çevresinde binlerce Türk’ü öldürdüğü de bilim çevreleri tarafından ifade edilmektedir. Bu katliam karşısında yaklaşık 350 bin Türk, evini ve yuvasını terk ederek, canını zor kurtarmıştı.&lt;br /&gt;Ermeni katliamı Karabağ bölgesinde de sürmüş, ancak Gence ve çevresindeki kasaba ve köylerde Türkler çoğunlukta olduğu için Ermeni saldırılarını püskürtmeyi başarmışlardı...”&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-1111077099710057562?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/1111077099710057562/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=1111077099710057562' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1111077099710057562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1111077099710057562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/06/turk-kafkas-islam-ordusu-ve-ermeniler.html' title='Türk Kafkas İslam Ordusu ve Ermeniler (1918)”'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-4500423890935748503</id><published>2010-04-29T14:32:00.001-07:00</published><updated>2010-04-29T14:33:28.115-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;1915 ERMENİ OLAYLARIYLA İLGİLİ FRANSIZ TARİHÇİ FRANSA'DA HUKUK SAVAŞI KAZANDI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;28 Nisan 2010 ÇarşambaErmeni tezleri çizgisi dışında 1915 olayları hakkında değişik düşüncelerin konuşulmasına ve tartışılmasına “gizli 301” ile pek müsaade etmeyen Fransa'da önemli bir hukuk savaşı kazanıldı.Türk kelimesine bile tahammül edemeyen ve 30 seneyi aşkın süredir istediğini söyleyen, 1915 olaylarını 2. dünya savaşında Yahudilerin yaşadıkları soykırım ile karşılaştırabilen Ermeni diasporası bu sefer sert kayaya çarptı.23 yaşındaki Fransız genç tarihçi Maxime Gauin'a bir internet sitesinde 1915 olaylarında gerçekleri anlatmak için yazdığı yazı yüzünden “nazi”, “Yahudileri ölüm kamplarına göndermek için toplayan Fransız milisi” ve gene sadece Yahudi soykırımı için kullanılabilen ve Fransız hukukuna göre suç sayılan “inkarcı” benzetmesini yapan Fransa'nın Lyon şehri Villeurbanne banliyösü belediye meclis üyesi ve Villeurbanne Daşnaksutyun ile Federation revolutionnaire Arménienne (Ermeni devrimci federasyonu) bölge yöneticisi Movses Nişanyan, yaptığı benzetme ve hakaretler yüzünden Lyon mahkemesi tarafından 500 euro para cezasına çarptırıldı.Genç tarihçi Maxime Gauin, Movses Nişanyan'a Lyon ceza mahkemesi nezninde hakaret davası açmıştı. Ancak ilk duruşma kararı verilirken teknik bir hatayı gerekçe olarak kullanarak Movses Nişanyan'a bir ceza vermek istemeyen mahkeme heyeti, buna benzer bir konuda daha önce mahkemeler tarafından karar verildiği yolunda yapılan ikazlar sonucu karar aşamasını bugüne bırakmıştı.Fransa'da geçerli olan kanunlar ışığında, Lyon ceza mahkemesi Movses Nişanyan'ı Maxime Gauin'a 500 euro tazminat vermeye mahkum etti.Verilen bu tarihi karar Fransa'da bir “ilk” oluşturuyor, çok kolay bir şekilde Türklere nazi benzetmesi yapan Ermeni diasporası ilk defa bu benzetmeleri yüzünden mahkum edildi, bu sayede Fransa'da bulunan Türk derneklerine de, “inkarcı”, “nazi” gibi hakarete uğramaları durumunda mahkemede dava etme yolu açılmış oldu.Engin Akgürbüz/ LYON, (DHA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-- =================================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ulus kendi içindeki aptal ve hatta muhteri olanlarla baş edebilir.Fakat içersindeki satılmış ve hainlerle yaşayabilmesi olanaksızdır. Sınırları zorlayan düşman silah ve alemlerini açıkta taşıdığı için daha az tehlikelidir.Fakat bir hain, hain gibi görünmez, kurbanları ile aynı aksanda konuşur,onların çehresine bürünür ve onların argümanlarını kullanarak ulusun politik yapısına nüfuz eder, bütün kapılardan serbestçe geçer, sesi en üst düzey hükümet koridorlarında duyulur, ulusun ruhunu çürütür.Politik yapıya her türlü hastalık bulaştırarak yaşam gücünü elinden alır.Bir katil daha az korkuludur.&lt;br /&gt;Marcus Tullius Cicero(M.Ö.106-M.Ö.43),================================&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-4500423890935748503?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/4500423890935748503/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=4500423890935748503' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/4500423890935748503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/4500423890935748503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/04/1915-ermeni-olaylariyla-ilgili-fransiz.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-3300490309917072402</id><published>2010-04-11T23:50:00.000-07:00</published><updated>2010-04-11T23:55:22.075-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Şenocak Yayınlarından Çıkan  "TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİ&lt;br /&gt;(Yabancı BelgelerIşığında) DÜNÜ BU GÜNÜ"&lt;br /&gt;adlı kitabın, 19-26. sayfaları arasında yeralan "İzmir Yangını" bölümü.GİRİŞPARLAYAN YILDIZ İZMİR.........................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Levant'ın Başşehri İzmirİzmir Sigortaları İtfaiye Şefi Paul Greskoviç'in RaporuFransız Illustration Gazetesi Muhabirleri G. Ercole'ün HaberiYakın Doğu'ya Yardım Örgütü Temsilcisi Mark O. Prentiss'in Raporu'Le Levant' Gazetesi'nin Araştırmasıİzmir Yangını ve Mustafa KemalPARLAYAN YILDIZ İZMİR&lt;br /&gt;Levant'ın Başşehri İzmir        &lt;br /&gt;Binlerce yıllık İzmir'in geçmişini ve güzelliğini yapılangravürlerden ve çekilen fotoğraflardan üzülmeden izleyemeyiz.Strabon[1] İzmir için 'dünyanın en güzel şehridir' derken, Homeros,[2]'Gök kubbenin altında en güzel şehir' ifadesini kullanmıştır.Aristo'nun,[3] Büyük İskender'e[4]&lt;br /&gt;'Görmezsen eksik kalırsın' dediğiİzmir'e gezginler; 'Levant'ın başşehri', 'Levant'ın incisi' ve'Anadolu kıyılarının Marsilya'sı' gibi birçok övücü tanımlarkullanmıştır.&lt;br /&gt;[5]     &lt;br /&gt;15 Mayıs 1919 günü, emperyalist ülkelerin bir işaretiyleİzmir Yunan işgaline uğrarken, yaşanan acıları önce İzmir ve sonra datüm Anadolu halkı tatmıştır. Yaklaşık üç yıl süren Yunan işgalininAnadolu'da bıraktığı acılar ve izler, aradan doksan yıl geçmesinerağmen hâlâ bellektedir. İşgalin sebep ve sonuçlarını bir dahayazılmaması umuduyla tarih kitaplarında görebiliriz.        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanlılar, işgal ettikleri Anadolu topraklarından geriçekilirken, acaba Anadolu'da neler yapmışlardı ve yaşananlar nelerdi?Ege Bölgesi'nde Kula ve Akhisar dışında her yeri yakan Yunanlılar, 9Eylül 1922 tarihinde İzmir'den ayrılırken, bu kenti 'Bana yar olmayanıkimseye yar etmem'  düşüncesiyle mi yakmışlardı?        &lt;br /&gt;13 Eylül 1922 günü başlayan ve dört gün süren İzmir yangını,yaklaşık olarak Levantenlere ait 25.000 konutu yok etmiştir. Yaklaşıküçte ikisi yanan İzmir'in bu yangınla sadece coğrafi kimliği zarargörmemiş, ticari ve sosyal hayatı da değişmiştir. İzmir yangınınıkimlerin çıkardığı konusunda birçok varsayımlar bulunmaktadır. Bukitabın yabancı belgelere ve Atatürk'ün sözlerine yer verilerekhazırlanmış olması, İzmir yangınına da aynı çerçeveden bakmamızıgerektirmiştir.İzmir Sigortaları İtfaiye Şefi Paul Greskoviç'in Raporu        &lt;br /&gt;Bu konuda bakılabilecek en önemli kanıtlardan biri o döneminİzmir Sigorta Şirketi'nin İtfaiye Müdürü Paul Greskoviç'e aitrapordur. Büyük Taarruz başladığı anda, Yunan subay ve askerlerininağızlarından; 'İzmir'i Türklere bırakmaya mecbur kalırsak yakacağız'şeklinde sözler duyduğunu ifade eden Greskoviç, raporunda şunlarıanlatıyor:       &lt;br /&gt; "11/12 Eylül gece yarısından bir saat sonra ErmeniMahallesi'nde yangın çıktığını haber verdiler. İtfaiye erleriyleyangın yerine hareket edip, Rum Hastanesi'ni geçerken 120-150 kadarçoluk çocuk ve kadın acı acı bağırıyorlardı. 'Niçin bağırıyorsunuz?'diye sordum; 'Ermeniler bizi yaktılar, Seyis Hanı içerisindeoturuyoruz' dediler. Bunlar Rumlardı.&lt;br /&gt;Bu insanların; Ermeni evlerinebitişik oturduklarını ve Ermenilerin duvardan bir delik açtıklarını vedelikten çokça gaz dökerek evi ateşlediklerini söylediler. Bunlarısabaha kadar çıkmaz sokak içinde muhafaza ettim. Ve sabahleyindevriyeye teslim ettim.         13 Eylül saat 10.30'da Ermeni Mahallesi'nde ateş görüldüğünühaber verdiler. İtfaiye ile birlikte giderken Ermeni Kilisesi'nden 50metre mesafede bir Ermeni evinin yandığını gördüm. Evin alt katındanşiddetli bir ateş çıkıyordu. Mecburi biraz geriye gittim ve etrafayayılmaması için söndürmeye uğraşırken, Ermeni Kilisesinde yangınçıktığının haberini verdiler."        &lt;br /&gt;Ekibiyle buraya giden Greskoviç, gördüğü manzarayı raporundaşöyle yazıyor:        &lt;br /&gt;"Kilisenin binalarında ateş yoktu. Yalnız küçük bir binacivarında, bahçede 200 kadar üzerine yağ dökülmüş eşya balyası ilepaçavralar bir yere toplanmış, üzerine de 200 kadar tüfek ve çokça dacephane konmuştu. Ateş de bunların arasından çıkıyordu. Aynı zamandaateş içerisinde devamlı patlamalar oluyordu..."        &lt;br /&gt;Greskoviç, raporunun devamında İzmir yangınını şöyle anlatır:        &lt;br /&gt;"Biz yangını söndürmeye çalışırken, Ermeniler ateş ediyor veatılan mermiler yangın tulumbalarına isabet ederek zararveriyordu."[6]Fransız Illustration Gazetesi Muhabirleri G. Ercole'ün Haberi        &lt;br /&gt;30 Eylül 1922 tarihli 'Fransız Illustration' gazetesininnüshasında, İzmir yangınına ait en erken haberlerden birine rastlarız.Gazetedeki bu haber, 14 Eylül 1922 tarihli G. Ercole adındaki muhabireaittir. Haberin içeriği şöyledir:        &lt;br /&gt;"Öğleden sonra saat ikiye doğru Ermeni Mahallesi üzerindenbir duman bulutu yükseliyordu. Bununla birlikte, bu yangıngenişlemiyor ve sönme eğilimi gözüküyor. Buna rağmen kaçmak isteyen,paniğe kapılmış insanlar rıhtımda toplanıyor. Bir Amerikan vapuru, ABDkonsolosluğu önünde, hareket etmek zorunda, çünkü insanlar o vapurabinmek için kendilerini denize atıyor.&lt;br /&gt;O anda yine ErmeniMahallesi'nde, daha önemli iki yangın başlıyor.&lt;br /&gt;Durum ciddileşiyor,çünkü güneyden gelen rüzgâr artıyor ve alevler Avrupa Mahallesi'ne[7]doğru ilerliyor. Silah sesleri geliyor, el bombaları patlıyor. Türkişgali altında yaşamaktansa ölmeye karar vermiş olan Ermeniler,evlerinde yangın çıkardılar ve Türk askerleriyle savaşmaya başladılar.Cephanelik korkunç bir gürültüyle infilak ediyor. Saat akşamın dokuzu;biz farkına varmadan gündüzden geceye geçtik. Gökyüzü geniş bir ateşbulutuna dönmüştü."[8]Yakın Doğu'ya Yardım Örgütü Temsilcisi Mark O. Prentiss'in Raporu        &lt;br /&gt;8 Eylül 1922 tarihinde Amerikan savaş gemisi 'Lawrence' ileİzmir'e gelen Mark O. Prentiss, İstanbul'daki Amerikan AmiraliBristol'e İzmir yangınıyla ilgili rapor hazırlamıştır. Yangını Türklerdeğil, Ermeniler ve Yunanlılar başlattı diyen Prentiss, raporundaşunları yazmıştır:       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "Öyle görünüyor ki, Amerika'da hemen herkes İzmir'dekişiddete son bir trajedi olarak eklenen yangının Türklerinsorumluluğunda olduğuna inanmaktadır. Üst düzey önem taşıdığıkabullenilen böylesine bir suçlama Türklerin üzerine atılamaz. İzmir,doğu savaşında ele geçirilen en büyük ödüllerden biriydi. Halkın veordunun acil gereksinimi için kullanılan depolar evlerdi. Bunlarıneden yaksınlar?        &lt;br /&gt;Bu genel bilginin öğesi olarak diğer yandan Ermeni ve Rumlarbu bölgenin nefret ettikleri düşmanın eline geçmesine izin vermediler.Yangından birkaç gün önce İzmir'de bulunan bir rapora göre örgütlenmişgenç bir Ermeni grubu, eğer şehir Türklerin eline geçerse şehriyakmaya ant içmişlerdi. Ermeniler bu planı gerçekleştirebilmek içinyeteri kadar hazırlık yapmışlardı."[9]'Le Levant' Gazetesi'nin Araştırması        &lt;br /&gt;Mehmet Sırrı ve Michelle Camberes'in sahibi olduğu İzmir'deFransızca olarak yayınlanan 'Le Levant' gazetesinin 21 Eylül 1922tarihli İzmir yangınıyla ilgili haberi:       &lt;br /&gt; "İzmir yangınının Ermeniler tarafından provoke edildiğinidaha önce bildirmiştik, şimdi resmi açıklamalar, bu haberimizidoğruluyor" sözleriyle başlıyordu. Haberin devamı şöyledir:         "Ermeni Kilisesi'ne yaklaşık 100 metre uzaklıkta bir Ermenievinde ilk yangın görüldü. Bu ilk girişim, itfaiyecilerin çabalarıylaengellendi. Birkaç saat sonra kilise çevresinde patlayıcı maddelerateş almıştı. Yangın, eş zamanlı olarak Basmane'deki veSoğukçeşme'deki Ermeni evlerinde başladı ve art arda Ayavukla'da,Ayaparaskeri'de ve Kireçağırı Mahallesi'ndeki Ermeni evlerinde çıktı.Yangından önce bütün Ermeni evleri kapalıydı ve herhangi bir hayatbelirtisi yoktu. Yangınla birlikte Ermeniler silahlı olarak evlerindençıktılar. Hatta Ayavukla mahallesinde bir Ermeni'nin kendi evini ateşevererek çıktığı görüldü. Birçok evde yangını körükleyen paçavraparçalarına rastlandı. Bu mahallelerde yaşayan Ermeniler, aynı zamandayangını söndürmek isteyen itfaiye erlerine ateş etmeye başladı.&lt;br /&gt;Ermenimahallelerinde ve çarşıda bomba atan Ermeniler görüldü vetutuklandılar. Darağaç'ta Yordani Aleksiyati adlı bir Rum, eviniyakarken yakalandı. Kendisine bunu yapması için bir Rum görevlitarafından para verildiğini itiraf etti. Anadolu'daki Ermenialaylarını örgütleyen meşhur Trukom, Yunanlılara İzmir'i terk etmedenönce şöyle seslenmişti; 'Siz İzmir'i Türklere bırakarak kaçın. Bizancak öldükten sonra İzmir'i onlara teslim edeceğiz.' Gerçekten deİzmir'i yakmak için burada bir Ermeni komitesi kurulduğuanlaşılıyor."[10]        &lt;br /&gt;Araştırmacı Selehattin Sert'in 'Haçin Ölüm Kampı' adlı kitabında:        &lt;br /&gt;"Antranik'in yanında Van Vali yardımcılığında bulunan, Van veHaçin'deki ünlü Türk katliamcısı Aram (Manukyan) Çavuş, bölgeyi yakıpyıktıktan sonra, yine bir ağır yenilgiyle, 1920 Ekim ayı sonundaçetesiyle İzmir'e gelir. 13 Eylül 1922 tarihinde İzmir'i kül eden,Büyük İzmir Yangını'nın planlayıcısı da Kars'ı, Haçin ve Sis'i yakanbu Torkom ve ekibiydi. Aram Çavuş, Aşot, Kirkor gibi, kendisine kâhçavuş, kâh miralay, kâh vali, kâh papaz, kâh öğretmen unvanlarıylaortaya çıkan sahte kimlikli katillerin son marifetleriydi"denilmektedir.[11]İzmir Yangını ve Mustafa Kemal         Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 15 Eylül 1922 tarihindeFransız Amirali Dumesnil ile İzmir Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'ndeuzun bir görüşme yapmıştır.        &lt;br /&gt;Amiral Dumesnil'in İzmir yangınıyla ilgili Gazi Mustafa KemalPaşa'ya sorduğu soru şöyledir:         "Yangın çıkaranların Türkler olduğuna dair şehirdesöylentiler dolaşıyor. Birçok kişi Türklerin ateşe gaz döktüklerinigördüklerini birtakım detaylarıyla birlikte anlatıyorlar.&lt;br /&gt;Ben derhalkurmay heyetimin subayları tarafından araştırma yaptırdım. Yapılan buaraştırmada dolaşan söylentiler doğrulanmadı. Fakat söylentilerdolaşmaya devam etmektedir. Söylendiğine göre İngiliz AmiraliTürklerin yangından sorumlu olduğuna inanıyor."         Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yanıtı şöyledir:        &lt;br /&gt;"İzmir'de daha bizim işgalimizden önce bir teşkilatınbulunduğunu ve bunun gayesinin yangını hazırlamak olduğunu biliyoruz."        &lt;br /&gt;Amiral Dumesnil'in bir başka sorusu ise şöyleydi:         "Bana kalırsa Türkler İzmir'i isteyerek yakmış olmalarıkonusunda suçlanamaz. Bu çok manasız bir şey olur. Fakat Türklerin,davalarının yararı için bu yangın konusunda yerleşmekte olan buefsaneyi derhal düzeltmemiz gerekir. Bu konudaki bilgileri besleyecekkanıtların bana verilmesi bu bakımdan önemli bir çözümdür. İkinciolarak çeşitli memleketlerin resmi delegelerinin yapılacaksoruşturmada hazır bulunmalarını teklif etmek, inancıma göre dahauygun bir hareket olur."        &lt;br /&gt;Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın bu teklife yanıtı şöyledir:       &lt;br /&gt; "Ben yabancı temsilciliklere buraya gelmeleri için tek başımaçağrı yapamam. Bunun için Ankara Hükümeti'nin izni gerekir."        &lt;br /&gt;Amiral Dumesnil'in diğer bir sorusu ise:         "&lt;br /&gt;Fakat şimdi delil olarak elinizde ne varsa banaverebilirsiniz değil mi?" olmuştur.         Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Amiral Dumesnil'e yanıtı şöyleydi:         "Yangın çıkarmak üzere bir teşkilatın kurulmuş olduğunubiliyorduk. Hatta Ermeni kadınlarının üstünde ateş tutuşturmak içinmalzeme ele geçirdik. Birçok kundakçıyı tutukladık. Gelişimizden öncekiliselerde yangın çıkarmayı kutsal bir görev gibi gösteren nutuklaratılmıştır."        &lt;br /&gt;Amiral Dumesnil'in son sorusu ise şöyledir:        &lt;br /&gt;"Sizin bu anlatımınızı resmi bir görüş olarak kabul edebilirve o şekilde gereken yerlere iletebilir miyiz?"        &lt;br /&gt;Gazi Mustafa Kemal Paşa bu soruyu:       &lt;br /&gt; "Evet, bu yangın hoş olmayan bir olaydır" diye yanıtlamıştır.[12]        &lt;br /&gt;Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Amiral Dumesil ileHamit Bey'e 17 Eylül 1922 tarihinde gönderdiği telgraf aşağıdadır:       &lt;br /&gt; "İzmir yangını hakkında açıklama aşağıdadır. Ordumuz İzmir'iher türlü kazadan korumak için şehre girmeden evvel önlemleralınmıştır. Ancak Yunanlılar ve Ermeniler daha evvel kurduklarıteşkilatlarıyla İzmir'i tamamen yakmayı planlamışlardı. KiliselerleHrisostomos'un vermiş olduğu nutuk (Müslümanlar tarafındanişitilmiştir), İzmir'i yakmak isteyenlerce dini bir vazife olarakalgılanmıştır. Yangın bu teşkilat tarafından çıkarılmıştır. Bunukanıtlayan birçok şahit ve belgeler vardır. Askerlerimiz yangınısöndürmek için bütün güçleriyle çalışmışlardır. Yangını askerlerimizemal eden ve iftira edenler, İzmir'de durumu yerinde görebilirler.Yalnız böyle bir iş için resmi soruşturma söz konusu olamaz. Şu andaburada bulunan her milletten gazeteciler zaten bu vazifeyiyapmaktadırlar. Hıristiyan ahali hakkında gereği yapılmakta vegöçmenler yerlerine gönderilmektedir."[13]        &lt;br /&gt;7 Mart 1920 günü, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'dakiİtilaf Devletleri Temsilcisi Amiral Bristol'e, gazetelere vekolordulara gönderdiği İzmir ve Ermeni konulu mektubunda:       &lt;br /&gt; "İzmir'de yapıldığı gibi bir uydurma Ermeni katliamıyla, tümdünyayı aldatmak için yaratılan bu kin ve hırs ürünü propagandalarınniteliği hakkında, uygarlık ve insanlık dünyasının bir kere dahaaydınlatılması gerekir. Bu suretle haksızlığa uğramış Türk ulusununiğrenç ve alçakça bir suçlamadan arındırılması için İtilafDevletleriyle Amerika Hükümetinin adalet severlik duygularınabaşvururuz" demiştir.[14]        &lt;br /&gt;Dünyanın yıldızı güzel İzmir'i yakan Ermeni çetecilerinintorunlarından, dedelerinin İzmir'e nasıl kıydıklarının hesabınısormayı hiçbir Türk istemez. 1071'den sonra Anadolu'da Türklerletanışan Ermenilerin 800 yıl nasıl dost yaşadıklarını onlara anımsatmakistiyoruz. Dünya üzerinde Türk Ermeni dostluğunun tekrar başlamasıiçin, Anadolu'daki yaşanan Türk-Ermeni ilişkisinin '1071-2008' arasınıtarafların çok iyi bilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖNSÖZ         Türk Devlet Arşivleri'nde yaklaşık bir milyona yakın Ermenitemalı belgenin var olduğunu ve tüm araştırmacılara açık olduğunubiliyorum. Bazı yabancı araştırmacılar tarafından bu arşivlerdenyeteri kadar faydalanıldığı halde, Türk-Ermeni ilişkisine katkıkoymadıklarını üzülerek görüyorum. Bunun yanında, Türk-Ermenidostluğundan ve dünya barışından yana olan yabancı araştırmacıların davar olduğunu biliyorum. Bu nedenle uzun yıllar yabancı kaynaklı Ermenibelgelerini ve yapılan araştırmaları biriktirdim.         24 Nisan 2005 tarihinde, bu belgelerden yararlanarakAtatürkçü Düşünce Derneği Ödemiş Şubesi'nce 'Sözde Ermeni SoykırımınınGerçek Yüzü' adlı ilk kitabım basılmıştır. Beş baskı yapan bu kitap,aldığım övgülerle beni daha ileri araştırma yapmaya götürmüştür.        &lt;br /&gt;2006 yılında basılan 'Yabancı Kaynaklarda Türk-Ermeniİlişkileri' (1071-2006) adlı ikinci kitabımda ise, toplam 414 yabancıbelgeye yer verdim. Her iki kitabımın ana teması; 1071'lerden bugüneTürk ve Ermeni ilişkilerinin evrelerini yabancı belgelerleyansıtmaktı.       &lt;br /&gt;  'Türk Ermeni İlişkileri' (Yabancı Belgeler Işığında, DünüBugünü) adlı üçüncü kitabıma 524 yabancı belgeyi aldım. Atatürk'ünMilli Mücadele sırasında Anadolu'da yaşanan Ermeni olaylarına verdiğitepkilere ait 81, Türk yazarlarına ait 11 ve devlet arşivlerinden 2adet olmak üzere toplam 94 adet Türk belgesi de kitabımda yer aldı.       &lt;br /&gt; Yabancı belgeler içeren kitabımda, olayları yaşayan yabancıaskerlerin, devlet adamlarının ve tarihçilerin o güne ait tespitlerineyer verilmiştir. Kitabımın en ilginç bölümleri ise, Türk arşivlerindeve kendi arşivlerinde araştırma yapan günümüz yabancı tarihçilerinincelemeleridir.        &lt;br /&gt;Türk-Ermeni konusunda, Türk yazarları tarafından yapılmışaraştırmalardan sadece yabancı belge içeren bölümleri kitabıma aldım.Kitabımda, Türk ve Ermeni dostluğundan başlayarak her iki toplumarasına kin, nefret, ölüm ve ayrılık tohumlarını eken misyonerlerin veErmeni kiliselerin yaptığı eylemleri yansıttım. Emperyalist ülkelerinbir oyuncağı haline gelen Ermeni çetelerinin yarattığı kanlı olaylarave unutulmaz acılara karşın, Anadolu'da senelerdir birlikte yaşamaktanmutlu olan ve bu dostluğun devamından yana tavır koymuş olanErmenilerin görüşlerine yer verdim.        &lt;br /&gt;Lozan Antlaşması'nın 82. yılında ve 'Sözde ErmeniSoykırımı'nın 90. yılında, İsviçre'nin Winterthur kentinde bulunmam veorada konuşma yapmam benim için bir onurdu.         15-19 Mart tarihlerinde, 'Büyük Proje 2006, Talat PaşaHarekâtı'nda 'Her Yer Lozan' demek için Berlin'deydim. Orada dayaptığım konuşma benim için unutulmaz bir anıdır.      &lt;br /&gt;  Tarihi gerçekleri 90 yıldır saptıranlara, Değerli HukukçuEmin Değer 'Tarihe Not Düşürmek' başlıklı yazısında şöyle cevapveriyordu:        &lt;br /&gt;"Soykırım yapmamış bir ulusun bireylerinin bilgisizliğinden,bilenlerin de ilgisizliğinden yararlanarak yerel karşılıklı öldürmeolaylarını soykırım olarak yansıtan kimi aydınların yol açtığısuçluluk psikozuyla hareket etmeyen her sağduyulu insanın, savunmadeğil hesap sorma konumunda olması gereken günlerdeyiz."        &lt;br /&gt;Hazırladığım  'Türk Ermeni İlişkileri' (Yabancı BelgelerIşığında, Dünü Bugünü) adlı 618 belgeli üçüncü kitabımla, Türk-Ermenisorununu yukarıda tariflenen bilinçle hesap sorma görevini yerinegetirdiğimi sanıyorum. Kitabımın, Türk-Ermeni ilişkisine yüceAtatürk'ün 'Yurt'ta Barış, Dünya'da Barış' ilkesine uygun yarınlargetirmesi dileğimle. 01 Şubat 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet GürelKöprü-İzmir________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Strabon, İÖ 64 - İS 23 arasında yaşamış bir coğrafyacıdır.Amasya'da doğan Strabon, Antik dünya hakkındaki coğrafya kitabı iletanınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Homeros, Antik Yunanistan'da yaşamış İyonyalı bir ozandır. BatıEdebiyatı'nın ilk büyük eserleri sayılan İlyada ve OdysseiaDestanları'nın yaratıcısı veya derleyicisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Aristoteles, MÖ 384 - MÖ 322 tarihleri arasında yaşamış Yunanlıfilozof ve bilim adamıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platon ile birlikte Batı düşüncesini en çoketkileyen iki kişiden biri olarak düşünülür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.4. M.Ö. 336-323 yılları arasında Makedonya kralı olan Büyük İskender,o zamanki dünyanın yarısını 13 yılda fetheden tarihteki en büyükkomutanlardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Bülent Şenocak, Levant'ın Yıldızı İzmir, Şenocak Yayınları, İzmir2008,  s. 11-13.6. Pelin Böke, İzmir 1919-1922 Tanıklar, Tarih Vakfı Yurt Yayınları,İstanbul 2006, s. 207-215.7.&lt;br /&gt;Levantenlerin oturduğu mahalle.8. Oktay Gökdemir, Cumhuriyetin İzmir'i 'Ateşin Gelini' adlı makalesi,    Cumhuriyet, 9 Eylül 2008, s. 23.9. Gökdemir, a.g.m, s. 21.10. Gökdemir, a.g.m, s. 25-26.11. Selahattin Sert, Haçin Ölüm Kampı, Kum Saati Yayınları, İzmir 2005, s.  25.12. Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt.5, Kaynak Yayınları, İstanbul2002, s. 284-286.&lt;br /&gt;13. Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt.13, Kaynak Yayınları, İstanbul 2004, s. 296.&lt;br /&gt;14. İsmet Görgülü, Atatürk'ten Ermeni Konusu, Bilgi Yayınevi, Ankara2006, s. 174.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-3300490309917072402?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/3300490309917072402/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=3300490309917072402' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3300490309917072402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3300490309917072402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/04/senocak-yaynlarndan-ckan-turk-ermeni.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-7255630771418978624</id><published>2010-04-07T13:39:00.000-07:00</published><updated>2010-04-07T13:41:59.176-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Genelkurmay Arşivini Kim Çaldı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Muammer Karabulut&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde Ermeni iddiaları ile tartışılanların adı her ne ise Osmanlı Genelkurmay'ının 1913-1918 tarihleri arasında Almanya'nın kontrolünde olduğunu ve Hans Von Seeck 5 Kasım 1918 tarihinde giderken bütün arşivi yanında götürdüğünü  bilmeden konuşulmaz!...Nihayetinde Genelkurmay arşivini kaçıran Almanya, 2005 yılında "Türkler Ermeni soykırım yaptı" bile demiştir.- Neden hiçbir tarihçi veya yetkili  "bizim komutamız Almanlardaydı, bütün arşivi de çaldılar" demedi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dönemi kısaca hatırlayacak olursak, ordusunda reform yapmak isteyen Osmanlı 27 Ekim 1913 tarihinde, "General Liman von Sanders komutasındaki Alman Askeri Yardım Heyeti Hizmet Sözleşmesini, Bahriye Nazırı ve Harbiye Nazırı Vekili Çürüksulu Mahmud Paşa tarafından 5 yıllık bir süreyi kapsayacak şekilde imzalandı." (*) Bunun üzerine, Alman-Prusya sisteminde olduğu gibi, savaşlarda asıl karar verici olan Genelkurmay örgütlenmesinin bir benzerini Erkan-ı Harbiye -i Umumiye Dairesi&lt;br /&gt;-Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı'na verdi. Bu amaçla, başlangıçta tümen komutanı olması planlanan "Prusya Albayı Bronsart von Schellendorf , Erkan-ı Harbiye -i Umumiye Dairesi Erkan-ı Harbiye Reis-i Saniliği-Genelkurmay Birinci Yarbaşkanlığı-&lt;br /&gt;Genelkurmay Karargahı Kıdemli Başkanlığı görevine getirildi." (*) Ve Osmanlı ordusunun bütün kritik noktalarını Alman subaylar komuta etmeye başladı.&lt;br /&gt;Yapılan düzenlemeler ile Enver Paşa yetkisizleşti ve Alman von Schellendorf fiilen Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildi. "Hatta bu tarihten sonra bazı belgelerde von Schellendorf'tan ‘Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi' şeklinde bahsedilmeye başlandı. Aynı iradeyle Genelkurmay teşkilatı yeniden değiştirildi ve Kritik Merkez Şube Müdürlüğü doğrudan von Schellendorf'a bağlandı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) Anlaşılacağa üzere, 1914 yılından itibaren Osmanlı ordusundaki bütün yazışma, plan ve diğer tüm evraklar Almanların kontrolüne geçti.Osmanlı Genelkurmay başkanı von Schellendorf , 20 Ağustos 1914 tarihinden itibaren "olası savaş durumunda açılacak cephelerle ilgili planları"(*)&lt;br /&gt;hazırladı.&lt;br /&gt;Osmanlı’da Alman komutasına muhalif subaylar istifa etti veya pasif görevlere getirildi. I. Dünya savaşı başladığında ise "artık denetim mutlak olarak von Schellendorf'un, dolayısıyla Alman Genelkurmayı'na" geçmişti. "Alman denetimindeki Osmanlı Genelkurmayı bütün önemli kararları, sefer planlarını ve her tür yığınağı zaten Alman Genelkurmayı'nın emir ve denetimi altında yapmaktaydı." (*)İlgili yazışma ve arşiv kayıtlarına Osmanlının "en üst düzey komutanlar dahil, hiçbir Türk subayı plan ve yazışmalara ulaşamıyordu. Bu uygulama savaşın son dönemine kadar titizlikle devam ettirildi..."&lt;br /&gt;(*)Alman Genelkurmayı’nın kontrolüne giren Osmanlı ordusuna en dikkat çekici tavır ve uyarı 20 Eylül 1917 tarihli raporu ile 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'dan geldi. Mustafa Kemal, Enver Paşa ve Talat Paşa'ya gönderdiği raporda Suriye-Filistin cephesindeki durumu vurgulayarak acilen, "içinde bulunduğumuz bataklıktan Almanlar'la beraber bulunarak kurtulmak zaruri ise de, Almanlar'ın bu zaruretten imdadı ve harpten istifade ederek bizi müstemleke şekline sokmak ve memleketimizin bütün menabiini (kaynaklarını) kendi ellerine almak siyasetine muarızım (karşıyım) ve rical-i devletin bu hususta hiç olmazsa Bulgarlar kadar müstakil ve kıskanç olmalarını lüzumlu görürüm..."&lt;br /&gt;(*) diyecekti. Bunun üzerine Alman Genelkurmayı birlikte savaştığı daha doğrusu savaştırarak öldürttüğü Osmanlı askerlerinin başına von Schellendorf'un yerine 17 Aralık 1917 tarihinde İstanbul'a gelen Tuğgeneral Hans von Seeckt (22 Nisan 1866 - 27 Aralık 1936) atandı. Hans von Seeck ise "5 Kasım 1918 günü sabah saatlerinde" (*) Osmanlı Genelkurmayı’ndaki belgelere göre, 1914 yılından itibaren yapılan bütün yazışma ve evraklar ile Alman Genelkurmayı ile yapılan yazışmaların tamamını, üstelik 1 Kasım 1918 tarihinde Genelkurmay ile ilgili tüm sorumluluklarını devretmesine ve "31 Ekim 1918 gün ve 6083 sayılı tamim gereğince bu evrakların Merkez Şubesi'nde veya Riyaset Yaverliği makamında bulundurulması" (*) gerekirken Almanya götürmüştür.&lt;br /&gt;- Neden götürmüştür?Bu sorunun yanıtı, bugün sözde Ermeni soykırım yalanları ile Türkiye'yi parçalamak isteyenlerin, Türkleri nasıl birbirlerine düşürdükleri ile toprakları ellerinden nasıl alındığı konusunda ortada "belge ve akıl" bırakmamak içindir.&lt;br /&gt;Tarihte, zamanın kendisi çok önemlidir.&lt;br /&gt;Vicdanları olamayan bazı Ermeni veya paralı tarihçiler, İngiliz ve Fransız kuvvetleri 19 Şubat 1915 tarihinde ikinci büyük bir taarruzla Çanakkale'yi topa tutarken, Osmanlı topraklarında, tehcir veya adı ne olursa olsun 2 Şubat 1915 yılında "soykırımı"&lt;br /&gt;(Açık İstihbarat : O dönem Osmanlı topraklarında yaşanan trajedide Almanların payını ortaya koyan bu yazının; sorumluluğu Almanlara yüklerken "soykırım" sözcüğünü kullanması yaşananları çarpıtmak isteyenlerin işini zorlaştırmamaktadır.&lt;br /&gt;Sorumluluğun Almanlarda olması; yaşananların bedelinin bize ödetilmek istendiği gerçeğini değiştirmeyeceğinden; "soykırım" kavramı konusundaki hassasiyet her halükarda korunmalıdır.&lt;br /&gt;Yazıdaki "soykırım" sözcüğüne şerhimizi koyuyor; yazının bütünlüğünü korumak adına tırnak içine alıyoruz) başlatırlar ve son aylara kadar devam ettirirler.Çanakkale savaşı da 19 - 20 Aralık 1915 tarihleri arasında, Arıburnu ve Suvla'yı boşaltılması sonrası 8-9 Ocak 1916 tarihinde tamamı sona erer ve diğer tarafta ise aynı ordu Ermeni vatandaşlarına "soykırım" uygular!!!Bugün, ABD gibi çok donanımlı bir ordunun Irak'ta başına gelenleri gördükten sonra olanlara inanmayı bir tarafa bırakın, 1914-1918 tarihleri arasında akan kanı, kaybedilen toprakların belgeleri ile birlikte Alman Genelkurmayın emri ve komutasında olan Osmanlı ordusunun başına gelenleri, ayrıntıya girmeksizin;&lt;br /&gt; - 19 Aralık 1914 Sarıkamış harekatı, - 1914 -1915 tarihleri arasında Çanakkale savaşı, - 1916 Irak ve - 9 Aralık 1917 Kudüs işgali de dahil olmak üzere bir bir öğrenelim. Sonra da Almanya'nın 2005 yılında nasıl ve hangi hakla sözde soykırım tanıdığına bakalım.... Ayrıca, "...Enver Paşa bir kısım İttihat Terakki ileri gelenleriyle birlikte, 8/9 Kasım 1918 gecesi U-67 numaralı Alman denizatlısı ile İstanbul'dan kaçtı. İşin ilginç tarafı, bu grubun Türkiye'den kaçmadan önce İttihat Terakki arşivinin önemli bir kısmını yok"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) etmesinin ise not olarak bir yerlere yazalım ve günümüzün ittihatçılarını bir bir tespit edelim... Tabii ki savaş, "yönetme siyasetinin iflasıdır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kuşku yok ki yaşanan acıların başlangıcında, ABD tarafından Anadolu'da Protestanlaştırılan Ermenileri hatırlamakta fayda var. Dikkat edin, - Gelişen Yahudi-Kürt müttefikliğini bizler seyrettik. Filistin ve İsrail topraklarında, 400 bin Yahudi Kürt olduğunu çok kişi bilmez. Eski Genelkurmay Başkanlarından Moşe Yalom da, Türk vatandaşlığından atılmış ve Mardin'li bir Kürt'tür (Yalçın Bayer, Hürriyet gazetesi,10 Ekim 2007). Fakat, Türkiye'de 25-30 bin civarında Yahudi yurttaşımız varken, sözde Kürdistan'ı 19. yüzyılın ortalarına doğru gezen Haham David'in 1827 yılında aktardığı verilere göre, "toplam 15 sinagog ve 1.875 ailenin varlığından" söz eder.&lt;br /&gt;Yer Aile SinagogGaziantep (merkez) 152Şanlıurfa (merkez) 402Cermul (Jermuk) 402Diyarbakır 401Zaho 6001Musul 6001Dahok 101Sador 1001Amadiye 2002Şuş ? ?Suho 301Erbil 200 2Toplam 1.875 Aile 15 (Dr. A. MEDYALI, Kürdistanlı Yahudiler, birinci baskı 1992)- O zaman, 400 bin (!) Yahudi Kürt nüfus nasıl bulundu?- Kürtsüz bir Kürdistan kurmak için bulunur!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli olan, AB-D'li sapkınlar yarın Türklere, "bu sefer de Kürtlere soykırım yaptı" dememeleri için, ilk önce 1914-1918 yıllarında dökülen İNSAN kanı ile kaybedilen Osmanlı topraklarının hesabını Alman Genelkurmay arşivlerinde mutlaka aramamız gerekiyor... (*) Toplumsal Tarih dergisinin Kasım 2000 tarihli sayısında, "Birinci Dünya Savaşı'ndaki Alman Askeri Yardım Heyeti'nin Bilinmeyen Bir Yönü" isimli makaleden alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=8775&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-7255630771418978624?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/7255630771418978624/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=7255630771418978624' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7255630771418978624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7255630771418978624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/04/genelkurmay-arsivini-kim-cald-muammer.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-2806981571778010810</id><published>2010-03-17T14:06:00.001-07:00</published><updated>2010-03-17T14:06:57.654-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Mr Vicente Todolí&lt;br /&gt;Director, Tate Modern&lt;br /&gt;53 Bankside, London SE1 9TG&lt;br /&gt;15th March 2010 &lt;br /&gt;Subject:  “Arshile Gorky: A Retrospective”  &lt;br /&gt;Dear Mr Vicente Todoli, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;As the Federation of Turkish Associations UK (FTAUK)*, we would like to bring to your kind attention an issue which deeply offends the Turkish community in the UK. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To our great dismay, the exhibition “Arshile Gorky: A Retrospective” in your esteemed museum, its brochure distributed to visitors and the optional audio device contain inaccurate information and groundless accusations against the Turks which we found unfitting for an art exhibition. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The expression “Vosdanik Danoian was born around 1904 on the shores of Lake Van, in Armenian Turkey” in the brochure gives a false place name which not only contradicts historical facts, but also infringes upon the very principle of respect to territorial integrity and inviolability of borders. There was nothing called “Armenian Turkey” on the shores of Lake Van around 1904. Nor was there something called “Turkish Armenia” as stated in another part of the brochure.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moreover, the claim that “the remaining family were driven out of their home by the pogroms of 1915, which are widely recognized as the century’s first genocide.” is not only an arbitrary accusation, but by disregarding the legal definition of ‘genocide’, a distortion and falsification of facts as well. &lt;br /&gt;You should also be aware of the official stance of the British parliament and the most recently released statement that re-iterates the UK government’s position of there being no evidence to claim the events of 1915 as genocide. No other government was in a better position to find evidence if it existed of any such ‘genocide’ because the British were in control of Istanbul and all the Ottoman archives at the end of the First World War.&lt;br /&gt;We unfortunately observed similar accusations against the Turks in the text titled “Apprenticeship” on the wall of the very first room of the exhibition.      &lt;br /&gt;In addition to all these, the introduction part of your audio device which states “Turkish attacks on the Armenians became increasingly harsh. In 1915 thousands of Armenians including Gorky’s family were forced from their homes” is totally misleading. &lt;br /&gt;Last but not least, the catalogue of the exhibition also gives a false place name and contains two Armenian propaganda photos one of which has the explanation “The bodies of Armenian children massacred in Turkey during World War I, c.1915” which instigates abhorrence and unfairly blames Turkey which proclaimed independence in 1923.  &lt;br /&gt;It is also unfortunate that an exhibition intended to display selected pieces of art ended up with miscarriage of history at a time when Turkey and Armenia have declared their mutual intention of paving the way for normalization of their relations.&lt;br /&gt;The Turkish community in the UK would like to believe that these arbitrary accusations as well as the falsified claims were overlooked by your distinguished museum. To think otherwise would be to accept that the world famous Tate Museum could not avoid falling victim to Armenian propaganda.&lt;br /&gt;As tax payers, voters and citizens of this country of Turkish origin, we entirely respect art as art lovers. Yet, we also strongly believe that art should not be exploited by politically motivated groups and become a tool for hate propaganda. &lt;br /&gt;We therefore request you to revise the above-mentioned materials and to replace them with reasonable, neutral expressions.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Your immediate reply would be much appreciated.    &lt;br /&gt;Yours sincerely,  &lt;br /&gt;Servet Hassan (Mrs)&lt;br /&gt;General Coordinator&lt;br /&gt;FTA UK   &lt;br /&gt;* FTA UK is working on issues concerning the Turkish community and as an umbrella organization consisting of 17 Turkish associations; it represents approximately 300.000 Turkish citizens in the UK.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-2806981571778010810?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/2806981571778010810/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=2806981571778010810' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2806981571778010810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2806981571778010810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/03/mr-vicente-todoli-director-tate-modern.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8118987477225507858</id><published>2010-03-17T14:00:00.000-07:00</published><updated>2010-03-17T14:05:51.685-07:00</updated><title type='text'>İTDF Basın Bildirisi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;SANATI POLİTİKAYA ALET ETTİLER&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tate Modern Galerisi’nde ‘soykırım’ propagandası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İngiltere’nin ünlü modern sanat galerisi Tate Modern, sözde Ermeni soykırım propagandasına yer vererek sanatı politikaya alet etti.&lt;br /&gt;Ermeni kökenli ressam Arshile Gorky’nin tablolarını sergileyen Tate Modern Galerisi’nin tanıtım broşürlerinde asılsız ‘soykırım’ iddialarına yer vermesine İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu sert tepki gösterdi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’nın en büyük modern sanat galerisi Tate Modern’de 10 Şubat tarihinde eserleri sergilenmeye başlayan Amerikalı ressam Arshile Gorky’yi tanıtıcı broşürlerde ‘Ermeni soykırımı’ iddialarına yer verilmesi İngiltere Türk toplumunu ve sanatseverleri üzdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propaganda fotoğrafları içeren Gorky’nin eserlerini tanıtıcı katalog ve diğer materyellerde aynı iddialar tekrarlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İddiaların hiç bir dayanağı yok&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sanat eserlerinin sergilendiği bir galerinin hiç bir dayanağı olmayan Ermeni iddialarının gündeme getirildiği bir platforma çevrildiğini belirten İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu (İTDF), Tate Modern Galerisi’ne yazdığı mektupta, sergiyi tanıtıcı materyellerden sözde ‘soykırım’ iddialarının çıkarılmasını talep etti.&lt;br /&gt;Sanatseverleri Tate Modern Galerisi’ni protesto etmeye davet eden İTDF Genel Koordinatörü Servet Hassan “Tate Modern Galerisi’nin Ermeni ‘soykırım’ lobicilerinin propaganda alanına dönüştürülmesini kınıyoruz. Sergiyi tanıtan broşürler ve diğer materyeller asılsız ve yanıltıcı ifadeler içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arshile Gorky’nin adından başlayarak doğum tarihi, yeri ve hayatı hakkındaki bilgilerin şüpheli olduğunu uzmanlar açıklıyor.&lt;br /&gt;Arshile Gorky’nin ölümünden sonra yeğeni Karlen Muradyan’ın yazdığı ve sahte olduğu ispatlanmış mektuplara dayanarak bir ‘soykırımdan kurtulan ressam efsanesi’ yaratılmış. Bu sergiye atfen İngiliz basınında yer alan yazılar Türk toplumunu derinden yaralıyor.&lt;br /&gt;Tate Galerisi’ni konu hakkında uyararak bu haksız ve dayanaksız iddiaların sergi tanıtım materyellerinden çıkarılmasını talep ettik.&lt;br /&gt;İnsanları birbirine yaklaştıran ve anlamaya yönelten sanatın politikaya alet edilerek onları birbirine düşman etmek için kullanılması çok üzücüdür” dedi. Protesto hakkında daha fazla bilgi isteyenlerin &lt;a href="http://www.turkishfederationuk.com/"&gt;http://www.turkishfederationuk.com/&lt;/a&gt; adresini ziyaret etmeleri öneriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gorky Ermeni olduğunu gizlemiş&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeküstücü ve soyut dışavurumcu tabloları ile tanınan sanatçının 1902- 1905 yılları arasında Van civarında doğduğu iddia ediliyor. Asıl adı Vosdanik (Manoog) Adoyan olan sanatçının babası 1910 yılında karısını, üç kızını ve oğlunu ardında bırakarak daha iyi bir ekonomik hayat için Amerika’ya iltica etmiş. 1915 olayları sonrasında Rus orduları ile birlikte o dönem Rusların kontrolünde olan Erivan’a göç eden sanatçının annesinin 1919 yılında Ermenistan’daki zor koşullara dayanamayarak açlıktan hayatını kaybettiği söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızkardeşi ile birlikte 1920 yılında önce İstanbul, ardından Atina üzerinden Amerika’ya göç eden sanatçı kısa bir süre babası ile yaşadıktan sonra ailesini terkederek sanat hayatına atılmış.&lt;br /&gt;Kendisini ünlü Rus yazar Maxime Gorky’nin yakın akrabası olarak tanıtan ressam, Arshile Gorky adını kullanmaya başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevresindekilere zaman zaman Rus bazen de Gürcü olduğunu söyleyen ressam 31 yaşında evlendiği eşinden Ermeni olduğunu ölene dek gizlemiş. Geçirdiği trafik kazası sonucu depresyona giren ressam, eşinin çocuklarını alarak kendisini terk etmesinden bir süre sonra 1948 yılında intihar ederek hayatına son vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanat hayatının ilk yıllarında Picasso, Cezanne ve Matisse gibi bir çok ünlü sanatçının etkisinde kalan ressamın eserleri ileriki yıllarda sanat çevreleri tarafından kabul görmüş.&lt;br /&gt;Ünlü bir çok sanat galerisinde tabloları sergilenen Gorky’nin eserleri 3 Mayıs 2010 tarihine kadar Tate Modern Galerisi’nde sergilenecek. Tate Modern bu süre içinde sanatçıyı tanıtan bir dizi etkinlik yapmayı planlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Parlamentolarda alınan kararlar siyasidir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İTDF Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada ‘soykırım’ suçlamasının olayların tarihsel boyutu irdelenmeden ve hukuki bir dayanağı olmadan dile getirilmesinin maksatlı olduğu; 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ‘soykırım’ suçunun tanımlandığını ve 1915 Ermeni tehcirinin bu kapsama girmediği belirtildi.&lt;br /&gt;Açıklamada, 1915 döneminin hem Ermeni hem de Türk toplumunun büyük acılar çektiği bir dönem olduğu ve bu acının bazı çevreler tarafından istismar edilerek Türk- Ermeni düşmanlığı yaratılmaya çalışıldığı vurgulandı.&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde alınan Ermeni soykırımını tanıma kararı konusunda açıklama yapan İTDF Başkanı Şener Sağlam “ABD, İsveç ve benzeri bazı ülkelerin parlamentolarında alınan kararlar tamamen siyasidir.&lt;br /&gt;Bu girişimlerin Türkiye'yi soykırım iddiasıyla baskı altına alma, Türkiye siyasetini soykırım iddiasıyla yönlendirme amacı taşıdığını hepimiz biliyoruz.&lt;br /&gt;Bu ülke parlamentolarını kendi geçmişleri ile yüzleşmeye davet ediyoruz” dedi. Başkan Sağlam “Kurt dumanlı havayı sever. Anavatanımızda yaratılan dumanlı havayı fırsat bilen bazı sözde ‘dost’ ülkelerin parlamentoları ‘soykırım’ iddialarını tartışmaya başladılar. 95 yıl önce yaşanan trajik olayların bugün parlamentolarda tartışılmasının nedeni hali hazırda bugün kendilerinin yaptığı kıyımları gözden kaçırmak ve dikkatleri başka yöne çekmek içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afganistan’da, Irak’ta, Yemen’de, Filistin’de, Bosna’da, Karabağ’da olanlar meydanda! Hepimiz biliyoruz ki Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken 5 milyon Osmanlı hayatını kaybetmiştir. Osmanlı tebası olan Ermeni kayıpları da dahil olmak üzere 5 milyon kişinin yer yüzünden silinmesinin birinci dereceden sorumlusu aç gözlü Batılı emperyalist güçlerdir.&lt;br /&gt;Batılılar önce katlettikleri Müslümanların hesabını versin!” dedi.&lt;br /&gt;Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılı güçler ve Rusya tarafından parçalanması sürecinde 4 milyonu sivil olmak üzere Osmanlı tebasına mensup 4 kişiden biri hayatını kaybetmişti. Osmanlı İmparatorluğu tarafından yüzyıllarca ‘Millet-i Sadıka/ Sadık Millet” olarak tanımlanan Ermenilerin bu süreçte önce Ruslar sonra Batılı güçlerin kışkırtması sonucu gerçekleştirdikleri ayaklanmalar ve katliamlarda 523 bin Müslüman/Türkü katlettikleri kaydediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra, 17 Mart 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Editöre Notlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İTDF hakkında bilgi:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu (İTDF) bünyesinde onaltı derneği barındıran bir çatı örgütüdür. İngiltere'de yaşayan Türkler arasındaki birlik, beraberlik ve dayanışmayı güçlendirmek, Türk toplumunun kendi kimliğini koruyarak İngiliz toplumuna uyumuna yönelik çabalara katkıda bulunmak, sahip olduğu hakları korumak ve güçlendirmek, ortak sorunlarının çözümü ve ortak çıkarlarının savunulması için çaba göstermek, Türk-İngiliz dostluğunun geliştirilmesine katkıda bulunmak, Türk kültürünü ve tarihini tanıtmak, Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ilgilendiren konularda çalışmalarda bulunmak üzere kurulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İTDF ile iletişim:&lt;br /&gt;E-posta:  &lt;a href="mailto:turkishfederationuk@yahoo.co.uk" target="_blank"&gt;turkishfederationuk@yahoo.co.uk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Posta:  İTDF, 41 Camberwell Church Street,  London SE5 8TR&lt;br /&gt;Telefon :  + 44 (0)77 8890 8803&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-8118987477225507858?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/8118987477225507858/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=8118987477225507858' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8118987477225507858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8118987477225507858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/03/sanati-politikaya-alet-ettiler-tate.html' title='İTDF Basın Bildirisi'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-3814962055304316331</id><published>2010-03-06T13:51:00.000-08:00</published><updated>2010-03-06T13:54:01.705-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;İttihatçılar Taşnaklara Ne Önermişlerdi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tuncay Yılmazer - Gelibolu'yu Anlamak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt; &lt;a href="http://www.acikistihbarat.com/"&gt;www.acikistihbarat.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;05.03.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“….Talât Bey’in evine gidip konuştuk faydasız…Taşnaksutyun , İttihat’ın yararına ve onun yanında çalıştıktan sonra , şimdi onun darbeleri altında…” (25 Nisan 1915 Pazar, Osmanlı Meb’usan Meclisi Üyesi Krikor Zohrab Efendi’nin Günlüğünden)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni Sorunu hâlâ güncelliğini koruyor,  zaman zaman gündemden düşer gibi olsa da ufak bir kıvılcım tartışmaları yeniden alevlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak baktığımızda tartışmalar Ermenilere soykırım yapılıp yapılmadığı, Ermenilerin hainlik yaptıkları için tehcir edildiği vs. gibi konuların etrafında şekilleniyor, Osmanlı Ermenilerin kurduğu partilerin özellikle de Ermeni Taşnak Federasyonu ile İttihat-Terakki Cemiyeti’nin inişli çıkışlı ilişkileri Ermeni Sorununu inceleyen araştırmacılarca nedense pek gündeme getirilmiyor. Oysa ben sorunun  İttihat Terakki Cemiyeti ( İTC ) ve diğer Ermeni Örgütler arasındaki ( özellikle de Taşnaksutyun Partisi ) arasındaki ilişkiler açısından da  ele alınmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.İkinci olarak da 1914 yılı içerisinde ortaya çıkan savaş tehlikesinin başta Taşnaklar olmak üzere bu örgütlerce nasıl algılandığının üzerinde durulmalı. “Türkler soykırım yaptı” ya da “Ermeniler hainlik etmişti.” gibi toptancı yaklaşımlar bilimsel değil, her şeyden önce adil değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Her ne kadar bazı Ermeni araştırmacılar aradaki iletişimin 1912 yılında bittiği söylese de elimizde savaş çıkana kadar devam ettiği yönünde yeterince kanıt var. Taşnaksutyun Partisi aslında gerek ilke gerek teşkilatlanması açısında İttihat-Terakki ile çok benzeşiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer Ermeni partileri ( Hınçak ve diğerleri ) II. Meşrutiyet ilan edilmesinden önce ve sonrasında da her zaman için İTC ‘ne mesafeli kalmışlardı. Oysa Taşnak Federasyonu zaman zaman inişli çıkışlı da olsa İTC ile her zaman iletişim kanallarını açık tutmuştur. Taşnaklar Ermeni komitelerinin en dürüst ve en doğrusu olarak kabul ediliyordu.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn1" name="_ednref1" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[i]&lt;/a&gt;Cemal Paşa anılarında “Biz Ermenileri ve özellikle de onların ihtilalcilerini Rum ve Bulgarlardan daha çok severiz.” diye yazacaktı. "Çünkü onlar bu iki milletten daha mert ve daha kahramandırlar. İki yüzlülük bilmezler. Dostluklarında sadık , düşmanlıklarında metindirler. Biz Ermeniler ile Türkler arasındaki düşmanlığın başlıca sebebinin Rusya siyaseti olduğu inancındayız."&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn2" name="_ednref2" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[ii]&lt;/a&gt; diye yazmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İki örgüt arasındaki ilk yakınlaşma İTC’nin Selanik kanadından Cemal Paşa ve Paris kanadından Dr. Bahaattin Şakir bey’in çabalarıyla II. Jöntürk kongresi öncesi olmuştu. Kongre 29 Aralık 1907'de Paris’te toplanmış, Taşnaksutyun delegeleri de katılmışlardı. Kongrede padişahı devirmek için silahli mücadelede dahil her türlü yönteme başvurulması , genel ayaklanmaya uygun bir ortam hazırlanması kabul edilmişti. &lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn3" name="_ednref3" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[iii]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hareket ordusunu  22 Nisan 1909'da ellerinde çiçeklerle ziyarete gelen  Ermeni kadınlara Enver Bey ve yanındakiler “Yaşasın Taşnaksutyun Cemiyeti!” diye alkışlarla karşılık verecekti. &lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn4" name="_ednref4" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[iv]&lt;/a&gt; Her iki örgüt arasındaki ilişkiler diğer Ermeni örgütlerin tepkisini çekmekte gecikmemişti. Bazı İttihatçı mebusların Taşnaklara Ermeni Devrimci Federasyonu ile birleşme önerisinde bulundukları söylentisi bile çıkacaktı.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn5" name="_ednref5" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[v]&lt;/a&gt; M. Raif Ogan “Sultan Abdülhamit-İftiralara Cevaplar” adlı eserinde İttihatçıları özellikle bu konuda ağır bir dille eleştirecektir: “İstibdada ve Sultan Abdülhamit’e nefret izharında acele edenler , kendi milli hakimiyetlerini baltaladıklarını o günlerde anlayamadılar ve İttihad komitasının gaflet ve cehaletine ayak uydurdular. Hepsinin yazılması da İttihad ve Terakki’nin propagandası tesiriyledir. O günlerde Ermeni komitacısı ile hürriyet fedaisi arasında ayrılık kalmamıştı! Bu basiretsizliğin acı misallerini bir çok kanlı komitacıların İttihad ve Terakki namzedi olarak meb’us seçilmeleri ile gördük. Karakin Pastırmacıyan adındaki komitacının müfrit taşkınlıklarına Rusya Çarlığı bile tahammül etmemiş, ve bu adam oradan Osmanlı ülkesine kaçıp kurtulmuştu. Rusya iadesini istiyorken İttihad Terakki o’nu Erzurum’dan meb’us çıkardı ve Rusya’nın taleplerine karşı harbi göze alacak derecede ahmakâne cür’et göstererek herifi himaye etti.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn6" name="_ednref6" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[vi]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ancak , Taşnaklar  31 Mart Vak’ası sonrası Adana’da Ermenilerle Türkler arasında çıkan olayları araştırmakla görevli iken şüpheli şekilde ölü bulunan Edirne Mebusu Agop Babikyan’ın ölmeden önce yazdığı ve ailesi tarafından saklandığı iddia edilen Adana olayları ile ilgili raporun açıklanması üzerine 18 Temmuz 1912'de ittifakın bittiğini ilan ettiler.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn7" name="_ednref7" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[vii]&lt;/a&gt; Taşnaksutyun  yayın organı Troşag 13 Nisan 1913'de ITC’yi , Taşnakların içtenliğini ve çabalarını sistemli bir şekilde boşa çıkartmakla suçlayacaktı. Tüm Ermeni partileri aralarındaki işbirliğini artırıp Vilayat-ı sitte bölgesindeki reformların yaşama geçirilmesini talep ettiler. Krikor Zohrab, Vartkes Efendi gibi Ermeni ileri gelenleri diğer ülke büyükelçileri ile temasa geçtiler. Hedef özerk bir Ermenistan’dı.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn8" name="_ednref8" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[viii]&lt;/a&gt; Ancak görüşmeler devam etti. İttihatçı mebuslardan Ermeni kökenli Hallaçyan Efendi aracılığıyla Cemal Bey, 1913 Aralığında Taşnak temsilcileri ile bir araya  gelmiş, büyük güçleri doğu meselelerine katmamalarını, sonuçların geri dönülemez olabileceğini söylemişti.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn9" name="_ednref9" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[ix]&lt;/a&gt; Cemal Paşa’ya göre reformlar kabul edilse bile Doğu’daki Müslümanlar Ermenilere karşı ayaklanabilecek, Rusya bunu bahane edip Doğu vilayetlerini işgal edebilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç ıslahat teşebbüslerinin harpten sonraya ertelenmesinin gerektiğini Taşnaksutyun liderlerine söylendi.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn10" name="_ednref10" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[x]&lt;/a&gt; Kutlu’nun da haklı olarak belirttiği gibi zihniyet olarak Ermeni milliyetçileri de İttihatçılardan farklı değildi. İttihatçıları buna karşılık İstanbul’da terör olaylarını başlatmakla tehdit ettiler.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn11" name="_ednref11" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xi]&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniköy Antlaşması 8 Şubat 1914'te Sadrazam ve Dışişleri Bakanı Sait Halim Paşa ile Rusya’nın İstanbul Maslahatgüzarı arasında imzalanmıştı. Antlaşma maddeleri Osmanlı İmparatorluğunu Rusya karşısında bir hayli sıkıntılı duruma soktuğu açıktır. Doğuda 6 vilayet ikiye ayrılacak ve iki ayrı Avrupalı müfettiş tarafından yönetilecekti. Müfettişlere geniş yetki veren bu antlaşma, Babıali’yı Rusya’ya ya karşı sorumlu hale getiriyordu. &lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn12" name="_ednref12" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xii]&lt;/a&gt; Savaşa girme kararında bu antlaşmanın büyük önemi vardır. Cemal Paşa hatıralarında “Kapitülasyonları ve Cebel-i Lübnan imtiyazlarını kaldırmak ana düşüncelerimizden olduğu gibi , son zamanlarda Rusya’nın baskı ve zorlamasıyla kabul ettiğimiz Doğu Anadolu ıslahatına ait itilafnameyi de yırtmak istiyorduk.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn13" name="_ednref13" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xiii]&lt;/a&gt; diyecekti.&lt;br /&gt; 8.Taşnak Kongresi&lt;br /&gt; Ufukta savaş bulutları belirmiş ve Osmanlı İmparatorluğu’nun da tarafını belirlemesi gerektiği ortaya çıkmıştır.  Bab-ı Ali, Almanya ile ittifak sözleşmesi yapacaktır. İşte seferberlik kararının da alındığı Ağustos ayı başında Erzurum’da,  Doğu Anadolu vilayetlerinin en güçlü Ermeni örgütü olan Taşnaksutyun cemiyetinin  kongresi  toplanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kongreye dair İttihat Terakki Cemiyeti’nden de delegeler katılıp katılmadığına dair Türk kaynaklarındaki bilgiler çelişkilidir. ITC Hükümetinin Mavi Kitaba karşılık olarak çıkardığı “Beyaz Kitap- Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri” olarak adlandırılan kitapta Taşnak 8.Kongresi kararlarından bahsedilmekte. Ancak kongreye İTC temsilcilerinin de katıldığı  belirtilmiyor.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn14" name="_ednref14" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xiv]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salahi Sonyel, kongrenin Temmuz ya da Ağustos ayılarında yapıldığını, İTC yetkililerinin katıldığına dair hiçbir Türk belgesi olmadığını, kongre sonuçları ile ilgili değişik yorumlar yapıldığını belirtiyor. Papasian , Jön Türklerin 1907 antlaşmasını yeniden hayata geçirilmesini istediğini belirtirken, Taşnaklar devlete bağlı kalacaklarını ancak Rus Ermenilerin yaptıklarından sorumlu olmayacaklarını belirtmişler. Sonyel’in aktardığı başka bir kaynak ise Ermenilere otonomi vaad edildiğini belirtiyor. &lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn15" name="_ednref15" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xv]&lt;/a&gt; Türk resmi tezlerinin başlıca eseri olan Kamuran Gürün Esat Uras’ın bu kongreye hükümet temsilcisi gönderildiği iddiasını reddettiğini belirtiyor. Ancak Clair Price’den aktararak bunun gerçekleşmiş olabileceğinin altını çiziyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “İstanbul Meclisi’ndeki Ermeni Grubu , Enver Hükümeti 1914'te  harbe girerken Erzurum’da kongrelerini yapıyorlardı. Hükümet temsilcileri onları orada ziyaret etti ve ilk hedefi Rusya’yı geri atmak olan Panturan projesini sundu. Rus Maveray-ı Kafkas’ının taksimi teklif ediliyor, fethedilecek toprakların Ermeniler, Gürcüler ve Tatarlar arasında taksim edilip hepsine Osmanlı hakimiyeti altında otonomi vaat ediliyordu. Ermeni grubu eğer harp zaruri olursa Osmanlı vatandaşı olarak vazifelerini  yapacaklarını, fakat hükümetin tarafsız kalmasını tavsiye edeceklerini söylediler.”&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn16" name="_ednref16" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xvi]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toynbee, Papazyan ve Kaçaczuni’den de benzer alıntılar yapan Gürün, Erzurum Kongresi’ne İttihat Terakki’den temsilci gitmiş olabileceğini, kongrede Türkiye’deki Ermenilerin muhtemel bir savaşta hükümete karşı cephe alınmamasının kararlaştırıldığını, ancak bu kararın tutulmadığını belirtirken, İttihatçılardan kimin katıldığını, tam olarak ne teklifte bulunulduğunu yazmıyor. ( Bunu belirlemenin de güç olduğunu belirtiyor.)&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn17" name="_ednref17" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xvii]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Taşnak Kongresi Erzurum’da 2-14 Ağustos 1914 tarihleri Erzurum’da yapıldı.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn18" name="_ednref18" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xviii]&lt;/a&gt; Ermeni Soykırımı iddialarının popüler kaynaklarından Yves Ternon gibi Tarık Zafer Tunaya’da Talat Paşa’nın isteğiyle bu tarihlerde yapıldığını belirtiyor.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn19" name="_ednref19" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xix]&lt;/a&gt; Talat Paşa’nın isteğiyle toplantı yapılması hayli ilginç ve önemli bir bilgi. Muhtemelen Talat Paşa özellikle Doğu Anadolu’da ( reform planlanan bölgelerde) Osmanlı Ermenilerini temsil eden Taşnaksutyun cemiyeti’nden çıkabilecek muhtemel savaşta safını belirlemesini istemiş olabilir. Ternon “İttihad’ın dar görüşlü milliyetçiliğini eleştirmek ve bunun Türk olmayan diğer unsurlar karşısında sergilediği düşmanlıktan kaygı duymakla birlikte , Taşnaksutyun savaşı engellemek için bütün gücüyle hükümetle işbirliği yapmaya karar verdiğini" belirtiyor.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn20" name="_ednref20" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xx]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk kaynaklar arasında bu kongreye ittihatçıların ilgisine dair daha net bilgiler veren Tunaya, kongreye İttihat-Terakki Fırkası Katib-i Umumisi Dr.Bahaattin Şakir ile Azerbeycan Müfettişi Ömer Naci Bey’lerin İttihat-Terakki adına katıldığını belirtiyor.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn21" name="_ednref21" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxi]&lt;/a&gt; Söz konusu girişimin hükümet kaynaklı olmaktan ziyade ITC Merkezi Umumi kaynaklı olduğu ortada. Her iki ismin de Talat’a yakın oldukları biliniyor. Bahaattin Şakir’in biyografisini yazan Hikmet Çiçek’te bu kongreye aynı isimlerin katıldığını belirtiyor, ancak ne söz verildiğinden bahsetmiyor.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn22" name="_ednref22" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxii]&lt;/a&gt; İttihat Terakki Katib-i Umumisi Dr. Bahaattin Şakir Ermeni Tehciri konusunda suçlanan isimlerin başında geliyordu. Galip Vardar, İttihatçı  Sapancalı Hakkı ve Hüsrev Sami’nin Bahaattin Şakir’le savaştan önceki bir diyaloglarından bahseder. Bahaattin Şakir ” Haydi Bakalım Erzurum’a gidiyoruz. Ermenileri tehcir edeceğiz” demiş. Her ikisi de şaşırmış. “- Peki Ermenileri tehcir edeceğiz, mal ve mülkleri ne olacak? Bu hususta bir program var mıdır?” deyince “-Yahu ne program olacak. Ermenileri tehcir edeceğiz dedik ya… Alt tarafı anlayın işte.” diye yanıtlamış. Her ikisi de Bahaattin Şakir’in   Ermeni Tehcir etme konusundaki yaklaşımını doğru bulmamış, “bizim kanunsuz, nizamsız işlerde gözümüz yoktur” demişler.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn23" name="_ednref23" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxiii]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Kongre görüşmelerine başlamadan önce seferberlik emri çıkarıldığı haber alındı. Dr. Bahaattin Şakir, Ömer Naci ve Hilmi Bey yönetiminde bir heyet 3 Ermeni şefiyle ( Vramian, Rostom ve Aquini ) görüşme talebinde bulundu.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn24" name="_ednref24" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxiv]&lt;/a&gt; Tunaya, İttihatçı temsilcilerin Ermeni liderleriyle ayrı ayrı konuştuklarını , fakat Van’da Ömer Naci-Papazyan konuşmasında olduğu gibi görüşmelerde olumlu bir sonuca varamadıklarını belirtiyor. Tunaya’ya göre İttihatçıların önerileri Doğu Anadolu’da özerk bir Ermenistan’ın kurulmasıydı. &lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn25" name="_ednref25" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxv]&lt;/a&gt; Ternon, İttihatçı  delegelerin önerileri hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi veriyor:  Transkafkasya halkının ( Gürcü, Tatar, Azeri vs.)  geniş isyan planı ayrıca Ermeniler Ruslara karşı Osmanlı İmparatorluğu’nu desteklerse Kafkasya’daki Erivan, Kars, Elizabethpol eyaletleriyle Van, Bitlis, Erzurum vilayetlerinin sancaklarını içine alan özerk bir yönetim hakkına sahip olacaklardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn26" name="_ednref26" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxvi]&lt;/a&gt;“Başarımız  Ermenilerin pozisyonuna bağlı. Eğer bizimle yürürseniz Kafkasları beraberce paylaşırız. Tiflis, Kutayis, Batum ve Trabzon limanının bir kısmı Gürcistan’a verilir. Bakü, Elizabethpol ve Dağistan Müslüman bütünlüğüne dahil olur, Erivan, Kars, Elizabethpol’ün doğu kısmı, Van, Bitlis ve Erzurum vilayetleriyle birlikte Erzurum’u oluşturur&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn27" name="_ednref27" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxvii]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşnakların Kafkasya’da Rus İmparatorluğu’na karşı bir isyan başlatmasının söz konusu olmadığını belirtip bu teklife olumlu yanıt vermemesinin İttihatçıları kızdırdığı anlaşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talat Paşa , daha sonra Rusların kurduğu Ermeni birliklerinde komutanlık yapacak olan   ( o dönemde Osmanlı Mebusan Meclisi’nde milletvekili )  Karekin Pastırmacıyan’a Taşnaksutyun’un tutumunu beğenmediklerini , İTC’nin yapacaklarında artık özgür olduğunu belirtmişti.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn28" name="_ednref28" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxviii]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Peki kongrede Taşnaklar ne konuşmuşlardı? Ermeni kaynakları kongreden bazı üyelerin ısrarlı isteklerine rağmen Rus Komutası altında Ermeni taburları oluşturulması kararı çıkmadığını belirtiyor.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn29" name="_ednref29" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxix]&lt;/a&gt; Kongre , yirmisekiz oturumdan sonra Ermenileri yaşadıkları ülkenin yurttaşlık görevlerini yerine getirmeye çağıracaktır&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn30" name="_ednref30" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxx]&lt;/a&gt; Ancak kongre kararına rağmen sonraki gelişmelerle Pastırmacıyan ve Antranik’in başı çektiği grup Ruslarla işbirliği kararı alacaktır.&lt;br /&gt;Sonuç&lt;br /&gt;Elimizdeki bilgileri toparladığımızda, İTC’nin Doğu Anadolu’daki en güçlü Ermeni örgütü olan Taşnaksutyun’a Birinci Dünya Savaşı’nın hemen arefesinde Ruslara karşı Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında oldukları takdirde 3 vilayeti önerdikleri ( Erzurum, Bitlis ve Van) ortaya çıkıyor. Balkan Savaşı sonrası istikametini Türk milliyetçiliği olarak belirlemiş olan İttihat Terakki Cemiyeti’nin asırlardır Türklüğü ve Müslümanlığıyla gönüllerde yer etmiş bir şehri Ermenilere teklif etmesindeki garabete mi şaşırmalı?&lt;br /&gt;Yoksa Ermeni birliklerinin en önde gelen komutanlarından birinin İttihatçıların bir zamanlar can dostu olan  Pastırmacıyan olduğuna mı hayret edilmeli? Kuşkusuz bunlar ayrı tartışma konusu.&lt;br /&gt; Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta her iki tarafında popüler kaynaklarının bu kongrenin üzerinde pek durma ihtiyacı hissetmemesi. Talat Paşa’nın isteğiyle yapıldığı belirtilen  8.Taşnak kongresi ile ilgili bilgiler hem Türk hem Ermeni araştırmacıların çalışmalarında nedense üzerinde fazla yorum yapılmadan üstünkörü şekilde veriliyor. Bu konuda her iki tarafın popüler çalışmalarını ele aldığımızda gerek Prof. Vahakn N. Dadrian’ın , Taner Akçam’ın gerekse Prof.Yusuf Halaçoğlu’nun çalışmalarında bilgi bulunmaması doğrusu şaşırtıcı. Kanımca sözkonusu toplantı “soykırım yapıldı” ya da “Ermeniler hainlik etti” görüşlerini destekleyenlerin argümanlarına uymuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilere soykırım yapıldığını savunanlar , soykırıma uğradığını iddia ettikleri toplumun ileri gelenlerin İttihat Terakki ile zamanında yakın işbirliği içerisinde olduğunu açıklamaktan kaçınıyor. Rus Ordusunun 1914 sonlarından itibaren hızla Osmanlı topraklarında ilerlediği sırada Antranik ,Pastırmacıyan gibilerin yönetimindeki Ermeni çetelerinin Müslüman sivillere yaptığı katliamları, yine binlerce Müslüman sivilin göç etmek zorunda  kaldığını görmezden geliyor. ( 1917 sonrasında aynı katliamlar bu sefer Rus Ordusu çekilirken tekrarlanmıştır.)  “Ermeniler hainlik etti” argümanını savunanlar ise darbeyle iş başına gelmiş , İttihat Terakki Fırkası Merkez komitesinin zamanında işbirliği yaptığı Taşnaklarla savaş öncesinde de pazarlıklara girdiğini açıklamıyor, savaş sırasında binlerce Ermeni sivilin, kadın, çoluk-çocuğun o günün şartlarında zorla göç ettirilmesi kararını ise savunmakta zorluk çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Cemal Paşa anılarında haklı olarak zorla yerinden edilen Müslümanlar için serzenişte bulunur: ” Rus istilâsı sırasında Ermeni zulüm ve ve cinayetlerinden kurtulmak için Diyarbakır üzerinden Halep ve Adana yoluyla Konya’ya, Erzurum ve Azerbeycan’dan Sivas’a iltica etmiş olan Türk ve Kürt muhacirlerin gösterdikleri manzara bundan daha az vahim değildi. Fakat o zavallılar Müslüman oldukları için hiçbir Alman ya da Amerikan misyoneri onlar için rapor yazmadı ve onların felâket ve sefaletini münasip bir dille açıklama ihtiyacını vicdanında hissetmedi.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn31" name="_ednref31" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxi]&lt;/a&gt; Standford Shaw, 1919 yılında mütareke döneminde yayınlanan Tasvir-i Efkâr gazetesine dayanarak resmi olarak 1.604.031 müslümanın Rus ve Ermeni saldırılarından dolayı göç ettiğini, bunların yaklaşık %43.7 ( 701.166 ) ‘nin açlık, hastalık ya da katliam nedeniyle öldüğünü belirtiyor.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn32" name="_ednref32" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxii]&lt;/a&gt; Savaştan sonra Erzurum valisi resmi olarak göç ettiği saptanan 448.607 müslümandan sadece 173.304'ünün şehre dönebildiğini bildirecektir. &lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn33" name="_ednref33" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxiii]&lt;/a&gt;  Yakın zamanda Murat Bardakçı tarafından yayınlanan “Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi”nde zorunlu tehcire tabi olan Osmanlı Ermenisini  924.158 olarak veriliyor.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn34" name="_ednref34" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxiv]&lt;/a&gt; Prof. Yusuf Halaçoğlu ise tehcir edilen Ermeni sayısını 438.758, tehcir sırasında çeşitli nedenlerle ölen Ermeni sayısının 56610 olduğunu belirtirken.&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn35" name="_ednref35" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxv]&lt;/a&gt; Ermenilere soykırım yapıldığını savunan  Yves Ternon ise ölü sayısının 600000 olduğundan bahsediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ermeni Tehciri , yıllardır işbirliği yapmış, fedai örgütleri de dahil bir çok açıdan birbiriyle benzeşen İttihatçılarla Taşnakların sivil halk üzerinden kanlı bir hesaplaşmasıydı.  Sonuç her iki taraftan da birer milyona yakın kişinin göç etmek zorunda kaldığı acılarla dolu bir “beraberlik”ti. Kaç kişinin öldüğünü tam olarak tesbit etmek ise mümkün değil.  Aradan neredeyse bir asır geçse de,  üzerinde tartişmaların hâlâ devam ettiği, binlerce Osmanlı vatandaşının göç etmek zorunda kaldığı, yollarda hastalıklardan, katliamlardan dolayı öldüğü olaylara götüren süreci  ve zihniyeti çok iyi tahlil etmek, ırkçılığın, kontrolden çıkmış “dışlayıcı milliyetçiliğin” nelere yol açabildiğini görmek, ayrıntılarda gizlenen gerçekleri ortaya çıkarmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref1" name="_edn1" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[i]&lt;/a&gt; Büyük Felaket , 1915 Katliamı ve Ermeni Sorunu, Re Yayıncılık, İstanbul, Nisan 2005 s. 76&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref1" name="_edn1" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[i]&lt;/a&gt; Cemal Paşa, Hatırat ( 1913-1922), Nehir Yayınları, Nisan 2006,İstanbul ,s. 340&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref2" name="_edn2" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[ii]&lt;/a&gt; Cemal Paşa s. 330 ( Paşanın burada özellikle Taşnakları kastettiği hatıralarının ilgili bölümleri okunduğunda ortaya çıkıyor. Örn. s. 347)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref3" name="_edn3" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[iii]&lt;/a&gt; Sacit Kutlu,  Milliyetçilik ve Emperyalizm Yüzyılında Osmanlı Devleti, Bilgi Üniversitesi Yayınları , 1. Baskı, Haziran 2007, İstanbul  s.221&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref4" name="_edn4" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[iv]&lt;/a&gt; Kutlu s.258&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref5" name="_edn5" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[v]&lt;/a&gt; Kutlu s.275&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref6" name="_edn6" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[vi]&lt;/a&gt; M.Raif Ogan, Sultan Abdülhamid-İftiralara Cevaplar, Kaknüs Yayınları, İstanbul, 2008, s.25&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref7" name="_edn7" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[vii]&lt;/a&gt; Kutlu s.317&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref8" name="_edn8" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[viii]&lt;/a&gt; Kutlu 379&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref9" name="_edn9" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[ix]&lt;/a&gt; Kutlu 425&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref10" name="_edn10" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[x]&lt;/a&gt; Cemal Paşa , s. 381&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref11" name="_edn11" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xi]&lt;/a&gt; Kutlu 426&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref12" name="_edn12" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xii]&lt;/a&gt; Yusuf Halaçoğlu “Ermeni Tehciri” Babıali Kültür Yayıncılığı, 14.Baskı , 2008 İstanbul, s.46-47&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref13" name="_edn13" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xiii]&lt;/a&gt; Cemal Paşa ,s. 380&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref14" name="_edn14" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xiv]&lt;/a&gt; Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilâl Hareketleri- İttihat Terakki Raporu Beyaz Kitap, Kaynak Yayınları , 2006 s. 174-178&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref15" name="_edn15" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xv]&lt;/a&gt; Salahi Sonyel , The Great War and The Tragedy Of Anatolia,  Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2001, 2.Baskı s. 83&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref16" name="_edn16" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xvi]&lt;/a&gt; Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Remzi Kitabevi, 8.Basım , s. 281&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref17" name="_edn17" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xvii]&lt;/a&gt; Gürün s. 281-283&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref18" name="_edn18" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xviii]&lt;/a&gt; A. Avagyan “İttihat Terakki Cemiyeti ile Ermeni Siyasi Partileri Arasındaki İlişkiler” Ermeniler ve İttihat Terakki, İşbirliğinden Çatışmaya  içerisinde , Aras Yayıncılık, Kasım 2005 , İstanbul, s.131&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref19" name="_edn19" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xix]&lt;/a&gt; Tarık Zafer Tunaya , Türkiye’de Siyasi Partiler C:3 İttihat ve Terakki, Bir Çağın, Bir Kuşağın, Bir Partinin Tarihi, İletişim Yayınları, İstanbul 2007, 3.Baskı  s.648&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref20" name="_edn20" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xx]&lt;/a&gt; Hovanissian’dan aktaran Ternon Ermeni Tabusu, Belge Yayınları, İstanbul, 1993 , s.246 20. numaralı dipnot&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref21" name="_edn21" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxi]&lt;/a&gt; Tunaya , s.648&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref22" name="_edn22" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxii]&lt;/a&gt; Hikmet Çiçek, Dr. Bahaatin Şakir, İttihat ve Terakki’den Teşkilât-ı Mahsusa’ya Bir Türk Jakobeni, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2. Baskı , Nisan 2007 s. 122&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref23" name="_edn23" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxiii]&lt;/a&gt; Galip Vardar’dan Aktaran Çiçek s.134&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref24" name="_edn24" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxiv]&lt;/a&gt; Avagyan , s. 132&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref25" name="_edn25" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxv]&lt;/a&gt; Tunaya a.g.e s. 649&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref26" name="_edn26" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxvi]&lt;/a&gt; Yves Ternon, s. 230&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref27" name="_edn27" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxvii]&lt;/a&gt; Minassian, “Birinci Dünya Savaşı öncesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Ermeni Devrimci Federasyonu Arasındaki İlişkiler” Ermeniler ve İttihat Terakki, İşbirliğinden Çatışmaya  içerisinde , Aras Yayıncılık, Kasım 2005 , İstanbul,s.203&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref28" name="_edn28" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxviii]&lt;/a&gt; Avagyan s. 132&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref29" name="_edn29" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxix]&lt;/a&gt; Minassian  s.203&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref30" name="_edn30" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxx]&lt;/a&gt; Minassian s. 203&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref31" name="_edn31" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxi]&lt;/a&gt; Cemal Paşa s. 485&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref32" name="_edn32" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxii]&lt;/a&gt; Standford Shaw, The Ottoman Empire in World War I, Volume 2,  Türk Tarih Kurumu, 2008 s. 993        &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref33" name="_edn33" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxiii]&lt;/a&gt; Shaw s. 993&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref34" name="_edn34" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxiv]&lt;/a&gt; Murat Bardakçı “Talât Paşa’nın Evrâk-ı Metrûkesi” Everest Yayınları 2008, s. 77&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.derindusunce.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref35" name="_edn35" rel="nofollow" target="_blank"&gt;[xxxv]&lt;/a&gt; Halaçoğlu s. 97-98 ( Halaçoğlu bu rakamdan sadece 9-10.000 tanesinin eşkıyalarca öldürüldüğünü, geri kalanların hastalık ve açlıktan ölmüş olabileceğini yazıyor) Bu arada Halaçoğlu’nın Osmanlı arşivlerine, Murat Bardakçı’nın ise Talât Paşa’nın kara kaplı defterini kaynak alarak verdiği tehcir edilen Ermeni sayısında büyük fark olması dikkat çekici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=8685"&gt;http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=8685&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-3814962055304316331?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/3814962055304316331/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=3814962055304316331' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3814962055304316331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3814962055304316331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/03/ittihatclar-tasnaklara-ne-onermislerdi.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-3076965433023683902</id><published>2010-01-25T03:29:00.000-08:00</published><updated>2010-01-25T03:41:45.186-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;Ermeni yalanı altında yatan siyasi projeler-1-&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ermeni yalanı hukuki değil siyasi amaçlıERMENİ iftiralarının kaynağını ve hukuki durumu araştırarak “Ermeni talepleri” adlı kitabı yazan Avukat Gülseren Aytaş, ’organize propaganda’nın perde arkasına dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni propagandaları hukuki değil, siyasidirAv. Gülseren Aytaş, “Dünyada hiçbir milletin üzerine bu kadar yaygın, organize bir propagandayla gidilmemiştir. Bu olaylar dünyanın en ibret verici haksızlık belgeleri olarak tarihteki yerini alacak” dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GİRİŞ:&lt;/strong&gt; Bir grup sözde aydının 1915 olayları ile ilgili hazırladığı ‘özür bildirisi’, bazı ülkelerin parlamentolarında bekleyen iftira tasarıları ve Ankara ile Erivan arasında başlayan ‘zoraki’ yakınlaşma, yüz yıllık Ermeni yalanlarını yeniden gündeme getirdi. Bir dizi iftiranın havada uçuştuğu ortamda “Ermeni Talepleri” kitabının yazarı Avukat Gülseren Aytaş’la konuştuk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sözde aydınlar, Türk milletini, Ermenilerden ’özür dilemeye’ çağıracak. Bu çirkin kampanya, ülkemizde yeni tartışmalar başlattı. Bu sinsi propaganda konusunda neler düşünüyorsunuz? Türk insanına uzun zamandır başkalarıyla empati kurması tavsiye ediliyor.&lt;br /&gt;Oysa Türk milletine empati kurma konusunda ders vermeye gerek yok. Hitler zulmünden kaçan Almanların, Saddam zulmünden kaçan peşmergelerin, Ermenistan’da iş bulamayarak kaçan 100 bin Ermeninin sığındığı ülke Türkiye’dir. Aksine Türkiye ile empati kurmayı başarabilirlerse yurtta barış, dünyada barış ilkesinin önemini kavrayabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi Ermeni propagandaları özellikle 1960’lı yıllarda Amerika’da ve Avrupa’da başlatıldı ve günümüze kadar sistematik bir şekilde sürdürüldü. Dünyada hiçbir milletin üzerine bu kadar yaygın ve organize bir propaganda ile gidilmemiştir. Bu propagandalar dünyanın en ibret verici haksızlık belgeleri olarak tarihteki yerini alacak. Ancak bu propagandalara katılan devletlerin Türk milletine bir özür borcu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu tür kampanyalara karşı neler yapılmalı? Ermeni propagandaları hukuki değil siyasi. Siyasi bir talep ancak siyasetle bertaraf edilebilir. Meselâ bir ülke Türkiye aleyhine parlamento kararı alıyorsa Türkiye’nin de o ülke aleyhine meclis kararı alabilir. Onun için Türkiye haklarını bıkmadan usanmadan anlatmalı ve korumalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Siz, hukukçu kimliğinizin yanında, Ermeni konusunda araştırmalarla da tanınıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;’Ermeni Talepleri’ kitabının başlangıç noktası ne oldu?2006’da Türkiye’nin sözde soykırım iddialarına karşı bir Ermeni hamlesi yapacağı, uluslararası yargıya başvuracağı haberleri çıktı. Buna göre, Türkiye ve Ermenistan 3’er hakim seçecek. İki ülke milliyetinden olmayan bir bağımsız hâkim de başkan atanacak. Bu heyet 1915 olaylarının BM Sözleşmesi’ne göre soykırım olup olmadığına karar verecek. Kısacası Türkiye soykırımcı ülkeler gibi yargılanacak! Hakemlerin oyları eşit çıkarsa, komisyon başkanının tek oyu kararı belirleyecek. Ben bu haberleri okuyunca çok üzüldüm ve endişelendim. Böylece konuyu hukuki yönden incelemeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu hassas konunun hukuki yönü sizce nedir?Yalnız Ermeni meselesi değil pek çok mesele Atatürk zamanında milletlerarası antlaşmalarla hukuken çözümlendi ve tasfiye edildi. Dolayısıyla bu konunun sanki hiç çözümlenmemiş gibi ele alınması çok yanlış. Oysa yargılama ve sorumlu tutma talepleri Sevr’de vardı. Ancak bu talepler düşman işgali altında dahi kabul edilmedi ve ardından 1921 Kars Antlaşması ile Ermeni sorunu çözüldü. Buna rağmen Ermeni iddialarına karşı uluslararası yargıya başvuru için 2000’li yıllardan itibaren hazırlık yapılıyormuş, belki de daha önceden. Doğrusu çok üzüldüm ve hayret ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haklarımızı gündeme getirmeliyizTürkiye’nin Ermeni propagandalarından çekinecek hiçbir durumu olmadığını ifade eden Avukat Gülseren Aytaş, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Birincisi, Türk tarihinde soykırım veya atom bombası veya kimyasal silâh kullanımı gibi bir insanlık ayıbı yok. İkincisi Ermeni sorunu Atatürk zamanında yapılan uluslararası antlaşmalarla hukuken çözümlenmiş. Dolayısıyla bu konu artık tartışma konusu dahi yapılamaz. Zaten müzakere konusu edebilselerdi bunu 90 senedir yapmazlar mıydı? Türkiye’nin bunları gündeme getirmesi gerekir. Küresel devletler Türkiye’nin haklarını yok sayma politikası izliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmezden gelmekle bu haklar ortadan kalkmaz. Ancak haklarımızı bizim gündeme getirmemiz gerekir. Bağımsız bir devlet olmanın önemi burada. Bir de Türkiye’nin milletlerarası hukuktan kaynaklanan mütekabiliyet, misilleme gibi hakları var. Diyelim ki yabancı bir ülke parlamentosu Türkiye aleyhinde bir karar aldı, Türkiye de bu kararın kaldırılması için nota verebilir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parayla kırım yaptı diye idam edilen Nusret Bey’in cebinden bir lira çıktı1915 tehciri esnasında Ermeni iftirasına kurban giden Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’in arkasında bıraktığı yetimlere kalan parası, yamalı pantolonundan çıkan 1 liraydı!&lt;br /&gt;* Biraz geçmişe dönersek; Ermeni çetelerin isyanlarının siyasi bir mücadele olarak gösterilmesi konusunda neler söylersiniz?Ermeni çetecilerin faaliyetleri isyan faaliyetleri olarak değil de siyasi mücadele olarak nitelendiriliyor, yani isyan ve vatana ihanet kavramı değiştiriliyor.&lt;br /&gt;İşgal ordularıyla işbirliği yaparak masum halka silahlı saldırılar düzenlemek vatana ihanet ve isyan faaliyetleridir. Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmaya yönelik faaliyetleri siyasi mücadele olarak değerlendiremezsiniz. Hiçbir devlet de böyle değerlendirmez, yaptırım uygular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Araştırırken sizi en çok etkileyen durum ne oldu?Uluslararası yargıya hazırlıklar konusunda benim en çok garipsediğim nokta Ermenistan’ın bu teklife yanaşmayacağı, kaçacağı şeklindeki sözler. Buna gerçekten inanıyorlar mı, merak ediyorum. Zaten amaç, Türkiye’yi bir şekilde yargılayıp sorumlu tutmak değil mi? Aksi halde 40 yıldır sürdürülen bunca masraflı propagandalar neden yapılsın? Üstelik pek çok ülkede Türkiye’nin geçmişiyle “yüzleşmesi” gerektiği yönünde yayınlar yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Geçmişimizle barışalım, yüzleşelim gibi sözler haklı mı?Türkler geçmişiyle küs değil, tarihimizi de inkar etmiyoruz. Osmanlı Devleti’nin bütün borçlarını halefi sıfatıyla son kuruşuna kadar ödedik. Ancak Osmanlı Devleti’nin milletlerarası bir mahkeme tarafından yargılanmasını söz konusu bile ettirmedik.&lt;br /&gt;Üstelik Mondros Mütarekesi ortamında nakil ve sevkler nedeniyle çok haksız tutuklamalar ve yargılamalar yapılmış. Sanıkların kararı temyiz hakkı dahi kaldırılmış. Bir Nusret Bey hikayesi var meselâ.&lt;br /&gt;Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey, para için kırım yaptığı iddiasıyla idam ediliyor, ancak yamalı pantolonunun cebinden bir lira çıkıyor.&lt;br /&gt;Daha sonra bu mahkeme kararlarını temyiz hakkı veriyorlar ve bu karar da bozuluyor. Çünkü dava dosyasının içinde düzmece evraklar tespit ediliyor. Ancak çok geç kalınmış oluyor, çünkü idam gerçekleşmiş. Öte yandan Torlakyan isimli bir Ermeni, İstanbul’da Azerbaycan’ın eski bir Bakanı’na suikast düzenleyerek öldürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişi Divan-ı Harp tarafından yargılanıyor ve ceza almadan salıveriliyor. İstanbul’daki bu mahkemenin üç hakimi ve savcısı da İngiliz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İnanılması güç olaylar. İşte bu alacakaranlık ortamda bile Sevr hükümleri tartışma konusu bile edilmemiş.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk Nutuk’ta Sevr için, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;’Bu taslak TBMM tarafından tartışılmaya değer bile bulunmamıştır’&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye çok vahim bir hatanın eşiğinde‘Ermeni Talepleri’ isimli kitabın yazarı Avukat Gülseren Aytaş, diaspora ve işbirlikçilerinin sinsi planlarına karşı dikkatli olunmasını istedi. Aytaş, “Türkiye, Ermenistan’a toprak ve tazminat talebi yolunu açacak çok vahim bir tarihî hatanın eşiğindedir&lt;/strong&gt;” uyarısı yaptı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=11735"&gt;http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=11735&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Aslolan küresel talepler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;Ermeni yalanı altında yatan siyasi projeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ne hukuki ne de fiili böyle bir derdimiz var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni tezlerini savunanların ’soykırımı’ kelimesini tekrarlaya tekrarlaya zihinlere yerleştirdiğini belirten Gülseren Aytaş, “Bu ifadeyi hiç kullanmamamız gerekir” dedi.&lt;br /&gt;Avukat kimliğine rağmen Ermeni yalanlarını ortaya koymak için yaptığı çalışmalarla dikkatleri üzerine toplayan Gülseren Aytaş’la yaptığımız röportajın dün yayınlanan bölümünde, Türkiye’deki işbirlikçi çevrelerin faaliyetlerini masaya yatırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ise iftiraların ardındaki projeleri konuştuk l Osmanlı Devleti’nin sürgün kararı doğru bir karar mıydı?Ermeni çetelerinin varlığı 1915 yılından çok önce başlıyor, azınlıkların müttefik devletlerce himayeleri ise 1700’lü yıllara kadar gidiyor. Osmanlı Devleti’ne isyan etmenin serbest, Osmanlı Devleti’nin isyanı bastırmasının yasak olduğu bir dönem yaşanıyor. Bir yerde isyan çıkınca müttefik devletler hemen müdahale ediyorlar, nota veriyorlar, ıslahat kararı ve af kanunu çıkarttırıyorlar. İsyancılar salıveriliyor. Yani Osmanlı Devleti çıkarlarına aykırı taleplere hayır diyemiyor ve halk korunmasız kalıyor. Nihayet 1915 yılında Ermeni çeteleri Ruslarla işbirliği yaparak askere ve halka karşı silahlı saldırılar düzenleyince nakil ve sevk kararı alınıyor. Yani Osmanlı Devleti’nin bir vilayetinden diğer vilayetine yer değiştirme yapılıyor. Bu nakil ve sevk sözü sonraları tehcire, sürgüne dönüşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin nakil ve sevk kararı var, sürgün değil. Sürgün nasıl oluyor; İstanbul’u işgal eden güçler, 16 Mart 1920’den itibaren Mebusan Meclisi’ni basıyorlar ve milliyetçi gördükleri vekilleri tutuklayarak Malta Adası’na sürgüne gönderiyorlar. İşte sürgün böyle oluyor. Soruya gelince, Osmanlı Devleti’nin 1915 nakil ve sevk işlemlerinde hiçbir hukuka aykırılık yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ermeni sorunu nasıl çözülmeli?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Ermeni sorununu Kars Antlaşması ile 1921’de çözümlemiş. Sadece bu sorunu değil, Tanzimat zihniyetiyle oluşan yüzyıllık sorunları tasfiye etmiş. Bizim ne hukuken ne de fiilen bir Ermeni sorunumuz var. Birbirimizden kız alıp vermişiz, birlikte avukatlık yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyona bir Ermeni asıllı avukat üstadımız çıkmıştı, herkesi ağlatmıştı. “Ben Ermeni asıllıyım ama bu ülkenin vatandaşı olarak aynı zamanda Türk’üm. Ne mutlu Türk’üm diyene, diyorum. Soykırım yoktur, iç ve dış güvenlik için yasa çıkarılmıştır. Türkiye Ermenileri basamak olarak kullanılamaz” şeklinde konuşmuştu. Dolayısıyla Türkiye’nin fiilen ve hukuken bir Ermeni sorunu yok, Türkiye’ye yönelik yaygın ve sistematik bir propaganda var. Bir de Ermeni soykırımı tamlamasını kullanmak çok yanlış. Gerçek olmayan bir sözü tekrarlaya tekrarlaya zihnimize yerleştiriyoruz, yerleştiriyorlar, bu ifadeyi hiç kullanmamak lâzım.&lt;br /&gt;+++&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzleşmekten bahsedenler önce Irak’a bakmalı Gülseren Aytaş, “Mazlum milletlere yapılan soykırım yaptırımsız kalıyor” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, sizce tarihiyle yüzleşmekten korkuyor mu?Bizim tarihimizle yüzleşmemizi gerektiren herhangi bir durum yok. Bu konuda tarihi gerçekleri ortaya koyan pek çok bilimsel eser var. Gerçeklerle yüzleşmekten bahsedenler, 1948 Soykırım Sözleşmesinden sonra Türklere yapılan soykırımlarla yüzleşmeli, Irak’ta öldürülen bir milyonu aşkın Müslüman gerçeğiyle yüzleşmeli. Türklere ve mazlum milletlere yapılan soykırımlar yaptırımsız kalıyor. İstanbul Barosu, gerçekten tarihe not düştü ve Irak’taki soykırımın cezalandırılması için 2003 yılında Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) başvurdu. Ancak UCM Başsavcısı 2006 yılında Irak için dava açılması talebini reddetti! Yani Irak’ta soykırım veya insanlığa karşı suç yokmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak İngiltere’yi işgal etmiş olsaydı ne olurdu diye düşünmek lâzım. Müslümanların hak ve özgürlükleri yok mu? Onun için bütün dünya milletleri özgürlük, adalet ve barış için mücadele etmeli. Türkiye Malezya olur mu diye tartışma çıkıyor, Türkiye İran olur mu diye tartışma çıkıyor da neden Türkiye Irak olur mu diye tartışma çıkmıyor, merak ediyorum. Kitabınızda hangi konular var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci kısımda, Ermeni sorununun nasıl ortaya çıktığı, nasıl çözümlendiği ve Türkiye’nin hakları konusu var. İkinci kısımda bu bilgilerin değerlendirilmesi yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni propagandalarının nitelikleri, kaynakları, komisyon kurulması ve yargıya başvuru önerileri gibi konular var. Giriş kısmında ise ek hukuki bilgi olarak milletlerarası sözleşmelerin kısa açıklamaları var. Özellikle Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü konusuna çok dikkat etmek lazım, çünkü bu mahkeme tıpkı AİHM gibi geriye dönük yargılama yapabilir. Bu durum egemenlik haklarımıza tamamen aykırı. Kitabın sonunda ise 1915 Nakil ve Sevk kararı ile Lozan Antlaşmasıyla ilgili bazı maddeleri açıklayan bir ek daha var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan işgali altında bulunan Irak’ta kan hiç durmadı. Amerikan askerleri, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 1.5 milyon sivil Iraklıyı hunharca katletti. Dünya, anaları ağlatan bu mezalime seyirci kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;+++Kars Antlaşması sorunu zaten çözdü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan’la olan sorunlar nasıl çözülebilir? Uzlaşma, hukuki bir terim; devletler arasındaki uyuşmazlıkların çözümlenmesi için BM Sözleşmesinin 33. maddesi ve devamında öngörülmüş. Dolayısıyla uzlaşma terimini kullanmamak gerekir. Çünkü Türkiye’nin Ermenistan ile çözümlemesi gereken bir hukuki uyuşmazlık yok. Ermenistan 1921 Kars Antlaşması ile bağlı. Ancak Ermenistan’ın iyi komşuluk yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’den özür dilemesi, Anayasası ve Bağımsızlık Bildirisinden Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik taleplerini kaldırması, soykırım anıtlarını kaldırması, işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarını boşaltması ve Türkiye’nin güvenini kazanması gerekiyor. Ermenistan’la iyi ilişkiler kurulması da gündeme getiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette iyi ilişkiler olmalı, ancak bahsedilen iyi ilişkiler Atatürk zamanında zaten kurulmuştu. Atatürk, “Ermeni sorunu Kars Antlaşması ile en doğru şekilde çözüldü, yüzyıllardan beri dostluk içinde yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri yeniden kuruldu” demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arşivler açılsa, tarih komisyonu kurulsanasıl olur?Arşivler zaten açık. Ortak Tarih Komisyonu önerisi ise yargıya başvuru önerisi gibi yanlış. Ortak Tarih Komisyonu haksız bir karara varırsa ne olacak? Üstelik Sevr’de, Milletler Cemiyeti’nin komisyonlar kurması ve soruşturmalar yapması da öngörülmüştü. Bu teklif de asla tartışma konusu ettirilmedi. Milli Mücadele ile haklılığımızı ispat etmişiz ve bu sorunu çözmüşüz. Sahip olduğumuz haklarımızı şimdi neden tartışmaya açalım? Tartışmadan doğrulara varılamaz deniyor.Bize sunulan doğruları sorgulamadan gerçeklere ulaşamayız. Atatürk onun için fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirilmesini istemişti. İlim tercümeyle değil tetkikle olur demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeklere ulaşabilmek için elbette iyiniyetli tartışmalar olmalı. Meselâ Türklere ve mazlum milletlere yapılan soykırımların neden yaptırımsız kaldığı, adaletin ne olduğu tartışılmalı. Ermeni propagandalarının arkasındaki talepler tartışılmalı. Ermeni sorununun aslında hukuken çözümlendiği halde neden “sorun” haline getirilmek istendiği tartışılmalı. Ancak o zaman Türkiye’nin haklarının neden tartışma konusu yapılamayacağı anlaşılır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;+++&lt;br /&gt;Ermeni talepleri küresel talepler arasında ayrıntı Kitabınızda değişik bilgiler var mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Meselâ Lozan Konferansındaki bazı görüşmeler var. Ermeni çetecilerine af istiyorlar. Türkiye’yi terk edenlerin geri dönmesini istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Heyeti geri dönüşleri kabul etmediği gibi af projesini sadece düşman kuvvetler için öneriyor, yurt içindeki vatana ihanet suçlarını affetmek istemiyor. Bu hakkını Kars Antlaşması’nda saklı tutmuş. Hatta İsmet Paşa Lozan’da “devletine karşı silâh kullananların affedildikleri başka memleketlerde görülmüş şey değildir” diyor. Ancak Lozan’da o kadar ısrarlar oluyor ki en sonunda genel af, düşman ordularıyla işbirliği yapanları yani Ermeni çetecilerini de kapsıyor. Yani affeden biziz, affedilen vatana ihanet suçu işleyen Ermeni çeteciler. Kitabınızın ismi neden‘Ermeni Talepleri’ ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ermeni iddialarının altına bakınca Ermeni taleplerini görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ermeni talepleri de aslında sadece Ermenistan’ın talepleri değil, küresel bir talep. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mesela 1987 yılında alınmış bir AB Parlamentosu kararı var kitapta. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bakıyoruz ve şunu açıkça görüyoruz: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AB’nin bir kısım talepleri = Ermeni talepleri &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;+ Ege talepleri &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;+ Güneydoğu Anadolu talepleri &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;+ Kıbrıs talepleri &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;+ dini özgürlükler adı altında sair imtiyaz talepleri. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aslında Ermeni talepleri, küresel talepler içinde bir ayrıntı. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sonuç olarak hepimizin konu hakkında bilgilenmesi lâzım. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=11766"&gt;http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=11766&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-3076965433023683902?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/3076965433023683902/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=3076965433023683902' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3076965433023683902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3076965433023683902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2010/01/ermeni-yalan-altnda-yatan-siyasi.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-4668652252015659806</id><published>2009-11-15T13:36:00.000-08:00</published><updated>2009-11-15T13:37:50.003-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Amerikalı Gazeteciye Cevapları&lt;br /&gt;Muhabirin Yazılı Gönderdiği Soruları&lt;br /&gt;26 Şubat 1921&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine,&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;6. Muharebe devam ettiği müddetçe hükümetinizin Anadolu’daki Rumlara ve Ermenilere karşı meslek-i hareketiniz nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Harb-ı umumi esnasında yapıldığı mütemadiyen ağızlarda dolaşan Ermeni ... tehciri hakkında hükümetinizin resmi nokta-ı nazarı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Ermeniler ve Rumlar tarafından Türklere karşı vukuu rivayet edilen katliam hakkında ne gibi malumat verebilirsiniz?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;13. Sovyet Ermenistanı ile münasebatınız nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Cemiyet-i akvam hakkında fikriniz nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clarence K. Streit&lt;br /&gt;Public Ledger - Philadelphia&lt;br /&gt;Mustafa Kemal’in Cevapları&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;6. Müslim ve gayri müslim Türk vatandaşları arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz. Böylece Rumların ve Ermenilerin düşmanla birlikte vatana hıyanette bulunmadıkları müddetçe endişe edecekleri bir husus yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Düşmanca ithamda bulunanların sürdürdükleri büyük mübalağalar dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rus ordusu 1915’de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Ermeni komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cinayetleri işleyen ve saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından beri kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan bilistifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinden yapıyorlardı.&lt;br /&gt;İngiltere’nin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda’ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz.&lt;br /&gt;Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harb etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Gerek Umumi Harp sırasında gerek mütarekeden sonra Ermeniler ve Rumlar tarafından müslüman ahaliye yapılan mezalim üzerinde durmak uzun bir hikaye olur.&lt;br /&gt;Brest-Littowsk Muahedesinin akdini müteakip Rusların Şark vilayetlerimizi tahliyeye başladıkları sırada Ermeni çetelerinin yapmış oldukları katliam ve tahribat kafi derecede herkesin malumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas’ta benle görüşmüş olan, bilahare bu bölgeleri ziyaret eden ve buralarda Ermeni çetelerinin davranışları hususunda mufassal müşahadelerde bulunarak daha sonra kendisine bu konuda anlatmış olduğum şeylerin doğru olduğunu bana yazmış bulunan Amerikan Generali Harbord Amerikan Umumi ekfarının kendisinden faydalı bilgi temin edebileceği bir şahidimizdir. Taşnaklar daha sonra da Kars ve Olti bölgelerinde Alexandropol (Gümrü) Antlaşmasının akdine kadar cinayetlerine devam etmişlerdir.&lt;br /&gt;Yunanlılara gelince İzmir’in işgali sırasında öyle cinayetler işlemişler ki, Yunanistan’ın müttefiki İtilaf Devletleri tarafından teşkil edilmiş bulunan “İtilaf Devletleri Tahkikat Komisyonu” üyeleri bile, 1919 Sonbaharında bu vilayeti baştan başa katettikten sonra hazırladıkları raporda, Yunan makamları aleyhinde son derece ağır tenkitlerde bulunmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanlıların işgal ettiği bölgede her yaş ve cinsiyetten onbinlerce Türk katledilmiş, bütün büyükbaş hayvanlar Yunanistan’a götürülmüş ve bölgeden yüzlerce bedbaht göçmen bölgemize itilerek bir çaresizliğe duçar edilmiştir.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;13. Ermenistan birkaç günden beri tekrar Taşnakların eline düşmüştür. Alexandrapol (Gümrü) Muahedenamesini samimiyetle tatbik mevkiine koyacak her Ermeni Hükümeti dostluğumuza güvenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca Türk’ü binlerce Ermeni’nin hakimiyetine terketmeye kalkışan Wilson projesi sadece gülünçtür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Halen Cemiyet-i Akvam sanırım İngiltere’nin elinde kullandığı diğer bir vasıtadır.&lt;br /&gt;Atatürk’ün Milli Dış Politikası, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1994, c.1, s. 259-2&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-4668652252015659806?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/4668652252015659806/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=4668652252015659806' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/4668652252015659806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/4668652252015659806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/11/amerikal-gazeteciye-cevaplar-muhabirin.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-5323523391810088275</id><published>2009-10-14T12:19:00.000-07:00</published><updated>2009-10-14T12:20:29.419-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hepimiz Ermeniyiz Diye Başladı, Leş Kargaları ile Bitti&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bülent Esinoğlu - İlk Kurşun Gazetesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce protokolün imzalandığı masanın etrafındakilerin ne olduğundan başlayalım.&lt;br /&gt;Osmanlı’yı paylaşanların hepsi imza masasının arkasındaydı. İngiltere’nin yerine Amerikan temsilcisi Clinton, Rusya temsilcisi Lavrof, Avrupa temsilcisi Solana Davutoğlu’nun üzerine doğru abanmışlardı. Davutoğlu azıcık yan çizse leş kargaları ensesine oturacak gibi duruyorlardı.&lt;br /&gt;Protokol imzalandı. Türkiye kaybetti.&lt;br /&gt;Amerika, Rusya ve Avrupa kazandı.&lt;br /&gt;Rusya Azerbaycan’ı kazandı. Amerika Kafkaslara ikinci adımı attı. Avrupa ikinci bir petrol enerji hattı potansiyeli kazandı.&lt;br /&gt;Batının planı, Hırant Dink’in CIA tarafından katledilmesi ile başladı. Arkasından, Türk halkının yoğun bir şekilde aşağılanması süreci yaşatıldı.&lt;br /&gt;Hepimiz Ermeniyiz yürüyüşleri ile aşağılanma süreci sürdürüldü.(Aşağılanan halklar tepkisizleşirler)&lt;br /&gt;Bu protokolden sonra, Tayyip ve Gül ne derse desin, hangi açıklamayı getirirse getirsin, Amerikan yalakası basın hangi yalanı bulursa bulsun, Ermenistan’ı tercih ettikleri açıktır.&lt;br /&gt;Ermeni’yi Türk’e, Hıristiyan’ı Müslüman’a tercih ettiler.&lt;br /&gt;Yapılan iş özümüze ve çıkarlarımıza aykırıdır.&lt;br /&gt;Propaganda aygıtı, bir yere kadar insanımızı yanıltabilir. Bir yerden sonra bu iş geri tepecektir.&lt;br /&gt;Bundan sonra Azerbaycan’ı kazanmamız çok zor.&lt;br /&gt;Emperyalizm sadece Türkü Kürde düşman etmekle kalmıyor. Artık Türk’ü Türk’e düşman etmeyi de başarıyor.&lt;br /&gt;Arapların kendi aralarındaki düşmanlığın nedeni, ne dindir, ne de başka bir şey. Emperyalizmdir. Bu gidişle, Arapların durumuna düşeceğimiz görünmektedir.&lt;br /&gt;Azerbaycan ile bizim aramıza emperyalizm girmiştir.&lt;br /&gt;Tercihimizi Ermenistan’dan yana koyarsak, Azerbaycan çevresindeki tüm Türk Cumhuriyetlerini kaybederiz. Yükselen Asya’yı kaybederiz.&lt;br /&gt;Amerikan destekli bu siyasi iktidar, iktidarını sürdürmek için Amerika’nın tüm isteklerine evet diyecektir. AKP iktidarı açısından bakarsak, başka çareleri yoktur. Amerika’nın istediği, ancak kendi boylarından büyük işleri yapmak zorundadırlar. Amerika desteğini çekerse iktidarlarını kaybederler.&lt;br /&gt;İşledikleri suçların korkusu, onlara daha büyük suçları işlemek zorunda bırakacaktır.&lt;br /&gt;Erken seçim yaparak zevahiri kurtarmaya çalışıyorlar. Fark etmez. Amerikan destekli yeni seçim olsa ve bunlar iktidar olsa, gene ülke aleyhine işlere devam etmek zorundadırlar. Gidişatları geri dönemeyecek bir hal almıştır.&lt;br /&gt;Korkunun ecele faydası var mı?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=8266"&gt;http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=8266&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-5323523391810088275?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/5323523391810088275/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=5323523391810088275' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5323523391810088275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5323523391810088275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/10/hepimiz-ermeniyiz-diye-baslad-les.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-371442116829653064</id><published>2009-10-14T11:49:00.001-07:00</published><updated>2009-10-14T11:49:25.452-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Dünyaya kabul ettirilmeye çalışılan "Sözde Ermeni Soykırımı" ile ilgili hâkim güçlerin düzmece tanıklara dayalı iddialarına en iyi cevapların ve gerçeklerin ABD, İngiltere,Fransa,Türkiye, Ermenistan ve Rusya devlet arşivlerinde olduğu bilinmekte, her nedense dünya buna kulaklarını tıkamaktadır. Hatta çok demokrat ve düşünce özgürlüğü savunucusu bazı ülkeler "Soykırım Olmadı" demeyi suç saymaktadır.Son dönemde Rusya arşivlerinde yapılan çalışmalarda 1.Dünya savaşı sırasında Türkiye'nin doğusunda yaşanan acı olayların gerçek belgeleri gün ışığına çıkmakta, ama Türkiye'yi suçlamayı sabit fikir haline getirmiş olanların buna nasıl kulaklarını tıkadığını, İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek'in aşağıda sunduğum yazısından anlayacağınızı ümit ediyorum."7 senedir Rusya'da Çarlık Rusyası'nın ve Sovyet döneminin devlet arşivlerinde Ermeni Meselesi üzerine çalışmalar yapmaktayım. Bu arşivlerde yaptığım çalışmalarda Türkiye'nin tezlerini destekleyen birçok belgeye ulaştım. Bu belgelerin tümü Çarlık Rusyası'nın ve Sovyet devletinin en üst düzeydeki yetkilileri tarafından imzalanmış raporlar, yazışmalardır. Bunların yanı sıra Rus devlet arşivlerinde, bizzat bugün Ermeni devlet arşivlerinde de saklanan birçok Ermeni yetkilisinin belgelerini de buldum. Bu belgelerin hepsi, tartışmaya yer bırakmaksızın Ermeni soykırımının uluslararası bir yalan olduğunu gözler önüne sermektedir.Bu belgelerden hareketle birçok ulusal ve uluslararası sempozyumlarda tebliğler sundum, konferanslar verdim, makaleler yazdım ve bazı kitapları yayına hazırladım. 2005 yılının Aralık ayında ise Almanya'nın büyük kentlerinde 9 tane konferans verdim. Bu toplantıların bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti konsolosluklarının salonlarında gerçekleştirildi ve Almanya'daki yurttaşlarımız arasında büyük ilgi uyandırdı.Bu konferansların yarattığı etki üzerine Almanya'da yayın yapan Türk Show kanalı tarafından Fikir Show programında Taner Akçam ve Cem Özdemir'le birlikte Ermeni Meselesi'ni tartışmak üzere görev yapmakta olduğum Moskova'dan Almanya'ya davet edildim. Yol masraflarım davet eden kuruluş tarafından karşılandı, 15 gün öncesinden biletlerim alındı.25 Ocak'ta ertesi gün gerçekleşecek canlı yayına katılmak üzere Köln-Bonn havaalanına indiğimde programa katılmayacağım bildirildi. Gerekçe ise Taner Akçam'ın benimle birlikte bir programa katılmayacağını söylemesiydi. Sözde Ermeni soykırımının hararetli savunucularından Taner Akçam, programda yer almak için Mehmet Perinçek'in programa katılmamasını şart koşuyordu. Ortak tartışma platformu yaratmak amacıyla sempozyumlara davet edildiklerinde görüldüğü gibi bu seferde sözde soykırım savunucuları tartışmadan kaçmışlardır. Aslında bu durum garipsenmemelidir. Rus ve Ermeni arşiv belgeleri bütün soykırım savunucularının tezlerini yerle bir etmektedir. Hem de bizzat Ermeni devlet yetkililerinin ve Taşnak çetelerini Türkiye'ye karşı kullanan Çarlık Rusyası'nın yetkililerinin ağzından. İşte bu belgeler, Taner Akçam ve onun gibilerin tartışmaya yanaşmamasını anlaşılır kılmaktadır.Bilim adamı sıfatını taşıyan Taner Akçamlara, Halil Berktaylara buradan açık çağrı yapıyorum. Bilim, tartışmayı gerektirir. İstedikleri yerde ve zamanda kendilerini tartışmaya çağırıyorum. Kamuoyunun bilgisine sunarım. 26 Ocak 2006"Mehmet Perinçekİstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi&lt;a href="http://www.armenianquestion.org/page.php?modul=Article&amp;amp;op=read&amp;amp;amp;amp;nid=376&amp;amp;rub=141&amp;amp;infoportalv1=e4f28886d80b0a8c08fb3e54ee0bf403" target="blank"&gt;Kaynak&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;03 Şubat 2007&lt;br /&gt;&lt;a name="2524826937546144286"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://armeniantale.blogspot.com/2007/02/ermeni-babakann-itiraf.html"&gt;Ermeni başbakanın itirafı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan'ın ilk Başbakanı Kaçaznuni, "Avrupa devletleri bizi defnettiler. Türklerin pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus yok" demişERMENİSTAN'ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni'nin 1923'te Bükreş'te yapılan Taşnak Partisi konferansına sunduğu raporunda, "Türklerin pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır" ifadeleri yer aldı. Raporun Moskova Lenin Kütüphanesi'ndeki Rusça basımını, Türkolog Arif Acaloğlu Türkçeye çevirdi. Rapordaki tespitler, Ermenilere soykırım uygulandığı tezlerinin temelsiz olduğunu ortaya koydu. Kaçaznuni'nin raporu özetle şöyle:Gönüllü birlikler* 1914 sonbaharında Ermeni gönüllü birlikleri Türklere karşı faaliyete geçti. 1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye, Ermenileri zorunlu bir tehcire tabi tutuldu. Bütün bunlar Ermeni meselesine ölümcül bir darbe vurdu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.* Parlamentolarda ve sivil toplantılarda devlet adamları katil Türkleri tehdit etsin. Dünya basını korkunç tasvirler ve tanıkların anlatımlarını yayımlasın. Bütün bunların ne anlamı var?* Sevr Antlaşması'nı imzaladık, bu anlaşma Türkiye'yi mahvedecekti. Ordularını Türkiye'ye göndermeleri ve vilayetlerde hâkimiyetimizi tesis etmeleri için Avrupa ve ABD'ye resmi çağrılar yaptık.* Artık Türkiye Ermenistanı diye bir şey yok. Bu konu Lozan'da defnedilmiştir. Büyük Avrupa devletleri bizi defnettiler.2 Aralık 2005AYDIN HASAN Ankara / Milliyet &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2005/12/02/guncel/gun05.html"&gt;kaynakça&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;01 Şubat 2007&lt;br /&gt;&lt;a name="6257891125219786241"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://armeniantale.blogspot.com/2007/02/nutukta-soykirim.html"&gt;NUTUK'TA SOYKIRIM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;NUTUK’TA ERMENİ KONUSUGenel Durum ve Görünüş...Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Hey’eti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. (s. 2)...Milli kuruluşlar siyasi amaç ve hedefleri...Vilayet-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluş amacı da (tüzüklerinin 2. maddesi), Doğu illerinde oturan bütün halkın dini ve siyasi haklarının serbestçe kullanılmasını sağlayacak meşru yollara başvurmak, bu illerdeki müslüman halkın tarihi ve milli haklarını gerektiğinde medeniyet dünyası karşısında savunmak, Doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin sebepleri ile bunları işleyenler ve sebep olanlar hakkında tarafsız soruşturma yapılarak suçluların sür’atle cezalandırılmalarını istemek. Yerli halk ile azınlıklar arasındaki anlaşmazlığın giderilmesine ve eskiden olduğu gibi iyi ilişkilerin sağlamlaştırılmasına gayret etmek, savaş durumunun Doğu illerinde yarattığı yıkım ve yoksulluğa, hükümet nezdinde teşebbüslerde bulunarak elden geldiğince çare aramaktan ibaretti. (s. 3)İstanbul’daki yönetim merkezinden verilmiş olan bu direktife uygun olarak Erzurum şubesi, Doğu illerinde Türk’ün haklarını korumakla birlikte, Ermeni göçü sırasında görülen kötü davranışlarla halkın hiçbir ilgisi bulunmadığını, Ermeni mallarının Rus istilasına kadar korunduğunu, buna karşılık müslümanlara pek gaddarca davranıldığını; hatta verilen emre aykırı olarak, göçten alıkonan bazı Ermenilerin koruyucularına karşı yaptıkları kötülükleri, güvenilir belgelerle medeniyet dünyasına duyurmaya ve Doğu illerine dikilmiş olan hırs yüklü bakışları hükümsüz bırakacak çalışmalar yapmaya karar veriyor (s. 3)...... Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluşuna yol açan asıl sebep ve düşünce, Doğu illerinin Ermenistan’a verilmesi ihtimali oluyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesinin de Doğu illeri nüfusunda Ermenilerin çoğunlukta gösterilmesine ve tarihi haklar bakımından onlara öncelik tanınmasına çalışanların, ilmi ve tarihi belgelerle dünya kamuoyunu aldatmayı başarmalarına ve bir de müslüman halkın Ermenileri topluca öldüren barbarlar olduğu iftirasının bir gerçekmiş gibi kabulüne bağlı olduğu düşüncesi ağır basıyor. İşte bundan dolayıdır ki, dernek, aynı gerekçeye dayanarak ve aynı yollardan yürüyerek tarihi ve milli hakları savunmaya çalışıyor. (s. 4)...KışkırtmalarEfendiler, Amasya’da görüşmelere başladığımız 20 Ekim günü, alınan bilgilerin özeti şuydu: İstanbul’da, Hürriyet ve İtilaf Partisi, Askeri Nigahban Cemiyeti ve Muhipler Cemiyeti bir blok kurdular. Bu blokla, Ali Kemal ve Sait Molla gibi kimseler, azınlıkları sürekli olarak Kuva-yı Milliye aleyhine kışkırtmaya başladılar. Rum ve Ermeni patrikleri, Kuva-yı Milliye aleyhine İtilaf Devletleri temsilcilerine başvurdular. Ermeni Patriği Zaven Efendi, Neologos gazetesinde yayınladığı bir mektupla, son Milli Mücadele hareketinden dolayı Ermenilerin göç etmekte olduklarını ilan etti. (s. 178)...Çürüksulu Mahmut Paşa’nın Demeci...Ayan üyelerinden Çürüksulu Mahmut Paşa, “Bosphore” gazetesi yazarlarından birine, siyasi durumumuzla ilgili bir demeç vermişti. Mahmut Paşa’nın o tarihlerde, Barış Hazırlıkları Komisyonu üyesi olduğunu da hatırlarsınız. Paşa’nın 31 Ekim 1919 tarihli Tasvir-i Efkar gazetesinde yayınlanan demecini, 17 gün sonra Sivas’ta okudum. “Ermenilerin aşırı isteklerine hak vermemekle birlikte, sınırlarda bazı düzeltmelerin yapılmasına razı oluruz” ifadesi dikkatimi çekti. Doğu Anadolu’da Ermenistan lehine toprak tavizlerinde bulunulacağına söz verme anlamı taşıyan bu cümlenin, Barış Komisyonu üyesi olan bir devlet adamı tarafından söylenmiş olması, gerçekten üzerinde düşünülmeye ve hayretle karşılanmaya değerdi. Bu sebeple 17 Kasım 1919 tarihinde, Çürüksulu Mahmut Paşa Hazretleri’ne yazmayı yararlı saydığım bir telgrafta, demecindeki işaret ettiğim cümleden dolayı, “Doğu Anadolu halkının pek haklı olarak, son derece üzgün ve kırgın olduğunu belirttikten sonra, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin kararları gereğince, milletin Ermenistan’a bir karış toprak terketmeyeceğini ve hatta, eğer hükümet, böyle acı bir mecburiyete boyun eğerse, milletin kendi haklarını bizzat savunmaya kararlı olduğunu ve bunun bütün dünyaya ilan edilmiş bulunduğunu” yazdım ve bu milli azim ve kararın herkesten önce, Barış Hazırlıkları Komisyonu’nun sayın üyelerince bilinmesi ve ona göre hareket edilmesi gereğini arz ettim. (s. 211)...Aldatıcı Söz Vermeler, Ağır İftiralarEfendiler, İstanbul’dan gönderilen 19 Şubat 1920 tarihli yazıda, “İngiliz Dışişleri Bakanlığı’ndan İstanbul’daki siyasi temsilciliğine gelen ve siyasi temsilcilik tarafından da resmen hükümete yapılan sözlü tebligatta, padişahlık başkentinin Osmanlı Devleti’nde bırakıldığı bildirilmiş; fakat bununla birlikte, Ermeni katliamının durdurulması ve Yunanlılarla bütün İtilaf Devletleri’nin kuvvetlerine karşı olan tutumumuzun değiştirilmesi istenmiş; aksi takdirde, barış şartlarının değiştirilmesinin muhtemel bulunduğu da ayrıca ifade edilmiştir” denilmekte ve bazı hususlar, özellikle “şikayete yol açacak en küçük olaylara bile meydan bırakılmaması” tavsiye edilmekteydi.Efendiler, bu sözlü vaadin arkasındaki anlam ve maksat ne olabilirdi? Yunanlıların, Fransızların ve daha başkalarının işgali altında bulunan vatan topraklarından başka, İstanbul’un da alınması kararlaştırılmıştı. Ancak, ileri sürülen şarta uyulursa, İstanbul’u almaktan vazgeçeriz mi, denilmek isteniyordu? Yoksa, Yunanlıların, Fransızların, İtalyanların işgalleri zaten geçicidir, İtilaf Devletleri, yalnız İstanbul’u alacaktı, fakat teklif ettikleri şarta uyarsak, onu da bırakacaklardır; anlamı mı çıkarılıyordu?Veyahut da Efendiler, İtilaf Devletleri Kuva-yı Milliye’nin işgal bölgelerinde, işgal kuvvetlerine karşı kurduğu cepheleri bozdurmaya ve açtığı savaşları, giriştiği hareketleri durdurmaya, İstanbul Hükümeti’nin gücünün yetmeyeceğini çok iyi anladıklarından, Yunanlılar da dahil olmak üzere, İtilaf Devletlerine karşı yapılan saldırının önlenememiş ve aslı olmayan Ermeni katliamına son verilmemiş olduğu bahanesiyle İstanbul’u da mı işgal etmek niyetindeydilerDaha sonraki olaylar, bu son tahminin doğru olduğunu göstermiştir, sanırım. Ne var ki, İstanbul Hükümeti’nin İngiliz temsilciliğinin teklifinden böyle bir anlam çıkarmaya yanaşmamış, aksine ümide kapılmış olduğu görülüyordu.Efendiler, yapılmış olan teklifin ne derece yersiz olduğu hususunda bir fikir verebilmek için, biz de o günlerle ilgili bazı durumları hatırlayalım. Şüphe edilmemek gerekirdi ki, Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür’et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler. Maraş’taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. Yabancı kuvvetleri ile birleşen Ermeniler, top ve makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi. Müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. Yirmi gün süren Maraş katliamında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu olay hakkında İstanbul’daki temsilcilerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymakta idi.Adana ili içindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılmış olan Ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyorlardı. Canlarının ve bağımsızlarının korunmasından başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etmek politikası, medeni insanlığın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikte iken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi? (s. 260,261)...Doğu Cephemizde Ermenilerle Savaş Başlıyor...Arzu buyurursanız o günlerin doğu sınırlarımızdaki ciddi işlerine geçelim:Yüksek hey’etinizce de bilinmektedir ki, Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan beri Ermeniler, gerek Ermenistan içinde, gerek sınıra yakın yerlerde, Türkleri toplu olarak öldürmekten bir an geri durmuyorlardı. 1920 yılının Sonbaharında Ermenilerce yapılan zulümler dayanılmaz bir kerteye geldi ve Ermenistan seferine karar verildik. 9 Haziran 1920 tarihinde, Doğu bölgesinde geçici seferberlik ilan ettik. 15’nci Kolordu Komutanın Kazım Karabekir Paşa’yı Doğu Cephesi Komutanı yaptık. 1920 Haziranında, Ermeniler, Oltu’da kurulan, mahalli Türk yönetimine karşı hareketle, o bölgeyi ele geçirdiler. Dışişleri Bakanılığı’mız tarafından Ermenilere 7 Temmuz 1920’de bir ültimatom verildi. Ermeniler aynı şekilde hareketlerine devam ettiler. Sonunda, seferberlikten üç buçuk dört ay kadar sonra, Ermenilerin Kötek, Bardiz bölgelerinde toplanan kuvvetlerimize taarruzu ile savaşa başlandı.Ermeniler, 24 Eylül 1920 sabahı Bardiz cephesinden baskın şeklinde yaptıkları genel bir taarruz ile başarıya ulaştılar. ... Ermeniler geri püskürtülüp girdikleri bölgelerden atıldılar. Ordumuz 28 Eylül sabahı ileri harekete geçti. ...Ordu, 29 Eylülde Sarıkamış’a girdi, 30 Eylülde Göle işgal edildi. Fakat bazı sebepler ve düşüncelerle 28 Ekim 1920 tarihine kadar, bir ay, Sarıkamış-Laloğlu hattında kaldı....Efendiler, savaş alanında verilecek emri bekleyen Doğu Ordumuz, 2 Ekim 1920 günü Kars üzerine harekete başladı. Düşman, direnmeksizin Kars’ı terketti. Kars 30 Ekimde tarafımızdan işgal edildi. 7 Kasım tarihinde birliklerimiz, Arpaçay’ına kadar olan bölgeyi ve Gümrü’yü ele geçirdi.Ermeniler, 6 Kasımda ateşkes ve barış için müracaat etmişlerdir. Biz de ateşkes anlaşmasının maddelerini, Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla, 8 Kasımda Ermeni ordusuna bildirdik. 26 Kasımda başlayan barış görüşmeleri 2 Ocak’ta son buldu ve 2/3 Ocak gecesi Gümrü Antlaşması imzalandı. (s. 331-333)Milli Hükümet’in Yaptığı İlk Antlaşma: Gümrü AntlaşmasıEfendiler, Gümrü Antlaşması, Milli Hükümet’in yaptığı ilk antlaşmadır. Bu antlaşma ile, düşmanlarımızın hayallerinde ta Harşit vadisine kadar uzanan Türk ülkelerini kendisine bağışlamış oldukları Ermenistan, Osmanlı Devleti’nin 1877 seferiyle kaybetmiş olduğu yerleri, bize, Milli Hükümet’e terkederek aradan çıkarılmıştır. Doğudaki durumlarda önemli değişikler olması yüzünden, bu antlaşma yerine, daha sonra yapılan 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşmaları geçerli olmuştur (s. 333)....Türkiye’ye Yapılan Barış Teklifleri Arasında Karşılaştırma...Kafkas sınırı:Sevres’de: Türk - Ermeni sınırının tayini Amerika Cumhurbaşkanı Wilson’a bırakılmıştır. Wilson, sınır olarak Karadeniz kıyısında Giresun’un doğusundan başlayan, Erzincan’ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölü’nün güneyinden geçen ve birçok noktada Birinci Dünya Savaşı’ndaki Türk - Rus Cephesini izleyen bir hattı göstermiştir.Mart 1921 teklifinde: Milletler Cemiyeti bir Ermeni yurdu kurulması için doğu illerinden Ermenistan’a bırakılacak toprakların tespiti için bir komisyon kuracak, Türkiye bu komisyonun kararını kabul edecek.Lozan’da: Bu konu ortadan kaldırılmıştır. (s. 508, 509)- Atatürk, Kemal; Nutuk, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ata. Arş. Mrk., 2000&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-371442116829653064?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/371442116829653064/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=371442116829653064' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/371442116829653064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/371442116829653064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/10/dunyaya-kabul-ettirilmeye-calslan-sozde.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-7194919027811139848</id><published>2009-10-14T11:47:00.000-07:00</published><updated>2009-10-14T11:48:08.154-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p&gt;Ermeni Lobisinin yıllardır Hitler'e ait olduğunu öne sürdüğü "Ermenilerin yok edildiğini bugün kim hatırlıyor" sözü meğer hiç söylenmemiş. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsrailli bir tarihçi, Hitler'in bu sözleri hiç söylemediğini, muhabirin konuşmaları karıştırdığını ortaya çıkardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pulitzer aldı Hitler'in sözlerini dünyaya duyuran ABD'li Locher, 1909-1946 yılları arasında AP ajansının Almanya bürosunda savaşı izledi. Hitler'in kurmaylarıyla sıkı ilişkiler kuran ilk gazeteci olan Lochner, Pulitzer ödülü aldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İkinci Dünya Savaşı'nda büyük bir insanlık dramına imza atan Alman diktatör Adolf Hitler'in, 1939'da generalleriyle yaptığı toplantıda neden Polonya'ya saldırmaya karar verdiğini şu sözlerle açıkladığı iddia edilmişti: "Polonyalı kadın, çocuk ve erkeklere ölüm için birlikleri görevlendirdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Ermenilerin yok edildiğini bugün kim hatırlıyor ki?"Ermeni lobisi, bu sözleri yıllarca Türkiye'ye karşı en önemli argüman olarak kullandı; "Türkler, Yahudi soykırımına ilham oldu" denildi. Ancak İsrail'in önde gelen tarihçilerinden Tom Segev, ifadeleri dünyaya duyuran Amerikalı gazetecinin hata yaptığını yazdı.Haaretz gazetesindeki yazıya göre, Nürnberg mahkemelerinde AP ajansının Hitler muhabiri Louis Lochner de tanıktı. Sözleri orada aktardı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başka bir araştırma yapan Amerikalı başsavcı, aynı gün iki ayrı konuşma yapan Hitler'in "Ermenilerin yok edildiğine ilişkin hiçbir söz kullanmadığını" saptadı. AP muhabirinin konuşmaları karıştırdığının anlaşılması üzerine o bölümler tutanaklardan çıkarıldı. Buna rağmen mahkeme dışına bu durum sanki o sözler gerçekten söylenmiş gibi sızdırıldı. Tarihi bir hata nedeniyle Yahudiler, ABD'deki Ermeni tasarısına arka çıktı.K&lt;/p&gt;&lt;p&gt;aynak: HürriyetBağlantı: &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7528843.asp?gid=180&amp;amp;sz=57240"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7528843.asp?gid=180&amp;amp;sz=57240&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-7194919027811139848?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/7194919027811139848/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=7194919027811139848' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7194919027811139848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7194919027811139848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/10/ermeni-lobisinin-yllardr-hitlere-ait.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-6896730149228656228</id><published>2009-10-14T11:39:00.000-07:00</published><updated>2009-10-14T11:46:39.004-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sayın Orhan Çekiç'in uzun yıllarını alan bir çalışmasının, özeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadarı bile ne kadar haklı olduğumuzun kanıtıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GİRİŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi son sınıfında (1966), Siyasal Doktrinler Tarihi dersinin bir yerinde, Bülent Hoca (Prof. Dr. Bülent Daver), birden aklına gelmiş gibi, “…Çocuklar!” demişti. “İçinizde ilerde araştırma yapacak birileri çıkacaktır. Şu Ermeni meselesini inceleyin. Göreceksiniz ki bu konu kadar Türkiye’nin haksız eleştirilere uğradığı bir başka sorunu yoktur ve ne yazık ki, bu mesele bizde de yeterince incelenmemiştir. Oysa mutlaka araştırılmalıdır.&lt;br /&gt;Olanak bulursanız bu tür çalışmalara katkıda bulunun.”Bu öğüdü dinleyen o sınıftan şu anda iki şehidimiz var: 1761 Bahadır Demir ve 1839 Reşat Moralı. Ermeni terörü Bahadır’la başladı. Ermeniler Konsolos Muavini Bahadır Demir’i Los Angeles’da, Santa Barbara kentindeki Biltmore Oteli’nde, 27 Ocak 1973 Cumartesi günü katlettiler.Bir Rus Ermenisi olan katil Gourgen Mıgırdıç Yanıkyan’ın davetine Başkonsolosumuz Mehmet Baydar da katılmıştı. Başkonsolos ve yardımcısı ölüme birlikte yürüdüler. Nedenini bile anlayamadan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Mıgırdıç konuşmalarına bile fırsat vermemiş, tabancasını çekip her ikisini de vurmuştu.Paris Büyükelçiliğinde Çalışma Müşaviri olarak görev yapan Reşat Moralı ise 4 Mart 1981 Çarşamba günü Paris’te, Sen Nehri üzerindeki köprülerden birinde ASALA teröristleri tarafından kıstırıldı ve hunharca katledildi. Beraberindeki mesai arkadaşı, din görevlisi Tecelli Arı da bu saldırıdan kurtulamadı.Bu incelemenin iki amacı var. Biri Daver Hoca’nın öğüdünü tutmak, diğeri sevgili sınıf arkadaşlarım Bahadır ve Reşat’ın ve tüm terör şehitlerimizin önünde saygı ile eğilmek.Tüm insanlık, hatta Ermeniler adına.Yan sütunlarda anlattıklarımın, içinde bulunduğumuz coğrafyayı vatan bilen ve bu anlayışla bizimle paylaşan Ermeni asıllı yurttaşlarımızla hiçbir ilişkisi yoktur ve olamaz. Sözümüz devletine silah çeken, bağımsızlık kisvesi altında emperyalist düşmanla işbirliği yapanlaradır.Bunun adı tüm dillerde “ihanettir”.O halde sözümüz de hainleredir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERMENİ SORUNU’NUN TARİHSEL GELİŞİMİ&lt;br /&gt;Bilindiği gibi, emperyalist Hıristiyan batı dünyası, kendisine nazaran doğuda bulunan İslâm dünyasının lideri konumundaki Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak ve toprakları üzerinde kendisine bağlı “uydu devletler” kurmak için bu devletin içindeki Hıristiyan unsurları ayaklandırmayı planladığı zaman, bu olayı tüm dünyaya “Doğu Sorunu” olarak sunmuştur.Artık Batı’nın, doğuda önemli bir sorunu vardır, o da “hasta adam” olarak nitelediği Osmanlı Devletini yıkmak ve topraklarını paylaşmaktır. Asya’nın, Latin Amerika’nın, Afrika’nın paylaşımı neredeyse tamamlanmış, sömürgeciler şimdi de gözlerini dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan ve üç kıtanın birleştiği, dünya ticaret yollarının kesiştiği bölgeye, Ortadoğu’ya çevirmişlerdir. Bu bölgenin coğrafya olarak en büyük ve güç olarak en zayıf devleti olan Osmanlı Devleti tüm emperyalistlerin iştahını kabartmaktadır. Artık Osmanlı için zor günlerin yakın olduğu açıkça belli olmuş, konu gazete ve dergilerde açıkça yazılır, çizilir hale gelmiştir. (İngiliz dergisi Punch’da yayınlanan karikatürlere göre, dünyanın emperyalistler arasında pergelle ölçülerek paylaşılacağı günler de, Avrupa’nın birlik olup dev bir piton yılanı gibi Osmanlı’yı sarıp sarmalayacağı günler de yakındır. Osmanlı Padişahı 5. Murat’ın ayaklarına salınmış dört köpek olarak çizilen Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ ve Arnavutluğun yakında Osmanlı’dan koparılacağı mesajı da çok kısa süre sonrasında gerçek olacaktır ). Bir plan sinsi şekilde değil açıkça uygulanmaya konmuştur.Bu planın başarılı olabilmesi için, imparatorluk bünyesinde yaşamakta olan “azınlıklardan” büyük ölçüde yararlanılacaktır. Nitekim kısa bir sürede, imparatorluğun batısında yaşayan çeşitli Hıristiyan unsurlar bağımsızlıklarını birer birer kazanacaklardır. Tüm imparatorluğa dağılmış olmakla birlikte, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşamakta olan Ermeniler ise, aralıksız 35 yıl süren ve tüm Anadolu’yu kana bulayan terör eylemlerine rağmen başarılı olamayacaklar, sonuçları günümüze kadar uzanan pek çok trajedinin yaşanmasına yol açacaklardır. Böylece “Doğu Sorunu” “Ermeni Sorununa” dönüşecektir.Bu incelemenin kapsamı ve amacı, bu trajedinin tarihsel gelişimini özetlemek ve Ermenilerin çıkış yolu olarak benimsedikleri “terör” yönteminin boyutunu irdeleyerek, Osmanlı Devleti’nin almak zorunda kaldığı tedbirlerin neden bir “soykırım” sayılamayacağını kanıtlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SORUN NASIL ORTAYA KONDU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı İmparatorluğu döneminde, imparatorluk sınırları içinde yaşayan pek çok ulus ve kavim arasında “millet-i sadıka” –sadık millet- diye anılan Ermenilerin daima çok özel bir yeri olmuştur.XIX. Yüzyıl ortalarına kadar Ermeniler, Türkiye’de büyük bir huzur ve refah içinde yaşamışlar, Tanzimat’tan sonra kendilerine devlet memurluğuna da girme hakkı tanınınca kamu yönetiminde de çok önemli görevlerde bulunmuşlardır.Daha çok ticaret ve sarraflık, kuyumculuk gibi meslek ve sanatlarla uğraşan Osmanlı Ermenileri arasından 29 Paşa, 22 Bakan, 33 Milletvekili, 7 Büyükelçi, 11 Başkonsolos ve Konsolos, 11 Üniversite öğretim üyesi ve 41 yüksek rütbeli memur Osmanlı Yönetiminde görev almıştır. Ermeni Bakanlar arasında Dışişleri, Maliye, Ticaret ve Posta Bakanlıkları gibi son derece önemli ve kilit mevkilerde bulunanlar olmuştur. Balkan Savaşı esnasındaki dışişleri bakanımız Gabriel Nuradunghiyan, bir Ermeni olarak buna güzel bir örnektir.Müslümanlara tanınan her türlü haktan yararlanan Ermeniler, askere alınmamak gibi bazı ayrıcalıkları nedeniyle ailelerinin sürekliliğini, dolayısıyla refahını sağlamışlardır. Böylece, o dönemin Çarlık Rusya’sında yaşayan Ermenilerle kıyaslandığı takdirde Osmanlı Ermenilerinin büyük bir huzur ve refah ortamında, geniş bir din, dil, eğitim serbestliği içinde özgürce yaşadıkları kolaylıkla gözlenebilir.XIX. Yüzyıl ortalarına kadar devam eden bu durum özellikle Tanzimat ve Islahat dönemlerinden itibaren yavaş yavaş değişmeye başlamış, Tarihimizde 93 Harbi diye geçen 1877–1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra ise dış görünüşü ile milliyetçi akımların etkisiyle, gerçekte ise emperyalist güçlerin kışkırtmalarıyla giderek tehlikeli boyutlara ulaşmaya başlamıştır.Bu neden böyle olmuştur? Neden adeta birden bire Osmanlı Devleti’nin başına Ermeni Sorunu diye bir gaile çıkarılmıştır? Bu sorun, beklenmez bir şekilde, aniden mi çıkmıştır veya çıkarılmıştır, yoksa büyük bir “master planın” zaman içerisinde uygulanmaya konulan birer parçası olarak, beklenen bir olgu mudur? Arkasında kimler vardır? Şimdi de bu noktaya daha yakından bakalım.Osmanlı İmparatorluğu’nu içten yıkmak için azınlık unsurları kullanan emperyalist güçler kendi çıkarları doğrultusunda Ermenileri de kullanmışlar ve bir Doğu Sorunu’nun yaratıcısı olmuşlardır. Daha önce Balkanlar’da oynanan ve başarılı olan oyun, bu defa Doğu Anadolu’da tekrar sahneye konmuş, bölgenin özellikle stratejik ve jeopolitik konumu İngiltere ile Çarlık Rusya’sını bu kez bu sahnede karşı karşıya getirmiştir.Çarlık Rusyasının 1.Petro’dan bu yana izlemekte olduğu temel dış politikası, sıcak denizlere, yani Akdeniz’e inmek olmuştur. Genelde yayılmacı(expansiyonist) bir politika güden Rusya, Balkanlar ve Kafkaslar üzerinden Akdeniz’e inmeyi ulusal bir hedef olarak görmüş, tüm dış politika hesaplarını bu amaca yöneltmiştir. Rusya’nın bu hedefe ulaşmasında ise en büyük engel Osmanlı İmparatorluğu’dur. İşte bu sebepledir ki, Osmanlı İmparatorluğu, tarihi boyunca en çok Rusya ile savaşmıştır, hatta savaşmak zorunda kalmıştır. Zira Ruslar 1.Petro’nun siyasi vasiyetine sıkı sıkıya bağlanmışlardır.Petro, daha tahta çıkmamış bir prensken, Hollanda’ya geçmiş, işçi olarak gemilerde çalışmış ve deniz aşırı ülkeleri görerek sömürgeleşmenin önemini kavramıştır. O günlerde Moskova ve çevresinde küçük bir kara devleti olan Rusya’yı büyütmek için Petro, denizlere açılmanın gerektiğini görmüş ve Rusya’nın 200 yıl boyunca uygulayacağı dış politikasının temelini atarak iki önemli karar almıştır:1.”…Rusya’nın hiçbir limanı yoktur. Oysa denizlere açılmalıdır. O halde kuzeyde Baltık Denizi’ne çıkmak zorundayız. Bu durumda, bu kıyıları elinde tutan İsveç’le savaşmak, kaderimizdir. Başka türlü yaşamamız mümkün değildir…”Petro bu kararı üzerine İsveç’le savaşır ve Şarlken’i 1706 ‘da Paltova’da yenerek Baltık kıyısında ilk limanını, kendi adını taşıyan Petrograd’ı kurar ve Rusya böylece Baltık Denizi’ne çıkar.2. “… Karadeniz üzerinden Boğazlar yoluyla sıcak denizlere, Akdeniz’e inmeli, İskenderun limanını ele geçirmelidir. Karadeniz ve Akdeniz’e egemen güç Osmanlı Devleti’dir. O halde kaçınılmaz olarak Osmanlı Devleti ile sürekli savaşta olmak da gene kaderimizdir...”Bunu da göze alır ama Osmanlıya karşı 1711 yılında Prut Savaşı’nı kaybeder, hayatını zor kurtarır. Hesap yanlış tutmuştur. Osmanlı Devleti bir İsveç değildir, dönemin en güçlü imparatorluğudur.Bu mağlubiyete rağmen Rusya ana hedeften sapmayacaktır. Hele ileriki yıllarda Süveyş Kanalı açılıp da Kızıl Deniz üzerinden Hint Okyanusu’na kolayca çıkmak, en büyük rakip İngiltere’nin Hint yolunu kesmek olanağı doğunca, Rusya Osmanlı Devleti’ni yaşam alanı içindeki en büyük engel olarak görmeye başlayacaktır. O halde, Boğazlardan geçemediği takdirde Balkanlar üzerinden Ege’ye çıkmak, Kafkaslar üzerinden de Basra Körfezi’ne çıkarak Hint Okyanusu’na açılmak, bu yol kapatılırsa bu kez de Kilikya üzerinden Akdeniz’e inmek Rusya’nın temel dış politikası olacak, bu politikanın da uygulanmasında baş aktörler, Osmanlı Devleti bünyesindeki “azınlıklar” olacaktır. Ortodoks dünyasının hamisi rolünü üstlenen Rusya, bu azınlıklar silahını başarıyla kullanacaktır.1877 Osmanlı-Rus Savaşı da Rusların bu amaçlarının ürünüdür ve savaşı gerçi Rusya kazanmıştır ama bu savaş aynı zamanda Balkanlar’daki Rus emellerine de mezar olmuştur. Rusların desteğiyle yaratılan Muhtar Bulgaristan Prensliği Ruslara karşı bir durum almış, bağımsızlığına Rus silahları sayesinde kavuşan Sırbistan bile Avusturya’ya yaklaşır bir tutum içine girmiştir. Böylece Rusların Balkanlardan Akdeniz’e inmeleri olanak dışı hale gelmiştir. Bu durumda elde kalan tek alternatif, acaba Ermeniler vasıtasıyla Kafkaslar üzerinden Basra Körfezine veya Kilikya üzerinden İskenderun Limanı’na ulaşılamaz mı?İşte Ermeni Sorunu’nun embriyonu böylece yaratılmıştır.Ayrıntısını özetle de olsa göreceğimiz üzere emperyalist Rusya – İngiltere rekabeti ve konuya değişik açılardan kendi çıkarları doğrultusunda katılan Fransa ve ABD, bu sorunun baş mimarlarıdırlar. Bugün de aynı rolü oynamaktadırlar zira bu emperyalistlerin Ermenilere ödenecek diyet borçları vardır. Yerlerinden yurtlarından olan ve bu toprakların insanı Ermenileri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirerek sonu olmaz bir yola sokanlar, bu sorunu sadece 1915 yılında alınan “zorunlu göç” kararına bağlayarak açıklayanlardır ve tam bir suçluluk kompleksi içinde kıvranmaktadırlar. 1915 olayları “Ermeni Sorunu Aysbergi”nin (iceberg) sadece görülen zirvesidir, oysa sorunun kökü çok derinlere gider. Bu anlamda olayların İttihat ve Terakki Partisi ve yöneticileriyle de bir ilgisi yoktur. Kimi Türk aydınlarca da desteklenen ve İttihat Terakki yöneticilerini birer soykırım suçlusu olarak suçlayanlar ve bu görüşe destek verenler, 1915 yılı öncesinde olup bitenleri görmeyen veya görmek istemeyenlerdir ki, bu da tarihe şaşı bakmak olur, bizi gerçeğe ulaştırmaz. Örneğin, 1878 yılında İstanbul’un kapılarına kadar gelip Yeşilköy’e (Ayastefanos) dayanan Rus ordularının komutanı ve Çar’ın da amcası Grandük Nikola’yı ziyaret edip, ondan bağımsız bir Ermenistan kurulması için yardım isteyen Osmanlı tebası Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan’ı anmaz ve bu ziyareti görmezden gelirsek, ekilen tohumları, yeşeren sorunları elbette görmez, göremeyiz. Oysa o tarihte ortada ne bir İttihat Terakki Partisi vardır, (zira parti 21 sene sonra 1899’da kurulacaktır), hatta ne de Enver Paşa sağdır.Özetle, İttihatçı liderler olan Enver, Cemal ve Talat Paşalar henüz dünyada bile yokken, Osmanlı Devleti’nin ciddi bir Ermeni Sorunu vardır.Gerçekten de, örneğin ihtilalci birer parti olarak kurulan ve Anadolu toprakları üzerinde bağımsız bir Ermenistan kurmak için sonuna kadar savaşacağını, amaca ulaşmak için ise başvurulacak yöntemin terör olacağını açıkça kuruluş tüzüğünde ilan eden Hınçak Partisi 1887’de Cenevre’de kurulduğu zaman, Talat Paşa henüz 13 yaşında bir çocuk, Cemal Paşa ise 15 yaşında bir gençtir, muhtemelen her ikisinin de yaklaşan tehlikeden haberleri bile yoktur. Mutlak görülen odur ki, İttihat Terakki Partisi daha kurulmamışken, sonradan yöneticisi olacak olanların bir kısmı daha dünyada bile değilken, kimi yöneticileri ise birer çocukken Anadolu’da bir Ermeni Sorunu vardır ve devletin güvenliğini ve bütünlüğünü ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu sorunu 1915’teki Tehcir (Zorunlu Göç) kararından itibaren ele alma alışkanlığından bir türlü kendilerini kurtaramayan kimi aydınlarımız acaba 1880’lerden itibaren ülkede cereyan eden bölücü faaliyetleri sahiden mi bilmezler, yoksa görmezden mi gelirler, hep merak etmişimdir. Anlaşılan odur ki, 1915 yılında bir zorunlu göç olayı yaşanmasaydı bile, Osmanlı Devleti benzeri bir kararı almak zorunda kalacaktı, zira Ermeniler Osmanlı Devleti’ni zecri tedbirler almak yolunda sürekli zorlamaktaydılar. 35 senedir süren ve tüm Anadolu’yu kana bulayan isyanlar bunun kanıtıdır ve esasen buraya kadar anlatılanlar birer tarihi gerçek olarak ortadadırlar ve hiç kimse tarafından da bir itirazla karşılanmazlar.Oysa o günlerde devleti yönetenler ise, doğal olarak ülkenin bütünlüğünü ve güvenliğini sağlamak çabasındadırlar. Doğal olmayan ise, dış müdahalelerdir.İşte Ermeniler, önce muhtar, sonra bağımsız bir Ermenistan Devleti kurmak hayaliyle ve fakat aslında bir sıçrama tahtası görevini üstlenmek üzere Ruslar tarafından böylece isyana teşvik edilmişler ve kullanılmışlardır. Bu oyunu gören İngiltere Akdeniz’e inen ve Hindistan yolu için son derece yaşamsal bir yere ulaşan Rusya’nın kendisi için ne denli tehlike olacağının bilinciyle karşı tedbir almaya çalışmış, bu meyanda, Hindistan yolu için son derece önemli bir stratejik konumu olan Kıbrıs’ı Rusya’ya karşı müştereken korumak önerisi ile Osmanlı Devleti’ne başvurmuştur. Savaştan henüz çıkmış olan Osmanlı Devleti bu öneriyi kabul etmek zorunda kalmış ve İngiltere bu maksatla 1878’de Kıbrıs’a çıkmıştır. Bunun karşılığında İngiltere, Osmanlı Devleti’nin Rusya ile imzaladığı Ayastefanos Anlaşmasını hükümsüz kılmış, konuyu Berlin Kongresi’ne taşımış ve Osmanlı toprakları üzerindeki İngiliz-Rus rekabeti farklı bir boyuta ulaşmıştır.O ana kadar, takriben 100 senedir izlediği dış politika ile Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü koruma siyaseti güden İngiltere artık görmüş ve anlamıştır ki, Osmanlı Devleti’nin sonu gelmiştir ve ne yapılırsa yapılsın onu ayakta tutacak güç artık yoktur. Bu durumda Rusların güneye inmesini engellemek üzere arada tampon devletler kurmak gereklidir, o halde Kafkasları ve Doğu Anadolu’yu içine alacak büyüklükte bir Ermenistan kurulmalı, bu kuruluş İngiliz desteğinde olmalı, böylece kurulacak Ermenistan bağımsızlığını Rusya’ya değil, İngiltere’ye borçlu olmalıdır.&lt;br /&gt;Birer Türk dostu olan Palmerston, Salisbury, Disraeli gibi hükümetlerin dönemi artık geride kalmıştır ve şimdi Gladstone yepyeni bir politika ile Osmanlı’nın karşısındadır.&lt;br /&gt;Kısacası “bağımsız bir Ermenistan kurmak için” şimdi iki ülke yarış halindedirler ve işin aslı, Rusya muhtar bir Ermenistan’dan yana değildir, zira Ermeniler bu kozu İran Ermenistanı’nda Ruslara karşı kullanacaklardır. Rusya, Doğu Anadolu toprakları üzerinde bir Ermenistan’dan yanadır, kendi topraklarında değil.Böylece Osmanlı Devletine başkaldıran Ermeniler özellikle 1878–1914 yılları arasında Anadolu’nun çeşitli yörelerinde sınırsız sayıda ayaklanmalar çıkarmışlar, büyük katliamlara girişmişler, bunu engellemek üzere üstlerine gönderilen meşru güvenlik kuvvetleriyle çatışmışlar, alınan her tedbiri “Türkler bizi katlediyor” şeklinde dış dünyaya yansıtmışlardır.&lt;br /&gt;Kurdukları ihtilalci Hınçak (1887) ve Taşnak (1890) partileri ve bunların destekleyicileri vasıtasıyla dünya kamuoyunu sürekli olarak yanıltmışlardır. Her ayaklanma tam bastırılacakken dış güçlerin müdahalesini sağlamışlar, bu güven nedeniyle de her fırsatta yeniden ayaklanabilmişlerdir. Dünün sadık milleti artık Osmanlı’nın başındaki en önemli gailedir. Bu durum Birinci Dünya Savaşı boyunca da bütün şiddetiyle sürmüş, tüm emperyalist güçlerin desteği ve önderliğiyle tam hayal ettikleri devleti kurduklarını sandıkları anda bu kez Kurtuluş Savaşı Ermenilerin tüm hayallerini yıkıvermiştir.Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan Rus İşgal Kuvvetleri Başkanı Grandük Nikola’dan, 1878 yılında“Yeşilköy Buluşması”nda şu sözü ve öğüdü almıştır:“Size hiç kimse kendiliğinden vatan kuramaz. Bunu bizden de istemeyin, yapamayız. Eğer bağımsız bir devlet kurmak istiyorsanız, ayaklanın, isyan edin. Biz gereken silah ve para yardımını yaparız. Hükümet güçleri üstünüze gelince de ‘Müslümanlar Hıristiyanları katlediyor’ diye dünyayı ayağa kaldırırız”... demişti. Bu öğüdü dinleyen Patrik, bu sözleri İngiliz Büyükelçisi’ne aynen söyleyecek ve“Avrupa’nın bizim bağımsızlık meselemizle ilgilenmesi için ille de oluk gibi kan akmasını görmesi gerekecekse, yakın bir zamanda tüm Anadolu’yu yangın yerine çevireceğimize emin olabilirsiniz” diyecektir. İngiliz Büyükelçi, bu mesajı aynen Londra’ya bildirecektir. O halde Osmanlı Hükümeti ne yaparsa yapsın, gelecek günler karanlıktır ve Ermeniler sonu karanlık bir yola girmektedirler. Bütün bu hazırlıklar sürerken ortada ne bir İttihatçı hükümet vardır, ne de bir “zorunlu göç” kararı vardır. Böyle bir kararın zorunlu olarak alınması tarihine daha 25 (yazıyla yirmi beş) yıl vardır ama, gene de oluk oluk kan akmaktadır ve cinayet işleyen Ermeninin işlediği cinayet yanına kâr kalmaktadır, zira derhal dış müdahale ve kapütilasyonlar devreye girmekte ve bu tür olayları konsolosluk mahkemeleri yargılamakta, çoğu kez de failler serbest bırakılmaktadırlar. Tıpkı günlerce süren, onlarca kişinin ölümüne, yüzlercesinin de yaralanmasına yol açan “Osmanlı Bankası Baskını” olayında olduğu gibi. Hatta Padişah Abdülhamit’e yapılan suikast olayında olduğu gibi. Her iki olay da dünyanın gözü önünde cereyan etmiş ve bu olayların failleri ellerini kollarını sallayarak ülkeyi serbestçe terk etmişlerdir. Osmanlı Hükümetleri bunlara bile sabır göstermiş ve bir “göç” kararı almamıştır.1880 yılından itibaren Doğu Anadolu’daki İngiliz konsoloslarından gelen raporlardan, bölgedeki Ermeni unsuru içerisinde hızlı bir örgütlenme ve silahlanma faaliyetinin öne çıktığı anlaşılmaktadır. Tüm İngiliz arşivleri, söylediklerimizi teyid eden belgelerle doludur ve bu belgeler tüm araştırmacılara açıktır. (Bk. F.O. 424/107, No.194, Ek 1; F.O.424/107, No.185 ve 212)..Bu arada sosyal içerikli cemiyetler kurulmaktadır. Bunların ilki, 1860 yılında İstanbul’da kurulan “Hayırsever Cemiyeti”dir.( Benevolent Union). Amacı Kilikya’yı kalkındırmaktır. Üyeleri arasında bulunan Hasip Şişmanyan ve Mıgırdıç Beşiktaşyan’ın Zeytun olaylarında rol oynadığı söylenmiştir. (Bak. Louise Nalbandian, The Armenian Revolutionary Movement, sf.71).1870 ile 1880 arasında, Van’da “Araratlı”, Muş’ta “Okulsevenler” ve “Doğu”, Erzurum’da “Milliyetçi Kadınlar” isimli dernekler kuruldu. Sonra ilk üçü bir araya gelip birleşerek “Ermenilerin Birleşik Cemiyeti”ni kurdular.Bu sosyal amaçlı derneklerin yanı sıra, ihtilalci cemiyetler de kuruluyordu. 1878’de Van’da kurulan “Kara Haç” cemiyeti bunlardandı. ABD’deki Clu Clux Clan” benzeri, bir kuruluştu. Ermeni davasına destek vermeyen Ermenileri öldürerek kısa zamanda ünlenmişti. Öldürdüğü kurbanının alnına kara bir haç işareti kazıyor, böylece imzasını bırakıyordu.&lt;br /&gt;Kullandığı slogan “…kurtulmak istiyorsan, komşunu öldür” idi. Bu emri yerine getirmeyen Ermeniyi ise kendileri katlediyordu.1881’de Erzurum’da “ Anavatan Müdafileri” (Pashtpan Haireniats) Cemiyeti kuruldu. Bu derneğin de gayesi Ermenileri silahlandırmaktı.İhtilalci bir parti olarak kurulan ilk kuruluş ise “Armenekan” partisidir. Kurucusu, aynı zamanda bir öğretmen olan Portakalyan, ihtilalci bir gençlik yetiştirmiş olmakla ünlenmiştir. Van’da oturması yasaklanınca 1885’de Fransa’ya gitmiş, Armenia gazetesini yayınlamış ve “kan dökmeden hürriyetin kazanılamayacağı” sloganını yaymaya başlamıştır.İşte Portakalyan’ın talebelerinden olan dokuz öğrenci bir araya gelip, Armenia gazetesinin isminden yola çıkarak, 1885 yılında Armenakan Partisi’ni kurdular.(Bk. Kâmuran Gürün, Ermeni Dosyası, sf.129).Bu gazetenin Türkiye’ye girmesi 1885, Rusya’ya girmesi de 1886 yılında yasaklanacaktır.Armenekan Partisi’nin kuruluş amacı, ihtilal yoluyla Ermenilerin kendi kendilerini idare hakkını ellerine almalarıdır. Parti programında bu husus belirtilmektedir. Partiye sadece Ermeniler girebilir. Halkı silahlı eyleme hazırlamak, onlara silah sağlamak, diğer ihtilalci kuruluşlarla işbirliği yapmak, partinin amaçları arasındadır ve sene henüz 1885’dir. Yani bu hazırlıklar 1. Dünya Savaşı’nın başlamasından 20 sene önce yapılmaktadır.Dikkati çekenler arasında elbette İhtilalci Hınçak Partisi önde gelir. Bu parti 1887 yılında Cenevre’de kuruldu. Paris’te okuyan, Marksist ve hali vakti yerinde öğrencilerin kurduğu bir partidir. Portakalyan’ın Armenia gazetesinin okurları çevresinden bir grup, partiyi kurmuşlardır. Kurucularının hiçbiri Osmanlı teb’ası değildir ve Türkiye’yi hiç görmemişlerdir. Buna rağmen, görmeden düşman olmuşlardır. Yayınladıkları parti programının hedefleri dehşet vericidir.&lt;br /&gt;Buna göre:“&lt;br /&gt;1. Bugünkü düzen bir ihtilalle ortadan kaldırılmalı, onun yerine ekonomik gerçeklere ve sosyal adalete dayanan yeni bir cemiyet oluşturulmalıdır.“&lt;br /&gt;2. Partinin ilk ve yakın hedefi Türkiye Ermenistanı’nın politik ve milli bağımsızlığını sağlamaktır.“&lt;br /&gt; 4. Türkiye’de ihtilal yoluyla gerçekleştirilecek olan hedeflere varılmak için kullanılacak metod, propaganda, tahrik, tedhiş, teşkilatlanma ile köylü ve işçi hareketidir.“&lt;br /&gt;6. Parti’de bir merkez komitesi kurulacaktır. İşçilerden ve köylülerden oluşacak iki geniş ihtilal grubu kurulacaktır. Bunlardan ayrı olarak gerilla çeteleri teşkil edilecektir.“&lt;br /&gt;7. İhtilali gerçekleştirmek için en müsait zaman Türkiye’nin harbe girdiği dönem olacaktır.“8. Süryaniler, Kürtler, Türklere karşı mücadelede kazanılmalıdırlar.“&lt;br /&gt;9. Türkiye Ermenistan’ının bağımsızlığı elde edildikten sonra ihtilal, Rusya ve İran Ermenistan’ına teşmil edilecek ve Federatif bir Ermenistan kurulacaktır.İşte bu hayallere kapılan Ermeniler, bu yola onları itip teşvik edenlerin de gayretiyle ülkede anarşi ortamını hazırladılar. Böylece, bu ülkeyi bölmek isteyenlerle böldürmek istemeyenler arasında kıyasıya bir mücadele başladı. Ama her şeye rağmen, hükümetlerin hâlâ Ermeniler için verilmiş toplu bir sürgün kararı bile yoktur. Bu kadar olaylara rağmen, hükümetler olabildiğince serinkanlılıkla olayları yatıştırmaya çalışmaktadırlar. Hınçak Partisi Kumkapı nümayişi olayını, Sasun isyanını, Babıâli nümayişini, Zeytun isyanını üstlenecektir.Görüldüğü gibi, 1887 yılından itibaren Ermeniler tüm Anadolu’da her türlü tahrik ve tedhiş hareketlerine girişeceklerdir. Devlet uzun süre bu olanlara seyirci kalacak, eli kolu bağlanacaktır Bu durumda, aniden yıllardır ağır gelmeyen vergiler ağır gelmeye başlayacaktır. Bahane peşinde koşanlar her defasında bu bahaneleri kolayca bulacaklar, parti programının gereğini yapacaklardır.Ermeni İhtilalci Taşnak Partisi (Daşnaksutyun) ise 1890 yılında Tiflis’te kurulmuştur. Daha ziyade sosyalist olmayan, milliyetçi gençlerden oluşmuştur. Ermenice “federasyon” anlamına gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda Hınçak Partisi’nin de bu gruba katıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu birlik fazla sürmemiş, 1891’de Hınçaklar Federasyon ile ilişkilerini, onları çok yavaş ve ağır buldukları gerekçesiyle kesmişlerdir.Taşnak Partisi’nin programı 1892 yılında ortaya çıkmıştır. Buna göre:Çeteler teşkil etmek,Her yola başvurarak halkın maneviyatını ve ihtilalci faaliyetini arttırmakHalkı silahlandırmak için her yola başvurmakİhtilal Komiteleri teşkil edip, aralarında sıkı irtibatı temin etmekKavgayı teşvik etmek ve hükümet yetkililerini, muhbirleri, hainleri, soyguncuları yıldırmak,Hükümet müesseselerini yağmalamak ve harap etmek sayılabilir.Bu parti ayrılıktan, bağımsızlıktan söz etmemekte, reformları talep etmektedir. Bu şekilde bir terör örgütü olarak ortaya çıkan Taşnaklar, Osmanlı Bankası Baskınını, 1904 Sasun İsyanını, Yıldız Suikastini üstlenmişlerdir.Böylece isyanlar dönemi başlatılmıştır. Bu olayları:Anavatan Müdafileri Olayı ( 8.12.1882), Armenekan Çeteleriyle Çatışma (Mayıs 1889), Musa Bey Olayı (Ağustos 1889), Erzurum İsyanı (20 Haziran 1890), Kumkapı Nümayişi ( 15 Temmuz 1890), Merzifon, Yozgat, Kayseri olayları (1892-1893), Birinci Sasun İsyanı (Ağustos 1894), Zeytun (Süleymanlı) İsyanı (1-6 Eylül 1895), Divriği (Sivas) İsyanı 29 Eylül 1895), Babıali Olayı (30 Eylül 1895), Trabzon İsyanı (2 Ekim 1895), Eğin (Mamüratül Aziz) İsyanı (6 Ekim 1895), Develi (Kayseri) İsyanı (7 Ekim 1895), Akhisar (İzmit) İsyanı (9 Ekim 1895), Erzincan İsyanı ( 21 Ekim 1895), Gümüşhane İsyanı (25 Ekim 1895), Bitlis İsyanı (25 Ekim 1895), Bayburt İsyanı(26 Ekim 1895), Maraş İsyanı ( 27 Ekim 1895), Urfa İsyanı ( 29 Ekim 1895), Erzurum İsyanı ( 30 Ekim 1895), Diyarbakır İsyanı (2 Kasım 1895), Siverek (Diyarbakır) İsyanı ( 2 Kasım 1895), Malatya İsyanı ( 4 Kasım 1895), Harput İsyanı (7 Kasım 1895), Arapkir İsyanı ( 9 Kasım 1895), Sivas İsyanı ( 15 Kasım 1895), Merzifon İsyanı ( 15 Kasım 1895), Gaziantep (Ayıntap) İsyanı ( 16 Kasım 1895), Maraş İsyanı (18 Kasım 1895), Muş İsyanı ( 22 Kasım 1895), Kayseri İsyanı (3 Aralık 1895), Yozgat İsyanı (3 Aralık1895), Zeytun İsyanı (1895-1896), Birinci Van İsyanı (2 Haziran 1896), Osmanlı Bankası Baskını (14 Temmuz 1896), İkinci Sasun İsyanı ( Temmuz 1897), Sultan Abdülhamit’e Suikast (Yıldız Suikastı) (21 Temmuz 1905), Adana İsyanı (14 Nisan 1909).Olayların birbirine ne kadar yakın tarihlerde cereyan ettiği görülürse, hepsinin bir tertip eseri olduğu kolaylıkla anlaşılacaktır. Sadece 1897’ye kadar kırka yakın ilde tedhiş ve cinayet eylemlerine tanık olunacak, gene de sabır gösterilecektir. Böyle bir hükümetin, bir de üstelik 1. Dünya Savaşı gibi, var olup olmama savaşının verildiği bir ortamda, benzer tedhiş hareketlerine maruz kalınca, Ermenileri savaş alanının dışına toplaması veya sürmesi kadar doğal ne olabilir. Hangi devlet benzer durumda aynı kararı almazdı, sormak gerekir.İşte 1. Dünya Savaşı günlerine bu koşullarla gelinir. Osmanlı Devleti savaşa girince, Ermeniler bekledikleri fırsatın doğmuş olduğu inancıyla toplu olarak harekete geçerler ve Kafkas Ordusu’nun geri hatlarını vururlar. Rus ordularıyla işbirliğine giderler ve Van içerden vurularak 15 Nisan 1915’te Rus ordularına teslim edilir, büyük bir Müslüman kıyımı yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine 24 Nisan 1915’te Hükümet Ermeni ileri gelenleri olarak 2345 kişiyi tutuklar.&lt;br /&gt;Bu olayı Ermeniler sanki bir kıyımın yıldönümüymüş gibi, her yıl 24 Nisan’da protesto eylemlerine dönüştürürler. Oysa o gün kimsenin burnu bile kanamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayların yatışmayıp, üstelik daha da artması üzerine Hükümet 27 Mayıs 1915 günü, zorunlu olarak, bazı Ermenileri “zorunlu göçe” tabi tutar. Çıkan yasanın adı “Sevk ve İskân Yasası”dır ve yukarda açıklanan sebeplerden dolayı zorunlu olarak çıkarılmıştır.Ermeniler hükümetin aldığı bu kararı “bir soykırım” olarak nitelemekte ve bu ısrarlarını inatla sürdürmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa olayların bir soyu kırma amacını taşımadığı son derecede açıktır ve aksini kanıtlayacak tek bir belgeye rastlanmamıştır. Esasen benzer iddialar Lozan Konferansı esnasında da dile getirilmiş, olayı 3,5 yıl boyunca inceleyen ve araştıran İngiliz Harp Divanı, Malta’da tutuklu bulunan tüm zanlıları serbest bırakmıştır. Avrupa Adalet Divanı 29 Ekim 2004 tarihinde aldığı bir kararla Marsilya’daki bir Ermeni Derneği’nin açtığı davayı reddetmiş, Ermenilerin ortaya attıkları “soykırım” iddialarının hiçbir “hukuki” dayanağı olmadığını, Avrupa Parlamentosu’nun 1987 yılında aldığı ve “…Türkiye soykırımı tanımadığı takdirde Avrupa Birliği’ne giremez” yolundaki kararın da siyasi bir karar olduğunu, hukuki bir temele dayanmadığını, bir fiilin soykırım olup olmadığının hukuki bir konu olduğunu ve ancak buna bir mahkemenin karar verebileceğini, oysa Avrupa Parlamentosunun bir yargı organı olmadığını ifadeyle davanın reddine karar vermiştir. Bu sonuç da Ermenilerin hâlâ ne boş hayaller peşinde koştuklarını göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKİYE VE ÜÇÜNCÜ ÜLKELERE YÖNELİK ERMENİ TERÖRÜTÜRKİYE’YE YÖNELİK ERMENİ TERÖRÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gurgen (Karekin) Yanikian adlı yaşlı bir ermeninin 27 Ocak 1973’de ABD’nin Santa Barbara kentinde Los Angeles Başkonsolosumuz Mehmet Baydar ile Konsolos Yardımcısı Bahadır Demir’i katletmesiyle başlayan “bireysel ermeni terörü”, 1975’den itibaren “örgütlü Ermeni terörü” izlemiş ve yurt dışındaki görevlilerimiz, misyonlarımız ve kuruluşlarımıza yönelik Ermeni saldırıları kısa sürede hızlı bir tırmanma göstererek yoğunluk kazanmıştır.Türkiye’yi hedef alan Ermeni terörünün 27 Ocak 1973 - 5 Kasım 1982 tarihleri arasındaki bilançosu şöyledir:1. 18 Ülkenin 32 kentinde değişik türde 65 saldırı yapılmıştır.Bu ülke ve kentler ile saldırıların ülkelere göre dökümü aşağıda gösterilmiştir:&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_aI07LVswM7Y/SBL5CgfGomI/AAAAAAAAAW4/jiGOeo5cIA0/s1600-h/erm1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Saldırıların Lübnan ve İran dışında, hemen hepsinin müttefikimiz olan Batı ülkelerinde meydana gelmesi özellik arz etmektedir. Lübnan ve İranda’ki saldırılar, bir ölçüde, bu ülkelerin iç istikrarsızlıkları ile açıklanabilir.3.Saldırılarda, görevlilerimiz ve vatandaşlarımızın yanı sıra 6 yabancı hayatını kaybetmiş, 83 yabancı yaralanmıştır.&lt;br /&gt;Ölenlerin 1 i İspanyol, 2 si İtalyan, 1 i Alman, 1 i Amerikalı, 1 i İsviçreli, yaralananlardan 16 sı İtalyan, 4 ü Amerikalı, 2 si İsviçreli, 2 si Danimarkalı, 1 i Lübnanlıdır.4.Saldırıların Yıllar itibariyle incelenmesi, Ermeni terörünün özellikle 1979’dan başlayarak büyük bir artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Buna göre,1973’de 31975’de 51976’da 31977’de 41978’de 41979’da 111980’de 171981’de 91982’de(4 ayda) 13 saldırı yapılmıştır.Bu tablodan şu iki sonucu çıkarmak mümkündür:a) Ermeni terörü özellikle 1979’dan itibaren etkin bir örgütlenme kaydetmiştir.b) 1979–1980 yıllarındaki saldırı yoğunluğu ile Türkiye’de o dönemdeki anarşi arasında bir paralellik mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERMENİ TERÖR ÖRGÜTLERİYurt dışındaki görevlilerimize, misyonlarımıza ve kuruluşlarımıza yapılan saldırı ve eylemleri şu ermeni terör örgütleri ya da grupları üstlenmiştir.&lt;br /&gt;1. Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni gizli Ordusu (ASALA)&lt;br /&gt;2. Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları (ESAK)&lt;br /&gt;3. Yeni Ermeni Direnişi&lt;br /&gt;4. Ermeni Kurtuluşu&lt;br /&gt;5. Ermeni Kurtuluş Cephesi&lt;br /&gt;6. Yanikion Komandosu&lt;br /&gt;7.Genç Eylem GrubuBu terör örgütlerinin en önemlileri ilk dört sırada yer alanlardır. Son üç örgütün adı yalnızca bir kez duyulmuştur.&lt;br /&gt;Cinayetlerden asıl sorumlu olanlar ise ASALA ve ESAK’dır.&lt;br /&gt;ASALA 8,&lt;br /&gt;ESAK 7 görevli ve vatandaşımızın katledilmesinden sorumludurlar. 4 görevlimizin katlini ise iki örgüt ayrı ayrı üstlenmişlerdir.&lt;br /&gt;Yine ASALA silahlı saldırılarda 10 görevli ve vatandaşımızı, ESAK 3 görevlimizi yaralamışlardır, 1 görevlimizin yaralanmasına da birlikte sahip çıkmışlardır.Saldırıların, üstlenen örgütler itibariyle dökümü de ASALA ve ESAK’ın diğer Ermeni terör grupları karşısındaki önemlerini ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre, 69 saldırıdan,33 ünü ASALA16 sını ESAK5 ini Yeni Ermeni Direnişi1 ini Ermeni Kurtuluş Cephesi1 ini Yanikian Komandosu1 ini Ermeni Kurtuluşu6 sını ayrı ayrı Asala ve Esak1 ini ayrı ayrı Yeni Ermeni Direnişi ve Genç Eylem GrubuGerçekleştirmişler.5 saldırı ise açıkça üstlenilmemiştir.Bu 69 saldırıdan yalnızca 8 inin failleri(Yanikian, Kilndjian, Jamgotchian ve Sesliyan, Kozliyan, Basmadjian, Joflian Sassounian ve son olarak Levon Ekmekçiyan yakalanabilmiş diğer saldırganların failleri meçhul kalmıştır.Burada, saldırıları ve işledikleri cinayetler itibariyle diğer Ermeni tedhiş örgüt ve gruplarından çok daha önemli görünen ASALA ve ESAK hakkında özet bilgi verilmesinde yarar görülmektedir.&lt;br /&gt;1. ASALA20 Ocak 1975 de Beyrut’ta kurulmuştur. Aynı tarihte Beyrut’taki Dünya Kiliseler Konseyi Bürosuna yaptığı bombalı saldırı ile adını ilk kez duyuran örgüt, “Marksist-Leninist devrimci bir çizgi izlediğini” açıklamakta, kendisini “uluslar arası devrim hareketinin parçası” olarak “silahlı mücadele” ile çözümlenebileceği görüşünü savunmaktadır. Örgütün ilan ettiği amaçları şunlardır:&lt;br /&gt;a) İşgal altındaki Ermeni topraklarını kurtarmak ve birleşik, demokratik ve sosyalist bir Ermenistan kurmak.(ASALA, işgal altındaki Ermeni topraklarından “Batı Ermenistan” diye adlandırdığı Doğu vilayetlerimizi kasdetmekte, Sovyet Ermenistan’ını “kurtarılmış bölge” olarak kabul etmektedir.&lt;br /&gt;b) Topraklarına döndüğünde Ermeni halkına en azından kendi kaderini tayin hakkı tanınmasını sağlamak.&lt;br /&gt;c) “Soykırımın” tarihi bir gerçek olarak Türkiye tarafından kabulünü temin etmek.d) Türkiye’yi “Soykırım” nedeniyle tazminat ödemeye zorlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ASALA, açıklamalarında, Türkiye’nin “Soykırımını tanıması” ve “tazminat yükümlülüğünün” hedef sıralamasında sonda yer aldığını özellikle vurgulamakta ve “emperyalistlerin ajanı” olarak tanımladığı Taşnakları yalnızca bu son iki amacı temin etmeye çalışmakla suçlamaktadır.U&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;luslar arası terörün parçası olan ASALA, “Türkiye’deki Kürt ve Türk devrimcilerle” işbirliği yaptığını ve dayanışma içinde olduğunu belirtmekte, Türkiye içinde de, İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Van’da bazı eylemler gerçekleştirdiğini, içinde asker ve subayların da bulunduğu bir Türk uçağının düşürülmesinden sorumlu olduğunu ileri sürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komandoların sık sık Türkiye’ye girdiğini iddia eden ASALA “Türkiye’deki Kürt ve Türk devrimcilerle işbirliğini” bu “devrimcilerin” “Ermeni davasının haklılığını kabul etmeleri” koşuluna bağlamaktadır.Bilinen liderleri Hagop Hagopian ve Mihran Mihraniandır (Bu iki ismin takma adları olması muhtemeldir) Merkezi büyük bir olasılıkla Beyrut’dadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;. Ancak ASALA merkezinin Beyrut’da olduğunu reddetmekte ve Türkiye dâhil Ermenilerin yaşadığı her ülkede merkezleri bulunduğunu belirtmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yrd. Doç. Dr. Orhan ÇEKİÇAtatürk İlkeleri ve İnkılâp TarihiBölüm Başkanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://armeniantale.blogspot.com/"&gt;http://armeniantale.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-6896730149228656228?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/6896730149228656228/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=6896730149228656228' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/6896730149228656228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/6896730149228656228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/10/sayn-orhan-cekicin-uzun-yllarn-alan-bir.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8742420271137003804</id><published>2009-10-06T00:51:00.000-07:00</published><updated>2009-10-06T00:57:30.825-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Fransız Akademi üyesi Pierre Loti’nin 1920 yılında, Paris’te yayımlanan “L’Est de Paris” isimli gazeteye gönderdiği makale..&lt;br /&gt;Yazar bu makaleyi 12.04.1920 tarihinde Paris’ten postaya vererek dönemin askerî Müze müdürü Ahmet Muhtar Paşa’ya göndermiştir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Ermenistan katliamı üzerine gönülden ve vicdanen inandığım şey olan gerçekler hakkındaki sâfiyane düşüncelerimi tekrar, tekrar söyledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayları asla onaylamadığımı ifade etmezsen Allah beni affetmez. Sadece bu olayların küstahça abartıldığını kanıtlarıyla ispat ettim. Zaten hafifletici şartlar kendilerini savunmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman, Türkiye’nin kemirici kurtları, profesyonel gammazları ve iftiracıları, zenginlerin ve fakirlerin tüm varlıklarını kendilerine akıtan bütün Hıristiyan âlemini Osmanlı vatanı aleyhine kışkırtan ve Yunanlarla birlikte her fırsatta mezalim yapanlar Ermenilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Lövantenlerin; hiçbir ülkede, hiçbir devirde Türklere karşı olan bir iftira eseri, bu kadar ustaca ve yüzsüzce icra edilmemiştir. Bunu, Hıristiyan sıfatını kullanarak ve istismar ederek, dar kafalı binlerce Katolik nezdindeki itibarları sayesinde yapmışlardır ve doğu ülkelerinde ikamet edildiğinde, bizde ne kadar çok nahif ve cahilin din fanatizmiyle, Katolikliğin en büyük düşmanı olan Ermeniler ve Ortodokslar lehine davrandığını gülümseyerek görürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hâlbuki zavallı Türkler, aksine, bizim için hoşgörünün bizzat kendisi olmaktan vazgeçmediler.. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine, ciddî olarak bilinen insanların, kelimelerin ne anlama geldiklerini bilmelerine rağmen, Türklerin bize ihanet etmiş oldukları iddiasında inat ettiklerini tekrar, tekrar söyleyeyim.&lt;br /&gt;Ancak, ihanet etmenin birinci şartı, bir söz verilmiş olmasını icap ettirmez mi ?&lt;br /&gt;Oysa Türkler bize ne vaat ettiler ve bize ne borçlular? rica ederim &lt;br /&gt;Bence hiç.&lt;br /&gt;Biz onları Mısır’da İngilizler, Tripoli’de İtalyanlar, Balkanlarda Bulgarlar ve Yunanlar karşısında – ve daima en sıkıcı biçimde hareket ederek – yalınız bırakmadık mı ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten onlar üzerinde ne hakkımız var ? Nihayetinde, Rus devinin ağır pençesi altında ezilmenin ve İstanbullarını kaybetme tehlikesinin karşısında yapayalnız kaldıklarını görünce, vatanlarını kurtarmak için ümitsizce Almanya’nın yardımını kabul ettiler.&lt;br /&gt;Onların yerinde kim olmuş olsaydı da öyle yapmazdı ?&lt;br /&gt;Türkiye’nin parçalarının üzerine çullanmış Avrupa halklarının aç gözlü politikalarına hizmet etmek üzere tam vaktinde ortaya çıkan “Ermenistan katliamları”nı özellikle şüpheyle karşıladım. İlk bakışta sözde Maraş katliamı “mümkün” olması için son derecede “beklenmedik” geliyor bana.&lt;br /&gt;Türkler, başka her türlü duygu kıtlığı nedeniyle, Avrupa’nın onları incelediği ve pusuya yatarak inkârı mümkün olmayan bir kötü niyetle kollamakta olduğu sırada bu infazları yapacak kadar akılsız mıydılar ?&lt;br /&gt;Bu nedenle bilgi sahibi olmaya çalıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte, çok ciddî Fransız kaynaklarından edindiğim bilgiler:  Öncelikle, bizde ne yaparlarsa yapsınlar, cahil kitleler tarafından daime hakarete uğratılan ve en kötü şeylerle itham edilen zavallı Türklerin yerine bir an kendimizi koyalım. Mütarekenin imzalanmasının hemen akabinde, kendilerine bırakılan Kilikya bölgesine, son derecede sâkin olan Kilikya’ya, arkalarında topçu bataryaları ve tam bir işgal malzemesi taşıyan İngiliz ve Fransız işgal kuvvetlerinin girişi – ki, bu da asla inkâr edilemez bir olaydır – karşısındaki öfke dolu şaşkınlıklarını tasavvur edelim. Ve bu olay, İzmir’in katliamcı ve kundakçı Yunan bir çetenin, her şeyi ateşe ve kana bulamak amacı taşıyan istilasıyla çakışmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada hangi ülke kendisini son gücüyle müdafaa etmeden buna tahammül edebilirdi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buda yetmezmiş gibi birliklerimizin önünde, kudurmuşçasına saldıran Fransız giysileri içindeki Ermeni çeteleri bulunuyordu.&lt;br /&gt;Peki neden Fransız üniforması içindeydiler ?&lt;br /&gt;Bu gayri nizamî kuşamların seçiminde bazı müttefiklerimizin Türklerin bize duyduğu sevgiyi nefrete dönüştürmek ve sevgili Fransa’mızın doğuda asırlarca uğraşarak kazandığı önceliği kapmak amacı taşıyan ve defalarca ortaya konulan aynı inatçı planların bir manevrasının rolü olduğunun görülmesi hak değil midir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni lejyonları olarak isimlendirilen bu çetelerin Köylere ellerinde silâhlarıyla salındıklarında ve Türk halkının üzerinde vahşice hırslarını tatmin etmeye başladıklarında neler yaptıkları tahmin edilebilir.&lt;br /&gt; Başlangıçtan itibaren, onların Adana ve Haçin gibi şehirlerde düzeni kurmalarıyla ve sözde görevlendirilmelerinden ve Fransız üniformalarının ihsan ettiği dokunulmazlıktan aldıkları cesaretle en aşağılık içgüdülerine tam yol verdiler.&lt;br /&gt;Yağmalar, ırza tecavüzler, cinayetler, yıkımlar, Türk köylerinin yakılması birbiri ardından kesintisiz olarak geldi. Haçin’de yüzlerce Müslüman inanılmaz işkencelerle sakat bırakıldılar. Uzun süren sürgünlerden yuvalarına dönen zavallı Türk esirler katledildiler ve hayâsızca parçalanan cesetleri günlerce açıkta bırakıldı.&lt;br /&gt;Dünyanın en eski kentlerinden olan Maraş yoğun top ateşiyle bombalanarak ve kırıntı haline getirildi.&lt;br /&gt; Antep ve Onria kentlerinde, bu Ermeni lejyonları, gene Fransız üniforması içinde, dehşet verici suçlar işlediler.&lt;br /&gt;Olaylar öylesine trajik bir hal aldı ki, İstanbul’daki Fransız askerî makamları, maalesef kamuya açıklanmayan teferruatlı raporları Paris’e gönderdiler.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kitle halinde ayaklanan Türk halkı sonunda silâhlandı ve her iki tarafa da bir çok yaralı ve ölüye malolan çatışmalar bunu takip etti. Ermeniler öldü ama çok daha fazla Müslüman, Yunan ve yaklaşık 200 Fransız da hayatını kaybetti. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ama bir tek Ermeni bile katledilmedi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gerek Latin, gerekse Gregoryen ve Katolik ruhban sınıfı tarafından gönderilen telgraflar da bunu doğruluyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda ben, Maraş’ta Ermenilerin katledilmesi hikâyesinin bütün Fransız karşıtı davaların en büyüğüne hizmet etmek amacıyla uydurulmuş riyakârlıkların en hayâsızcası olduğunu iddia etme cesaretini gösteriyorum.&lt;br /&gt;Zaten, ihtimal dahilinde olmasa da, yanlış bilgilendirilmiş olmam durumunda müttefikler arası bir soruşturma komisyonunun olay yerine gönderilmesinin rica ediyorum.  Bu isteklerini avaz, avaz haykırarak bildiren Türkler ile beraberim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitirirken, bir olayı istisnaî ciddiyetle ve çok üzülerek anlatmak zorunda olduğuma inanıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çatışmalarda yer alan Fransızlar, bizden ölenlerin İngiliz top mermileri, kurşunları tarafından vurulduklarını beyan ettiler ki, bu da bazı Türk ve Kürt çetelerindeki keskin nişancıların bize karşı İngilizler tarafından silâhlandırıldıkları izlenimini vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumu İngilizlerin bizzat kendilerine ihbar ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü biliyorum ki, özellikle başkentte iyiler ve dürüstler vardır ve onlar öncülerinin durdurulamaz emperyalizminden ilk öfkelenenler olacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pierre Loti&lt;br /&gt;Académie française&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak: &lt;a href="http://www.acikistihbarat.com/"&gt;www.acikistihbarat.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-8742420271137003804?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/8742420271137003804/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=8742420271137003804' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8742420271137003804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8742420271137003804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/10/fransz-akademi-uyesi-pierre-lotinin.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-1364989412873413730</id><published>2009-05-19T12:30:00.000-07:00</published><updated>2009-05-19T12:33:28.479-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Rus Genelkurmayı belgelerine göre 1915'te ne oldu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni meselesinin dış politikanın en üst sıralarına oturduğu şu günlerde, Dışişleri Bakanlığı'nın desteğiyle, Rus arşivlerinde çalışan Mehmet Perinçek'in '11 Aralık 1915 Tarihli Resmi Ermeni Raporu' isimli kitabında yayınladığı belge, 1915'teki olayları farklı bir bakış açısıyla anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni olaylarının en sıcak şekilde yaşandığı 11 Nisan 1915'te Rusya'nın Kafkas Ordusu Kurmay Başkanı General Leonid Mitrofanoviç Moskova'ya bir rapor yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni meselesinden İngilizleri suçlayan Bolhovitinov, raporunda; 'Müslümanlardan daha iyi koşullarda yaşıyorlar' dediği Ermenilerin 'sistematik katliama' giriştiğini yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabında yer verdiği belgeyi, Rus arşivlerinde 1 yıl süren araştırmaları sonucu elde eden Mehmet Perinçek, Bolhovitinov'un raporda 'Ermenilerin 19. yüzyılın sonunda ve Birinci Dünya Savaşı'nda verdiği kayıpların sorumlusunun kendileri olduğunu' anlattığını söyledi. Perinçek, 'Raporda, 'Bu karşılıklı kırımı ateşleyen, bu kırımı başlatan Ermeni çeteleridir' diyor. 65 sayfalık bu raporun tam metnini yayınladık. Sıhhiye birlikleri yapmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni gönüllü birlikleri bando takımları bile kurmuş. Ermeni revirleri bile var. Bunlar da tehdidin ne büyük olduğunu gösteriyor. Bolhovitinov, ayrıca bu gönüllü birlikleri oluşturanların da Osmanlı Ermenileri olduğunu söylüyor' diye konuştu.  General Bolhovitinov'un yazdığı raporu Rus Genelkurmayı'nın arşivinden bularak yayınlayan İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek, çalışmasını Dışişleri Bakanlığı'nın projesi kapsamında gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perinçek'e göre; 'Bolhovitinov raporu bir istisna oluşturmuyor. Rus arşivlerindeki belgeler, Türklerin vatanını savunduğunu ortaya koyuyor.'  OLAYLARIN YAŞANDIĞI   SIRADA YAZILDI Rusya'nın Kafkas Ordusu Kurmay Başkanı General Leonid Mitrofanoviç Bolhovitinov, söz konusu raporunu 11 Nisan 1915'te, Ermenilerin kendilerine bir ayrıcalık tanınmamasını şikayet amacıyla yazdıkları bir rapora cevaben yazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Bolhovitinov'un yazdığı rapor, kendisinin görevi nedeniyle de çok önemli. Perinçek, bu durumu şöyle anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 'Bolhovitinov, karargahta bulunuyor ve cephedeki bütün bilgilerin aktığı kişi. Sadece yerel bir noktadaki gözlemlerini yazmıyor, bütün cephedeki bilgiler onda toplanıyor. Raporu yazdığı tarih, Ermeni olaylarının en ateşli yaşandığı günler.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ve Rus ordularının savaştığı bir dönem, 27 Mayıs 1915'teki tehcir kararının birkaç ay sonrası.&lt;br /&gt;Bu raporu yazan kişi Türkiye'nin savaştığı ordunun komutanı ve o bölgede savaşıyor. Bolhovitinov'un Türklere en ufak bir yakınlık hissetmesi söz konusu değil. Raporu, olayların üzerinden 5-10 sene geçtikten sonra, soğukkanlı bakabileceği bir dönemde değil, tam tersine Türk ve Rus hınca hınç savaştığı zamanlarda yazıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Raporda tehcir ile ilgili tek bir kelime yok. Hatta Bolhovitinov,&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;'Biz Türklerle işbirliği yapan Kürt aşiretleri de gittik cezalandırdık, yaktık, yıktık'&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş döneminde bunların meşru olduğunu kendisi ifade ediyor. Buradan, Türklerin meşru bir vatan savunması içinde olduğu ortaya çıkıyor.' ERMENİLER MÜSLÜMANLARDAN İYİ KOŞULLARDA YAŞIYORDU  Perinçek, Ermeni gönüllü birliklerinin verdiği raporlarda da itiraflar bulunduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin 'Rusları kendilerine yeteri kadar destek olmamak', 'Türkler ve Kürtler ile eşit tutmak' ve 'Kürtlerin arazilerine el koymalarına izin vermemekle' suçladıklarını anlatan Perinçek, General Bolhovitinov'un cevabi raporunda bir sütuna Ermeni iddialarını, karşı sütuna da bu konudaki tespitlerini yazdığını söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raporda Ermeni meselesinin İngiliz kışkırtmasına bağlandığını belirten Perinçek, Bolhovitinov'un sorunun 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıktığını ve bu tarihe kadar Ermenilerin Müslümanlara göre daha iyi koşullarda yaşadığını raporuna yazdığını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rus generalin raporunda, Ermenilere 'bağımsız ve özgür Ermenistan kurabilecekleri' fikrini aşılayan İngilizlerin, karşılıklı kıyımın fitilini ateşlediğini yazdığını ifade eden Perinçek, bunun ardından gönüllü Ermeni birliklerinin Müslümanlara karşı 'sistematik katliama' giriştiğinin de belirtildiğini söyledi. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Perinçek, 'Bolhovitinov, &lt;em&gt;'bu terör olayları sonucunda birçok Müslüman'ı katlettiler; bunun karşısında da Müslümanlar karşılık verdi'&lt;/em&gt; diyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bolhovitinov, yağmaya başvuran Ermeni çetelerinin kendilerini engelleyen Rus askerlerine bile ateş açtığını anlatıyor ve Ermenilerin verdikleri rakamların da abartılı olduğunu raporunda açıkça yazıyor.&lt;br /&gt;Bolhovitinov, ayrıca Ermenilerin de Birinci Dünya Savaşı sırasında kayıp verdiklerini ancak verdikleri rakamlara güven olmayacağını, çünkü dış yardım almak için bu rakamları abarttıklarını söylüyor' dedi.&lt;br /&gt;SÜLEYMAN SARIOĞLU&lt;a href="mailto:suleyman.arioglu@aksam.com.tr"&gt;suleyman.arioglu@aksam.com.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-1364989412873413730?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/1364989412873413730/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=1364989412873413730' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1364989412873413730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1364989412873413730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/05/rus-genelkurmay-belgelerine-gore-1915te.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-5881605770311151051</id><published>2009-05-08T14:17:00.001-07:00</published><updated>2009-05-08T14:17:45.982-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>T.C. DISISLERI BAKANLIGI&lt;br /&gt;A C I K L A M ASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Avustralya’nin alti eyaletinden biri olan Guney Avustralya’nin Parlamentosu,  Alt ve Ust Kanatlarinda Nisan ayinda, 1915-1923 yillari arasinda Ermeni, Pontus, Suryani ve Kucuk Asya’daki diger azinliklarla ilgili olaylari soykirim olarak tanimlamayi da iceren  kararlar  kabul etmistir. Bu kararlari esefle karsiliyor ve siddetle kiniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turk halki asirlar boyunca Ermeni, Pontus, Suryani ve Kucuk Asya’daki diger azinliklarla ayni topraklar uzerinde birbirlerine karsi hosgöru ve baris icinde yasamis olup bu halklara karsi insanlik disi hicbir girisimde bulunmamistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dunya Savasi kosullarinda cereyan eden ve  Turklerle Ermenilerin buyuk acilar cekmesine yol acan olaylarin carpitilarak, tek tarafli bir yaklasimla  soykirim olarak nitelendirilmesi  ileri derecede sorumsuz  bir davranistir. Avustralyali yerel politikacilarin, kin ve nefret duygulariyla, hatta irkci bir anlayisla tarihi gercekleri tahrif ederek insanlari kandirma yetenegine erismis propaganda uzmani Ermeni ve Rum lobilerinin baskisina boyun egdigi uzuntuyle musahade edilmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi olaylar hakkinda en saglikli kararin tarihciler tarafindan verilebilecegi gerceginden hareketle Turkiye, Ermenistan’a,  Turk, Ermeni ve ucuncu ulke tarihcilerinin katilimiyla bilimsel ve nesnel calismalar gerceklestirecek bir “Ortak Tarih Komisyonu“ olusturulmasini önermistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guney Avustralya’nin eyalet parlamentosunun,  ortak tarih komisyonu önerimizi desteklemek yerine, 1915 olaylari hakkinda tahrif edilmis bilgilere dayali  bir karar almasi  Turk halkini  uzmustur. Sözkonusu Eyalet Parlamentosu’nun bu davranisi,  Turk ve Avustralya halklari arasinda Canakkale Kara Savaslari sonrasinda gelisen derin dostluk duygulari ile de celismektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkiye-Avustralya  ikili iliskilerinin ruhuna aykiri olan bu tutum ulkemizde buyuk hayal kirikligi yaratmistir.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-5881605770311151051?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/5881605770311151051/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=5881605770311151051' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5881605770311151051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5881605770311151051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/05/t.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-4859442735125876949</id><published>2009-03-26T15:08:00.000-07:00</published><updated>2009-03-26T15:09:59.790-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Atatürk, 26 Şubat 1921'de Amerikalı gazeteci Clanence K. Streit'in sorusu üzerine, Ermeni tehcirine ilişkin şu tarihi gerçekleri dile getirdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Düşmanca ithamda bulunanların sürdükleri büyük mübalağalar dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir:Rus Ordusu 1915'de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız bir şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bu cinayetleri işleten saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından itibaren kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinde yapıyorlardı."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-4859442735125876949?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/4859442735125876949/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=4859442735125876949' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/4859442735125876949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/4859442735125876949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/03/ataturk-26-subat-1921de-amerikal.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8118983684317672498</id><published>2009-03-01T00:30:00.000-08:00</published><updated>2009-03-01T00:32:01.765-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Ermeni lobisi Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Hollandalı bayan Ria Oomen-Ruijten’i tehdit ediyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.turkishny.com/en/hot-news/3530-ermeniler-beni-tehdit-ediyor.html"&gt;http://www.turkishny.com/en/hot-news/3530-ermeniler-beni-tehdit-ediyor.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, 1915 hadiselerine "soykırım" olarak atıf yapmadığı için Ermeni lobisinden tehdit aldığını söyledi. 12 Şubat'ta Dış İlişkiler Komitesi'nde raporu büyük bir farkla onaylanan Hollandalı Ruijten, ilginç açıklamalarda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskılara rağmen kaleme aldığı iki raporda da 1915 olaylarına "soykırım" ifadesinden kaçınan Ruijten, bu yüzden Ermeni lobisinin kendisinden pek hazzetmediğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raportör, "&lt;em&gt;AP'ye tekrar seçilmemi engellemek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına dair bana söz verdiler." dedi.Oomen, "Ama bu sözler tehdit değil mi?" sorusuna ise, "Kesinlikle. Bir de ofisime sorun. Şimdiye kadar ne tehditler aldım&lt;/em&gt;." cevabını verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlamentonun en kıdemli üyelerinden olan Ruijten'in hazirandaki seçimlerde AP'ye tekrar  girmesi bekleniyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-8118983684317672498?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/8118983684317672498/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=8118983684317672498' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8118983684317672498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8118983684317672498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/03/ermeni-lobisi-avrupa-parlamentosunun.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-907340349635391193</id><published>2009-02-27T04:35:00.001-08:00</published><updated>2009-02-27T04:35:35.478-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>“ÖZÜRLÜ AYDINLAR”IN  HOCALI SOYKIRIMI KONUSUNDAKİ SUSKUNLUĞU!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Özer Ozankaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerine “Türkiyeli Aydınlar” adını veren ve Türk Ulusu adına Ermeni Ulusundan özür dilemeye yetkili sayanları  kendi kendileriyle tutarlılığa çağırmak üzere onlara şu soruyu yöneltmek istiyorum:    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ermenistan ordusunun   26 Şubat 1992 günü, Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan 613 Azeri Türkünü en ağır işkenceler uygulayarak  katletmelerinin ve hâlâ bu Azerbaycan toprağında devam eden  işgalciliklerinin   17 yıldönümünde söyleyeceğiniz hiç bir şey yok mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1915 ve sonraki I. Dünya Savaşı yıllarının acı olayları da  özünde  Hocalı Katliamı niteliğinde olduğu için mi susuyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik öldürülen Türkler, sırf Türk oldukları için, yani savaşan asker, çeteci vb. değil, sivil halk olarak  öldürüldükleri halde, bu kıyımlara karşı duyarsız kalmak,  Türk’ü insan yerine koymamak anlamına geleceğini görmüyor musunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tutumunuzla barış ve insan haklarına dayalı bir uluslararası  düzenin kurulmasına  hizmet ettiğiniz söylenebilir mi?”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-907340349635391193?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/907340349635391193/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=907340349635391193' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/907340349635391193'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/907340349635391193'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/02/ozurlu-aydinlarin-hocali-soykirimi.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-1650100113700693707</id><published>2009-02-17T08:35:00.001-08:00</published><updated>2009-02-17T08:35:50.698-08:00</updated><title type='text'>Arsiv belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri  Cilt  I- VIII  ...simdi elektronik olarak erisilebilir...</title><content type='html'>Ermeni Iddalarina cevaplar  ve belgeler simdi tsk sanal arsivinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni iddalarina karsi Genel Kurmaya bagli Arsiv mudurlugu(ATASE)ciltler halinde Ingilizce ve Turkce  kitaplar  hazirlamis ve bunlara PDF olarak erisebilecegimizi belirtiyorlar;  PDF lere erismek icin =&gt;&gt;&lt;br /&gt; &lt;a href="http://www.tsk.mil.tr/"&gt;www.tsk.mil.tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tarihden kesitler, Arsiv belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri Cilt  I- VIII Cok yakinda da Pontos iddalari tamamlanamak uzere oldugu aciklanmakta....Hazirlanan Ingilizce / Turkce kitaplari Avustralya'daki Turkler icin Turk kutuphanlerine(!) ve  Avustralyali parlementerlerin adreslerine gonderilmek uzere oldukca acele bir sekilde addres/ler  istenmekte&lt;br /&gt;Bu konuda yardim etmek isteyen arkadaslarin bir an once adreslerini belirtmeleri ve temasa gecmeleri beklenmekte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-1650100113700693707?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/1650100113700693707/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=1650100113700693707' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1650100113700693707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1650100113700693707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/02/arsiv-belgeleriyle-ermeni-faaliyetleri.html' title='Arsiv belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri  Cilt  I- VIII  ...simdi elektronik olarak erisilebilir...'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-1332946463135794003</id><published>2009-02-06T09:48:00.000-08:00</published><updated>2009-02-06T09:49:40.501-08:00</updated><title type='text'>UNUTULAN ARSIVLER</title><content type='html'>1919 - 2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1919-0.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1919-0.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1919-1.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1919-1.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1937.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1919-1937.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1937-1942.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1937-1942.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1943-1945.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1943-1945.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1946-1950.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1946-1950.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1950-1955.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1950-1955.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1955-1960.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1955-1960.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1960-1961.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1960-1961.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1961-1964.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1961-1964.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1964-1966.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1964-1966.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1966-1971.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1966-1971.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1971-1973.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1971-1973.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1973-1975.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1973-1975.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1975-1978.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1975-1978.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1978-1980.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1978-1980.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1980-1982.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1980-1982.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1982-1984.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1982-1984.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1984-1988.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1984-1988.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1989-1993.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1989-1993.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1993-1997.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1993-1997.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1997-1999.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1997-1999.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1999-2002.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/1999-2002.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/2003-2006.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/2003-2006.pdf&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/2006-2007.pdf" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.atonet.org.tr/yeni/files/_files/UNUTULAN_MANSETLER/2006-2007.pdf&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-1332946463135794003?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/1332946463135794003/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=1332946463135794003' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1332946463135794003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1332946463135794003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/02/unutulan-arsivler.html' title='UNUTULAN ARSIVLER'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-5934923076643743249</id><published>2009-02-03T02:10:00.000-08:00</published><updated>2009-02-03T02:13:55.464-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;ERMENİLERİN ŞEHİT ETTİĞİ DİPLOMATLARIN ANISINA TERTİPLENEN KONFERANS ...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sevgili okuyucular,Eraren.org sitesinde yer alan bir habere göre, İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu, yakın tarihte Ermeni teröristler tarafından katledilen şehit Türk diplomatları anısına London School of Economics' te bir konferans düzenlemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Ocak 2009 tarihinde yapılan ama henüz yapılan konuşmaları-açıklamaları henüz öğrenemediğimiz konferansta, Prof. Jeremy Salt ve araştırmacı yazar Şükrü Server Aya birer konuşma yapmışlar. Şükrü Server, konuyla ilgili yazdığı ' Genocide of Truth - Gerçeğin Soykırımı ’ ve ‘ Soykırım Tacirleri ve Gerçekler ' adlı kitaplarından bilgiler aktaracak ayrıca sözde Ermeni soykırımı iddialarının gerçeği yansıtmadığından bahsedecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortadoğu tarihi ve politikaları konusunda uzman olan Prof Jeremy Salt ise konferansta ' Ermeni Sorunu'nun 1878-1918 yılları dönemini yeniden değerlendirecekti. " Emperyalizm, Evangalizm ve Osmanlı Ermenileri 1878-1896 " kitabının yazarı Prof.Salt konferans öncesi şu açıklamayı yapmıştı: " Birinci Dünya Savaşı sırasında 4 milyona yakın sivil Osmanlı vatandaşı öldü. Müslüman olsun Hıristiyan olsun, ölüm nedenleri katliam, açlık ve hastalık gibi hepsi için aynıydı ama nedense Hıristiyan ölümleri özellikle de Ermeni kayıpları batı dünyasında tarihi, politik ve kültürel alanda geniş olarak işlenirken aradan bir 100 yıl geçmiş olmasına rağmen Türklerin, Müslümanların kayıpları halen araştırılmamış ve görmezden gelinmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Gecikmeli de olsa bu konuları yeniden ele almalı ve tarihi gerçekler ışığında 'Ermeni Sorunu'nu yeniden değerlendirmeliyiz." İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu yöneticileri de yaptıkları açıklamada, 1973 ile 1985 tarihleri arasında Ermeni terör örgütleri tarafından hedef seçilerek 21 ülkede gerçekleşen 110 silahlı saldırıda 34 diplomatımız ile sekiz yakını ve dört yabancının hayatını kaybettiğini belirttiler. .................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AVUSTRALYA’DA DA YAPILMALI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin bildiği gibi son yıllarda bir avuç Türkiye-Türk düşmanı, daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi özellikle siyasiler ve yazarlar, gazeteciler arasında sinsi bir propaganda faaliyeti yapmakta, Türklerin Ermenileri, Pontuslu Rumları, Kıbrıslı Rumları, Süryanileri ve Kürtleri katlettiğini iddia ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yalancılara-sahtekârlara inanan bazı saf siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler de bu iddiaların gerçek olup olmadığını araştırmadan savunmaktalar!..Bu ülkede çok sayıda sivil toplum örgütlerimiz, aydınlarımız, akademisyen ve gazetecilerimiz var. Bunlar biraz şu nazik popolarını oturdukları koltuklardan kaldırsalar da İngiltere’deki Türk Dernekleri ve Federasyonu-konseyi gibi bu iftiraların gerçek olmadığını anlatmak için bazı toplantılar, konferanslar, paneller düzenleseler... Be bu yalanları savunan insanlara doğruları anlatsalar ne kaybederler ?.. Böyle bir teşebbüse hiçşüphem yokki, Türkiye’nin Avustralya’daki resmi temsilcileri olan ; Büyük Elçimiz, Başkonsoloslarımız ve Askeri Ataşemiz seve seve bilgi ve doküman desteği sağlayabilir. Yeter ki, insanlarımızın içinde biraz millionur ve çalışma azmi olsun.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZİ BİZ DEĞİL, YABANCILAR SAVUNUYORSevgili okuyucular,Dikkat ettiyseniz biz toplum olarak kendi milli davalarımızı savunmakta aciz kalırken yabancılar bizleri bizden daha iyi savunuyorlar. Bunların örnekleri var ama sayıları az. Bunlardan biri de Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili olarak “ Türklerin, Müslümanların kayıpları halen araştırılmamış ve görmezden gelinmiştir.&lt;br /&gt;Gecikmeli de olsa bu konuları yeniden ele almalı ve tarihi gerçekler ışığında 'Ermeni Sorunu'nu yeniden değerlendirmeliyiz " diyen Prof. Salt. Biliyorsunuz bu yalancı grubunda Kıbrıslı fanatik Rumlar var.&lt;br /&gt;Bu fanatikler Kıbrıs’ta Rumları katlettiğimizi iddia etmekteler. Fanatiklere bu konuda en güzel cevabı yine Rum kökenli bir Profesör veriyor ve asıl katliamcıların Rumlar olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oxford Üniversitesi eski tarih profesörü olan Ronaldos Kaçaunis, Rum Haravgi gazetesine 12 yaşındayken Magosa’da yaşadığı ve Rumların 32 Türk’e nasıl katliam yaptığını anlattı. Yani yaşadığı, gözleriyle gördüğü bir gerçeği adı geçen gazeteye şu şekilde anlattı; " Üç Yunan subayın aracına yapılan saldırının intikamını almak isteyen bir grup Rum, bölgesindeki bankalar ve dükkanlardan Türkleri topladı.&lt;br /&gt;Onları kapalı araçlara doldurup kent dışında bir köyde ateşli silahlarla öldürdü ve topluca mezara gömdü. Bu olayın çok sayıda şahidi vardı. Ama herşeyi bilen Magosa polisi sustu.&lt;br /&gt;O günkü şartlar altında olay örtbas edildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezarlar da bulunamadı, suçluların kimlikleri belirlenmedi, yargılanmadılar.&lt;br /&gt; Bu katliam tartışılmadı bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Haravgi Gazetesi de bu arada Türklere yapılan bir başka katliamı dile getiriyor ve " 1974’te üç Türk köyünün kadın-çocuk yakılması savaş suçu değil miydi ? Peki biz hangi katliamcıyı yakaladık " diyerek bir özeleştiri yapıyor. Görüyorsunuz çok acıdır ki biz, bize karşı yapılan bu haksız suçlamalar karşısında, üzerimize ölü toprağı serpilmiş gibi bir uyuşukluk içinde sessiz-tepkisiz kalırken eller bizi savunuyor !..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz böyle sessiz, tepkisiz kalınca ve gerçekleri anlatmayınca da bazıları Türkleri, barbar, katil, soykırımcı-katliamcı olarak rahatça suçluyabiliyor. Bunun nedeni-leri nedir biliyor musunuz; son yıllarda sayıları ve cüretleri artan AB-D’ci işbirlikçilerinin ve Ilımlı İslamcıların, Humeynici, Suudici hocaların-imamların insanlarımız üzerinde yaptıkları beyin yıkama faaliyetlerı yanısıra halkımızdaki milli kimlik şuurunu, Atatürk sevgisini yok etmeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..............ADANALI İRFAN’NIN BABASINA SORUSU;“ SENİN GERÇEK ÖNDERİN KİM ? “Bu kötü gidişatı gören bir çok insan var ama seslerini duyuramıyorlar.&lt;br /&gt;Bakınız, Avustralya’da yaşayan kendisini sadece Adanalı İrfan olarak tanıtan duyarlı bir arkadaşımız, bir süre önce Türkiye’de benim de yazı yazdığım bir internet gazetesine ileti göndererek, ‘”&lt;em&gt;Bizim halka ne oldu ki sorunlarına ve geleceğine sorumlulukla ve duyarlılıkla sahip çıkmıyor ? &lt;/em&gt;“ diye sorup şunları yazıyor;‘’ &lt;em&gt;Ufak yaşta idik, babamız şunu bize her zaman ; Atatürk’ü hiç unutmayın. Din softalarıyla-istismarcılarıyla zamanı boşa harcamayın.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu softalar, cahiller dinimizi bir çıkar ve sömürme meselesi durumuna getirdiler&lt;/em&gt; ’ derdi&lt;br /&gt;rahmetlik.&lt;br /&gt;Ona bir gün sordum; “ Baba senin gerçek önderin kim ? “ Babamın cevabı şu oldu;-Benim ve senin tek önderin Atatürk’ tür. O bize Türkiye Cumhuriyeti ile bağımsızlığı armağan etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer halkımızın yüzde ellisi bu düşünce ve anlayışta olsaydı Bugün Türkiye Cumhuriyeti aydınlıkta olurdu. Devlet yönetiminden aciz siyasiler, cahil din adamları bizi geriletti halkı aldatarak, sömürerek fakir, yoksul duruma getirdiler, sahtekârlara, hortumculara göz yumdular. Bu da yetmedi bir de bizi IMF’ye kul-köle yaptılar.’’ Adanalı İrfan iletisinin sonuna bir de şu satırları ekliyor; Bizlerin insan olarak bir batılıdan ne farkımız var ?..&lt;br /&gt;Onların köpekleri her gün şampuan ile yıkanırken, benim Atatürk’ümün ülkesinin çocukları okula gidecek kalem, defter bulamıyor. Bizi bugünlere, bu durumlara getirenler utansın!..” Dış ülkede yaşasa da onurlu bir şekilde anavatanının sorunlarını cesurca dile getiren, savunan Adanalı İrfan’ı mümkün olsa da yakından tanısam ve alnından öpsem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *CANBERRA B.ELÇİMİZE GEÇMİŞ OLSUN DİLEĞİMSevgili okuyucular,Üzülerek haber aldığımıza göre, Canberra Büyük Elçimiz sayın Murat Ersavcı, geçenlerde geçirdiği bir ameliyat sırasında tehlikeli bir an yaşamış ve doktorların zamanında müdahalesi ile hepimizi derinden üzecek bir tehlikeyi çok şükür atlatmış. Sayın B. Elçimize Geçmiş olsun dileğimizi iletirken, başarı ile yürüttüğü görevine en kısa zamanda sağlıklı bir şekilde dönmesi için Tanrıya dua edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E.Posta- &lt;a href="mailto:hulusisenel@yahoo.com"&gt;hulusisenel@yahoo.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;........................................................&lt;br /&gt;SEVDİĞM SÖZCÜK - “ İftira; edileni değil, edeni kirletir “&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-5934923076643743249?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/5934923076643743249/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=5934923076643743249' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5934923076643743249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5934923076643743249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/02/ermenilerin-sehit-ettigi-diplomatlarin.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8474423527982557439</id><published>2009-02-02T15:29:00.000-08:00</published><updated>2009-02-02T15:32:57.134-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;ERMENISTAN VE TEROR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermenistan-ve-terr?hl=tr"&gt;http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermenistan-ve-terr?hl=tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-10 asir boyunca Turklerle birlikte rahat ve sukun icinde yasayan ve Osmanli Devleti'nde oldukca zengin bir tabakayi meydana getiren Ermenilerin tutumlari; 1877 - 1878 Osmanli Rus savaslarinda Osmanlilarin yenilmesiyle, 3 Mart 1878 tarihinde Ayastefanos Antlasmasi ve 13 Temmuz 1878 tarihinde Berlin Antlasmasi imzalaninca degismistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlasmalardan sonra Rusya'nin ve bazi Avrupa devletlerinin kiskirtmasiyla Ermeniler suratle orgutlenerek, bagimsiz bir Ermenistan Devleti kurmaya yonelmislerdir.Rusya, Kafkasya'da caglardan beri devam eden milli politikasi geregi, Turkiye ile Kafkasya'daki Azerbaycan'in arasina uydu gorevini yurutecek bir Ermeni Devleti yerlestirerek, irtibatlarini koparmak istemistir. Bu amacla, Rusya'nin Bolsevik Lideri Lenin, 18 Aralik 1917'de tayin ettigi Kafkasya Komiseri Ermeni asilli Stepan Salimyan'a 30 Aralik 1917 tarihli Kararname ile, o sirada Rus isgali altinda bulunan Dogu ve Guney Kafkasya'da Sovyetler Birligine bagli bir Ermenistan Devleti kurma yetkisini de vermistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Nisan 1920'de Bolsevik hakimiyetinin tesirinden sonra Guney Kafkasya ve Azerbaycan'da; Gurcistan, Ermenistan, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri ile Nahcivan Ozerk Eyaleti ve Karabag ozerk bolgesi kurulmustur. Ermenistan, kagit uzerinde sinirlari cizilen bir devlete boylece sahip olmustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyetcilik ve yayilmacilik duygulari iyice kabartilan ve kiskirtilan Ermeniler, Sovyetler Birligi'nin dagilmaya baslamasindan sonra 23 Agustos 1990 tarihinde bagimsizliklarini ilan ederek Buyuk Ermenistan'i kurma hayaliyle komsularina saldirmaya baslamislardir.1915 yilinda; 1. Dunya savasi sirasinda Turkleri arkadan vuran Ermeniler, Tehcir Kanunu ile zorunlu goce tabi tutulmuslardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler tehcir sirasinda 1.5 milyon Ermeni'nin olduruldugunu iddia etmisler ve bu gunden sonra her yil sozde Ermeni soykirimi adi altinda Turkiye aleyhinde faaliyetlerde bulunmuslardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyuk Ermenistan'i kurma hayalindeki Ermeniler, bu bahaneyle Turkiye'den tazminat, soykirimi kabul ve toprak talep etmislerdir. Bu amacla, 1937-1986 yillari arasinda organize teror faaliyetleri ile yurtdisindaki temsilci ve temsilciliklerimiz ile yurticindeki kuruluslarimiza saldirida bulunmuslar ve isteklerinin yerine getirilmesini istemislerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yillarda teror faaliyetleriyle isteklerini gerceklestiremeyeceklerini anlayan Ermeniler, 1986'dan sonra siyasi platformda Turkiye'ye baski uygulamayi ve Kurdistan hayaliyle ulkemizi bolmeyi amac edinen PKK teror orgutune her turlu destegi vererek, ulkemizin parcalanmasina yardimci olup bu yolla toprak talebini gerceklestirmeyi hedeflemistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan'in, ozellikle ulkemiz sinirina yakin yerlesim yerlerinde PKK teror orgutune lojistik ve militan destegi sagladigi, kendi sinirlari icinde de kamp yerleri kurdurdugu, PKK teror orgutunun icerisinde ust seviyede Ermeni asilli subaylarin bulundugu tespit edilmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERMENI TERORIZMIGurgen (Karekin) Yanikan adli bir yasli Ermeni'nin 27 Ocak 1973'de ABD'nin Santa Barbara kentinde, Los Angeles Baskonsolosumuz Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadir Demir'i katletmesiyle baslayan "Bireysel Ermeni Teroru "nu 1975'den itibaren "Orgutlu Ermeni Teroru " izlemis ve yurtdisindaki gorevlilerimiz, elciliklerimiz ve kuruluslarimiza yonelik Ermeni saldirilari, kisa surede hizli bir tirmanma gostererek yogunluk kazanmistir.21 ulkenin 38 kentinde, degisIk turde 110 saldiri olayi olmustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;110 saldiridan 39'u silahli, 70'i bombali, biri de isgal seklinde olmustur. Bu saldirilarda 42 diplomat Turk vatandasi ile 4 yabanci hayatini kaybetmis, 15 Turk ve 66 yabanci uyruklu sahis yaralanmistir.Saldirilari yillar itibariyle inceledigimizde; Ermeni terorunde 1979 yilindan itibaren buyuk bir artis gorulmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ermeni teror orgutleri aktif olarak devam ettikleri teror eylemlerine 1986 yilindan sonra son verip Ermenilik konusunu uluslararasi platformlara tasimislardir. Ayrica, Guneydogu Anadolu'da faaliyet gosteren PKK teror orgutune lojistik ve militan destegi saglayarak faaliyetlerine devam etmektedirler.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;--Ozkan BOSTANCI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-8474423527982557439?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/8474423527982557439/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=8474423527982557439' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8474423527982557439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8474423527982557439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/02/ermenistan-ve-teror-httpgroups.html' title=''/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-1072967223465952475</id><published>2009-01-12T12:50:00.000-08:00</published><updated>2009-01-12T12:51:50.148-08:00</updated><title type='text'>KIM, KIMDEN ÖZÜR DÝLEMELI???</title><content type='html'>&lt;strong&gt;"Bayrak bir ulusun baðýmsýzlýk sembolüdür. Düþmanýn da olsa, saygý duymak gerekir." (1922)&lt;br /&gt;Mustafa Kemal ATATÜRK&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deðerli arkadaþlar,&lt;br /&gt;Yunan, Bulgar, Sýrp halklarý Osmanlýdan baðýmsýzlýðýný alýnca Ermeniler de ayný yolda örgütleniyor. Ermeniler Ýstanbuldan Vana kadar biçok kentte dernekler kurup silahlanýyorlar. Bu arada Osmanlý, Birinci Dünya Savaþýna giriyor. Mart 1915 de Rusya, Doðu Anadoluya giriyor. Rus desteðini alan Ermeniler, 11 Nisan 1915 de Van’da isyan çýkartýp, Osmanlýya karþý BAÐIMSIZLIK SAVAÞINI baþlatýyor.&lt;br /&gt;AB-D ve Rus emperyalizminin kullandýðý ve kýþkýrttýðý Ermeniler, yýllardýr birlikte yaþadýðý Osmanlýyý arkadan vurdular. Bunun üzerine tarihçi Prof. Dr. Ýlber Ortaylýnýn da belirttiði gibi Almanlarýn önerisi ile baþlatýlan ve Osmanlýda ilk kez uygulanan tehcir olayý gerçekleþiyor. Osmanlý Ýmparatorluðunda tehcir olayýnýn 1915 yýlýnda olmasýna ve Osmanlýdan sonra 28 adet ülkenin meydana çýkmasýna karþýn, sadece 1923 yýlýnda kurulmuþ olan Türkiye Cumhuriyeti suçlanmaktadýr. Ancak ikinci dünya harbi sonrasý 1948 yýlýnda hukuksal olarak tanýmlanacak þekilde bir soykýrýmýn olmadýðý da gittikçe ortaya çýkmakta ve belgelenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde ise bazý yutttaþlarýmýz, Ermenilerden Osmanlý zamanýnda oluþan tehcir olayý için bir yýl sürecek, bir özür kampanyasý baþlattý. Ermenilerden kendi adlarýna özür dileyenlere anýmsatmamýz gereken birçok olay var. Kendilerini 29 Ekim 1923 yýlýnda kurulan Türkiye Cumhuriyetinin birer vatandaþý olarak kabul ediyorlarsa;&lt;br /&gt;Dünyada, Ermenistandan baþka hangi ülkede komþu ülkenin topraklarýný kendi topraðý gibi kabul edip, bunu anayasasýnda açýkça beyan edildiðini görebiliriz.&lt;br /&gt;Yine anayasalarýnýn 13. maddesinde Ararat diye isimlendirerek yer verdikleri AÐRI daðýmýzý da kendilerine devlet simgesi olarak kabul ettiklerini,&lt;br /&gt;Yüce önderimizin dediði gibi bayrak bir ulusun baðýmsýzlýk sembolüdür. Ona herkesin saygý duymasý gerekir. Ne yazýk ki komþumuz Ermenistanda 24 Nisan 2008 de yapýlan anma törenlerinde kutsal bayraðýmýzýn ayaklar altýna alýnýp ve çiðnendiðini, ancak bardaðý taþýran son damlanýn akþam saatlerinde yaþandýðýný ve akþam devam eden anma gösterilerinde Türk bayraðý ve Azeri bayraklarýnýn yan yana koyularak ateþe verildiðini anýmsatmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay üzerine Cumhurbaþkaný Abdullah Gül, Ermenistan’da soykýrým iddialarý için düzenlenen törende Türk bayraðýnýn ayaklar altýna alýndýðý görüntülerle ilgili olarak, “Bunlar, onlar için utançtýr. Bunu yapanlar için, o ülke için utançtýr. Bunu dünya kamuoyu da takip eder” dedi (26.04.2008-Milliyet)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu yorumu yapan Cumhurbaþkaný, ne oldu ve de kimlerin tavsiyesi ile 06 Eylül 2008 de Ermenistan-Türkiye Milli maçýný izlemek üzere utanç ülkesi saydýðý Ermenistanýn baþkenti Erivana gitti ???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deðerli arkadaþlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dýþiþleri Bakanlýðýmýzda görevli ve canlarý bulunduklarý ülkelere emanet edilen masum 42 tane çok deðerli diplomatýmýzý, 1973 yýlýndan itibaren Ermeni katillerin süikastlerinde kaybettik. Katilleri hala cezalandýrýlmadý, kimse de onlarýn ailesinden ve ülkemizden özür dilemedi !!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD nin yeni Baþkaný Baeack Obamanýn seçim çalýþmalar sýrasýnda soykýrýmý tanýyacaðýna iliþkin verdiði söz aklýmýzdadýr. 36 eyaletinde soykýrýmýn kabul edildiði ABD de önümüzdeki 24 Nisan da ne olacak diye kaygýyla beklemekteyiz. Acaba bu özür dilemenin bir yýl sürecek olmasý, AB-D emperyalizminin organize ettiði ve soykýrýmý tanýma zemininin oluþmasý için hazýrlanan bir projenin ön aþamalarýndan birisi midir???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü ülkemizde bu süreçte Ermenilerin sözde soykýrým iddialarýný, arkadaþlarý ile birlikte yaptýðý araþtýrmalarla gittikçe çürüten Türk Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Hallaçoðlu da görevinden alýndý. ASAM ise daðýlacak aþamaya geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarým bu konuda oldukça geç kalýnan loby faaliyetlerimizi ve gerçek verilere dayanan araþtýrmalarýmýzý, en kýsa sürede uluslararasý arenada saðduyu sahiplerinin dikkatine sunabiliriz. Devletimiz, hükümetlerimiz, üniversitelerimiz, STK lar, askeri ve sivil kurumlar bu konuda iþbirliði ve güçbirliði yaparak ülkemizi haklýlýðýný savunmak zorundadýr. Aksi halde güzel ülkemizi bölmek isteyen ve bu dönemde AB-D maskesini kullanan emperyalizm, kötü amacýna ulaþacaktýr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi ve saygýlarýmla (26.12.2008).&lt;br /&gt;Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT:&lt;br /&gt;Talabaninin PKK ya af önerisi ile Devletimizin, Kürtlere bir özür borcu olduðunu içeren Soroz destekli TESEVin raporu da bu dönemde gündeme geldi (24.12.2008-Milliyet). Ne tasadüf deðil mi???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesaj ve onunla iletilen tum ekler gonderildigi kisi ya da kuruma ozel, gizlilik yukumlulugu tasiyor olabilir. Bu mesaj, hicbir sekilde, herhangi bir amac icin cogaltilamaz, yayinlanamaz ve para karsiligi satilamaz; mesajin yetkili alicisi veya alicisina iletmekten sorumlu kisi degilseniz, mesaj icerigini ya da eklerini kopyalamayiniz, yayinlamayiniz, baska kisilere yonlendirmeyiniz ve mesaji gonderen kisiyi derhal uyararak bu mesaji siliniz. Bu mesajin bilinen viruslere karsi kontrolleri yapilmistir.&lt;br /&gt;ISTANBUL UNIVERSITESI&lt;br /&gt;http://www.istanbul.edu.tr&lt;br /&gt;This message (including any attachments) is intended only for the use of the individual or entity to which it is addressed and may contain information that is non-public, proprietary,privileged, confidential, and exempt from disclosure under applicable law or may constitute as attorney work product.If you are not the intended recipient, you are hereby notified that any use, dissemination, distribution, or copying of this communication is strictly prohibited. If you have received this communication in error, notify us immediately by telephone and (i) destroy this message if a facsimile or (ii) delete this message immediately if this is an electronic communication.&lt;br /&gt;ISTANBUL UNIVERSITY&lt;br /&gt;http://www.istanbul.edu.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-1072967223465952475?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/1072967223465952475/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=1072967223465952475' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1072967223465952475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1072967223465952475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/kim-kimden-zr-dlemeli.html' title='KIM, KIMDEN ÖZÜR DÝLEMELI???'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-5381264516115319805</id><published>2009-01-11T08:07:00.000-08:00</published><updated>2009-01-11T08:08:00.798-08:00</updated><title type='text'>ERMENİ KAFİLELERİNE YAPILAN SALDIRILAR VE BUNA KARŞI DEVLETİN ALDIĞI TEDBİRLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yerdeitirmede-alinan-tedbirler?hl=tr"&gt;http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yerdeitirmede-alinan-tedbirler?hl=tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin yeni yerleşim bölgelerine nakledilmeleri sırasında bazı kafilelere, özellikle Halep-Zor arasında Arap aşiretleri tarafından yapılan saldırılarda bazı Ermeniler ölmüştür. 8 Ocak 1916 tarihli bir şifre telgraftan anlaşıldığına göre, yapılan araştırma sonucunda Haleb'e bir saat uzaklıktan Meskene'ye kadar olan yollarda aşiretlerin gasp için yaptığı saldırılar sonucu pek çok Ermeni'nin öldürüldüğü(1), Diyarbakır'dan Zor'a ve Saruç'tan Menbiç yoluyla Haleb'e nakledilen Ermenilerden 2.000 kadarının yine Arap aşiretleri tarafından soyuldukları anlaşılmıştır(2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır bölgesinde Ermeni-gayrımüslim ayırt edilmeksizin, çeteler ve eşkıya tarafından 2.000'e yakın kişinin öldürüldüğü bildirilmiş, bunun üzerine, bu gibi olayların derhal önlenmesini ve kafilelerin geçecekleri yol üzerinde huzurun kesin olarak sağlanmasını, aksi halde eşkıya ve çetelerin hareketlerinden o vilâyetin sorumlu tutulacağı sert bir dille bildirilmiştir(3).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzurum-Erzincan arasında 500 kişilik başka bir kafilenin de Kürtlerin saldırısı sonucu öldüğü haberi alınmış, bunun üzerine Diyarbakır, Elazığ (Mamuretülaziz) ve Bitlis vilâyetlerine gönderilen 14 Haziran 1915 tarihli bir şifre telgrafla, göç sırasında yol üzerinde bulunan aşiretler ve köylülerin saldırılarına karşı her türlü yöntemin kullanılması, katle ve gasba yeltenenlerin şiddetle cezalandırılması emredilmiştir(4).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı hükümeti, bir yandan düşmanla savaşırken bir yandan da kafilelerin gıda ihtiyaçları ve güvenliklerini sağlamak için olağanüstü gayret göstermiştir. Yerleri değiştirilen Ermenilerin eşkıya tarafından öldürülmeleri veya soyulmaları karşısında her zamanki hassasiyet gösterilmiş ve göçün emniyet içinde yapılması sağlanmaya çalışılmıştır. Göç yolu üzerindeki illerin yöneticilerine yazılan emirlerle Ermeni kafilelerine saldıranların cezalandırılmaları sağlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda alınan önlemleri takip eden Hükümet, 5 Eylül 1915 tarihinde Erzurum, Adana, Ankara, Halep, (Bursa) Hüdâvendigâr, Diyarbakır, Sivas, Trabzon, Konya, Elazığ vilâyetleriyle, Urfa, İzmit, Zor, Karesi, Kayseri, Kütahya, Maraş, Karahisar mutasarrıflıklarına çektiği şifre telgrafta, Ermeni kafilelerine zarar verenlerden kaç kişinin cezalandırıldığını sormuştur(5).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, Ermeni kafilelerinin göç ettirilmesi sırasında ihmali veya yolsuzluğu görülen görevlileri belirlemek üzere İnceleme Komisyonları kurulmuştur. Sorgu Mahkemesi Birinci Başkanı Âsım Bey'in başkanlığında Ankara İli Mülkiye Müfettişi Muhtar Bey ile İzmir Jandarma Bölge Müfettişi Kaymakam Muhhiddin Bey'den oluşan bir komisyon, Adana, Halep, Suriye, Urfa, Zor ve Maraş bölgelerine(6); Temyiz Mahkemesi Başkanı Hulusi Bey'in başkanlığında Danıştay üyelerinden İsmail Hakkı Bey'in de katıldığı komisyon Bursa, Ankara, İzmit, Balıkesir (Karasi), Kütahya, Eskişehir, Kayseri, Karahisar-ı Sahip ve Niğde bölgelerine gönderilmişlerdir(7).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitlis eski Valisi Mazhar Bey başkanlığında İstanbul Başsavcısı Nihad ile Jandarma binbaşılarından Ali Naki Beylerden oluşan üçüncü bir komisyon ise, Sivas, Trabzon, Erzurum, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis ve Canik bölgelerinde görevlendirilmişlerdir. Bu komisyonun başkanı olan ve Sivas'ta bulunan Mazhar Bey'e 3 Ekim 1915'de "gizli" kaydıyla çekilen bir şifre telgrafta, komisyonların vardıkları yerlerde gerekli incelemeleri yaptıktan sonra, sonuçlarını devamlı olarak merkeze rapor etmeleri istenmiştir(8).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komisyonlara verilen emirlere göre; jandarma, polis, memur ve âmirleri, haklarında yapılacak inceleme sonucuna göre Divan-ı Harp'e sevk edileceklerdir. Divan-ı Harp'e sevk edilenlerin bir listesi de İçişleri Bakanlığı'na verilecektir. Vali ve mutasarrıflar hakkında yapılacak incelemelerin sonuçları önce İçişleri Bakanlığı'na bildirilecek ve verilecek emre göre işlemleri yürütülecekti. Divan-ı Harp başkanları veya üyeleriyle askeri memurlardan da suiistimali görülenler bulunursa, bağlı oldukları ordu komutanlıklarına bildirilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnceleme Komisyonlarının verdikleri raporlar ışığında, görevini kötüye kullanan (kafilelerden para ve eşya çalmak, gerekli şekilde koruma görevi yapmadığı için kafilelerin tecavüze uğramalarına yol açmak, sevk emrine aykırı hareket etmek gibi) pek çok görevli, işten el çektirildiler. Bir kısmı Divan-ı Harpler'de yargılanarak ağır cezalara çarptırıldılar(9).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK:&lt;br /&gt;Halaçoğlu, Prof. Dr. Yusuf-; Ermeni Tehcirine Dair Gerçekler (1915), TTK Yayını, Ankara 2001.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİPNOTLAR&lt;br /&gt;1) Şifre Kalemi., nr. 59/244.&lt;br /&gt;2) Şifre Kalemi., nr. 56/140; 55-A/144.&lt;br /&gt;3) Şifre Kalemi.,nr. 54/406; nr. 54-A/73; nr. 54-A/248.&lt;br /&gt;4) Şifre Kalemi., nr. 54/9; nr. 54/162.&lt;br /&gt;5) Şifre Kalemi., nr. 55-A/84.&lt;br /&gt;6) Şifre Kalemi., nr. 56/186.&lt;br /&gt;7) Şifre Kalemi., nr. 56/355; nr. 58/38.&lt;br /&gt;8) Şifre Kalemi., nr. 56/267.&lt;br /&gt;9) Şifre Kalemi., nr. 58/278; nr. 58/141; nr. 55-A/156; nr. 55-A/157; nr. 61/165; nr. 57/116; nr. 57/413; nr. 57/416; nr. 57/105; nr. 59/235; nr. 54-A/326; nr. 59/196.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;[TOPLUm ve BARIS]&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-5381264516115319805?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/5381264516115319805/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=5381264516115319805' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5381264516115319805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5381264516115319805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/ermeni-kafilelerine-yapilan-saldirilar_11.html' title='ERMENİ KAFİLELERİNE YAPILAN SALDIRILAR VE BUNA KARŞI DEVLETİN ALDIĞI TEDBİRLER'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8755856530540270348</id><published>2009-01-11T08:06:00.001-08:00</published><updated>2009-01-11T08:06:39.245-08:00</updated><title type='text'>YER DEĞİŞTİRMEYE TABİ TUTULAN ERMENİ NÜFUSU</title><content type='html'>ERMENİ TEHCİRİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yer-deitirmeye-tabi-tutulan-ermeni-nfusu?hl=tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer değiştirme uygulaması sırasında çeşitli yollardan göç ettirilen Ermenilerin ayrıldıkları ve vardıkları yerlerdeki sayıları devamlı şekilde kontrol edilmiştir. 9 Haziran 1915'ten 8 Şubat 1916 tarihine kadar Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden yeni yerleşim bölgelerine taşınan ve yerlerinde bırakılan Ermeni nüfusun ne kadar olduğu, Osmanlı Arşivi'nin ilgili tasniflerindeki belgelerden şu şekilde derlenmiştir(1):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölge  Sevk Edilen  Kalan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana(2)  14.000  15-16.000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara (Merkez)(3)  21.236  733 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın(4)  250  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birecik(5)  1.200  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır(6)  20.000  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dörtyol(7)  9.000  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzurum(8)  5.500  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir(9)  7.000  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giresun(10)  328  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görele  250  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halep(11)  26.064  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haymana(12)  60  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir(13)  256  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmit(14)  58.000  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kal'acık(15)  257  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karahisarı sahib(16)  5.769  2.222 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri(17)  45.036  4.911 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keskin  1.169  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırşehir(18)  747  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konya(19)  1.900  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kütahya(20)  1.400  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mamuretülaziz(21)  51.000  4.000 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maraş(22)  -  8.845 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nallıhan  479  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ordu  36  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perşembe  390  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas(23)  136.084  6.055 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sungurlu  576  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürmene  290  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tirebolu  45  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon(24)  3.400  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulubey  30  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yozgat(25)  10.916  - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPLAM  422.758  32.766 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan Göçmen ve Aşiretleri Yerleştirme Müdürü Şükrü Bey'in 18 Ekim 1915 tarihinde Halep'ten gönderdiği telgrafta, Halep'e sevk edilen Ermenilerin tahminen 100.000 civarında olduğu bildirilmektedir(26).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Musul ve Zor çevresine gönderilmek üzere 18 Eylül 1915 tarihi itibariyle Diyarbakır'da 120.000, 28 Eylül 1915 tarihi itibariyle de Cizre'de 136.084 Ermeni nüfusun toplandığı kayıtlardan anlaşılmaktadır(27). Şükrü Bey'in 3 Kasım 1915 tarihinde Nizip'ten çektiği bir şifre telgrafta ise, taşımanın gayet düzenli bir şekilde devam ettiği ifade edilmektedir(28).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda verilen listede yer değiştiren nüfus içinde yer alıp da henüz taşınmamış olduğu belirtilen kalan nüfustan Adana'dakiler, daha sonra yeni yerleşim bölgelerine taşınmışlardır(29). Buna göre sevk edilen nüfus toplam 438.758, Halep'tekilerle birlikte iskan sahasına varan nüfus ise 382.148'dir(30).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK:&lt;br /&gt;Halaçoğlu, Prof. Dr. Yusuf-; Ermeni Tehcirine Dair Gerçekler (1915), TTK Yayını, Ankara 2001.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİPNOTLAR&lt;br /&gt;1) Bu arada Kastamonu, Balıkesir, Antalya, İstanbul, Urfa Ermenileriyle, Protestan ve Katolik Ermenilerle, hastalar, öğretmenler, yetim çocuklar ve kimsesiz kadınlar sevk edilmemiştir.&lt;br /&gt;2) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/77 (Ek-XXII).&lt;br /&gt;3) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/77 (Ek-XXII).&lt;br /&gt;4) DH. EUM. 2. Şube, nr.69/250.&lt;br /&gt;5) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/101.&lt;br /&gt;6) Belgelerde Diyarbakır'dan ne kadar Ermeni'nin naklolunduğu bildirilmemektedir. Bununla beraber başka illerden gelenlerle birlikte 120 bin Ermeni'nin sevk edildiği kayıtlarda yer almaktadır. Bu sebeple bu ilden 20.000 Ermeni'nin sevk edildiği varsayılmıştır.&lt;br /&gt;7) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/89.&lt;br /&gt;8) ŞFR. nr.54/162. Her iki belgede sevk olunan Ermenilerden 500 kişilik bir kafilenin Erzurum-Erzincan arasında Kürtler tarafından katledildiği, diğer belgede ise Dersim bölgesinden gönderilen kafilelerin Dersim eşkıyası tarafından yine tamamen katledildiği bildirilmektedir. Bu kafilelerde kaç kişinin bulunduğu bilinmediğinden tahmini olarak 5.000 kişi alınmıştır.&lt;br /&gt;9) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/72.&lt;br /&gt;10) Giresun, Perşembe, Ulubey, Sürmene, Tirebolu, Ordu ve Görele aynı vesikada verilmiştir (Bkz. DH. EUM. 2. Şube, nr.68/41).&lt;br /&gt;11) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/76.&lt;br /&gt;12) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/66.&lt;br /&gt;13) DH. EUM. 2. Şube, nr.69/260.&lt;br /&gt;14) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/67 (Ek-XXIV)&lt;br /&gt;15) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/79&lt;br /&gt;16) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/73.&lt;br /&gt;17) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/75 (Ek-XXV).&lt;br /&gt;18) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/66.&lt;br /&gt;19) DH. EUM. 2. Şube, nr.69/34.&lt;br /&gt;20) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/93.&lt;br /&gt;21) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/70 (Ek-XXVII).&lt;br /&gt;22) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/41.&lt;br /&gt;23) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/84 (Ek-XXVII).&lt;br /&gt;24) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/41.&lt;br /&gt;25) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/66.&lt;br /&gt;26) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/80 (Ek-XXVIII).&lt;br /&gt;27) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/71 (Ek-XXIX); 2. Şube, nr.68/84.&lt;br /&gt;28) DH. EUM. 2. Şube, nr.68/101.&lt;br /&gt;29) Haleb'e gelenlerin 100 bin civarında olduğu bildirilmesine karşılık (Bkz. DH. EUM. 2. Şube, nr.68/80) buraya gelen nüfus 100.000 olarak alınmıştır.&lt;br /&gt;30) Yer değiştirmeye tabi tutulan edilen ve yeni yerleşim bölgesine varan nüfus ile ilgili olarak belgelerde kesin rakamlar verilmekle beraber, bazı yerlerden net sayılar verilmemesi sebebiyle her ikisi için de artı-eksi % 10 oynama söz konusu olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-8755856530540270348?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/8755856530540270348/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=8755856530540270348' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8755856530540270348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8755856530540270348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/yer-deitirmeye-tabi-tutulan-ermeni_11.html' title='YER DEĞİŞTİRMEYE TABİ TUTULAN ERMENİ NÜFUSU'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-1338913174961281302</id><published>2009-01-11T08:05:00.000-08:00</published><updated>2009-01-11T08:06:08.211-08:00</updated><title type='text'>YER DEĞİŞTİRMEYE TABİ TUTULMAYAN ERMENİLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yer-deitirmeye-tabi-tutulmayan-ermeniler?hl=tr"&gt;http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yer-deitirmeye-tabi-tutulmayan-ermeniler?hl=tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer değiştirme kararı bütün Ermenilere uygulanmamıştır. Başlangıçta bazı bölgelerde (Urfa'da Germiş ve Birecik, Erzurum, Aydın, Trabzon, Edirne, Canik, Çanakkale, Adapazarı, Halep, Bolu, Kastamonu, Tekirdağ, Konya ve Karahisar-ı sahip) yaşayan Ermenilerin bir bölümü göç dışında bırakılmışlardır(1). Fakat, daha sonra bunların da çeşitli şiddet olaylarına karıştıkları görülünce büyük bir kısmı göç ettirilmişlerdir(2). Hasta ve âmâlar yer değiştirmeye tabi tutulmadıkları gibi, Katolik ve Protestan mezhebinden olanlar, asker ve aileleriyle, memurlar, tüccarlar, bazı amele ve ustalar da göç ettirilmemişlerdir. Nitekim illere gönderilen telgraflarda, hasta, âmâ, sakat ve yaşlıların sevk edilmemeleri ve şehir merkezlerine yerleştirilmeleri istenmiştir(3).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Ağustos 1915 ve 15 Ağustos 1915 tarihinde ilgili illere gönderilen telgraflarla Katolik ve Protestan mezhebinde bulunan Ermenilerin göç ettirilmemesi ve bulundukları şehirlere yerleştirilerek nüfus sayılarının bildirilmesi emredilmiştir(4). Bu gibiler, il içinde şehirlere yerleştirilmişlerdir(5). Yanlışlıkla göç ettirilenler ise, araştırılarak o sırada bulundukları şehirlere yerleştirilmişlerdir(6). Fakat, göç dışı tutulanlardan, zararlı eylemleri görülenler; ister Katolik, ister Protestan olsun yeni yerleşim bölgelerine sevk edilmişlerdir(7).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Ağustos 1915'de illere gönderilen şifre telgrafla, Osmanlı ordusunda subay ve sağlık sınıflarında hizmet gören Ermeniler ve aileleri bulundukları yerlerde bırakılarak göç ettirilmemişlerdir(8). Bunun yanı sıra, merkezdeki ve taşradaki Osmanlı Bankası şubelerinde, reji idaresinde ve bazı konsolosluklarda çalışan Ermeniler de hükümete bağlı kaldıkları ve iyi halleri görüldükleri sürece tehcire tabi tutulmamışlardır(9).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, yetim çocuklar ve dul kadınlar da göç ettirilmeyerek, yetimhanelerde ve köylerde koruma altına alınmışlar ve kendilerine maddi yardımda bulunulmuştur(10). Yer değiştirme sırasında yetim kalan çocuklar da Sivas'a gönderilerek oradaki yetimhanelere yerleştirilmişlerdir(11). Korunmaya muhtaç Ermeni aileler hakkında 30 Nisan 1916'da genel bir emir yayınlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla, erkekleri göç ettirilen veya askerde bulunan kimsesiz ve velisiz aileler, Ermeni ve yabancı bulunmayan köy ve kasabalara yerleştirilmiş, gıda ihtiyaçları Göçmen Ödeneği'nden verilmiştir. 12 yaşına kadar olan çocuklar, bölgelerindeki yetimhanelerin yeterli olmadığı yerlerde, zengin müslüman ailelerin yanına verilerek yetişmeleri ve eğitimleri sağlanmıştır. Hali vakti yerinde olmayan müslüman ailelerine Göçmen Ödeneği'nden çocukların gıda masrafı olarak 30 kuruş ödenmiştir. Genç ve dul kadınların kendi rızalarıyla, müslüman erkeklerle evlenmelerine izin verilmiştir(12).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK:&lt;br /&gt;Halaçoğlu, Prof. Dr. Yusuf-; Ermeni Tehcirine Dair Gerçekler (1915), TTK Yayını, Ankara 2001.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİPNOTLAR&lt;br /&gt;1) Şifre Kalemi., nr. 54-A/155; nr. 56/114; nr. 56/225; nr. 56/226; nr. 57/89; nr. 57/177; nr. 59/218.&lt;br /&gt;2) Şifre Kalemi., nr. 54-A/271; nr. 54-A/272 (22 Temmuz 1331/4 Ağustos 1915).&lt;br /&gt;3) Şifre Kalemi., nr. 56/27; nr. 67/186.&lt;br /&gt;4) Şifre Kalemi., nr. 54-A/251; nr. 55/20.&lt;br /&gt;5) Şifre Kalemi., nr. 56/112 (6 Eylül 1331/19 Eylül 1915, Konya vilayetine).&lt;br /&gt;6) Bu hususta 13 Eylül 1331/26 Eylül 1915'de Sivas (Şifre Kalemi., nr. 56/176), Mamuretülaziz ve Diyarbekir vilayetlerine (Şifre Kalemi., nr. 56/172); 1 Teşrinisâni 1331/14 Kasım 1915'de Konya (Şifre Kalemi., nr. 58/2) ve Ankara vilayetlerine (Şifre Kalemi., nr. 58/159) telgrafla emirler gönderilmiştir.&lt;br /&gt;7) Ağustos 1331/2 Eylül 1915 tarihinde Adana vilayetine bu yolda bir telgraf gönderilmiştir (Şifre Kalemi., nr. 55-A/23).&lt;br /&gt;8) Şifre Kalemi., nr. 55/18.&lt;br /&gt;9) Şifre Kalemi., nr. 56/36 (3 Eylül 1331/16 Eylül 1915); nr. 56/243 (17 Eylül 1331/30 Eylül 1915); nr. 56/360 (28 Eylül 1331/11 Ekim 1915).&lt;br /&gt;10) Şifre Kalemi., nr. 54/411; nr. 54/450; nr. 54-A/325.&lt;br /&gt;11) Şifre Kalemi., nr. 61/ 18-20.&lt;br /&gt;12) Bu emir Adana, Erzurum, Edirne, Halep, Hüdavendigâr, Sivas, Diyarbekir, Mamuretülaziz, Konya, Kastamonu, Trabzon vilayetleriyle, İzmit, Canik, Eskişehir, Karahisar-ı sahib, Maraş, Urfa, Kayseri, Niğde mutasarrıflıklarına (Şifre Kalemi., nr. 63/147) ve 17 Mayıs 1332/30 Mayıs 1916'da da Ankara vilayetine (Şifre Kalemi., nr. 64/162) gönderilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;[TOPLUM VE BARIS]&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-1338913174961281302?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/1338913174961281302/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=1338913174961281302' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1338913174961281302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/1338913174961281302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/yer-deitirmeye-tabi-tutulmayan.html' title='YER DEĞİŞTİRMEYE TABİ TUTULMAYAN ERMENİLER'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-7135748362193058114</id><published>2009-01-11T08:04:00.001-08:00</published><updated>2009-01-11T08:04:55.246-08:00</updated><title type='text'>ERMENİ KAFİLELERİNE YAPILAN SALDIRILAR VE BUNA KARŞI DEVLETİN ALDIĞI TEDBİRLER</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ERMENİ TEHCİRİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yerdeitirmede-alinan-tedbirler?hl=tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin yeni yerleşim bölgelerine nakledilmeleri sırasında bazı kafilelere, özellikle Halep-Zor arasında Arap aşiretleri tarafından yapılan saldırılarda bazı Ermeniler ölmüştür. 8 Ocak 1916 tarihli bir şifre telgraftan anlaşıldığına göre, yapılan araştırma sonucunda Haleb'e bir saat uzaklıktan Meskene'ye kadar olan yollarda aşiretlerin gasp için yaptığı saldırılar sonucu pek çok Ermeni'nin öldürüldüğü(1), Diyarbakır'dan Zor'a ve Saruç'tan Menbiç yoluyla Haleb'e nakledilen Ermenilerden 2.000 kadarının yine Arap aşiretleri tarafından soyuldukları anlaşılmıştır(2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır bölgesinde Ermeni-gayrımüslim ayırt edilmeksizin, çeteler ve eşkıya tarafından 2.000'e yakın kişinin öldürüldüğü bildirilmiş, bunun üzerine, bu gibi olayların derhal önlenmesini ve kafilelerin geçecekleri yol üzerinde huzurun kesin olarak sağlanmasını, aksi halde eşkıya ve çetelerin hareketlerinden o vilâyetin sorumlu tutulacağı sert bir dille bildirilmiştir(3).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzurum-Erzincan arasında 500 kişilik başka bir kafilenin de Kürtlerin saldırısı sonucu öldüğü haberi alınmış, bunun üzerine Diyarbakır, Elazığ (Mamuretülaziz) ve Bitlis vilâyetlerine gönderilen 14 Haziran 1915 tarihli bir şifre telgrafla, göç sırasında yol üzerinde bulunan aşiretler ve köylülerin saldırılarına karşı her türlü yöntemin kullanılması, katle ve gasba yeltenenlerin şiddetle cezalandırılması emredilmiştir(4).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı hükümeti, bir yandan düşmanla savaşırken bir yandan da kafilelerin gıda ihtiyaçları ve güvenliklerini sağlamak için olağanüstü gayret göstermiştir. Yerleri değiştirilen Ermenilerin eşkıya tarafından öldürülmeleri veya soyulmaları karşısında her zamanki hassasiyet gösterilmiş ve göçün emniyet içinde yapılması sağlanmaya çalışılmıştır. Göç yolu üzerindeki illerin yöneticilerine yazılan emirlerle Ermeni kafilelerine saldıranların cezalandırılmaları sağlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda alınan önlemleri takip eden Hükümet, 5 Eylül 1915 tarihinde Erzurum, Adana, Ankara, Halep, (Bursa) Hüdâvendigâr, Diyarbakır, Sivas, Trabzon, Konya, Elazığ vilâyetleriyle, Urfa, İzmit, Zor, Karesi, Kayseri, Kütahya, Maraş, Karahisar mutasarrıflıklarına çektiği şifre telgrafta, Ermeni kafilelerine zarar verenlerden kaç kişinin cezalandırıldığını sormuştur(5).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, Ermeni kafilelerinin göç ettirilmesi sırasında ihmali veya yolsuzluğu görülen görevlileri belirlemek üzere İnceleme Komisyonları kurulmuştur. Sorgu Mahkemesi Birinci Başkanı Âsım Bey'in başkanlığında Ankara İli Mülkiye Müfettişi Muhtar Bey ile İzmir Jandarma Bölge Müfettişi Kaymakam Muhhiddin Bey'den oluşan bir komisyon, Adana, Halep, Suriye, Urfa, Zor ve Maraş bölgelerine(6); Temyiz Mahkemesi Başkanı Hulusi Bey'in başkanlığında Danıştay üyelerinden İsmail Hakkı Bey'in de katıldığı komisyon Bursa, Ankara, İzmit, Balıkesir (Karasi), Kütahya, Eskişehir, Kayseri, Karahisar-ı Sahip ve Niğde bölgelerine gönderilmişlerdir(7).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitlis eski Valisi Mazhar Bey başkanlığında İstanbul Başsavcısı Nihad ile Jandarma binbaşılarından Ali Naki Beylerden oluşan üçüncü bir komisyon ise, Sivas, Trabzon, Erzurum, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis ve Canik bölgelerinde görevlendirilmişlerdir. Bu komisyonun başkanı olan ve Sivas'ta bulunan Mazhar Bey'e 3 Ekim 1915'de "gizli" kaydıyla çekilen bir şifre telgrafta, komisyonların vardıkları yerlerde gerekli incelemeleri yaptıktan sonra, sonuçlarını devamlı olarak merkeze rapor etmeleri istenmiştir(8).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komisyonlara verilen emirlere göre; jandarma, polis, memur ve âmirleri, haklarında yapılacak inceleme sonucuna göre Divan-ı Harp'e sevk edileceklerdir. Divan-ı Harp'e sevk edilenlerin bir listesi de İçişleri Bakanlığı'na verilecektir. Vali ve mutasarrıflar hakkında yapılacak incelemelerin sonuçları önce İçişleri Bakanlığı'na bildirilecek ve verilecek emre göre işlemleri yürütülecekti. Divan-ı Harp başkanları veya üyeleriyle askeri memurlardan da suiistimali görülenler bulunursa, bağlı oldukları ordu komutanlıklarına bildirilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnceleme Komisyonlarının verdikleri raporlar ışığında, görevini kötüye kullanan (kafilelerden para ve eşya çalmak, gerekli şekilde koruma görevi yapmadığı için kafilelerin tecavüze uğramalarına yol açmak, sevk emrine aykırı hareket etmek gibi) pek çok görevli, işten el çektirildiler. Bir kısmı Divan-ı Harpler'de yargılanarak ağır cezalara çarptırıldılar(9).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK:&lt;br /&gt;Halaçoğlu, Prof. Dr. Yusuf-; Ermeni Tehcirine Dair Gerçekler (1915), TTK Yayını, Ankara 2001.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİPNOTLAR&lt;br /&gt;1) Şifre Kalemi., nr. 59/244.&lt;br /&gt;2) Şifre Kalemi., nr. 56/140; 55-A/144.&lt;br /&gt;3) Şifre Kalemi.,nr. 54/406; nr. 54-A/73; nr. 54-A/248.&lt;br /&gt;4) Şifre Kalemi., nr. 54/9; nr. 54/162.&lt;br /&gt;5) Şifre Kalemi., nr. 55-A/84.&lt;br /&gt;6) Şifre Kalemi., nr. 56/186.&lt;br /&gt;7) Şifre Kalemi., nr. 56/355; nr. 58/38.&lt;br /&gt;8) Şifre Kalemi., nr. 56/267.&lt;br /&gt;9) Şifre Kalemi., nr. 58/278; nr. 58/141; nr. 55-A/156; nr. 55-A/157; nr. 61/165; nr. 57/116; nr. 57/413; nr. 57/416; nr. 57/105; nr. 59/235; nr. 54-A/326; nr. 59/196.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;[TOPLUM VE BARIS]&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-7135748362193058114?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/7135748362193058114/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=7135748362193058114' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7135748362193058114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7135748362193058114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/ermeni-kafilelerine-yapilan-saldirilar.html' title='ERMENİ KAFİLELERİNE YAPILAN SALDIRILAR VE BUNA KARŞI DEVLETİN ALDIĞI TEDBİRLER'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-7221766126040256278</id><published>2009-01-11T08:03:00.001-08:00</published><updated>2009-01-11T08:03:44.349-08:00</updated><title type='text'>YER DEĞİŞTİRMEYE TABİ TUTULAN ERMENİLERİN MALLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yer-deitirilen-ermenilerin-mallari?hl=tr"&gt;http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yer-deitirilen-ermenilerin-mallari?hl=tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;10 Haziran 1915 tarihinde yayınlanan bir emir yazısı ile yer değiştirmeye tabi tutulan Ermenilerin malları koruma altına alınmıştır. Emir yazısına göre, bozulabilir mallarla hayvanlar veya işletilmesi zorunlu olan imalâthanelerin kurulan komisyonlar tarafından açık arttırma ile satılması ve paralarının sahiplerine yollanması karara bağlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı hükümetinin bu emrin uygulanması sırasında büyük titizlik gösterdiği anlaşılmaktadır. Herhangi bir suistimale meydan vermemek için büyük bir dikkat göstermiştir. Terkedilmiş Mallar Komisyonları eliyle, değerleri üzerinden sahipleri adına müzayede yoluyla satılan malların paraları kendilerine ödenmiştir(1).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu satışlar sırasında bir takım dedikoduların çıkması üzerine hükümet, 3 Ağustos 1915'te mutasarrıflıklara, illere ve Terkedilmiş Mallar Komisyonlarına şifre telgraf göndererek, adı geçen malların devlet memurlarınca satın alınmasını, çeşitli suistimallere meydan vereceği gerekçesiyle yasaklamıştır(2). Ancak daha sonra bu karar, bazı illere gerçek değeri üzerinden ve peşin para ödenmesi şartıyla kaldırılmıştır(3).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet her türlü yolsuzluğu önleyecek önlemleri almaktan geri durmamıştır. Nitekim 11 Ağustos 1915'te Sivas Terkedilmiş Mallar Komisyonu Başkanlığına gönderilen bir şifre telgrafta, vurgunculuk ve kötüye kullanmaları engelleyecek önlemlerin alınması istenmiştir(4). Yine aynı tarihte bütün illere gönderilen bir emir ile de bu konuda alınacak önlemler ve uygulamalar maddeler halinde belirtilmiştir(5).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu emre göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Boşaltılan bölgelere hiçbir şüpheli şahıs sokulmayacağı; eğer bazı şahıslar ucuza mal satın almışlarsa, satışların geçersiz sayılacağı ve gerçek değeri belirlenerek, yasal olmayan bir çıkar sağlanmasına meydan verilmeyeceği; yerleri değiştirilen Ermenilerin istedikleri eşyayı yanlarında götürmelerine izin verileceği; götüremeyecekleri eşyadan, durmakla bozulacak olanların zorunlu olarak satılacağı, fakat bozulmayacak durumdaki eşyaların sahipleri adına korunacağı; taşınmaz malların kiralanma, başkasına devredilme ve rehin gibi işlemlerinin sahipleriyle olan ilgilerinin bozulmamasına dikkat edileceği ve göçün başladığı tarihten itibaren bu hükümlere aykırı olarak yapılan uygulamalar varsa geçersiz sayılacağı; bu mallar hakkında anlaşmazlık durumlarına meydan verilmeyeceği; göçe tâbi tutulan Ermenilerin, mallarını yabancılar dışında istediği kimseye satmalarına izin verileceği" kayıt altına alınmıştır(6).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emir yazılarındaki bu hükümler büyük bir titizlikle uygulandığı gibi, yerleri değiştirilen Ermenilerden kalan sanat ve ticaret müesseselerinin de iskân şirketleri kurularak, değerleri üzerinden bu şirketlere devredilmesi sağlanmıştır(7). Satılan malların bedelleri Terkedilmiş Mallar Komisyonları tarafından sahiplerine gönderilmiştir(8).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK:&lt;br /&gt;Halaçoğlu, Prof. Dr. Yusuf-; Ermeni Tehcirine Dair Gerçekler (1915), TTK Yayını, Ankara 2001.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİPNOTLAR&lt;br /&gt;1) Şifre Kalemi., nr. 53/303.&lt;br /&gt;2) Şifre Kalemi., nr. 54-A/259.&lt;br /&gt;3) Şifre Kalemi., nr. 55/107.&lt;br /&gt;4) Şifre Kalemi., nr. 54-A/385.&lt;br /&gt;5) Yerleri değiştirilen Ermenilerin malları hakkında çıkarılan kanun metinleri için bk. "Âhar mahallere nakledilen eşhâsın emvâl ve düyûn ve matlûbât-ı metrûkesi hakkında kãnûn-u muvakkat", Takvîm-i Vekayi', 14 Eylül 1331 ve 18 Zilkade 1333, nr. 2303, 7. sene; ayrıca bk. Y. H. Bayur, Türk inkılâbı Tarihi, Ankara 1957, III/3, s. 45-46.&lt;br /&gt;6) Şifre Kalemi., nr. 54-A/388.&lt;br /&gt;7) Şifre Kalemi., nr. 61/31; nr. 60/275; nr. 60/277.&lt;br /&gt;8) Şifre Kalemi., nr. 57/348; nr. 57/349; nr. 57/350.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;[TOPLUMveBARIS]&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-7221766126040256278?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/7221766126040256278/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=7221766126040256278' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7221766126040256278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7221766126040256278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/yer-deitirmeye-tabi-tutulan-ermenilerin.html' title='YER DEĞİŞTİRMEYE TABİ TUTULAN ERMENİLERİN MALLARI'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-9189869331423741799</id><published>2009-01-11T07:54:00.000-08:00</published><updated>2009-01-11T08:02:44.517-08:00</updated><title type='text'>YYERLERİ DEĞİŞTİRİLEN ERMENİLERİN GERİ GETİRİLMESİ</title><content type='html'>ERMENİ TEHCİRİ&lt;br /&gt;&lt;a href="http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yer-deitirilen-ermenilerin-geri-getirilmesi?hl=tr"&gt;http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/ermeni-tehciri-yer-deitirilen-ermenilerin-geri-getirilmesi?hl=tr&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yer değiştirme sırasında gerek iklim şartları, gerekse meydana gelen yığılmalar yüzünden zaman zaman göçün durdurulduğu olmuştur. 25 Kasım 1915'ten itibaren vilâyetlere gönderilen emirlerle, kış mevsimi dolayısıyla göç geçici olarak durdurulmuştur(1). 21 Şubat 1916'da bu emir, Ermeni yer değiştirmesine son verilmesi şeklinde bütün vilâyetlere ulaştırılmıştır. Ancak, bunun zararlı kimseleri kapsamayacağı, komitalarla ilgisi olanların derhal toplatılarak Zor sancağına gönderilmeleri gerektiği belirtilmiştir(2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Hükümeti görülen idarî ve askerî gereksinim üzerine 15 Mart 1916 tarihinden itibaren vilâyetlere ve sancaklara gönderdiği genel bir emirle, Ermeni göçünün durdurulduğunu ve bundan böyle hiçbir gerekçeyle yer değiştirme yapılmayacağını bildirilmiştir(3).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer değiştirmenin tamamlanmasından sonra, Ermenilerin çoğunlukla Suriye vilâyeti dahilinde yerleştirilmeleri sebebiyle, İstanbul'daki Ermeni Patrikhanesi 10 Ağustos 1916'da kapatılarak Kudüs'e nakledilmiştir. Sis ve Akdamar Katogikoslukları da birleştirilerek Kudüs'e kaldırılmıştır(4). Yeni kurulan patrikhanenin başına da Sis Katogikos'u Sahak Efendi getirilmiştir(5).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından Osmanlı Hükümeti yer değiştirmeye tabi tutulan Ermenilerden isteyenlerin tekrar eski yerlerine iade edilmeleri için bir kararname çıkarmıştır. 4 Ocak 1919'da İçişleri Bakanı Mustafa Paşa'nın Başbakanlığa gönderdiği yazıda, Ermenilerden dönmek isteyenlerin eski yerlerine nakledilmeleri konusunda ilgili yerlere emir verildiği ve gereken önlemlerin alındığı belirtilmektedir(6). Hükümetin hazırladığı 31 Aralık 1918 tarihli dönüş kararnamesi şöyledir:&lt;br /&gt;Sadece geri dönmek arzusunda bulunanlar göç ettirilecek, bunun dışında kimseye dokunulmayacak.&lt;br /&gt;Yerlerine iade edileceklerin, yollarda perişan olmamaları ve dönüş mahallerinde konut ve geçim sıkıntısı çekmelerinin önlenmesi için gerekli önlemler alınacak; gidecekleri bölgelerin idarecileriyle irtibat kurulup bu konudaki önlemler sağlandıktan sonra göç ve geri dönüş işlemlerine başlanacaktır.&lt;br /&gt;Bu şartlar dahilinde dönecek olanlara ev ve arazileri teslim edilecektir.&lt;br /&gt;Yerlerine daha önce göçmen yerleştirilmiş olanların evleri tahliye edilecek.&lt;br /&gt;Açıkta kimse kalmaması için geçici olarak birkaç aile bir arada yerleştirilebilecek.&lt;br /&gt;Kilise ve okul gibi binalar ile gelir getiren yerler, ait olduğu cemaate geri verilecek.&lt;br /&gt;Yetim çocuklar, istenildiği takdirde kimlikleri dikkatlice belirlenerek velilerine veya cemaatlerine iade olunacak&lt;br /&gt;Din değiştirmiş olanlar arzu ederlerse eski dinlerine dönebilecekler.&lt;br /&gt;Din değiştirmiş olan Ermeni kadınlardan, bir müslümanla evli bulunanlar eski dinlerine dönme konusunda serbest bırakılacaklar. Eski dinlerine döndükleri takdirde kocasıyla aralarındaki nikâh bağı kendiliğinden bozulmuş olacaktır. Eski dinine dönmek istemeyen ve kocasından ayrılmaya razı olmayanlara ait sorunlar ise mahkemelerce halledilecektir.&lt;br /&gt;Ermeni mallarından, henüz kimsenin kullanımında bulunmayanlar, kendilerine teslim edilecek; hazineye devredilenlerin iadesi de, mal memurlarının onayı ile karara bağlanacak. Bu konuda ayrıca açıklayıcı tutanaklar hazırlanacak.&lt;br /&gt;Göçmenlere satılan mülklerin sahipleri döndükçe, peyderpey bunlara teslim edilecek. Bu konuda 4. madde aynen uygulanacak.&lt;br /&gt;Göçmenler, ellerinde bulunan ve eski sahiplerine iade edilecek olan ev ve dükkânlarda tamirat ve ilâveler yapmışlarsa ve arazi ve zeytinliklerde ekim yapmışlarsa, her iki tarafın da hukuku gözetilecek.&lt;br /&gt;Ermenilerden muhtaç olanların dönüşlerinde göç ve geçim masrafları, Harbiye Ödeneği'nden karşılanacak.&lt;br /&gt;Şimdiye kadar ne miktar sevkiyat yapıldığı ve bundan sonra her ayın on beşinci ve son günlerinde nerelere ne kadar sevkiyat olduğu bildirilecek.&lt;br /&gt;Osmanlı sınırları dışına çıkıp da geri dönmek isteyen Ermeniler, yeni bir emre kadar kabul edilmeyecek.&lt;br /&gt;Yukarıda açıklanan kararnamedeki hükümler, Ermenilerin yanı sıra Rum göçmenler için de geçerliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK:&lt;br /&gt;Halaçoğlu, Prof. Dr. Yusuf-; Ermeni Tehcirine Dair Gerçekler (1915), TTK Yayını, Ankara 2001.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİPNOTLAR&lt;br /&gt;1) Şifre Kalemi., nr. 57/273; nr. 58/124; nr. 58/161; nr. 59/123; nr. 60/190.&lt;br /&gt;2) Şifre Kalemi., nr. 61/72.&lt;br /&gt;3) Şifre Kalemi., nr. 62/21.&lt;br /&gt;4) Ermeni Patrikhanesi için 1916'da yapılan yeni nizamnâme hakkında bk. Y. H. Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, III/3, s. 57-59.&lt;br /&gt;5) Şifre Kalemi., nr. 66/202; nr. 66/220; nr. 63/136.&lt;br /&gt;6) BA, BEO, nr. 341055. Dahiliye Nezareti'nin bu yazısı, Sadaret tarafından 26 Kânun-u evvel 1334 (8 Ocak 1919) tarihinde, ilgili olması sebebiyle Adliye ve Mezahib Nezareti'ne de havale edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;[TOPLUMveBARIS]&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-9189869331423741799?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/9189869331423741799/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=9189869331423741799' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/9189869331423741799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/9189869331423741799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/yerdeitirmede-ermenilerin-verdii.html' title='YYERLERİ DEĞİŞTİRİLEN ERMENİLERİN GERİ GETİRİLMESİ'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-3134206224963490886</id><published>2009-01-10T13:23:00.000-08:00</published><updated>2009-01-10T13:29:08.498-08:00</updated><title type='text'>Bir Müttefik İnceleme Heyetinin Tespitleri</title><content type='html'>1915-1920 Arasında Doğu Anadolu'da Neler Oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşının son yılında müttefiklerin talebine olumlu yanıt vermekte hiç bir çekince görmeyen Osmanlı liderleri'nin izniyle, Türk  Ermeni meselesini yerinde incelemek üzere içlerinde yabancı gazetecilerinde de bulunduğu bir heyet kuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Refik Bey bu heyetin reisiydi. Alman yazarı Vays, Avusturyalı yazar D. İstayn'dan müteşekkil heyet 17 Nisan  20 Mayıs 1918 tarihleri arasında bir kısım Doğu illerini dolaştı. Ahmet Refik Altınayın bu gezi ile ilgili hatıraları "Kafkas Yollarında" adı ile yayınlandı. Bu anılarda yansıtılan tablo şöyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon'da bir şey kalmamış, her köşe, her ev, her türbe tahrip edilmiş... Camiler elim bir halde, hemen bütünü ahır'a tahvil edilmiş. İçlerinde dört  beş parmak kalınlığında gübre serilmiş, Mihrapları, minberleri, ahşap kısımlar kÃ¢milen yakılmış, kelime-i tevhitler parçalanmış. Duvarlara Rusça yazılarla beraber yapılan resimler pek yakışıksız! Bu resimlerde Türk kadınlığı tahkir ediliyor." (1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...İnsanlar devamlı çalışıyorlar. Tarlalarda genç ve dinç hiç bir erkek yok. Bir müthiş istilÃ¢dan sonra harap kulübelerine dönen bedbaht köylüler, ağarmış sakallarıyla, bükülmüş vücutlarıyla torunlarının cansız ve kansız vücutlarını omuzlarına almışlar, güya yaşamak ve mesut olmak için, yurtlarına dönüyorlar. Bazen yol kenarlarındaki yangın yerlerinde, felaketten kurtulan duvarlar üzerine yeni kerestelerden çatılar kuran köylüler görünüyor... Cevizlik harap, Bütün köy yangın yerinden başka bir şey değil. Cevizlikten Hamsi köy'e kadar pek çok Rum köyü var. Büyük kısmı tahrip edilmemiş. Köylüler tarlalarında çalışıyorlar. Kiliselerinin kapıları sımsıkı kilitlenmiş." (2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardaşa'ya geldiğimiz zaman, harabeden başka bir şey görülmüyordu... Rusların tahribatından, Ermenilerin mezaliminden kalbe dehşet geliyor... Caminin içi, mezarlık, kÃ¢milen perişan, cami ile medrese ahıra dönüştürülmüş, mezarlığın bir kısmına kahvehane yapılmış, sokaklar fişek kovanlarıyla dolu... Rusların geri çekilmesini müteakip Ermenilerin zulmettikleri beldelerden biri de Erzincan. Vaktiyle 20.000 nüfusu barındıran kasabada şimdi 34.000 kişi bile yok. Rusların istilası sırasında kasabada kalanlar fakir ve aciz halk. Bunların da bir kısmı Ermeniler tarafından kesilmiş, öldürülmüş, yakılmış ve kuyulara atılmış. Kasaba Osmanlı Ordusu tarafından Şubat'ta kurtarılmış. Ölülerin toplanması hala bitmiyor..." (3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyet 6 Mayıs 1918'de Erzurum'a varır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Erzincan ıssızlığıyla kalbe kasvet veriyor. Bu yangın yerlerinden bir an evvel kurtulmak adeta bir saadet. Yola çıktığımız zaman açlık manzaraları, sefaletler, Ermeniler tarafından kesilmiş başlar, parçalanmış vücutlar bir türlü gözlerimizin önünden gitmiyor. Yolda köyler hep yakılmış, yanmamış, yıkılmamış, kurumamış hiç bir şey yok... Ilıca büyükçe bir köy. Erzurum ovası buradan başlıyor. Ovanın solunda kalan köyler tamamen harap. Ermeniler en çok burada mezalim yapmışlar. Çoluk çocuk, kadın, erkek köyde ikamet edenlerin hepsini öldürmüşler, bir tek nüfus bile kalmamış... Yalnız Erzurum sokaklarında toplanan İslam naşı 4.000'den fazla..." (4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak ünlü yazar Şevket Süreyya Aydemir'in kendi, yaşamını anlattığı "Suyu Arayan Adam" adlı kitabından Erzurum'da Ermenilerin neler yaptığı konusundaki gözlemlerini doğrudan alıntı yaparak izliyoruz. Yedek subay teğmen Aydemir'in anıları şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ermeni ordusuna Taşnak komitacıları hÃ¢kimdi. Bu komita'nın en büyük hırsı, sadece bir imha ve intikam savaşından ibaretti. Çılgın hesaplaşmanın bir türlü sonu gelmiyordu. Erzurum yolu üstündeki Cınıs köyü karşısında Evreni köyünde, kadın, erkek, çoluk çocuk bütün köylüler öldürülmekle kalmamıştı. Öldürülenlerin vücutları parçalanarak, kolları, bacakları, kafaları, kasap dükkÃ¢nlarındaki etler gibi duvarlara çivilere, çengellere asılmıştı. Fakat bunları yapanların hırsları bununla da sönmemişti. Köyde ne kadar hayvan ele geçmişse mandalar, sığırlar, davarlar, kümes hayvanları, hatta köpekler öldürülmüş, parçalanmış, yerlere serilmişti. Cınıs'ta ise bütün köy halkını ayakta ve köyün ağzında bekliyor gördük. Fakat bunlar bir ölü kafilesiydi. Köyden çıkarılan köye gireceğimiz yol üstünde süngülenirken birbirine sokulan ve yapışan kadın, erkek, çocuk bu insanlar, dayanılmaz bir soğuk altında (bazen gece 30C0) kaskatı donmuşlar ve öylece kalmışlardı." (5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Erzurum'da şehrin galiba yarı nüfusu öldürülmüştü. Yalnız Gürcü kapı İstasyonu'nda 3.000 kadar ölü, bir odun ve kereste deposunda olduğu gibi, intizamla adeta zevkle dizi, dizi, yığın yığın, sıralanmış istiflenmişti. Bunlar Erzurum şehrinin kadın, erkek, çocuk Türk halkındandı. Sıraların, istiflerin bozulmaması, yıkılmaması için, boylarına, cüsselerine göre dizilen ölü sıralarının aralarına, yerine göre ayrı ayrı boylarda çocuk yahut yaşlı ölü vücutları sıkıştırılmıştı. Bütün bunları yapanlar belli ki yaptıklarından zevk alıyorlardı. Bu zevki mümkün olduğu kadar uzatmak, daha fazla tutmak istiyorlardı." (6)&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Değerli okuyucular, tekrar ve açıklıkla belirtmek isteriz ki, bu acı sahneleri size sunmamızın amacı, ne daha önce tenkit ettiğimiz propagandacılar Lepsius, Bryce, Toynbee, Margenthau ve onların da öncesindeki Gladstone gibi propaganda yapmak, ne de Ermeni düşmanlığı aşılamaktır. Amacımız bu gün dünyanın büyük bir kesiminin kasıtlı olduğuna inandığımız bir inatla görmek, duymak istemedikleri, bu bölgedeki insanlık dışı olayları görmelerini sağlamak için, satha çıkarmaktır. Burada acı çeken insanlar Ermeniler veya herhangi bir Hıristiyan toplum olsaydı, öyle tahmin ediyoruz ki ( tıpkı günümüzdeki Ermeni asıllı gazetecimiz Hrant Dink olayında olduğu gibi) Kuzey Kutbundaki Eskimo halkı bile abartılı cinayetlerle süslü soykırım hikÃ¢yelerini ezberlemişlerdi. Bölgede yapılanlar uluslararası şahitli, ispatlı bir soykırım, bir insanlık suçudur. Türk halkını tabii hakkı olan bir pasif savunma tedbiri alması nedeniyle cani olarak ilan eden liderler bizce bu olayların gerçek suçlularıdır. Ermenilere, silah, teçhizat ve son anda görüldüğü gibi asker dahi vererek takviye eden, kışkırtan Ruslar, İngilizler, Fransızlar, Almanlar ve Avusturyalılar derece derece suçludurlar. Dünya'da bu iddiayı cesaretle ortaya koyacak, savunacak, masum Türk insanının hakkını arayacak tek merci sizlersiniz. Bütün bu gerçekleri öğrenmişken artık eskisi gibi susamazsınız, günahkÃ¢rlar masum Türk ve Müslümanlara hangi ses tonuyla "katil  barbar" diye bağırabiliyorlarsa siz de onlara iki misli şiddetle ve aynı sözlerle "katil, hainler, sahtekÃ¢rlar" diye haykırma hakkına sahipsiniz. Kanaatimizce gerçek tarihi gelişmeler ve değerlendirmeler ışığında, bu sizin "hem hakkınız, hem de vazifeniz" olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizlerin Kafkasya ve Doğu Anadolu'daki üç il (Elviye-i selÃ¢siye / Kars, Ardahan ve Batum) ile ilgili niyetleri Mütareke görüşmeleri sırasında açığa çıkmıştı. Amiral Calthorpe sadece Kafkasya'nın değil savaş öncesi hudutlarına çekilerek, Sarıkamış'a kadar bu üç ilin de tahliye edilmesini istedi. Bu üç il için Temmuz ayında bir "Halk Oylaması" yapıldığı ve halkın büyük çoğunluğunun isteğiyle katılım kabul edildiği belirtildi ise de İngilizler bu illerin boşaltılması isteğinden vazgeçmediler. İşgal Donanması İstanbul'a ilerlerken 11 Kasım 1918 günü bütün Kafkasya ve üç ilin tahliyesi talebi hükümete iletildi. (7) Emir 23 Kasım 1918 günü 9. Ordu komutanı Yakup Şevki Paşa'ya bildirildi. Ordu'nun Kafkasya'dan çekilmesi bekleniyordu ancak üç ilden çekilmesi haberi bölgedeki Müslüman halkı üzerinde büyük bir üzüntü yarattı. Bunun anlamı yeniden Ermeni baskıları, yeniden Ermenilerin kıyım yapabileceği anlamına geliyordu. Kimse işgal bölgesinde VAN, ERZİNCAN, ERZURUM, kıyımlarını unutmamıştı. Kafkasya'nın Türk kontrolüne geçmeden önce 31 Mart 1918'de Ermenilerin Bakü'de uyguladığı toplu kıyım olayını (8) unutmamışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya içinde meydana gelen iç çatışmalar bu bölgede de yayılmıştı ve İngilizler bu bölgede hÃ¢kimiyet kurmaya çalışıyorlardı. Enver Paşa'nın Ağustos 1918'de BakÃ»'ye doğru ilerleyen 14.000 kişilik bir birliği karşılama görevini 10.000 kişilik bir gönüllü birliği üstlenmişti. Bunların 3000'i Rus ve 7000'i ermeniydi. 1000 kişiye yakın bir İngiliz birliği de onları organize etmek amacındaydı. (9) Türkler şehre girerken İngilizler fazla zayiat vermeden gemilerle uzaklaştılar. Daha sonra Sovyet Tarihçileri bu olaya atıfta bulunarak 1987 yılına kadar İngilizlerin, kendi savaş sonrası amaçları (Bakü petrolleri) için Bakulüleri güç durumda terk ettiklerini iddia edeceklerdir. (10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce Rus, Gürcü, Ermeni soykırım ve zulümlerini görmüş olan bölgedeki Türk ve Müslüman halk, hem özgürlüklerini kaybetmemek ve hem de kendilerini korumak için harekete geçtiler. Bu amaçla daha Mütareke imzalanmadan 29 Ekim 1918'de "Ahıska Geçici Hükümeti" 3 Kasım 1918'de "Aras Türk Hükümeti", 5 Kasım 1918'de Kars ilinde "Kars İslam Şurası" kuruldu. (11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr.M.Galip BAYSAN&lt;br /&gt;Dipnotlar&lt;br /&gt;(1) Ahmet Refik Altınay, Kafkas Yollarında, s.89 (Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara1981).&lt;br /&gt;(2) Aynı Eser, s.24.&lt;br /&gt;(3) Aynı Eser, s.36.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(4) Aynı Eser, s.4548.&lt;br /&gt;(5) Şevket Süreyya Aydemir, Suyu Arayan Adam, s.120121 (7. Baskı, İstanbul1979).&lt;br /&gt;(6) Aynı eser, s.121.&lt;br /&gt;(7). Tevfik Bıyıkoğlu, Türk İstiklÃ¢l Harbi C.I, S.157 (Ankara 1962).&lt;br /&gt;(8). Abdülhaluk Çay, The March 31, 1918 BakÃ» Massacre, İmperialism and the Armenian Community, S:127. (İnstitute for the studes of Turkish Culture, Ankara 1987); Firuz Kazemzadeh, The Struggle For Transcaucasia, 19171921, S.128137 (New York 1951); W.E.D. Allen and Paul Muratoff. Caucasian Battlefield, (Cambridge 1953); Ulrich Trumpener, Germany and the Ottoman Empire, 1914 1918, P. 187 (Princetone Unirversity Press 1968).&lt;br /&gt;(9). Peter Hopkirt, İstanbul'un Doğusunda Bitmeyen Oyun, S.210211 (Çeviren Mehmet Harmancı, Sabah Kitapları, İstanbul- 1995).&lt;br /&gt;(10). Aynı eser, S.220.&lt;br /&gt;(11). Ahmet Ender Gökdemir, Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti, S.35 (Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 1998).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-3134206224963490886?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/3134206224963490886/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=3134206224963490886' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3134206224963490886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3134206224963490886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/bir-mttefik-inceleme-heyetinin.html' title='Bir Müttefik İnceleme Heyetinin Tespitleri'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8886207289076185660</id><published>2009-01-08T10:37:00.000-08:00</published><updated>2009-01-08T10:45:33.093-08:00</updated><title type='text'>ERMENILERIN KIMLIGI VE BUYUK ERMENISTAN EFSANESI (4)</title><content type='html'>Baskilar gercekten artmaktadir. Baskici anlayisin en carpici ve kaba ornegini Amerikali bir milletvekilinin sozlerinde buluyoruz. ABD Temsilciler Meclisi nde, Subat 1999 da bir konusma yapan Californiya Eyaleti milletvekili Brad Sherman sunlari soyluyor: &lt;br /&gt;Turk Devletinin Kurdistana 51 gonderdigi askeri guc, Slobadan Milosevicin Kosova  ya gonderdigi gucten daha fazladir. Kurdistanda Kosovadan daha cok insan olduruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umuyorum ki, ABD, Kurtlerin korunmasi icin daha acik ve daha kati bir tutum izler. Baskici rejimlere karsi olan tutumumuz, bu ulkelerin NATO muttefiki olmasi yada olmamasi ile degerlendirilmemelidir. Turkiyedeki Kurtlerin korunmasi icin ABD, askeri guc kullanarak devreye girmelidir.52&lt;br /&gt;Ileri surulen gorusler, siradan gazete haber yada yorumlari degil, Batili devletlerin gunumuzdeki Ortadogu ve Turkiye politikalarinin temel eksenidir.Iran ve Irak ‘in denetim disi kalmasinin sIkintisini yasayan Avrupa ve ABD, olusumunu sagladigi Kuzey Irak ve Guneydogu Anadolu sorunlarini, kuresel bir boyutta tutmanin sinirini asmistir. Turkiye Orta Asya, Rusya ve Ortadogu enerji kaynaklarinin kavsak noktasidir; XXI. yuzyilin temel sorunu olacak olan zengin su kaynaklarina sahiptir; GAP herkesin istahini kabartmaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulamalar, dunyaya egemen kilinmak istenen yeni duzen ideolojisinin politik sonuclaridir. Avrupa Parlamentosu nun Turkiye ye yaptigi Kibris, Ege ve Guneydogu onerileri, Bati Parlamentolarinda alinan Ermeni Soykirimikararlari,  Bolgesel bir yonetim birimi Olarak Kurt Federe Devlet ninkurulmasina yonelik Washington toplantisi, bu yondeki somut girisimler, Surgundeki Ermeni ve Kurt parlamentosu toplantilari, AB'nin Abdullah Ocalan tavri, G8lerin Kibris karari vb., bu cercevede degerlendirilmelidir. Bunlar laf olacinsinden yapilan isler degildir. Bunlar somut bir hedefe yonelmedikce, bu tur politik davranislar icine girmezler. Evet bu faktorler izole edilmedikce, degil Ermeni Meselesi, Kurt Meselesi, Kibris Meselesive diger sorunlar dahi daima mevcut olacaktir.&lt;br /&gt;--------------&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kaynakca:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABEKYAN, Manuk, Istoriya Armyansogo Literatura, (Ermeni Edebiyati Tarihi), Erevan, 1975.51 Guney ve Guneydogu Anadolu Bolgeleri kastediliyor.52 Haksiz Suclama, Cumhuriyet Gazetesi, 12.02.1999.AGAYAN, C.P., Rol Rossii v Istoriceskih Sudbah Armyanskogo Naroda, ( Ermeni Halkinin Tarihi Kaderinde Rusyanin Rolu), (k 150 letiyu prisoyedineny Vostocnoy Armenii k Rossii), Moskva, 1978.ALIYAROV, Suleyman, Ob etnogeneze Azerbaydjanskogo Narodo, ( Azerbaycan Halkinin Etnik Kokeni Hakkinda ), Baku, 1984.ALIYARLI, Suleyman, Azerbaycan Tarihi, Baku, 1996.ALIYAROV, S., MAHMUDOV, F., Azerbaycan Tarihi Uzre Gaynaglar, Baku, 1989.ANADOL, Cemal, Ermeni Dosyasi, Istanbul 1982.AYDOGAN, Metin, BITMEYEN OYUN, Turkiyeyi Bekleyen Tehlikeler, Kum saati yayinlari, 15. baski, Istanbul 2003.BALAYAN, Zori, Ocag, Sovetagan Grog yayinevi, 1984.BUNYATOV, Ziya, Obzor Istocnikov po Istorii Azerbaydjana, Istocniki Arabskiye, ( Arap Kaynaklarina Gore Azerbaycan Tarihine Genel Bir Bakis), Baku, 1964.BUNYATOV, Ziya, Azerbaydjan v VII-IX vv., (VII-IX. Yuzyillarda Azerbaycan), Baku, 1965.CABBARLI, Hatem, Turkiyenin Ermenistandaki Imaji, Ermeni Arastirmalari Dergisi, Sayi:7, Ankara, Sonbahar 2002.CAVCAVZADE, G. Ilya, Armiyanskiye Uceniye i Vopiyusiye Kamni, (Ermeni Mudrikleri ve Taslarin Feryadi), izd.-vo Elm. Baku. 1990.GALOYAN, G.A., Rossii i Narodi Zakavkazya, (Rusya ve ve Guney Kafkasya Halklari), (ocerki politiceskoy istorii ih vzaimootnoseniy s drevnih vremen do pobedi Velkoy Oktyabrskoy Sotyialiceskoy Revolyutsii),Moskva, 1975.GAZIGIRAY, A. Alper, Osmanlidan Gunumuze Kadar VesIkalarla Ermeni Terorunun Kaynaklari, Istanbul, 1982.Gul, Nazmi, EKICI, Gokcen, Stratejik Ortaklar Arasinda Bir Sorun mu Var? Putinin Ermenistan Ziyareti ve Moskova "Erivan Iliskileri, Stratejik Analiz, Cilt:2, Sayi:19, Kasim 2001.GURUN, Kamuran, Ermeni Dosyasi, TTK yayinlari, ANKARA 1983.HENZE, Paul, Ermeni Siddetinin Kokenleri, Uluslar arasi Terorizm, Ankara Universitesi Yayini, No:88, Ankara, 1988.HEYET. Cevat, Azerbaycanin Turklesmesi ve Azeri Turkcesinin Tesekkulu, Varlik 14, Il, No:87-4, 1993.ISMAYILOV, Mahmud, Senin Ulu Baban, Baku, 1989.KIROKASYAN J., Zapadnaya Armeniya vo Vremya I. Mirovogo Voyna, (I. Dunya Savasi Siralarinda Bati Ermenistan), Erevan, 1971.KOCAS, Sadi, Tarih Boyunca Ermeniler ve Turk-Ermeni Iliskileri, Altinok Basimevi, Ankara, 1982.LIPRANDI, A.P., Kavkaz i Rossiya, (Kafkasya ve Rusya), Harkov, 1911.METIN, Halil, Turkiyenin Siyasi Tarihinde Ermeniler, Ermeni Olaylari, MEB yayinlari, Ankara, 1982.MOLEVIL, Jorj de, Armyanskaya Tragediya 1915 goda, ( 1915 Yili Ermeni Soykirimi), Baku, 1990.MROVELI, Leonti, Kartlis Tshovreba, (Gurcu Tarihi), Gruzinskiy Tekst, tom, Tbilisi, 1955.NERSESYAN, M.G., Iz Istorii Russko-Armyanskih Otnoseniy, ( Rus-Ermeni Iliskileri Tarihinden) kniga I, Erevan 1956.PARSAMYAN, V.A., Kolonialnaya Politika Carizma v Armenii, ( Carizmin Ermenistanda Kolonilesme Politikasi, Erevan, 1940.RAFFI ( Agop Melik Agopyan), Samvel, izdatelstvo Ayastan, Erevan, 1971.SHOSTAKOVICH, S.V., Diplomaticeskaya Deyatelnost A. S. Griboyedova, (A.S.Griboyedovun Diplomatik Faaliyetleri), Moskova 1960.SHAVROV, Nikolay, N., Novaya Ugroza Russkomu Delu v Zakavkazye: Predstavsaya Rasporyadka Mugani Inarodstam, ( Zakafkasyada Rus faliyetlerine Karsi Yeni Bir Tehdit), SPb., 1911.SUMER, Faruk, Azerbaycanin Turklesmesi Tarihine Umumi Bir Bakis, TTK, Belleten, Cilt: XXI, Sayi:83, Temmuz, 1957.YENIKOLOPOV, I. K., Griboyedov i Vostok, (Griboyedov ve Dogu), Erevan 1954.URAS, Esat, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge yayinlari, Istanbul, 1987.VAHAPZADE, Bahtiyar, Vatan, Millet, Anadil, Ataturk Kultur Merkezi Baskanligi yayinlari, Ankara, 1999.VELICKO, Vasili Lvovic, Kavkaz, Russkoye Delo i Mejduplemenniye Voprosi, ( Rus Isi ve Kabileler Arasi Meseleler), izd-vo Elm, Baku, 1990.ARDA- Azerbaycan Respublikasi Devlet Tarih Arsivi, f:524, I:1, is:57, v:3Kolibel Celovecestva na Territorii Istericeskoy Armenii:http://www.azg.Am/RU/20020108/20020108.shtm.CUMHURIYET Gazetesi, 12 Subat 1999HUMANITE Gazetesi, 18 Kasim 1987LITERATURNAYA Gazeta, 13 Eylul 1978MILLIYET Gazetesi, 29 Mayis 1999SUDDEUTSCHE ZEITUNG Gazetesi, 19 Ocak 1998STUTTGARTER ZEITUNG Gazetesi, 3 Ocak 1998&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com"&gt;TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-8886207289076185660?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/8886207289076185660/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=8886207289076185660' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8886207289076185660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8886207289076185660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/ermenilerin-kimligi-ve-buyuk-ermenistan_2980.html' title='ERMENILERIN KIMLIGI VE BUYUK ERMENISTAN EFSANESI (4)'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-2570349778709090387</id><published>2009-01-08T09:49:00.000-08:00</published><updated>2009-01-08T10:37:16.993-08:00</updated><title type='text'>ERMENILERIN KIMLIGI VE BUYUK ERMENISTAN EFSANESI (3)</title><content type='html'>Ermeni tarihcisi M. G. Neresyan, Turkemencay anlasmasindan sonra Irevan ve Karabag bolgesine Iran ve Turkiye’den Ermenilerin gocurulmesi gercegini dogrulayarak yaziyor:&lt;br /&gt;¦ XIX. Yuzyilin 20’li yillarinin sonunda bu bolgelere 31   40.000’den cok, Turkiye’den ise 90.000 Ermeni gocurulmustu ¦ 32&lt;br /&gt;P. Liprandi de eserinde Ermenilerin bu bolgeye sonradan geldiklerini belirtmis,33 onlarin Kafkasya’ya gocurulmesini ise Rusya’nin bu bolgede yuruttugu emperyalist politikasinin bir parcasi olarak degerlendirmistir.34&lt;br /&gt;Gocurulme politikasi ile ilgili bilgiler I. K. Yenikolopov’un,35  S. V. Shostakovic’in,36 Ermeni tarihcileri C. P. Agayan’in,37 G. A. Galoyan’in,38 V. A. Parsamjyan’in39 eserlerinde ve arsiv materyallerinde40 de yer almaktadir.&lt;br /&gt;Birinci Dunya Savasi siralarinda bir tarihci, resmi makamlara sundugu raporunda soyle yazmisti:&lt;br /&gt;â€œâ€¦ Transkafkasya ve Azerbaycan’i On Asya’daki Turklerden ayiran Ermeniler, Turk topluluklarinin arasina sokulmus bir tampondur.&lt;br /&gt;Biz bu tamponun yok olmasina ve onun yerine bize dusman olan Musluman bir kitlenin gelmesine musaade edemeyizâ€¦41&lt;br /&gt;Goruldugu gibi, Ermenilerin Kafkasya’nin eski ve yerli sakinleri olmadiklari, sonradan buralara geldikleri, ozellikle 1828 tarihinde Iran’la Rusya arasinda yapilan Turkmencay anlasmasindan sonra gocuruldukleri Rus ve Ermeni tarihcilerinin eserlerinde de mevcuttur.&lt;br /&gt;Bu gercegi dogrulayan diger bilim adamalarinin da yazdiklari gibi, Ruslar tarafindan Guney Kafkasya’ya getirildiklerini Ermeniler neredeyse unutuyorlar.&lt;br /&gt;Genellikle, Ermenilerin Kafkasya bolgesinde devletleri olmadigi konusuna diger yabanci bilim adamlarinin eserlerinde de deginilmektedir.&lt;br /&gt;Fransiz bilim adami Jorj de Molevil, Ermenistan’in mevcudiyeti konusunda sunlari belirtmektedir:&lt;br /&gt;â€œâ€¦ Ingiltere’nin iradesiyle Car Imparatorlugunun haberleri uzerinde kurulup kisa bir omur (1918-1920) suren Ermeni Cumhuriyeti, butun tarihi boyu mevcudiyeti kaydedilen tek bagimsiz Ermeni Devleti idiâ€¦42&lt;br /&gt;Kafkasya’nin eski Ermenistan topragi oldugu ve kendilerinin de bu bolgenin en eski sakinleri oldugu iddialarina bazi bilim adamlari sert bir sekilde karsi cikmis ve bu tutumlarini eserlerinde acikca belirtmislerdir.&lt;br /&gt;XIX. yuzyilin sonlarindan itibaren Avrupa misyonerlerinin de destegiyle Ermeniler tarafindan komsu halklara karsi hazirlanan ve yonlendirilen ideolojik propagandanin asil icerigi ve amacini gostermis olan Rus bilim adami V. L. Velicko, kitabinda yaziyor:&lt;br /&gt;â€œâ€¦ Ermeni mahalli okullarinda ogrenciler Buyuk Ermenistan haritasini â€"ki, arazisi Voronej’e ulasiyor ve baskenti de Tiflis’tir- ogreniyorlarâ€¦43&lt;br /&gt;Tabii ki, onlarin bu dusuncesi butun Kafkasyalilar, o bakimdan Azerbaycan Turkleri ve Gurculer tarafindan hos karsilanmiyordu.&lt;br /&gt;Gecen asirlarda yasamis Gurcu bilim adamalarindan Ilya Cavcavadze, Ermeni plutokrasisi ve eliti hakkindaki dusuncelerini soyle aciklamistir:&lt;br /&gt;â€œâ€¦Meger Gurculerin asil Gurcu topraklarina olan haklarini inkar eden kitaplar Hudabasev’in, Yeritsov’un kitaplari degil mi?&lt;br /&gt;Meger Ermeni eliti degil miydi ki, gecen asirda Senkovski’nin araciligiyla Gurcistan’da Gurculerin olmadigi ve burada Ermenilerin ve diger halkalarin yasadiklari seklinde uydurma haberler yayiyorlardi veyahut soyle diyorlardi:&lt;br /&gt;Gurcistan’in bir kismi Tiflis de dahil olmak uzere cok eskilerden Ermenilere ait olmusturâ€¦44&lt;br /&gt;Ilya Cavcadze, Ermeniler icin calisan, cesitli yollarla tuzaga dusurulenlerin klasIk ornegini de bu sekilde vermistir:&lt;br /&gt;â€œâ€¦ Sonuncu savas zamani 1877 yilinda Fransiz gazetesi â€œTemps, bizim memlekete Kutulu adli bir gazeteci gondermistiâ€¦&lt;br /&gt;Dikkat ediniz, bize gelirken kimlerin eline dustugu konusunda Kutulu ne yaziyor?&lt;br /&gt;Balta istasyonu yakinlarinda onceden planlanmis sekilde onu Susali bir Ermeni subayi karsiliyor. O, Fransiz gazeteciyi kendi arabasinda Tiflis’e goturuyor ve gelirken yolda geleneklerin, torenlerin, sehirlerin, bayramlarin Ermenilere ait oldugunu ispatlamaya calisiyor.&lt;br /&gt;Cok ustaca tuzaga dusurulen Fransiz gazeteci ne yapabilirdi?&lt;br /&gt;Her sey Ermenilerin ki olmustu: Parlamento Ermenilerin, filozoflar Ermenilerin, yemekler, ziyafetler, bayramlar Ermenilerinâ€¦&lt;br /&gt;O zaman Tiflis neresidir? Tabii ki, burasi da Ermenilerindir ve Tiflis de Ermeni sehridir.&lt;br /&gt;Ustalikla aldatilan yabanci baska sonuc cikarabilir miydi?&lt;br /&gt;Ermenilerin misafirperverligine hayran kalan Fransiz gazeteci Kutulu, Tiflis’ten ayrilmadan once bunlari dile getiriyor:&lt;br /&gt;â€œBelki, Adem peygamber de Ermenistanlidir?!&lt;br /&gt;Boylece, Avrupali gazeteciyi inandirmislardir ki, Gurcistan Tiflis de dahil olmak uzere Ermenistan’a aittir ve bu haberi nufuzlu gazete olan â€œTempsaraciligiyla butun dunyaya duyurmuslardirâ€¦45&lt;br /&gt;Anlasildigi gibi, Ermeni elitinin tutumlari sadece Azerbaycan ve Azerbaycan Turklerine degil, ayni zamanda Gurcistan ve Gurculere de yonelmisti.&lt;br /&gt;Azerbaycan’a ve Gurcistan’a yonelik Ermeni istekleri ve tutumlari bugun de devam etmektedir.&lt;br /&gt;15 Temmuz 1987 tarihinde Tasnak liderinden A. Papazyan, partisinin â€œGamkadli gazetesinde sunlari yazmisti:&lt;br /&gt;“Ermenilerin tarihsel talepleri var. Ermeni milletinin Kafkasya sinirlarinda tarihi topraklari varâ€¦ Bugun toprak taleplerimizi acik olarak belirledik. Tasnaklar tam olarak â€œKafkasya sinirindakitopraklarin ne oldugunu belirtmediler. SSCB’de komunist propagandanin enternasyonalizm olarak gosterildigi durumda yine ayni yilda Akademisyen A. Aganbekyan bu tabuyu yikmisti.&lt;br /&gt;Paris’te Ermeni-Fransa Enstitusunun ve Ermeni Gaziler Birligi’nin duzenledigi konusmada A. Aganbekyan sunlari soylemisti:&lt;br /&gt;â€œBen Karadag’in bir Ermeni topragi olmasini istiyorum. Bir ekonomist olarak bolgenin Azerbaycan’dan fazla Ermenistan’la iliskili oldugunu dusunuyorum.46&lt;br /&gt;Her ne kadar bu istek, iktisadi gorus gibi ifade edilse de bu bir baslangicti. Zira ekonomik kamuflaj unutulmamisti.&lt;br /&gt;Fransiz komunistlerin yazilari genelde soyle baslar:&lt;br /&gt;¦ Karabag ve Nahcivan â€"Azerbaycan Cumhuriyetine ilhak edilmis Ermeni topraklari.&lt;br /&gt;Oyle anlasiliyor ki, bazi Avrupali politikacilar Daglik Karabag’in Azerbaycan’in diz eteklerinde olmadigini anlamiyorlar.&lt;br /&gt;Yore cografi olarak Ermenistan’a yakindir, ancak bu ulkeyle siniri yoktur.&lt;br /&gt;Bu acidan Azerbaycan topraklarinin ortasinda bulunur; bu da o demektir, Karabag ve Ermenistan arasinda bir Azeri toprak seridi bulunmakta ve bu serit Daglik Karabag yuzolcumunun yarisini olusturmaktadir.&lt;br /&gt;Dolayisiyla, Karabag’i Ermenistan’a ilhak etmek veya baska alternatifler denemek yeni Azerbaycan topraklarini ilhak etmekle esanlamlidir.&lt;br /&gt;Ermenistan’da iyi bilinir ki, bu olmadan Daglik Karabag Cumhuriyetinin var olmasi mumkun degildir.&lt;br /&gt;Dolayisiyla, Daglik Karabag’in â€œkendi kendini yonetmehakki adina Ermenistan’in eylemine katkida bulunanlar, acikca ilhaka destek olmaktadir.&lt;br /&gt;Simdi on yargiya sahip olmayan herkes Karabag catismasinin kokeninde Ermenistan’in Azerbaycan’daki cikarlarini silahla â€œsavunma gayreti yattigini acikca gorebilir.&lt;br /&gt;Bu amacla, Ermenistan baska bir ulkenin sinirlarinda savas baslatmistir.&lt;br /&gt;Ermeni siyaseti bir takim hedefler uzerine oturtulmaya calisilmakta ve iki yonde sekillenmektedir:&lt;br /&gt;1. Buyuk Ermenistan idealine ulasmak icin zamanla Azerbaycan’in tamamini isgal etmek.&lt;br /&gt;XIX. yuzyilin sonlari ve XX. yuzyilin baslarinda yasanmis olaylara gore, Ermenilerin Turklere olan genetik nefretini hatirlayalim.&lt;br /&gt;Bugun Ermenistan belirli unsurlara gore, Turkiye’ye karsi saldirinin uygulanmasinin dogru olmadigini (Turkiye karsisinda zayif durumda kalmasi sebebiyle) ve hatta bunun tehlikeli oldugunu anladigi icin birikmis olan kini ve nefreti yuzunden savunmasiz kalan diger Turk devleti Azerbaycan’a saldirmayi tercih etmistir.&lt;br /&gt;Calismanin asil sebepleri Ermeni milliyetcilerinin â€œtarihi adaletecabalarindan olusmaktadir.&lt;br /&gt;Turkiye’ye karsi toprak, tazminat, soykirim iddialari uzak ve imkansiz olarak goruldugu icin Moskova’nin yardimiyla Azerbaycan’in bazi topraklarini ele gecirmek tamamen gercek gorunuyordu.&lt;br /&gt;2. Bu isgale paralel olarak Osmanlilar tarafindan gerceklestirildigi iddia edilen Ermeni soykirimini dunyaya tanittirmak, tazminat istemek, toprak talebinde bulunmak ve bunlar da gerceklesince Dogu Anadolu’yu Buyuk Ermenistan sinirlari icerisine katmak.&lt;br /&gt;Her ne kadar butun bunlar bir fantezi olarak gorulse de Azerbaycan’i ve Turkiye’yi bir hayli mesgul etmektedir.&lt;br /&gt;Durumu sadece bir fantezi olarak degerlendirmek dogru degildir. Bir zamanlar Ermenistan Devleti’nin kurulacagina da fantezi olarak bakiliyordu.&lt;br /&gt;Ama gunumuzde Ermenistan isimli bir devlet mevcuttur.&lt;br /&gt;Buyuk Ermenistan Devleti’nin gerceklesmesi mumkun olmayabilir, ama bunu global bir oyunun parcasi olarak degerlendirmek yanlis olmayacaktir.&lt;br /&gt;Gunumuzde birileri tarafindan oynanan bu oyunun icerisine Azerbaycan ve Turkiye de dahil edilmistir. Azerbaycan, zaten sorunlar kiskacinda yer alan kucuk bir devlettir.&lt;br /&gt;Turkiye sorunlar kiskacinda yer alsa da durumu Azerbaycan’in durumundan biraz farklidir.&lt;br /&gt;Bugun Turkiye cokmeye mahkum edilmistir ve onun uzerinde oyunlar oynanmaktadir. Degil Buyuk Ermenistan fantezisi ile, Kibris sorunu ile, Kurt problemi ve bir takim sorunlarla karsi karsiyadir.&lt;br /&gt;Batililarin Turkiye’ye gosterdikleri olumsuz ilginin giderek tehdit unsuru haline gelmesi, kacinilmaz olarak Turkiye’nin uniter devlet yapisina yonelik somut politikalara donusmektedir.&lt;br /&gt;Bati baskentlerinden yapilan aciklamalar cok acik ve nettir.&lt;br /&gt;Politikacilar, siyasal yorumcular ve medya; butunlugu olan bir sureklilik icinde Turkiye karsiti bir tutum icindedirler.&lt;br /&gt;Yapilmak istenen yalnizca Turkiye’nin baski altina alinmasi degil, bununla birlikte Bati kamuoyunun Turkiye ve Turk dusmanligiyla sartlandirilmasi ve olasi bir mudahaleye hazirlanmasidir.&lt;br /&gt;Ayni oyun yaklasIk 80 yil once de oynanmisti.&lt;br /&gt;Almanya Disisleri bakani Hans Dietrich Genscher, Almanya’nin onemli gazetelerinden Suddeutsche Zeitung’a 1992 yilinda verdigi demecte:&lt;br /&gt;â€œBiz Yugoslavya’da yeni bir model olusturduk, Turkler de Kurtlerle, buna benzer bir model uzerinde anlasmalidirlar47 diyordu.&lt;br /&gt;Ayni gazete, alti yil sonra 19 Ocak 1998 tarihinde, Wolfgang Koydl’un imzasiyla yayinladigi basyazida Turkiye hakkinda sunlari yazdi:&lt;br /&gt;â€œOn yil icinde, Turklerin komsusu olan uc guclu politik sistem batti ve sessiz sedasiz yok oldu. Bu sistemler, en az Turklerin kendi Kemalist modelleri kadar dayanikli insa edilmis gorunuyorlardi.&lt;br /&gt;Iran’da Sah monarsisi, Sovyetler Birligi’nin Politburo Komunizmi ve Yugoslavya’daki federatif Balkan deneyimi.&lt;br /&gt;Rahatsiz edici olan her uc devlet de Turkiye Cumhuriyeti ile paralellikler gosteriyordu.&lt;br /&gt;Hepsi de dinsel veya etnik cekismeler yuzunden yikildilar.&lt;br /&gt;Ustelik Turkiye’de her ikisi de var:&lt;br /&gt;Politik Islam ve Guneydogudaki Kurtlerin ayaklanmasi â€¦&lt;br /&gt;Lenin’in devleti 73 yasina basmisti; Guney Slavlarinki 74 yasindaydi. Ataturk’un Cumhuriyeti bu yil hayli kritik 75 yasina geldi.48&lt;br /&gt;Avrupa Parlamentosu secimleri oncesinde (Haziran 1999) Avrupa Birligi 15 ulkenin 11’inde iktidarda olan ve ikisinde koalisyon hukumetlerine katilan Sosyalist ve Sosyal Demokrat Parti liderleri, 27 Mayis 1999 tarihinde Paris’te yapilan â€œAvrupa Soluzirvesinde bir araya geldiler.&lt;br /&gt;â€œAvrupalilikkavraminin tartisildigi zirvede, toplantinin â€œmimarive eski Fransa Kultur Bakani Jack Lang, sunlari soyledi:&lt;br /&gt;â€œAvrupa Birligi yalnizca ekonomik cikarlar ve duzenlemelerden ibaret degildir.&lt;br /&gt;Demokrasi ve insanliga verdimiz degerleri yalniz sinirlarimiz icinde degil, sinirlarimiz disinda da savunacagiz.&lt;br /&gt;Gelecekte ve gerekirse bugun, Kosova’da yaptigimiz gibi Kurt halkini da savunup koruyacagiz.&lt;br /&gt;AB’nin ne stratejik ve ne de ekonomik cikarlari diktatorlerle mucadelemizi onleyemez.49&lt;br /&gt;400 bin tarjli Stutgart Gazetesi Stutgarter Zeitung yazari Adrian Zielcke, gazetenin 9 Ocak 1998 tarihli baskisinda adeta Turkiye’ye yonelik tehditlerde bulunuyordu:&lt;br /&gt;â€œTurkiye, Kurtlerin azinlik haklarini kabul etmeli ve sorunu politik olarak cozmelidirâ€¦&lt;br /&gt;Ankara bunu kendisi yapmazsa Birinci Dunya Savasi sonunda Turkiye, Irak ve Suriye arasinda paylastirilan Kurt sorununa cozum bulmak icin uluslar arasi baski artacaktir.50&lt;br /&gt;-----------------&lt;br /&gt;31 Onun fikrince, Dogu Ermenistan’a&lt;br /&gt;32 M. G. Nersesyan, Iz Istorii Russko-Armyanskih Otnoseniy, s. 227.&lt;br /&gt;33 A. P. Liprandi, Kavkaz i Rossiya, s. 46.&lt;br /&gt;34 A. P. Liprandi, a.g.e., s. 133.&lt;br /&gt;35 I. K. Yenikolopov, Griboyedov i Vostok, s. 137.&lt;br /&gt;36 S. V. Shostakovic, Diplomaticeskaya Deyatelnost A. S. Griboyedova, s. 154.&lt;br /&gt;37 C. P. Agayn, Rol Rossii v Istoriceskih Sudbah Armyanskogo Naroda, (k 150 letiyu prisoyedineniya VostocnoyArmenii k Rossii), s. 220.&lt;br /&gt;38 G. A. Galoyan, Rossi i Narodi Zakavkazya (ocerki politiceskoy istorii ih vzaimootnoseniy s drevnih vremen do pobedi Velikoy Oktyabrskoy Sotsialiceskoy Revolyutsii), s. 176, 178.&lt;br /&gt;39 V. A. Parsamyan, Kolonialnaya Politika Carizma v Armenii.&lt;br /&gt;40 Azerbaycan RespublikasiDevlet Tarih Arsivi, f: 524, 1: 1, is: 57, v: 3.&lt;br /&gt;41 J. Kirokasyan, Zapadnaya Armeniya vo Vremya I. Mirovogo Voyna, s. 411.&lt;br /&gt;42 Jorj de Molevil, Armyanskaya Tragediya 1915 goda, s. 15.&lt;br /&gt;43 Vasili Velicko, KAVKAZ. Russkomu Delu i Mejduplemenniye Voprosi, s. 107.&lt;br /&gt;44 Ilya G. Cavcavadze, Armyanskiye Uceniye i Vopiyusiye Kamni, s. 15-16.&lt;br /&gt;45 Ilya Cavcavadze, a.g.e., s. 39-40.&lt;br /&gt;46 Humanite Gazetesi, 18 Kasim 1987; Bahtiyar Vahapzade, Vatan, Millet, Anadil, s. 149.47 Metin Aydogan, Bitmeyen Oyun, Turkiye’yi Bekleyen Tehlikeler, s. 117.&lt;br /&gt;48 Suddeutsche ZeitungGazetesi, 19 Ocak 1998, aktaran: Metin Aydogan, Bitmeyen Oyun, S. 117.&lt;br /&gt;49 Mine G., Kirikkanat, â€œAvrupa Degerlerini Silahla Savununuz, Milliyet Gazetesi, 25.05.1999.&lt;br /&gt;50 Adrian Zielcke, â€œAegste von den Kurden, Stutgarter Zeitung, 03.01.1998, aktaran: Metin Aydogan, BITMEYEN OYUN, s. 118.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com"&gt;TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-2570349778709090387?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/2570349778709090387/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=2570349778709090387' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2570349778709090387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2570349778709090387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/ermenilerin-kimligi-ve-buyuk-ermenistan_08.html' title='ERMENILERIN KIMLIGI VE BUYUK ERMENISTAN EFSANESI (3)'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8200342478352443616</id><published>2009-01-08T09:46:00.000-08:00</published><updated>2009-01-08T09:49:09.993-08:00</updated><title type='text'>ERMENILERIN KIMLIGI VE BUYUK ERMENISTAN EFSANESI (1)</title><content type='html'>&lt;strong&gt;(RUS VE ERMENI KAYNAKLARINA GORE) Great Armenia Myth And Armenian Identity Ccording To Theirs And Russian Historians&lt;br /&gt;Emin Arif (Sihaliyev)*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozet&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Simdiye kadar Turkiyeâ€™de Ermenilerin kokenleri ve Buyuk Ermenistan dusuncesi hep Turk kaynaklari dogrultusunda ele alindi. Bu calismada objektif degerini korumak acisindan genel olarak Rus ve Ermeni kaynaklarina istinat edildi. Acaba, konuya onlarin yaklasimlari nasildir? Gercek Ermeni tarihi ve onlarin kimlikleri konusunda bu tarihciler ne dusunmektedirler? Bu bakimdan calismaya bilim adina farkli bir acidan bakma amaci gudulmustur. Gercekte Ermeni tarihi Ermeni tarihcilerine gore de karanlik kalmaktadir. Bu nedenle Ermeniler bilimsellik acisindan yanilgiya dusmus ve tarihe kendi acilarindan bakmislardir. Genellikle, Ermeniler kendi tarihlerini gordukleri gibi degil, gormek istedikleri gibi yazmislardir ki bu yaklasim da bilim adina gercekleri yansitmiyor. Bu calismada Ermenilerin kimligi, onlarin Ruslar tarafindan Guney Kafkasyaâ€™ya gocurtuldukleri ve tarihte ilk devlet kuruluslari hakkinda bilgiler yer almaktadir.&lt;br /&gt;Anahtar Kelimeler: Ermeniler, Rus, Kafkasya.&lt;br /&gt;Abstract&lt;br /&gt;Until now, the natives of Armenian an idea of â€œGreat Armeniaâ€ embroidered only by Turkish welds. In this article, it has relied on the welds of Russian and Armenians to be more objective. I wonder about their impressions of this topic? Whatâ€™s their thought about the right Armenian history and their identities? In the same corner it was aimed in this article to increase new scientific facts to the history. In fact the Armenian history even according to the Armenian historians is mystery. For this reason, Armenians comment mistakes in their scientific factual point of view and looked to the history from different side. Generally, Armenians didnâ€™t write their history as it was but as they wanted to be. So these donâ€™t reflect the real facts that indicate the real science. And in this text, according to Russian and Armenian historians, Armenians were migrated by Russian to the Southern Caucasians and the information about the establishment of their first state is engaged.&lt;br /&gt;Key Words: Armenians, Russian, Caucasians.&lt;br /&gt;* Azerbaycan Milli Ilimler Akademisi, Nahcivan Bolmesi Kafkasya Tarihi Bolumu Baskani (Doktora: Ankara Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitusu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni bilim adamlari Ermeni tarihini daha eskilere goturmek isteseler de gercekte Ermeni toplumunun eski tarihi hakkinda tam bir gorus birligi mevcut degildir ve karanlik kalmaktadir. Ermeni bilim adami Agop Melik Agopyan, diger adiyla yazmis oldugu â€œSamvelâ€ adli eserinde Ermeni toplumunun tarihi hakkinda sunlari belirtmektedir:&lt;br /&gt;â€œâ€¦.Bizim tarihimizde halk tamamen unutulmustur. Biz Ermeni koylusunun nasil yasadigini bilmiyoruz.&lt;br /&gt;â€œAgalariylaâ€ hangi iliskide oldugunu, ne yiyip ne ictigini, ne tur elbise giydigini bilmiyoruz.&lt;br /&gt;Biz Ermeni sanatkarlarinin ne ile ugrastiklarini, Ermeni tuccarlarinin hangi ulkelerle ticari iliskiler kurduklarini bile bilmiyoruz.&lt;br /&gt;Bizim tarihimiz butun bunlar hakkinda susuyorâ€¦ bizim tarihimizde, hatta halkimizin en azametli gucu olan kadinlarimiz hakkinda hicbir bilgi yokturâ€¦1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra o, â€œâ€¦Boylece, bizim kuru tarihimiz tarihciye cok az bilgi vermektedir.&lt;br /&gt;Bizim eski edebiyatimiz kilise yazilarindan 2 oteye gidememistirâ€¦&lt;br /&gt;Bizim eski edebiyatta yasam tarzlarinin, adetlerin, geleneklerin, ailenin ve toplumsal iliskilerin tasviri yokturâ€¦â€ ,3 diye belirtiyor.&lt;br /&gt;Bu veya diger Ermeni tarihcileri de ornegin; Khorenli Moise, Toma Ardzrouni ve digerleri, kendi aralarinda Ermenilerin eski tarihi ve kokenleri konusunda fikir birligi icinde degillerdir. Bu da onlarin anayurtlarinin neresi oldugunu tartismali kilmaktadir.&lt;br /&gt;Bazi tarihciler, Ermeni tarihini M.O. 2350 yilina, Nuh Tufanina kadar dayandirarak Nuhâ€™un torununun torunu HAY ve HAYK ile basladigini iddia etseler de bu iddialar bilim adina gercekleri yansitmamaktadir.&lt;br /&gt;Ayni zamanda, Ermenileri Urartulara, Trak-Frigya soyun, Guney Kafkasya irkina, Turan irkina, Hititlere vs. dayandiran benzeri gorusleri de destekleyici hicbir kanita rastlanmamaktadir. Bir diger deyisle, bunlar tarafindan temsil edildiklerini Ermeniceâ€™de bulduklari birkac soz benzerligine dayanarak ileri surenler varsa da bu varsayim taraftar bulamamistir.4&lt;br /&gt;Ermeni tarihindeki celiskiye dikkat ceken Paul Henzeâ€™ye gore, Ermeni tarihinin incelenmesi kolay degildir. Bu tarih uzun, karmasIk, kismen karanlik ve genellikle munakasalidir.&lt;br /&gt;Ermeni tarihi hemen hemen tamamen Ermeniler tarafindan yazilmistir. Cunku kendi tarihini yazan kimse onu yuceltmek ve onun tartismali notlarini objektif bir bicimde incelemekten kacinmak egilimindedir.&lt;br /&gt;Ermenilerde bu durum ozellikle gorulmektedir ve XX. yuzyilin ortalarindan itibaren iyice ortaya cikmistir.5&lt;br /&gt;Ermeniler, tarihlerini gordukleri gibi degil, gormek istedikleri gibi yazmis ve bunun propagandasini yapmislardir.&lt;br /&gt;Kendi tarihlerini daha da eskilere goturerek dunya medeniyetini, yaziyi, astrolojiyi, bakir ve demir madenciligini kendilerinin kesfettigini ve dunyada insan hayatinin Sevan Golu 6 kiyilarindan basladigini iddia etmekte 7 ve ayrica Hiristiyanligi ilk kabul eden topluluk olarak ovunmektedirler. 8&lt;br /&gt;Hai-Tahd 9 ideologlarindan olan ve asiri milliyetci gorusleri ile taninan Ermeni yazar Zori Balayan, Ermenistanâ€™in baskenti Erevanâ€™in yaklasIk 2729 yil 10 once insa edildigini iddia etmektedir. Balayanâ€™a gore Erivan Roma ve Babil kadar antik bir kenttir.&lt;br /&gt;O, Erivan toponimini aciklamaya calisarak soyle bir iddia ileri surmektedir:&lt;br /&gt;â€œâ€¦Efsaneye gore, Nuh Peygamber Tufanâ€™dan sonra ilk gordugu bir kara parcasina â€œErevumeâ€ , yani â€œGozukuyorâ€ , diye bagirmis ve bu kara parcasinin adi Erevan olarak tarihe gecmistirâ€¦â€ Balayan, ayni zamanda satir arasinda Nuh Peygamberin Ermeni oldugunu da soylemektedir. 11&lt;br /&gt;Dr. Hanrich Pudor, Ermenilerin Hiristiyan olmakla beraber Sami irkindan oldugunu, en goze batan niteliklerinin burunlarinin kambur, kalin ve kaba oldugunu;&lt;br /&gt;L. Sufer, Ermenilerin Yahudiler ile birlikte Hititlerden geldigini;&lt;br /&gt;W. S. Monroe, Ermenilerin irk bakimindan Iranli, Beluc ve Cingenelerle hisim olduklari, renklerinin beyazdan zeytin rengine kadar cesitli, sakallarinin lepiska veya kestane renginde, gozlerinin iri siyah ve mavi, burunlarinin Yahudilerinki gibi belirli sekilde cikintili oldugu ve bu sebepten dolayi kendilerine Hiristiyan Yahudiler denildigini one surmuslerdir. 12&lt;br /&gt;Ermenilerin kim olduklarini ve nerede tesekkul bulduklarini Ermeni bilim adami Manuk Abekyan su sekilde belirtmektedir:&lt;br /&gt;â€œâ€¦Ermeni halkinin mensei nedir, nasil ve ne zaman, nereden ve hangi yollardan buralara 13 gelmislerdir, Ermeni olmadan once ve sonra hangi topluluklarla iliskide bulunmuslardir, onlarin diline, etnik kokenlerine kimler nasil etki etmistir?&lt;br /&gt;Bizim elimizde bunlari kanitlayan acik ve kesin bilgiler yokturâ€¦â€ .14&lt;br /&gt;Rus bilim adami V. L. Velicko, Ermenilerin tarihine ve menseine ait cok onemli bilgiler vermistir:&lt;br /&gt;â€œâ€¦ Ermeniler kimlerdir?&lt;br /&gt;Onlarin asil mensei konusu cok az arastirilmistir.&lt;br /&gt;Tarih onlarin Babil esareti devrinde ve Yerusalimâ€™in 15 yikilmasindan sonra Yahudilerin buyuk bir kitlesi ile karistigini ispat ediyor.&lt;br /&gt;Antropolojik bakimdan onlarin buyuk bir cogunlugu brakisefaldir, yani baslarinin eni uzunundan fazladir, kisakafalidir ve Shantrâ€™in, Erkertâ€™in, Pantyukovâ€™un ve diger bilim adamlarinin arastirmalarindan anlasildigi gibi, bu cihetten dag Yahudilerine, hatta Sirogildanilere, yani Asurilere daha cok benziyorlar.&lt;br /&gt;Prof. Dr. D. N. Anucin, Ermenilerin Ari kabilesi degil de, daha kesin olarak dil bakimindan Arilesmis bir kabile olduguna dikkat cekiyor. Butun bunlarin yani sira kendilerini Ermeni zannedenlerin hic de hepsi asil Ermeni kokenine has degildir.&lt;br /&gt;Ermeni dergisi â€œMurcâ€ , Ermenilerin diger halklari asimle etme basarilarindan bahsederek 1890â€™li yillarin sonunda asimle edilmis Cingenelerin Ermeniler arasinda cogunluk teskil ettigini gosteriyordu.&lt;br /&gt;Kafkasya antropologu Dr. I. I. Pantyukov, buyuk Ermeni gruplari konusunda daha ilginc bir sonuca varmistir.&lt;br /&gt;O, Turkiyeâ€™den yari vahsi gocmenlerin Tiflisâ€™e geldikleri zaman firsattan yararlanarak bazi Turk Ermenisinin antropolojik olcusunu almistir. Sonuc itibariyla, onlarin buyuk bir kisminin vucut niteliklerine gore asil Kurtler olduklari kanisina varilmistirâ€¦â€ 16&lt;br /&gt;---------------------&lt;br /&gt;1 Raffi, Samvel, s. 16.&lt;br /&gt;2 Kilise yazilarinin diger adi Evangeliyaâ€™dir.&lt;br /&gt;3 Raffi, Samvel, s. 15.&lt;br /&gt;4 Ermeni tarihcilerinin celisen gorusleri icin bkz; Kamuran Gurun, Ermeni Dosyasi, s. 12, 16; Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, S. 22, 100, 101; A. Alper Gazigiray, Osmanliâ€™dan Gunumuze Kadar VesIkalarla Ermeni Terorunun Kaynaklari, s. 12; Halil matin, Turkiyeâ€™nin Siyasi Tarihinde Ermeniler, Ermeni Olaylari.&lt;br /&gt;5 Paul Henze, â€œErmeni Siddetinin Kokenleriâ€ , s. 173-174.&lt;br /&gt;6 Tarihi adi â€œGokce Goluâ€ olan bu gol, Ermenilerce â€œSevan Goluâ€ olarak degistirilmistir.&lt;br /&gt;7 Bu konuda daha genis bilgi icin bkz: â€œKolibel Celovecesstva na Teritorii Istotoriceskoy Armenii: http://www.azg. Am/RU/20020108/2002010817.shtm.&lt;br /&gt;8 M. Sagniyan, Vajnoye Sobitiye Istorii, Literaturnaya Gazeta, 13 Eylul 1978.&lt;br /&gt;9 â€œErmenilerin Davasiâ€ veya â€œErmeniUlusal Cikarlariâ€ anlamina gelir.&lt;br /&gt;10 Zori Balayan, 1984 tarihinde yayinlanan â€œOcagâ€ adli kitabinda, Erivanâ€™in guya 2702 yil once insa edildigini iddia etmektedir. Kitabina gore, gunumuz acisindan degerlendirildiginde, Erivanâ€™in insasi 2721 yil oncesine dayanir. Gercekte ise Erivanâ€™in asil ismi Irevan olup, 1509-1510 yillarinda Sah Ismail Hatayi, veziri Revangulu Hanâ€™a bu topraklarda kale insa etmeyi emretmisti. 7 yil icersinde Zengi nehrinin kiyisinda insa edilen kale â€œRevanâ€ olarak adlandirilmisti. Azerbaycan Turkcesinde halk dilinde â€œRâ€ harfi ile baslayan adlarin onunde â€œIâ€ harfi kullanildigi icin Revan kalesinin ismi de sonralar Irevan olarak degisime ugramistir.&lt;br /&gt;11 Zori Balayan, Ocag, Erivan, Sovetekan Grog Yayinevi, 1984, s. 30, akt: Hatem Cabbarli, Turkiyeâ€™nin Ermenistanâ€™daki Imaji, Ermeni Arastirmalari Dergisi, s. 145.&lt;br /&gt;12 Sadi Kocas, Tarih Boyunca Ermeniler ve Turk-Ermeni Iliskiler, s. 42-43.&lt;br /&gt;13 Yazar, â€œburalariâ€ derken Kafkasyaâ€™yi kastediyor.&lt;br /&gt;14 Manuk Abekyan, Istoriya Armyanskogo Literatura, s. 11.&lt;br /&gt;15 Simdiki Kudus.&lt;br /&gt;16 Vasili Lvovic Velicko, KAVKAZ. Russkoye Delo i Mejduplemenniye Voprosi, s.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-8200342478352443616?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/8200342478352443616/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=8200342478352443616' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8200342478352443616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8200342478352443616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/ermenilerin-kimligi-ve-buyuk-ermenistan.html' title='ERMENILERIN KIMLIGI VE BUYUK ERMENISTAN EFSANESI (1)'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8027248383888480081</id><published>2009-01-05T13:36:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T13:38:11.971-08:00</updated><title type='text'>ÖZÜR DİLEYENLER</title><content type='html'>Aydın geçinen, ama aydınlığın yanından bile geçmeyen bazı şahısların Ermenilerden özür dilemeye kalktıklarını duyunca ne kadar şaşırdım!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele içlerinde hiç tahmin etmediğim kimseleri görünce nasıl şaşmam!? Herhalde özür dileyenlerin aileleri onları öldürdü, evlerinden, yerlerinden göç etmeye zorladı ki, böyle bir harekete geçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarının ve özellikle Devlet’i ilgilendiren bir konuda, Devlet namına konuşmaya kimsenin hakkı yok! Bu şahıslar ya hiç tarih okumuyorlar (ki, tarih bilmeyen zaten kültürlü sayılamaz) ya da bildikleri halde -kim bilir nasıl bir yarar uğruna- uyruğu olduğu Devlet’i küçük düşürmekten çekinmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Özellikle son zamanlarda dış kaynaklar (çoğunlukla Ermeni kaynakları) gösterilerek konuşmalar yapıldı, İngilizce ve Türkçe pek çok kitap yazıldı.Bunların en önemlilerinden biri de Sayın Şükrü Server Aya’nın Genocid of Truth kitabı, bunun Türkçesi de yayınlandı.En son, avukat Sayın Gülseren Aytaş’ın yazdığı Ermeni Talepleri ve Türkiye’nin Hakları (Derin Yayınları, 2008) adlı eser, gayet sade bir dil ile hukuken Ermenilerin bizden bir şey istemeye hakları olmadığını, en azında onların bizden özür dilemesi gerektiğini -hukuksal belgelere dayanarak- yazmış. Onun kitabından öğrendiğimize göre, Ermeniler Osmanlı Devleti’nin güçten düşmesini fırsat bilerek ve dış güçlerin de desteği ile 1878 yılından sonra çeteler, partiler kurarak ülkede çeşitli isyanlar çıkarmış, katliamlar yapmışlar. Yalnız 1895 yılında 27 olay çıkarmışlar. Bu olaylara katılmayan Ermenileri bile öldürmüş, işyerlerini evlerini yakmışlar (s.47).&lt;br /&gt; Bu olayları yapanların cezalanmalarını ise, dış güçler araya girerek derhal önlemişler. (Sonra da isyancı başı İngilizler tarafından kaçırılmış.)&lt;br /&gt; İsyanda yaktıkları Ermeni köylerini Amerika onartmış; ama Türk köylerine hiçbir şey yapmamışlar. 1896 da Van’da Osmanlı Bankası’nı bombalamışlar. Sonra da Van’ı yakıp yıktılar, içindekileri öldürdüler.Suçlular hep dış güçler tarafından korunuyor. Osmanlı Devleti 1915 yılına kadar Ermeni isyanlarıyla uğraşıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler, 1915’ten itibaren Osmanlı devleti ile savaşanların tarafına geçerek yüz yıllardan beri birlikte yaşadığı ve kendilerine büyük dostluk gösteren Türk halkını öldürdüler! Rus, İngiliz, Fransız askerlerinin kıyafetine girip binlerce Türk’ü öldüren ve camilere doldurulup yakan (Ardahan’da gördüm) Ermeniler, bizden özür dilemeli: Aslında bizim onları suçlamamız gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bana bir yabancı gazeteci, ünlü yazarımız Orhan Pamuk’un ağzını kullanarak, “Siz bir milyon Ermeni öldürmüşsünüz.” dedi.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Ben de ona, “1000 yıl onlarla beraber oturduk. Eğer o zaman onları öldürmeye kalksaydık, bugüne bir tek Ermeni kalmazdı. Sizin ülkenizde yaşayan insanlardan bir grup, ülkenize saldıran düşmanlarla birleşip sizleri öldürmeye kalksa siz ne yapardınız?” deyince de adam bir yanıt veremedi ve sadece “Hım...” demekle yetindi&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin uyruğu olup devlete başkaldıranlar idam edilir. Onların bu vahşetine, hıyanetine karşı yine de hepsini hudut harici etmemiş, sürmemiş Devlet... Yurtiçinde haklarını koruyarak yer değiştirtmiş, o kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Avukat Gülseren Aytaş’ın büyük bir titizlikle -resmi kaynaklar göstererek- yazdığı kitabının 55. sayfasından (“Genelkurmay Başkanlığı Arşiv Belgeleri’yle Ermeni faaliyetleri 1914-18” bölümü) aldığım bir yazıyı buraya geçiriyorum: “Harp bölgelerine yakın yerlerde oturan Ermenilerin bir kısmının, Osmanlı hududunu (sınırını) düşman devletlere karşı korumaya çalışan ordumuzun harekâtını zorlaştırdıkları, erzak ve askeri malzeme nakliyatını güçleştirdikleri, düşmanla işbirliği yapmak ve birlikte hareket etmek emelinde oldukları, yurtiçinde askeri kuvvetlere ve masum halka silahlı saldırı düzenledikleri, düşmanın deniz kuvvetlerine malzeme sağladıkları, müstahkem mevkileri düşmana göstermeye cesaret ettikleri tespit edilmiştir. Bunun için, isyancı unsurların hareket sahasından uzaklaştırılmaları gerekmektedir. (…) köy ve kasabalarında oturan Ermeniler Güney vilayetlere acil olarak sevk edilecektir. Göçmenlerin taşınmaları ve yeni yerlerine yerleşmeleri sırasında güvenlik ve iaşelerinin sağlanacağı, emlak ve arazi dağıtılacağı, kalan menkullerinin ve taşınmaz mal ise değerlerinin kendilerine verileceği...”&lt;br /&gt;Bu ne büyük adalettir!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı’da olsalardı hepsi kılıçtan geçirilir veya hudut harici edilip Ermenistan’a sürülürlerdi. İşin ilginç yanı, yerleştirildikleri güneyde de boş durmamışlar (bu kez Kurtuluş Savaşı’nda), Fransız ve İngilizlerle bir olup dünya kadar insanımızı öldürmüşlerdir. Türk ordusu kazanmaya başlayınca da kendilerine bir şey yapılacak korkusu ile 4000 Ermeni Suriye’de Lazkiye Limanı’na kaçıp onlara yardım edeceklerine söz veren Fransız gemilerini beklemişlerdir. Altı ay boyunca hiçbir Fransız gemisi onları almayınca hastalananlar, ölenler olmuş... Altı ay sonra ancak bir Mısır gemisi onları alıp Mısır’a götürmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Geride kalanlara ise, Türkiye Cumhuriyeti herhangi bir ceza vermemiş ve bulundukları yerde yaşamalarını sağlamıştır. Bu ne büyük adalettir! &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Başbakanlık arşivindeki belgelere göre, Ermeniler tarafından 1910-1922 arasında 525 bin 955 Türk öldürülmüştür!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Yüzyıllardan beri uyruğu olduğu Devlete başkaldırıp oturdukları topraklarda komşularını vahşice öldüren, yerini-yurdunu yakan bir halktan özür dileyenler; ancak ve ancak onlar kadar suçlu satılmışlardır! Onların yaptıkları bu büyük hata için milletimizden özür dilemeleri gerek. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diğer taraftan asıl Ermenilerin bize binlerce defa özür borcu vardır!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Muazzez İlmiye Çığ 1 Ocak 2009 Aktaran: &lt;/strong&gt;&lt;a href="mailto:ssaya@superonline.com"&gt;&lt;strong&gt;ssaya@superonline.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-8027248383888480081?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/8027248383888480081/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=8027248383888480081' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8027248383888480081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/8027248383888480081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/zr-dileyenler.html' title='ÖZÜR DİLEYENLER'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-2991613180377661947</id><published>2009-01-05T13:10:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T13:41:01.158-08:00</updated><title type='text'>YER DEĞİŞTİRME (TEHCİR) - 1</title><content type='html'>Ermenilerin binlerce Türk'ün canına mâl olan isyan ve katliamları karşısında bile, Osmanlı Hükümeti'nin ortaya koyduğu sakin ve sağduyulu tavır, belgeleriyle sabittir. Ancak, tedhiş hareketleri bir türlü durmak bilmeyince hükümet, ülkenin çeşitli bölgelerinde yaşayan Ermenileri, savaş bölgelerinden uzak yeni yerleşim merkezlerine götürmek zorunda kalmıştır. Kafkas, İran ve Sina cephelerinin güvenlik hattını oluşturan bölgelerdeki Ermenilerin yerlerinin değiştirilmesi, onları imha etmek değil, devlet güvenliğini sağlamak, onları korumak amacını gütmüştür ve dünyanın en başarılı yer değiştirme uygulamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyden önce, yer değiştirme kararı bütün Ermenilere uygulanmamıştır. Katolik ve Protestan mezhebinde bulunan Ermenilerin yanı sıra, Osmanlı ordusunda subay ve sıhhiye sınıflarında hizmet gören Ermeniler ile Osmanlı Bankası şubelerinde ve bazı konsolosluklarda çalışan Ermeniler devlete sadık kaldıkları sürece göçe tabi tutulmamışlardır. Öte yandan, hasta, özürlü, sakat ve yaşlılar ile yetim çocuklar ve dul kadınlar da sevke tabi tutulmamış, yetimhaneler ve köylerde koruma altına alınarak ihtiyaçları devletçe, Göçmen Ödeneği'nden karşılanmıştır. Bu tablo, Osmanlı'nın yer değiştirme konusundaki iyi niyetini göstermesi açısından önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs 1915 tarihli yer değiştirme kanunu ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan emirler çerçevesinde; Erzurum, Van ve Bitlis vilâyetlerinden çıkarılan Ermeniler, Musul'un güney kısmı, Zor ve Urfa sancağına; Adana, Halep, Maraş civarından çıkarılan Ermeniler ise Suriye'nin doğu kısmı ile Halep'in doğu ve güneydoğusuna nakledilmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, Ermenilerin sıkça dile getirdiği gibi yer değiştirme sırasında 1.5 milyon Ermeni ölmemiştir. Gerek Osmanlı ve Ermeni, gerekse yabancılara ait istatistikler, I. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin nüfusunun en fazla 1.250.000 civarında olduğunu göstermektedir. Ne kadar Ermeni'nin yer değiştirme uygulaması çerçevesinde bulundukları yerden çıkarıldığı ve ne kadarının sağ salim yeni yerleşim bölgelerine ulaştığı da belgeleriyle ortadadır. Osmanlı Devleti'nin son nüfus istatistiği 1914 yılında yapılmıştır. Buna göre Ermeni nüfusu 1.221.850'dir. Yer değiştirmeye tabi tutulmayan nüfus; 82.880'i İstanbul, 60.119'u Bursa 'da, 4.548'i Kütahya Sancağı ve 20.237'si Aydın vilayetinde olmak üzere toplam 167.778'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin yer değiştirme uygulaması büyük bir disiplin içinde yapılmıştır. 9 Haziran 1915'ten 8 Şubat 1916 tarihleri arasında Adana, Ankara, Dörtyol, Eskişehir, Halep, İzmit, Karahisarı sahib, Kayseri, Mamuretülaziz, Sivas, Trabzon, Yozgat, Kütahya ve Birecik'ten toplam 391.040 kişi yerleştirilecekleri yeni bölgelerine sevk edilmiş, bunlardan 356.084'ü yerleşim bölgelerine ulaşmıştır. Yani, Ermenilerin yer değiştirme uygulaması sırasında verdiği kayıplar 35.000 kişi civarındadır. Yer değiştirme uygulamasına tabi tutulan nüfus içerisinde yer alan Halep'teki 26.064 Ermeni nüfusu, göç ettirilenler içerisine dahil edilmemiştir. Bu rakam 35.000'den çıkarıldığında geriye 9-10 bin kişi kalmaktadır. Yani Ermenilerin yer değiştirme sırasında verdikleri toplam kayıp 9-10 bin kişiden ibarettir. Bunlar da, Türkler tarafından öldürülmemiş, 500'ü Erzurum-Erzincan arasıda eşkıya grupları tarafından, 2000 civarında kişi, Urfa'dan Halep'e giden yol üzerinde Meskene'de Urban eşkıyaları tarafından, 2000 kişi Mardin'de eşkıya tarafından öldürülmüştür. Dersim bölgesinden geçen kafilelere bölge halkının saldırıları sonucunda yaklaşık 5-6 bin kişi öldürülmüştür. Ancak bunun kesin rakamları Osmanlı arşivlerinde yer almamaktadır. Toplam 9-10 bin kişinin ölmüş olduğu diğer verilerden tespit edilmektedir. Böylece, yer değiştirme sırasında soykırım maksadıyla Osmanlı ordusu tarafından öldürülen bir tek Ermeni yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, Anadolu ve Rumeli'nin çeşitli bölgelerinden yer değiştirmeye tabi tutulan Ermenilerin sayıları ile, yeni yerleşim merkezlerine ulaşanların sayılarının birbirini tutması, yer değiştirme sırasında herhangi bir katliâm olayının olmadığını da ispat etmektedir.&lt;br /&gt;Öte yandan, Osmanlı Devleti yer değiştirme uygulamasına tabi tuttuğu Ermenilerin nakli sırasında, ağır savaş şartlarına rağmen olağanüstü gayret göstermiş, bu gayret, yabancı diplomatlarca da tesbit edilmiştir. Hükümet, göçmenlerin iaşesi ve korunmasına yönelik büyük harcamalar yapmıştır. Uygulamaya ait belgelerde hangi il ve ilçelerde hastane kurulduğu, Ermeni çocuklarından yetim kalanlar için hangi binanın ayrıldığına kadar detaylı bilgiler verilmektedir. Yer değiştirmeye tabi göçmenlerin; sevk, yerleştirme ve geçimlerinin sağlanması için 1915 yılında 25 milyon, 1916 yılı sonuna kadar ise 230 milyon kuruş harcandığı belgelerden anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerin yer değiştirilmeleri, onları imha etmek değil, devlet güvenliğini sağlamak, onları korumak amacını gütmüştür ve dünyanın en başarılı yer değiştirme uygulamasıdır. Şayet, Osmanlı Devleti Ermeni tebaasından kurtulmak isteseydi; bunu asimilasyon yoluyla veya savaşı gerekçe göstererek rahatlıkla halledebilirdi. Osmanlı, yer değiştirme uygulamasıyla savaş şartlarında her an ölümle burun buruna gelebilecek olan yüz binlerce Ermeni'nin hayatını kurtarmıştır.&lt;br /&gt;Nitekim, yeni bölgelere yerleştirilen Ermeniler sağ salim hayatlarını sürdürürken, Rus ordusu saflarında Türklere karşı savaşan Ermeniler, savaş şartları gereği ölmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Görüldüğü gibi, yer değiştirme uygulaması son derece başarılı bir sevk ve iskan hareketidir. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bugünün şartlarında bile dünyada bir benzeri daha yoktur.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;© Özkan BOSTANCI ozkanbostanci.1@&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="mailto:gmail.comTOPLUMveBARIS@yahoogroups.com"&gt;&lt;strong&gt;gmail.com&lt;/strong&gt;&lt;a href="mailto:reply-toTOPLUMveBARIS@yahoogroups.com"&gt;&lt;strong&gt;TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-2991613180377661947?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/2991613180377661947/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=2991613180377661947' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2991613180377661947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/2991613180377661947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/yer-deitirme-tehcir.html' title='YER DEĞİŞTİRME (TEHCİR) - 1'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-7304604216255420425</id><published>2009-01-05T13:08:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T13:40:30.843-08:00</updated><title type='text'>ERMENİ TEHCİRİ YER DEĞİŞTİRME (TEHCİR) SONUÇ -2</title><content type='html'>Gerçekleştirildiği tarihten günümüze kadar gelen devrede yer değiştirme konusunda çok şey yazılıp çizilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler, uydurma belgelerin arkasına gizlenerek, dünya kamuoyunu uzun süre kandırmayı başarmışlardır. Başlangıçta 300.000'lerden başlayıp, 3.000.000'lara kadar varan rakamlarla ifade edilen Ermeni katliâmı hikâyelerinin hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Nitekim İstanbul'un işgali döneminde, gerek İngiliz ve gerekse Fransızlar, Osmanlı arşivini yeterince araştırmış ve soykırımı imâ edecek bir belgeye dahi rastlamamış olsalar gerek ki, Ermeni soykırımına ait hiç bir belgeyi somut olarak sunamamaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan kendi arşivlerinde, o zaman Anadolu'ya gelip yer değiştirme uygulamalarını izleyen ve görüntüleyen gazetecilerin çektikleri fotoğraflar olmalıdır. Eğer devletin emriyle böyle bir soykırım olsaydı, bu fotoğraflar da şimdiye kadar çoktan dünya kamuoyuna açıklanırdı. Ayrıca, eğer soykırım iddiacılarının elinde sağlam belgeler bulunsaydı; 1919 yılında Osmanlı Devleti'nin resmen tarafsız bir "hukukçular komisyonu" kurulması önerisi cevapsız bırakılır mıydı? Osmanlı'nın bu resmi teklifi niçin cevapsız bırakılmıştır? Yoksa, Ermeni çetelerinin organize edilmesinde ve kışkırtılmasında bazı batılı devletlerin rollerinin ortaya çıkmasından ve binlerce masum sivil halkı canice boğazlayan Ermenilerin silahlarını aldıkları yerlerin belirlenmesinden mi korkulmuştur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soykırım denince akla, Nazilerin II. Dünya Savaşı boyunca Yahudilere ve diğer etnik gruplara karşı giriştikleri ve milyonlarca insanın canına mal olan kitlesel kıyım gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soykırım denince akla, Fransızların 1954-1962 yılları arasında Cezayir'de en az 1 milyon Cezayirliyi katletmeleri gelir. Soykırım denince akla, 1965-1966 yıllarında Endonezya ordusunun bir milyon komünisti ve ailelerini öldürmesi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soykırım denince akla, 1975-1979 yılları arasında Kamboçya'da Kızıl Kmerler'in 2 milyona yakın Kamboçyalı'yı katletmeleri gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soykırım denince akla, 1994'de Ruanda'da 500.000 Tutsi'nin, Hutular tarafından öldürülmesi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve nihayet soykırım denince akla, 1991'den sonra Bosna-Hersek ve Kosova'da binlerce Müslümanın Sırplar tarafından vahşice katledilmesi gelir. Soykırım suçu, gerçek anlamda bu olaylarda işlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet, Osmanlı devletinin Ermenileri "soykırım"a tabi tutmak gibi bir amacı olsaydı; bulundukları yerlerde bu düşüncesini gerçekleştiremez miydi? Yer değiştirme sırasında yapılan bunca harcamaya, bunca idari ve askeri önleme ne gerek vardı?&lt;br /&gt;Devlet güvenliğinin sağlanması için zorunlu olarak uygulanan ve dünyanın en başarılı sevk ve iskan hareketi olan yer değiştirme uygulaması, hiçbir zaman Ermenileri imha etmek amacıyla yapılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KAYNAK:Halaçoğlu, Prof. Dr. Yusuf-; Ermeni Tehcirine Dair Gerçekler (1915), TTK Yayını, Ankara 2001&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;© Özkan BOSTANCI ozkanbostanci.1@&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:gmail.comTOPLUMveBARIS@yahoogroups.com"&gt;&lt;strong&gt;gmail.com&lt;/strong&gt;&lt;a href="mailto:reply-toTOPLUMveBARIS@yahoogroups.com"&gt;&lt;strong&gt;TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-7304604216255420425?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/7304604216255420425/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=7304604216255420425' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7304604216255420425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/7304604216255420425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/ermeni-tehciri-yer-deitirme-tehcir-sonu.html' title='ERMENİ TEHCİRİ YER DEĞİŞTİRME (TEHCİR) SONUÇ -2'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-5147083625369737529</id><published>2009-01-05T13:06:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T13:08:09.072-08:00</updated><title type='text'>ERMENİ TEHCİRİ   1948 TARİHLİ BM SOYKIRIM SÖZLEŞMESİ AÇISINDAN ERMENİ İDDİALARI</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Soykırım" kavramı, 1948 tarihli "BM Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme" ile tanımlanmıştır. Sözleşmenin 2. maddesine göre;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Soykırım; ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da onun bir bölümünü yok etmek niyetiyle: Grup üyelerinin öldürülmesi, Grup üyelerinin fizik ya da akıl bütünlüğünün ağır biçimde zedelenmesi, grubun fiziksel varlığının tümü ya da bir bölümü ile yok edilmesi sonucunu verecek yaşam koşulları içinde tutulması, grup içinde doğumları engelleyecek önlemler alınması, bir grup çocukların başka bir gruba zorla geçirilmesi eylemlerinden herhangi birine başvurulmasını kapsamı içine alır. Soykırımda planlı, devlet politikası haline gelmiş eylemler söz konusudur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu soykırım sözleşmesi açısından değerlendirildiğinde, tarihteki bazı olaylara değinmeden geçilemeyecektir. Soykırım gibi vahim bir insanlık suçunun işlenebilmesi için o milletin tarihinde bu suça yatkınlık olması gerekir. Bir şahıs için suça yatkınlık nasıl bir özellik ise, toplumlar için de öyledir. Türk tarihi incelendiğinde soykırıma ve asimilasyona rastlanamaz.&lt;br /&gt;Yayıldığı coğrafyaya baktığımızda Osmanlı; Balkanlarla birlikte Viyana önlerine kadar Avrupa'nın bir kısmını; Akdeniz'e sahil tüm Kuzey Afrika'yı; Ortadoğu'nun tamamını ve Arap yarımadasını uzun yıllar yönetimi altında tutmuştur. Bu süre asgari 200-400 yıl arasıdır. Söz konusu coğrafyadaki, hangi halkın yok edildiği söylenebilir?&lt;br /&gt;Anadolu'da şer'i hükümlerin hakim olduğu dönemde, en eski Hıristiyanlık mezhebi Süryanilik, tavus kuşuna ve ateşe tapan Yezidilik gibi inançlar yaşatılırken, 1800'lü yıllarda şer'i hükümlere aykırı olmasına rağmen Anadolu'da kiliseler açılmıştır. Hatta iki kardeşten biri Osmanlı Sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa iken, diğer kardeş Makarije Sırp Kilisesi'ne Patrik tayin edilmiş ve Sırp halkını diriltmiştir. Aynı dönemde dünyanın diğer bölgelerine baktığımızda; Avrupa'daki mezhepler mücadelesi döneminin soykırımlarını, uzak doğuda dili değişen halkları (Hindular-Peştun), komple dili ve dini değişen Afrika'yı, Güney Amerika'yı görürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Dünya Savaşı boyunca Naziler, milyonlarca insanı katletmişlerdir. 1939-1945 yılları arasındaki dönemde, 5-6 milyon Yahudi, 3 milyondan fazla Sovyet savaş tutsağı, birer milyondan fazla Polonya ve Yugoslavya sivil halkı, 200.000 civarında Çingene ve 70.000 özürlü insanın canına kıyılmıştır. İşte soykırım budur.Bunlara ek olarak, Birleşmiş Milletlerin önleyici yönde sözleşmesi olmasına rağmen, modern çağda da sayısız soykırım olayı görülmüştür.&lt;br /&gt;Örneğin, bizzat olayın kahramanı 2 emekli Fransız generalin Le Monde'da yayınlanan itiraflarına göre Fransızlar 1954-1962 yılları arasında Cezayir'de en az 1 milyon Cezayirli'yi katletmiş, 1965-1966 yıllarında Endonezya ordusu bir milyon komünisti ve ailelerini öldürmüş, 1975-1979 yılları arasında Kamboçya'da Kızıl Kmerler 1.7 milyon Kamboçyalı'yı katletmiş, 1994'de Ruanda'da 500.000 Tutsi, Hutular tarafından öldürülmüş ve nihayet 1991'den sonra Bosna-Hersek ile Kosova'da binlerce Müslüman Sırp vahşetine maruz kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soykırım suçu, gerçek anlamda bu olaylarda işlenmiştir. Ermeni iddialarının aksine, 1915 yılında Doğu Anadolu bölgesindeki Ermenilere yönelik uygulama, sadece güvenliğin sağlanması amacıyla Osmanlı toprakları içinde başka bir bölgeye göç ettirme olup, soykırım ile hiç bir ilgisi yoktur. Türk yönetimi hakim olduğu yörelerde diğer kültür ve soylara sahip halklarla yaşamaya alışıktır. Türk devlet geleneğinde "adalet" vardır, "kültürlerin yaşatılması" vardır; ancak, "katliam" ya da "soykırım" yoktur. Bu husus, Justin McCarthy'nin "Ölüm ve Sürgün" isimli kitabı açıkça ortaya konulmaktadır. Söz konusu kitapta, Balkan ve Kafkas halklarının ölümden kurtulmak için Osmanlı yönetimine nasıl sığındıklarını anlatılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı yönetimini soykırımla suçlayanlara sormak gerekir: 1469 yılında İspanya ve Portekiz'den Musevi ve Müslümanlar, 1680 yılında Tökeli İmre ve adamları Macaristan'dan, 1711 yılında Rakoczi Ferençh ve adamları, 1849 yılında Layoş Kosuth ve 2000 kişilik Macar grubu, İsveç Kralı Şarl ve 1500-2000 kişilik adamları; 1841 ve 1856 yıllarında Polonya'lı Prens Chartorski, 135 bin kişilik ordusuyla Ekim 1917'de Rus komutan Vrangel ve hatta Troçki, ölümden soykırımından kurtulmak için nereye sığındılar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih, bütün bu soruların cevabını "Osmanlı" olarak vermektedir. 1915'teki yer değiştirme uygulamasını sözde "Ermeni soykırımı" olarak ilan edenler, 1930'lu yıllardan itibaren Polonya ve Almanya kökenli Musevilerin Türkiye'ye sığındıklarını bilmiyorlar mı? Sözde Ermeni soykırımının üzerinden henüz 20-25 yıl gibi kısa bir süre geçmiş iken, soykırım yaptığı iddia edilen bir milleti kurtarıcı olarak görenler, neden Türkiye'yi tercih etmişlerdir? Bu soruların cevapları da, Türk devlet geleneğinin adil, insani, hoşgörülü, birleştirici, töre ve inançlara saygılı karakterinde saklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca; bugünkü insan hakları normlarını kapsayan 1478 tarihli Fermanı'yla hükümran olduğu topraklarda yaşayan tüm insanlara sahip oldukları değerleri yaşama, yaşatma ve yeni nesillere aktarma imkanı veren Osmanlı Padişahı Fatih'ten yaklaşık 550 yıl sonra Balkanlardaki soykırım ve asimilasyonlar hatırlanmalıdır. Bu ferman ile dili, dini, kilisesi, okulu vs. güvence altına alınan Balkan milletleri; homojen toplumlar oluşturma adına 21. Yüzyıla girildiği bir dönemde Boşnakları, Arnavut asıllı Müslümanları, Makedonları ve Bulgaristan Türklerini yurtlarından söküp atmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Türkiye'yi soykırım ile suçlayanlar, aylarca süren katliamları görmezlikten gelmiş, ırzına geçilen her yaştaki kadının feryadına kulaklarını tıkamışlardır. Son dönemde Türkiye'ye sığınanlar sadece Balkan halkları olmamıştır; Batılı kimyasal silah üreticilerinden sağladığı "hardal gazı" ile soykırıma kalkışan Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in elinden kaçan Irak halkı da kurtuluşu Türkiye'de görmüştür. Türk insanı sınırlı imkanlarına rağmen tarihin her döneminde ekmeğini paylaşmayı bilmiş ve mazlum halklara kucak açmıştır. Türk insanının, Osmanlının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer milletlere ve devletlere örnek olacak gayet temiz bir sicili vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;© Özkan BOSTANCI &lt;/strong&gt;&lt;a href="mailto:ozkanbostanci.1@gmail.com"&gt;&lt;strong&gt;ozkanbostanci.1@gmail.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:reply-toTOPLUMveBARIS@yahoogroups.com"&gt;&lt;strong&gt;TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-5147083625369737529?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/5147083625369737529/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=5147083625369737529' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5147083625369737529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/5147083625369737529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/ermeni-tehciri-1948-tarihli-bm-soykirim.html' title='ERMENİ TEHCİRİ   1948 TARİHLİ BM SOYKIRIM SÖZLEŞMESİ AÇISINDAN ERMENİ İDDİALARI'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-3924144819512726268</id><published>2009-01-05T13:04:00.000-08:00</published><updated>2009-01-05T13:06:45.022-08:00</updated><title type='text'>ERMENİ TEHCİRİ  SOYKIRIM İDDİALARINA KARŞI BİLİM ADAMLARININ TAVRI</title><content type='html'>Tarihi, tarih biliminin ölçüleri ve ilkeleri doğrultusunda algılayan bilim adamları, 1925 yılından bugüne kadar konuyla ilgili bilgi ve belgelerin orijinallerine ulaşmış, canlı şahitleri dinlemiş, olay yerlerinde bizzat gözlemde bulunmuş kişilerdir. Bunlar, 1925'ten beri Osmanlı arşivlerinin yabancı araştırmacılara açık olduğunu bilen ve belgelere bizzat ulaşan bilim adamlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla kanaatleri hakkındaki yorumu veya karşı görüşü, ancak onlar kadar konuyu derinlemesine bilenler yapabilecektir.&lt;br /&gt;Bu nedenle Amerikalı 69 bilim adamının konuyla ilgili olarak Temsilciler Meclisi üyelerine sunduğu bir bildiri son derece önemlidir. Söz konusu bildiride şöyle denilmiştir(1):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ABD Temsilciler Meclisi Üyelerinin Dikkatine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk, Osmanlı araştırmaları ve Ortadoğu üzerine uzmanlaşmış, aşağıda imzaları bulunan Amerikalı akademisyenler, ABD Temsilciler Meclisi'nin 192 sayılı kararında kullanılan dilin birçok açıdan yanıltıcı ve/veya yanlış olduğu görüşündedirler.&lt;br /&gt;'İnsanlıkdışı Davranışları Anma Milli Günü' kavramına tam olarak destek vermemize karşın, söz konusu metinde dikkat çekilen aşağıdaki kısmı kabul edilemez buluyoruz:&lt;br /&gt;... Türkiye'de 1915 ve1923 yılları arasında gerçekleştirilen soykırımın kurbanları olan 1,5 milyon Ermeni kökenli insan..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekincelerimiz 'Türkiye' ve 'soykırım' sözcüklerinin kullanılması konusunda odaklanmakta olup aşağıdaki şekilde özetlenebilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. yüzyıldan 1922'ye kadar, günümüzde Türkiye olarak, daha doğrusu 'Türkiye Cumhuriyeti' olarak adlandırılan alan, çok dinli, çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğunun bir parçasıydı. Nasıl Habsburg İmparatorluğunu günümüz Avusturya Cumhuriyeti ile eş saymak yanlışsa, Osmanlı İmparatorluğunu, Türkiye Cumhuriyeti ile bir tutmak da yanlıştır.&lt;br /&gt;Günümüz Türkiye Cumhuriyetinin 1923 yılında kurulmasıyla sonuçlanan Türk Devrimiyle 1922'de tarih sahnesinden silinmiş olan Osmanlı İmparatorluğu, şu anda Güneydoğu Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da bulunan ve sadece bir tanesinin Türkiye Cumhuriyeti olduğu 25'ten fazla devletin topraklarını ve halklarını bünyesinde barındıran bir devletti. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı zamanında gerçekleşen hiçbir olaydan sorumlu tutulamaz. Ancak kararda 'Türkiye' adını kullanarak kararı yazanlar 1915 ve 1923 yılları arasındaki 'soykırım'ın sorumluluğunu Türkiye'ye yüklemek istemişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Soykırım' suçlamasına gelince, bu açıklamayı imzalayanların hiçbiri Ermenilerin çektikleri acıların boyutlarını küçümseme amacını taşımamaktadır. Aynı şekilde söz konusu bölgedeki Müslüman halkın da acılarının farklı şekilde değerlendirilemeyeceği görüşündeyiz. Şu ana kadar ortaya konan kayıtlar, toplumlararası bir iç savasın, (Müslüman ve Hıristiyan gruplar arasındaki) Birinci Dünya Savaşı sırasındaki bulaşıcı hastalıklar, kıtlık ve Anadolu ve çevresindeki alanlardaki katliamlar ve acılar ile daha da karmaşık bir hale geldiğine işaret etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de söz konusu yıllar boyunca, bölgede, geçen on yılda Lübnan'da yaşanan trajediden çok farklı olmayan bir sürekli savaş durumu yaşanmıştır Hem Müslüman hem de Hıristiyan nüfus arasındaki kayıplar büyük rakamlardadır. Ancak saldırgan ve masum olanı ayırt edebilmek, çok sayıda Hıristiyan kadar Müslümanın da içinde bulunduğu Doğu Anadolu halkının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayların nedenlerini belirleyebilmek için tarihçilerin ulaşmaları gereken daha birçok belge ve bulgular vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi devlet adamları ve politikacılar yapar, bilim adamları ise yazar. Bu sürecin işlemesi için bilim adamlarına, geçmişteki devlet adamları ve politikacıların yazılı kayıtlarına ulaşabilme şansı verilmelidir Şimdiye kadar, konuyla ilgili olan Sovyetler Birliği, Suriye, Bulgaristan ve Türkiye'nin arşivlerinin büyük kısmı tarihçilere kapalı tutulmuştur. Bu arşivlere ulaşılıncaya kadar Temsilciler Meclisinin 192 sayılı kararı kapsamındaki Osmanlı İmparatorluğunun 1915-1923 yılları arasındaki tarihi tam olarak bilinemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz ABD Kongresinin bu ve bununla ilgili konularda tarih arşivlerinin tam olarak açılmasını teşvik etmesi ve tarihsel olaylar hakkında, tam aydınlığa kavuşturulmadan ithamlarda bulunmaması gerektiğine inanıyoruz. Temsilciler Meclisinin 192 sayılı kararındaki gibi ithamlar kaçınılmaz olarak Türkiye halkı hakkında adaletsiz yargılara varılmasına ve belki de tarihçilerin bu trajik olayları anlamakta kaydetmeye başladıkları gelişmeye zarar verilmesine yol açacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki yorumların da gösterdiği gibi, Osmanlı-Ermenileri'nin tarihi tarihçiler arasında sıkça tartışılan bir konundur ve tarihçilerin bir çoğu da 192 sayılı karardaki ifadelere katılmamaktadır. Kongre bu kararı kabul ederse, tarihsel sorunun hangi yanının doğru olduğuna yasa yolu ile karar vermeye çalışmış olacaktır Tarihsel olarak şüpheli varsayımlara dayalı böylesine bir karar, sadece dürüst tarihsel araştırmaya zarar verir ve Amerikan yasama sürecinin güvenirliliğini sarsar.&lt;br /&gt;19 Mayıs 1985 Prof. Dr. Rıfaat Abou-El-HajTarih, California State ÜniversitesiDoç. Sarah Moment AtisTürk Dili ve Edebiyatı, Wisconsin ÜnivertesiDoç. Darl BarbırTarih, Siena Yüksekokulu (New York)İlhan BAŞGÖZUral-Altay Çalışmaları Bölümü Türk Araştırmaları Programı Direktörü, İndiana ÜniversitesiProf. Daniel G. HatesAntropoloji, New York Şehir ÜniversitesiProf. Ülkü BatesSanat tarihi, New York Şehir ÜniversitesiProf. Gustav BayerleUral-Altay Çalışmaları, Indiana ÜniversitesiProf. Andreas G. E. Bodroglifetti Türk ve İran Dilleri, California ÜniversitesiDoç. Kathleen BurrilTürk Araştırmaları, Columbia Üniversitesi Prof. Alan FisherTarih, Michigan ÜniversitesiProf. Timothy ChildsEğitmen, Johns Hopkins ÜniversitesiProf. Shafiga DauletSiyaset Bilimi, Connecticut ÜniversitesiProf. Roderic DavisonTarih, Gorge Washington ÜniversitesiOrd. Prof. Walter DennySanat Tarihi &amp;amp; Yakın Doğu Araştırmaları, Massachussets ÜniversitesiDr. Alan DubenAntropolog, Araştırmacı, New YorkDoç. Ellen ErvinTürkçe Araştırmalar, New York Üniversitesi Prof. Caesar Farahİslam &amp;amp; Ortadoğu Tarihi, Minnesota ÜniversitesiProf. Carter FindleyTarih, Ohio State ÜniversitesiProf. Micfıael FinefrockTarih, Charleston YüksekokuluDoç. William HickmanTürkçe, California Berkeley ÜniversitesiE. Doç. Frederick LatimerTarih, Utah ÜniversitesiProf. John HymesTarih, Glenville State YüksekokuluDr. Heath W. LowryTürk Araş. Ens., Inc. Washington D.C.Prof. Halil İnalcıkOsmanlı Tarihi, Amerikan Sanat &amp;amp; Bilim Akademisi Üyesi, Chicago ÜniversitesiDoç. Ralph JaeckelTürkçe, California ÜniversitesiDoç. Ronald JenningsTarih &amp;amp; Asya Araştırmaları, Illinois ÜniversitesiDoç. Cornell FleischerTarih, Washington ÜniversitesiProf. Peter GoldenTarih, Rutgers Üniversitesi Prof. Tom GoodrichTarih, Indiana ÜniversitesiDr. Andrew CouldOsmanlı Tarihi, Arizona, Flagstaff Prof. William GriswoldTarih, Colorado State ÜniversitesiProf. Tibor Halasi-KuvTürk Araştırmaları, Culombia ProfesörOrd. Prof. J. C. HurewitzOrta-Doğu Enstitüsü eski Direktörü, Colombia ÜniversitesiProf. AvgdorlevyTarih, Brandens ÜniversitesiProf. Bernard LewisYakın Doğu Tarihi, Princeton UniversitesiDoç. Justin McCarthyTarih, Louisville ÜniversitesiProf. Jon MandavilleOrtadoğu Tarihi, Portlant State ÜniversitesiProf. Michael MeekerAntropoloji, California ÜniversitesiDoç. James KellyTürkçe, Utah ÜniversitesiYardımcı Prof. Kerim BeySoutheastem Üniversitesi Prof. Metin KuntOsmanlı Tarihi, New YorkDoç. William OchsenwaldTarih, Virginia Polytechnic Enstitüsü Doç. Robert OlsonTarih, Kentucky ÜniversitesiDoç. William PeachyYahudi ve Yakın Doğu Dilleri &amp;amp; Edebiyatları, Ohio State ÜniversitesiDoç. Donald QuataertTarih, Hauston ÜniversitesiProf. Howard ReedTarih, Connecticut ÜniversitesiProf. Dank Wart RustowSiyaset Bilimi, New York Şehir ÜniversitesiDoç. Ezel Kural ShawTarih, California Üniversitesi Prof. John Masson Simth, JRTarih, California Berkely UniversitesiDr. Svat SoucekTürkolog, New YorkDr. Philip SoddardOrtadoğu Ens. Direktörü, Washington, D.C.Prof. Frank TachauSiyaset Bilimi, Chicago, Illinois ÜniversitesiRobert StaabOrtadoğu Merkezi Direktör Yardımcısı, Utah ÜniversitesiProf. Rhoads MurpheyOrtadoğu Dilleri, Kültürleri ve Tarihi, Columbia Üniversitesi Doç. June StarrAntropoloji, Suny Stony BrookProf. James Stewart-RobinsonTürk Araştırmaları, Michigan ÜniversitesiProf. Thomas NaffTarih, Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Direktörü, Pennsylvania ÜniversitesiDoç. John WoodsOrtadoğu Tarihi, Chicago ÜniversitesiProf. Pierre OberlingTarih, New York Şehir ÜniversitesiDoç. Madeline ZılfıTarih, Maryland ÜniversitesiProf. Metin TamkoçUluslararası Hukuk, Texas Tech. ÜniversitesiProf. Stanford ShawTarih, California Üniversitesi.Dr. Elaine SimthTürk Tarihi, Emekli Dışişleri GörevlisiDoç. David ThomasTarih, Rhode Island YüksekokuluDoç. Grace M. SimthTarih, California Berkely ÜniversitesiDoç. Margaret L. VenzkeTarih, Dickinson Yüksekokulu (Pennsylvania)E. Prof. Donald WebsterTürk TarihiProf. Walter WeikerSiyaset Bilimi, Rutgers Üniversitesi Prof. Warren S. Walkerİngilizce, Türkçe Sözlü Hikayeler Arşivi Direktörü, Texas Tech. ÜniversitesiBatı Avrupa devletleriyle, Rusya destekli Ermeni iddiaları ve Ermenilerin ileri sürdükleri belgelerin doğuluk durumunu tartışmak üzere Türkiye tarafından değişik zamanlarda çağrılar yapılmıştır. Bu çağrılar, hem doğrudan Ermeni bilim adamlarına hem de Ermenilerin propagandasını üstlenen şahıslara yapılmıştır. Ancak bunların önemli bir bölümünün gerekçe göstermeden toplantıya katılmadıkları bilinmektedir. Bunun son örneği 1990 yılında toplanan XI. Türk Tarih Kongresi'nde yaşanmıştır.&lt;br /&gt;XI. Türk Tarih Kongresinde ilk defa olarak bir "Ermeni Seksiyonu" programlanmış ve bu seksiyondaki tartışmalara "Ermeni Davası Savunucusu" yabancı tarihçiler de davet edildiği halde, her biri çeşitli mazeretler ileri sürerek, bu bilimsel tartışmalara katılmaktan kaçınmışlardır.&lt;br /&gt;5-9 Eylül 1990 tarihleri arasında Ankara'da düzenlenen XI. Türk Tarih Kongresi'ne Ermeni sorunuyla ilgili olarak davet edilen yabancı bilim adamlarının listesi şöyledir: Prof. Dr. Heath LOWRY (Katıldı)&lt;br /&gt;Garin ZEDLIAN  (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Bernard LEWIS  (Katılamadı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Justin McCARTHY  (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Stanford SHAW  (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Anthony BRYER  (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Dr. Andrew MANGO  (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Salahi R. SONYEL  (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. M.MARMURA  (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Allan CUNNIGHAM  (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Robert ANCIAUX  (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Aryeh SHMUELEVITZ (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Jak YAKAR (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Hans G. MAJER  (Katılamadı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Wolf Dietrich HUTTEROTH (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Klaus KREISER  (Katılamadı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Jean-Paul ROUX  (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Paul DUMONT (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Robert MANTRAN  (Katılamadı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Richard HOVANNISIAN  (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Dr. Gerard LIBARDIAN  (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Dr. Levon MARASHLIAN  (Katıldı)&lt;br /&gt;Prof. Dr. Vahakn DADRIAN (Cevap vermedi)&lt;br /&gt;Christopher WALKER  (Katılamadı)&lt;br /&gt;Anahid Ter MIMASSIAN  (Katılamadı)&lt;br /&gt;Tessa HOFFMAN  (Cevap vermedi) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK:1) Yıldırım, Dr. Hüsamettin-; Ermeni İddiaları ve Gerçekler, Ankara 2000.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;© Özkan BOSTANCI &lt;/strong&gt;&lt;a href="mailto:ozkanbostanci.1@gmail.com"&gt;&lt;strong&gt;ozkanbostanci.1@gmail.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:reply-toTOPLUMveBARIS@yahoogroups.com"&gt;&lt;strong&gt;TOPLUMveBARIS@yahoogroups.com&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8386340600308773725-3924144819512726268?l=faq-ermenicikmazi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/feeds/3924144819512726268/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8386340600308773725&amp;postID=3924144819512726268' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3924144819512726268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8386340600308773725/posts/default/3924144819512726268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faq-ermenicikmazi.blogspot.com/2009/01/ermeni-tehciri-soykirim-iddialarina.html' title='ERMENİ TEHCİRİ  SOYKIRIM İDDİALARINA KARŞI BİLİM ADAMLARININ TAVRI'/><author><name>Julia Gul Arslan ( Australia-Gallipoli Friendship Society inc)</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='29' src='http://4.bp.blogspot.com/_BVdJarbLqY4/SQ7BXFWfW9I/AAAAAAAAAr8/Qij5FtKnjds/S220/AnzacDay-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8386340600308773725.post-8203567144100926758</id><published>2009-01-03T13:57:00.000-08:00</published><updated>2009-01-03T14:03:51.291-08:00</updated><title type='text'>ERMENİ TEHCİRİ  - TALAT PAŞA'YA ATFEDİLEN TELGRAF</title><content type='html'>&lt;p&gt;Yer değiştirme uygulaması hakkındaki Ermeni iddialarının en önemlilerinden biri de Talat Paşa'ya atfedilen ve Ermenilerin katledilmesini emrettiği iddia edilen telgraflardır. Oysa, yer değiştirme kararı ve uygulaması sırasında; Ermeniler hakkında alınan tedbirlerin onları yok etme amacını taşımadığı Talat Paşa tarafından her fırsatta dile getirilmiştir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Nitekim 29 Ağustos 1915 tarihinde Hüdavendigâr, Ankara, Konya, İzmit, Adana, Maraş, Urfa, Halep, Zor, Sivas, Kütahya, Karesi, Niğde, Mamuretülaziz, Diyarbekir, Karahisar-ı Sahib, Erzurum ve Kayseri vali ve mutasarrıflarına (Mutasarrıf: Osmanlı yönetim yapısında bir sancağın en büyük idare amiri) gönderilen bir şifre telgrafta yer değiştirme uygulamasının gayesi şu şekilde açıklanmaktadır(1):&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;"Ermenilerin bulundukları yerlerden çıkarılarak belirlenen bölgelere sevklerinden hükümetçe takip edilen gaye, bu unsurun hükümet aleyhine faaliyetlerde bulunmalarını ve bir Ermenistan Hükümeti kurmaları hakkındaki millî emellerini takip edemeyecek bir hale getirilmelerini sağlamak içindir. Bu kimselerin yok edilmesi söz konusu olmadığı gibi, sevkiyat esnasında kafilelerin güvenliği sağlanmalı ve Göçmen Ödeneği'nden harcama yapılarak yeme-içmelerine ilişkin her türlü önlem alınmalıdır.&lt;br /&gt;Yerlerinden çıkarılıp, sevkedilmekte olanlardan başka, yerlerinde kalan Ermeniler bundan sonra yerlerinden çıkarılmamalıdır. Daha önce de bildirildiği gibi asker aileleriyle ihtiyaç nispetinde sanatkâr, Protestan ve Katolik Ermenilerin sevk edilmemesi hükümetçe kesin olarak kararlaştırılmıştır.&lt;br /&gt;Ermeni kafilelerine saldırıda bulunanlara veya bu gibi saldırılara önayak olan jandarma ve memurlar hakkında şiddetli kanunî önlem alınmalı ve bu gibiler derhal görevlerinden el çektirilerek Divan-ı Harp'lere teslim edilmelidir. Bu gibi olayların tekrarından vilâyet ve sancaklar sorumlu tutulacaklardır".&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;27 Mayıs 1915'te Ankara'ya gönderilen gizli şifrede; "Ermeniler hakkında hükümetçe alınan önlemler, sırf memleketin huzur ve düzenini sağlamak ve korumak mecburiyetine dayanmaktadır. Ermeni unsuruna karşı Hükümetin yok etmeye yönelik bir siyaset izlemediğinin göstergesi, şimdilik tarafsız bir durumda kaldıkları görülen Katolik ve Protestanlara dokunmamış olmasıdır." denilmektedir(2).&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan Ermenilerden zararlı kimselerle komite başkanlarının sürülmeleri konusunda Hükümetin yayınladığı bildirinin, bazı yerlerde yanlış anlaşıldığı görülmektedir. Buna bağlı olarak pek çok yerde, yakalanan Ermeni çeteler, faaliyetlerini daha rahat sürdürebilecekleri yerlere sevk edilmiştir. Bunun üzerine Talat Paşa 1 Haziran 1915'de bütün vilâyetlere bir genelge daha yayınlayarak bu gibi Ermenilerin bulundukları yerlerden alınarak karışıklık çıkaramayacakları yerlere yerleştirilmelerini ve sürgün işleminin sadece bozguncu ve isyancı Ermenilere uygulanmasını bildirmiştir(3).&lt;br /&gt;Ayrıca, Mamuretülaziz vilâyetine gönderilen 13 Haziran 1915 tarihli şifrede de, Divân-ı Harp'e verilmiş Ermenilerden başka, göçe tabi tutulması gereken Ermenilerin bu konudaki özel bildiriye uygun olarak vilâyetin uygun yerlerinde bulundurulması ve bunların Musul'a gönderilmelerine şimdilik gerek olmadığı bildirilmiştir(4).&lt;br /&gt;14 Haziran 1915'de Erzurum, Diyarbekir, Mamuretülaziz ve Bitlis vilâyetlerine gönderilen şifrede ise, yerleri değiştirilen Ermenilerin yollarda hayatlarının korunması gerektiği belirtildikten sonra; göç sırasında firara yeltenenler ve korunmalarından sorumlu olanlara karşı saldırıda bulunanların yola getirilmesinin doğal olduğu; ancak, buna hiçbir şekilde halkın karıştırılmaması ve Ermenilerle müslümanlar arasında öldürmeye yol açacak ve aynı zamanda dışarıya karşı da pek çirkin görünecek olayların çıkmasına kesinlikle fırsat verilmemesi istenmiştir.&lt;br /&gt;Sözde Ermeni soykırımı iddiacılarının sözünü ettikleri telgrafa gelince(5):&lt;br /&gt;Aram Andonian adlı bir Ermeni, 1920 yılında Londra'da yayınladığı "Naim Bey'in anıları / Ermenilerin Tehcir ve Katliamına İlişkin Resmi Türk Belgeleri" isimli kitabında konuya temas etmiştir. Söz konusu kitap daha sonra Paris'te "Ermeni Katliamına İlişkin Resmi Belgeler" ve Boston'da ise "Büyük Suç, Son Ermeni Katliamı ve Talat Paşa, İmzalı Orijinalleriyle Resmi Telgraflar" adı ile yayınlanmıştır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Kitapta yer alan ve Talat Paşa'ya atfedilen telgraflar; bir soykırım suçlusu yaratmak amacıyla üretilmiş sahte belgelerdir. Şinasi Orel ve Süreyya Yuca tarafından bu belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;"belgelerin alındığı söylenen Naim Bey isimli şahsın Halep İskan Dairesi'nde hiçbir zaman çalışmadığı, belgelerin otantik ve kullanılan kağıtların Osmanlı Devletinin yazışmalarda kullandığı kağıt türünde olmadıkl
