Wednesday, December 17, 2008
İşbirlikçinin Haysiyet Sorunu!..
Bizim işbirlikçi “aydınlar” yılbaşında yeni bir kampanya başlatıyor, adı da şöyle: - Özür diliyorum!..
Kimden özür diliyorlar?
Ermenilerden!..
Ermeni Diyasporasının “dürüst ve cesur aydınlar” nitelemesiyle alkışladığı, başını Prof. Ahmet İnsel, Prof. Baskın Oran, Dr. Cengiz Aktar, Ali Bayramoğlu, Halil Berktay, Elif Şafak, Murat Belge ve Taner Akçam gibi “yüksek şahsiyetlerin” çektiği bu arkadaşlar internette başlatacakları “imza kampanyası” için şöyle bir metni uygun bulmuşlar: - 1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum. İşte bu “aydın çağrısı” bir yıl boyunca internette dolaşacak ve kendi deyişleriyle en yüksek katılımın sağlanması için çaba harcanacak...
Peki, en yüksek katılım sağlanırsa ne olacak?
Ermeni Diyasporası, yani Ermenistan dışında örgütlenmiş Ermeni lobisi, zilleri takıp oynamaya başlayacak ve “soykırım” çığlıkları en yüksek perdeden atılmaya başlanacak!.. Şunun şurasında 1915 Ermeni Tehciri’nin yüzüncü yılına ne kaldı ki, yalnızca 6 yıl!..
“Önce özür,
sonra tazminat,
sonra toprak” (3T) üçlemesinin tamamına erdirilmesi için son tarih de o zaten, 2015!..
Tabii, bir de bizim “aydınlar” açısından önemine değinmek lazım; o nu da Vatan gazetesi yazarı Ruhat Mengi yazmış:
- Tebrikler, tebrikler kim bilir “yurtdışından” ne güzel yılbaşı hediyeleri, teşekkürler gelir hepsine!.. ***
Her şeyden önce bu haysiyet dışı girişime birkaç bilgi notuyla katkıda bulunmamız şart oldu!..
Bu metni kaleme alan, bu kampanyanın başını çeken Türk asıllı “aydınlar” aşağıda sıralayacaklarımı biliyorlar mı?..
- Ermenistan’ın ilk başbakanı Kaçaznuni’nin, “Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok” kitabındaki tüyler ürperten, tehcir kararının hangi insanlık dışı Ermeni faaliyetleri sonucu alındığını ilk ağızdan itiraf eden konuşmalarını okudular mı?..
- Dünyaca ünlü Amerikalı tarihçi Bernard Lewis’in 1993’te Fransız Le Monde gazetesine verdiği demeçte;
“1915’te Osmanlı’nın yaptığı Ermeni tehciri bir soykırım değil, savaşın bir yan ürünüdür. Yaptığım tüm araştırmalardan çıkan sonuç budur” dediğinden habersizler mi?.
- Justin McCarty, Stanford Shaw, Norman Stone, Andrew Mango, Guenter Lewy gibi dünyanın en saygın tarihçilerinin İngiliz, Rus, Alman ve Türk arşivlerinde yaptıkları uzun araştırmalar sonunda
“Ortada asla bir soykırım yoktur. Böyle bir dayatmayı Türklere yapmak acımasızlıktır” dediklerini bilmiyorlar mı?..
- İşgalci İngilizlerin, aralarında eski sadrazam, bakan ve milletvekillerinin de bulunduğu önde gelen 143 Osmanlı aydınını zorla Malta’ya götürüp “Ermeni katliamı” suçlamasıyla sorguladığını, ancak İngiliz hâkimlerin tüm baskılara karşın bu kişileri mahkûm edemediğini de mi bilmiyorlar?..
- Ermeni çetelerinin sırf o yörede çoğunluğu oluşturabilmek maksadıyla, Türk, Kürt yüz binlerce Müslümanı, Rus ve Fransız desteğinde boğazladığından da mı haberleri yok?..
- Türkiye’nin, “Gelin sizdeki ve bizdeki arşivleri sonuna kadar açıp, birlikte inceleyelim” önerisini
Ermenilerin, “Önce soykırımı kabul edin” diyerek reddettiğini de mi bilmiyorlar? ***
Eğer, bu “aydın” arkadaşlar bunları bilmiyorlarsa çok ayıp!..
Biliyor da, göz ardı edip o “özür metnine” imza atıyorlarsa hem çok daha ayıp, hem de çok yazık!..
İşte tam bu noktada, 1889 yılında, yani tam 119 yıl önce Osmanlı’nın neredeyse tüm gelirlerine el koyan Düyun-Umumiye’nin başındaki Daniel Ducoste’nin, İngiltere, Fransa ve İtalya’ya gönderdiği mektupta yer alan şu satırlar yaşamsal önem kazanıyor:
- "Bizim, Osmanlı’nın dininden, gelenek ve göreneklerinden anlayan, onlara kendi dilinde hitap edecek “Yerli misyonerlere” ihtiyacımız var…
Demek ki neymiş;
yerli misyonerlerin ya da bugünkü deyişle işbirlikçilerin soyu tükenmezmiş!..
Başka?..
- İşbirlikçinin haysiyet sorunu da bulunmuyormuş!..
e-posta: umitzileli@...http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=22680
Özür ve kabahat
17 Aralık Çarşamba 2008 Araştırmacı Gürbüz Evren, “Son Celse” adlı kitabında Ermeni diyasporasının yeni stratejilerini şöyle özetliyor:
1. Türkiye’de soykırım savunucuları yaratmak...2. Soykırımı kabul etmesi için Türkiye’ye yardımcı olmak...
Biz bir grup “aydın”ın açtığı özür kampanyasını, kimileri imzalarını safça atmış olsalar da, diyasporanın stratejisine büyük katkı olarak değerlendiriyoruz...
Türkiye’ye soykırımı kabul ettirme çabasına büyük bir katkı...
1915 olayları elbet bir trajedidir. O acıyı paylaşabiliriz. Ancak olaylar hem tek yanlı değildir hem ‘özür dilemek’ farklı bir konudur. Bugünkü nesil, sorumlu olmadığı olaylardan dolayı neden özür dilesin. Ayrıca tarafsız yazılmış bir tarih var mı elinizde?
Ali Sirmen dün Cumhuriyet’teki yazısında diyordu ki:“Hiçbir ulus, başkalarının yanlış biçimde yazdığı bir tarihin sorumluluğunu zorla sırtına almaz.
Unutmayalım ki, İngilizler, 1921’de İstanbul işgal altındayken, yani bütün Osmanlı arşivleri ellerindeyken, kendi belgelerine ek olarak ABD Dışişleri’nin kendi arşivlerini de Londra’nın kullanımına açtıkları halde, Ermeni soykırımı sorumlusu olarak tutuklayıp, Malta’ya götürdükleri dönemin kimi Osmanlı yöneticilerini ‘elde soykırım ile suçlayacak yeterli delil olmadığı’ gerekçesiyle serbest bırakmak zorunda kaldıklarına göre, o günden bu yana ne gibi deliller elde edildiğini sormadan özür dilemeye kalkmak, sanırım gülünç olur...
” Soru: Ermenilerden özür dileme kampanyası başlatan liberaller kabahatin bizde olduğunu kimden öğrendi?
Yanıt: Orhan Pamuk’tan...Haldun Ertem
Sarı Gelin'i ağlatmayın
Biz Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Hem Kafkaslar'daki barış ve istikrar, hem de Türkiye'nin "Komşularla sıfır sorun" politikası adına. Biz 1915 olaylarının siyasal değil tarihi bir konu olduğunu, o nedenle tarihçiler tarafından ele alınmasını, oluşturulacak bilim kurulunun tüm arşivlerdeki belgelerin ışığında varacağı sonucun ilgili taraflarca kabul edilmesini savunuyoruz.
Şimdi konuya geçebiliriz...
Bir grup akademisyen ve meslektaşımızın başlattığı "Özür diliyoruz" kampanyasına imza verenlerin sayısı, bizim bu yazıyı hazırladığımız saatlerde 5625'e ulaştı. Kampanyanın öncülerini ve destekçilerini incitmek aklımızın ucundan bile geçmez. Ancak bu girişimin yarardan çok zarar getirebileceği kaygısı taşıyoruz. Şöyle: Her ne kadar 1915 olaylarından "Büyük Felaket" diye söz edilse de, bu girişim başta Ermenistan olmak üzere konuyla ilgilenen tüm ülkelerde ve platformlarda, "Soykırım"ın itirafı veya kabulü olarak değerlendirilecek.
Zaten kampanya metnindeki "1915'te Osmanlı Ermenileri'nin maruz kaldığı Büyük Felaket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor" ifadesi de bu tür yorumların kapısını açıyor.
Aydınların bu girişimi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Hükümeti'nin 1915 olaylarının ve tehcir sırasındaki trajedilerin objektif ve soğukkanlı bir şekilde aydınlatılabilmesi için iki tarafın, hatta gerekirse üçüncü ülkelerin tarihçilerinin de yer alabilecekleri bir bilim kurulu oluşturulması önerisine ciddi zarar veriyor.
Çünkü o komisyonun çalışmaları ve ulaşacağı sonuçlar beklenmeden, aralarında tarihçilerin de bulunduğu kampanya destekçilerince Türkiye mahkum ediliyor. Bu girişim, "O yıllarda iki taraf da tarifsiz acılar yaşadı" saptamasını, eniştesi Ermeni olan değerli yazar Ayşe Kulin'in ifadesiyle "1915'te tek taraflı suç işlenmediği"ni bile dikkate almıyor.
Ne sadizm, ne de mazoşizm... Bu girişim Osmanlı'nın tüm arşivlerini açan Türkiye'nin Ermenistan'a ve o dönemle ilgili belgelere sahip diğer ülkelere, kurumlara, kütüphanelere, müzelere de "Haydi siz de aynı cesareti gösterin" önerisini anlamsız kılıyor. Bu girişim kamuoyunda tetikleyebileceği kamplaşma ve onun yolaçabileceği psikolojik baskılar nedeniyle Türkiye'nin Ermenistan açılımının devamını zora sokuyor.
Üstelik bu girişimin destekçileri, boşa kürek sallıyorlar. Çünkü Ermenistan'ı tutsak almış olan diyaspora, "Türk halkının sivil toplum aracılığıyla özür dilemesi hiçbir anlam taşımaz ve tarih önünde hiçbir geçerliliği olmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti soykırımı tanıyıp özür dilemeli" diye özetleyebileceğimiz mevzilerinden bir milim bile geri çekilmiyor.
Ondan da önemlisi bu girişim, seçim kampanyasında Ermeni soykırımını tanıma sözü veren ABD Başkanı Barack Obama'ya bu vaadini yerine getirmesi için hiç beklemediği, olağanüstü bir gerekçe sağlıyor.
Tabii Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'ye de.
Daha elimi, bu girişimde 2'nci Abdülhamit'e bombalı suikastle başlayan, 1910'lar boyunca Ermeni çetelerinin kıyımlarıyla, 1970-80'lerde de ASALA terörüyle süren Ermeni saldırılarında can vermiş yüzbinlerce şehidimizin adı bile geçmiyor.
Bu girişimle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne "Soykırımcı devlet" yaftasını asmak isteyen, hatta fırsat kollayan çevrelere cesaret veriliyor; siyasal ve diplomatik açıdan vahim sonuçlara, toplumsal açıdan ise derin kırılmalara yol açabilecek gelişmelerin tohumları ekiliyor. Tarihimizle, uzak-yakın geçmişimizle yüzleşmeye elbette evet.
Ama mazoşizme hayır.
Tarihçilerin 1915'i tüm uluslararası platformlarda tartışmalarına evet. Ama yargısız infaza hayır. Geçen hafta Erivan'da konser veren Kardeş Türküler'in sloganında vurgulandığı gibi, "Halkların kardeşliği"ne evet. Ama yeniden Habil'i Kabil'e veya Kabil'i Habil'e düşman etmeye hayır.
Ve nihayet iki halkın gözbebeği, simgesi, ortak değeri, ortak yaşamlarının kesişme noktası, sevginin, barışın bayrağı, bayraktarı Sarı Gelin'in mezarında ağlatılmasına, bin kere hayır!
Özür mektubuna imza atanlar devede kulak
Bir de utanmadan "özür mesajı" hazırlamışlar, imza bekliyorlar! Diaspora göbek atıyordur!
Cumhurbaşkanımız maç izlemeye Ermenistan'a gittiği tarihte de göbek attı bu grup!
Los Angeles'ta yaşayan ve bu grubun her an uydurduğu masalları bertaraf etmeye çalışan Türk asıllı Amerika'lı vatandaşlarımız da üzüldüler.
"Biz burada nelerle uğraşırken Cumhurbaşkanın "hiç bir olumsuzluk yokmuş" gibi Ermenistan'a maç izlemeye gitmesi, bizleri hem çok şaşırttı.. hem de derinden yaraladı.." diyen mesajlar aldım.
Kendilerini "aydın" olarak tanımlayan Ali Bayramoğlu, Ahmet İnsel gibi bir kaç kişinin hazırladığı metin şöyle hazırlansaydı, canım yanmazdı: "1915 yıllarına rastlayan Osmanlı'nın çöküş döneminde, 'Dur bakalım bu pastadan bize de bir dilim çıkar mı?' hevesiyle, yabancı desteğine güvenip, katliama girişip, bir çok Türk ve Kürt asıllı insanları tek, tek ve topluca öldüren dedelerimizin bu hareketi karşısında, hükümetin tehcir'e başvurması neticesi yollarda yaşamlarını yitirmiş olmaları üzüntü vericidir."
"Bununla yetinmeyip, yıllar sonra ASALA adı altında kurulan bir şebeke tarafından Türkiye Cumhuriyeti dış işleri mensuplarını hunharca öldüren daha çok Fransa ve Amerika'da mukim Ermeni Diasporası'nın da Türk halkından özür dilemesi gerekir."
"Tarihi gerçeklere kulaktan kulağa muhakkak abartılarak geçirilenler değil, o tarihte çeşitli ülke devletlerin resmi kayıtlarının açılıp karşılaştırılmasıyla erişilebilinir.
Türkiye Cumhuriyeti arşivlerini açmış ancak Ermenistan hükümeti bu hareketten devamlı surette kaçınmıştır.
Acaba neden?" "Bernard Lewis, Stanford Shaw gibi bir çok dünya çapında tarihçi bu kuyunun dibine inebilmiş ve netice itibariyle Türk'lerin bir soykırım yaptığı iddiasının kocaman bir yalan olduğunu dünyaya ilan etmişlerdir." "Her iki tarafın imzasına açtığımız bu mektup sayesinde benzer katliamların ileride tekrar etmemesini diler, tüm katılımcılara şimdiden teşekkür ederiz." İmza: Ali Bayramoğlu ve Ahmet İnsel İşte bu kadar!
Bu yazıda yanlış hiç bir cümle yoktur! Ali ve Ahmet Bey'ler tarafından neden bu metin kabul görmez? İçten içe kabul etseler bile, bu söylemle, bu beyler böylesine dikkat çekebilirler mi canım? Gündeme gelebilirler mi? Belki de bazı müstakbel ödüllere aday olabilirler mi? Bugüne kadar 2500 kadar kişi imzalamış onların çarpık metnini! 75 milyon arasından 2,500 kişi çıkmasını normal buluyorum! Hani "Devede kulak.." derler ya? Tam da o biçim!
Türk gençligi, birinci görevin, Türk bagŭmsŭzlŭgŭnŭ, Türk Cumhuriyeti ni sonsuza dek korumak ve savunmaktŭr"
Nerden Çıktı Bu Ermenilerden Özür Dilemek?
Kampanya metninde “1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum” yazacakmış.
Prof. Ahmet İnsel, Prof. Cengiz Aktar, Prof. Baskın Oran, Ali Bayramoğlu internette başlatacaklarmış bu kampanyayı.
***
Bu “gurup” bu özür dilemeyi bir “mensubiyet duygusu” ile yapmıyorlarsa eğer…
Gerçekten bir aydın tavrı ile davranıyorlarsa…
O zaman ben onlara özür dileyecekleri başka bir metin önereceğim.
***
1912-1914 Balkan Savaşı sonrası tehcire uğrayan 1 milyondan fazla Müslüman-Türk’ün yaşadığı o büyük trajedi için özür dileyerek giriş yapabilirler.
Arkasından 1914-1915 yıllarında Rus ordusunda Türklere karşı savaşan ve katliamlar yapan Ermeni gönüllüleri adına özür dilemeliler.
***
Türklerden özür metnini uzatabiliriz:
Sarıkamış bölgesinde, bir kısım Ermeni çetelerinin Bedrevans, Kalender, İslamsor, Ahalik-i Ulya, Sıçankal‘a, Ağviran, Zivin, Azab köyleri ahalilerinin hunharca dere içlerine, hanelere ve ahırlara toplanılarak kurşunlandığı, büyük bir kısmının süngü ve baltalarla parçalanarak ve bazılarının yakılarak soykırıma tabi tutulduğu…
Çocukların burun ve kulaklarının kesilerek parça parça doğrandıkları yine bazılarının göğüslerinden çivi çakmak suretiyle, süngülendikleri,bir kısmının boğazlanarak öldürüldüğü gibi kadınların bir kısmının tecavüz edildikten sonra, memelerini keserek işkencelerle öldürüldüğü…
İngiliz temsilcisi Rawlinson’un hazırladığı raporda, Erzurum-Oltu’dan, Doğubayezid’e kadar olan bölgede Ermenilerin yoğun biçimde katliam yaptıklarını kabul ettiği…
Kafkasya Valisi Varontsov-Daşkov’un Şubat 1915 tarih ve 1185 nolu telgrafta, “Şu sırada, Zeytun Ermenileri temsilcisi Kafkas ordusu karargâhına geldi. Temsilci, yaklaşık 15,000 Ermeni’nin, Türk ulaşım hatlarına saldırmaya hazır olduğunu, fakat silah ve mermilerinin bulunmadığını ifade etmektedir” diye yazdığı...
“Savaşta vatana ihanet”in bugün de tüm dünyada en ağır cezayı gerektiren bir eylem olarak değerlendirilmekte olduğu…
Ve daha nice işkenceler yapıldığı için Türk milletinden özür dileriz.
***
Yazının sonuna geldiğimde işin uzmanını, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nu arayıp hem konunun aslını hem de bu “özür”ün zamanlamasının nedenini sordum:
“Sömürgeci devletler Türkleri Anadolu’dan atabilmek için Ermenileri kullandılar, 1820`lerden başlayan misyoner faaliyetlerle onları Protestan ve Katolik mezheplerine mensup hale getirdiler.”
“Tehcir esnasında eşkıya saldırılarında ölen Ermeni sayısının, en fazla 8 bin 500, 37 bin Ermeni`de ne yazık ki hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiler. Buna karşılık Erzurum`dan Kars`a, Bitlis`ten Ardahan`a kadar katledilen Müslüman sayısının 530 bindir.”
“Bu konunun gündeme gelmesinin nedeni ise Türk milletini Ermeni sınırının ve Trabzon limanının açılmasına alıştırmak için yapılan psikolojik bir çalışmadır.”
NOT: Bu yazımın amacı Türk devletinin maruz kaldığı haksızlıklara karşı çıkmaktır. Ermeni vatandaşlarımızı rencide etmek gibi bir amacımız olamaz.
aytunciray@turktime.com
Tuesday, December 16, 2008
Bush’tan Özür Dileme Kampanyası
Neval Kavcar
Taraf Gazetesinin Amerika’nın “PKK Raporu” kapsamındaki haberini yazacaktım, Irak’taki meşum olay öne geçti. Ona bilahare döneriz.
Okyanusları aşıp geldiler ki Irak demokratikleşsin. İnsan hakları yerli yerine otursun. Kitle imha silahını yok etmek için nükleer güç kullanmak zorunda kalmışlar, düşünebiliyor musunuz maliyeti. Stratejik ortak dostlarını o kadar düşünüyor ki, İncirlik üssünü nükleer başlık deposu haline getirmiş, olası İran saldırısına karşı. İran’la aramızda altıyüz yılı aşkın bir saldırmazlık durumu mevcut olsa da.
Irak ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu “BOP” kapsamında milyarlarca dolar harcandı. Tek “demokratikleşelim” diye. İşin içinde çapanoğlu aramaktan bıkmadı insanlar. Allahtan ki Tayyib Erdoğan projenin önemini kavrayıp BOP eş başkanı oldu.
ABD ve Türkiye’nin politikalarının çakıştığını, o vakitler Dış İşleri bakanı olan Gül’de söylemişti. Yalan mı? ABD ile Stratejik Vizyon Belgesi imzalanırsa, onun projesi bizim projemiz olmaz mı? 21. Yüzyıla ayak direyerek giriyoruz, bu devlet adamlarına. Vizyonumuz yok, misyonumuz yok. O zaman takıl Washington’un peşine, hayatını yaşa. “Fırsatlar ülkesi” ol. Bak o zaman kriz nasıl teğet geçecek?
“Kitle imha silahı” ve “demokratikleşme” kapsamında Irak’ta binlerce Amerikan evlâdı hayatını kaybetti. Oysa Başbakan Erdoğan “Erkek ve kadın Amerikalıların evlerine bir an önce, sağ salim dönmesi” için dualar etmişti.
“Demokratikleşmeye karşı direnç” bir milyonun üzerinde Iraklıyı da hayatından etti.
Abant Platformu başkanı Mete Tuncay demişti ki: “Ortadoğu da demokratikleşmenin kanlı mı, kansız mı olacağına bölge kendi karar verecek.” Iraklılar a şıkkını seçtiyse, bunda ABD’nin suçu ne?
Bush Başkanlık döneminin kariyerini, Afganistan ve Irak’ı işgal ederek tamamladı.
Bush’un görev süresi dolmasına bir ay kala, Iraklılara veda etmeye gitti. Ne ince düşünce değil mi? Demokratikleşsinler diye milyarlarca dolar harca, boş boş akıttıkları petrolü Iraklıların yarını için güven altına al, daha rahat idare edilmesi için ülkeyi üçe böl, o da yetmemiş gibi “Hoşça kal” demeye git.
Basın toplantısı yapılırken “demokratikleşmeden nasibini almamış” Iraklı gazeteci El Zeydi, ayakkabısının ilk tekini Bush’a fırlatırken “Bu Irak halkından sana bir veda öpücüğü, köpek!” diyor. Diğer teki atarken de “Bu da dullar, yetimler ve Irak'ta öldürülenler için..." der demez, demokrasinin sevecen yumrukları ile kaburgaları kırılıyordu.
Bu işe bozuldum. Bir kısım aydınımız “Ermenilerden özür” dileme kampanyası başlatmışken, onlardan ricam odur ki “Bush’tan Özür Diliyoruz” kampanyasını da eklesinler o metne. Hatta bu işe BOP eş Başkanı olarak Erdoğan öncülük etsin. Saldırı BOP'da gerçekleşmiştir. Bir kısım medyada aracılık ederek işi vatandaşa indirsin. Milyonlarca imza toplayalım. Iraklılar adına “özür dileyelim.”
Haydi bakalım, herkesi “Bush’tan özür dileme kampanyasına davet ediyorum. Stratejik ortaklık böyle günlerde belli olur.
Altı yıl boyunca ne kadar demokratikleştiğimizi gösterme fırsatı buluruz böylelikle.
* * *
Çok Ayıp Etmişiz, Çok
Durumu toparlayalım önce. Ne olmuştu? 1915 yılında Osmanlı Devleti çeşitli cephelerde, savaşırken, cephe gerisindeki Ermeniler Fransız ve Rusların dolmuşuna binip, katliamla girişmişti. Osmanlıda bunların bir kısmını cephe gerisi güvenliğini sağlamak için, sınırlarımız içindeki Suriye’ye nakletmişti.
Şimdi Batılılar diyor ki “1. Dünya Savaşında işinizi bitirmiştik. Sevr’i uygulamak üzereydik. Kalktınız İstiklal Savaşı yaptınız?” Çok haklılar. Anadolu’yu parsel parsel bölüp paylaşmışlarken, önce Osmanlı cephe gerisini güvene almış. Ardından dedelerimiz “İstiklal Savaşı “na girmiş. Pişmiş aşa soğuk su misali.
Çok ayıp etmişiz, çok. “Özür dilemek ne demek”, daha ileri gidilmeli. Ferhat Kentel doğru söylüyor. “Özrü devlet dilemeli”, tercümesi “Türkiye: Biz Soykırım yaptık Demeli” ve Tazminat olarak, Doğu Anadolu Ermenilere verilmeli.
Bu işi başlatanlar site kurmuş. Özür dileyenlerin adlarını yazmış:
“İbrahim Kaboğlu, Şerafettin Elçi, Ahmet İnsel, Şirin Tekeli, Ahmet İsvan, Neşe Düzel, Kezban Hatemi, Ferhat Kentel, Tarhan Erdem, Ali Bayramoğlu, Tuna Kiremitçi, Cengiz Çandar, Ümit Kardaş, Güllü Aybar, Perihan Mağden, Ece Temelkuran, Mine Kırıkkanat, Yasemin Çongar, Hadi Uluengin, Yavuz Bingöl, Eren Keskin, Murat Belge, Halil Berktay, Hasan Cemal, Baskın Oran.. vs” (http://www.ozurdiliyoruz.com/default.aspx)
Kerameti kendinden menkul Tarih Vakfı üyeleri, Açık Toplum Enstitüsü ve şanlı yazar kadromuz koro halinde “Özür Diliyoruz” diyor.
Metin eksik olmuş. ASALA’nın öldürdüğü devlet adamlarımız ve Anadolu’da katledilen Türkler içinde, özür dilemeleri gerekirdi.
Tahrik unsuru olduklarından dolayı.
* * *
Sözde Ermeni Soykırımını Kabul Eden Aydınlara Protesto
Yukarıdaki satırları hazırlarken bir mail geldi. Şöyle yazıyordu:
“Aralarında öğretim üyeleri ve gazetecilerinde bulunduğu bir grup sözde aydın art niyetli odaklar tarafından 1915 yılında gerçekleştirildiği ileri sürülen sözde Ermeni soykırımını kabul etmeye ve bir kampanya başlatmaya hazırlanıyor. Geçmiş ve yakın dönemlerde gerçekleşen pek çok insanımızı ve diplomatımızı şehit eden ermeni terörünü görmezden gelerek böyle bir kampanyaya girişmek onların art niyetini göstermektedir. Bu kampanyanın ismini ise '' Özür diliyorum '' koymuşlar.
Söylemleri ise şu ;
“1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı ‘büyük felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum” (Özür Metni)
Bu yaptıkları eylemle Türk Milleti'ni ve tarihini saygısızca hiçe sayan bu insanlar gerçekleştirecekleri bu faaliyetle olayın daha fazla derinleşmesini ve art niyetli yabancı odaklar tarafından daha fazla palazlanmasını sağlayacaklar. Bize düşen görev bu eylemi protesto etmek ve amacına ulaşmasına engel olmaktır.
Her duyarlı Türk vatandaşı bu durumun farkında olmalı ve çevresindekileri bu haince kumpasa karşı bilgilendirmelidir.
http://www.sonsayfa.com/Kose-Yazisi-bush8217tan-ozur-dileme-kampanyasi--714-48.html
Kimden ne icin ozur dileniyor?
Bazilari inceden dalgasini geciyor.
Diyorlar ki Vatan'i Millet'den cok sevenler var!
Boyle bir sey olabilir mi?
Vatan'in ve Millet'in bolunmezligi diye bunun icin soyluyoruz, bunlari bir birinden ayri gormemiz mumkun olabilir mi?
Simdi bu baglamda sunu soralim. Hirsizin hic mi sucu yok?
Olayi baska merkezlere cekmeden, sulandirmadan, hedef sasirmadan ve sasirtmadan analiz edelim.Savas var miydi?Vardi.Bizim vatandaslarimizin bir kismi yabanci asker uniformasi giydiler mi?
Giydiler.Arkamizdan vurdular mi?
Vurdular.
Coluk, cocugumuzu kesip, irzina gecip, ayri bir vatan kurma sevdasi ile dusmanla is birligi yaptilar mi?Evet, yaptilar.Bu saldirilara karsi vatandas ve devlet kendini savunmak zorunda kaldi mi?
Evet, kaldi.Kurunun yaninda yas da yanmasin diye herkesi kilictan geciremeyecegi icin tedbir aldilar mi?
Aldilar.Sistematik bir sekilde tum etnik kokenli vatandaslari yok etmek, koklerini kazimak icin plan yapip, uyguladilar mi?Hayir, kesinlikle boyle bir sey yok.
Bugun benim aileme saldirsalar, ben kendimi savunur muyum?Gozumu bile kirpmam.Pekiyi de bu arada bir cok gunahsiz yetim kaldi mi, evlatlik olarak dagitildi mi, acliktan, sefillikten, hastaliktan olenler, sakat kalanlar oldu mu?
Oldu.
Sadece etnik kokenliler mi zarar gordu?
Hayir, olur mu, bir o kadar musluman Turk sefil oldu, sehit oldu.Bu olaylar icin icimiz acir mi?Acir.
Yolda arabayla bir hayvani sakat biraksan, oldursen bile gunlerce kendine gelemeyecek bir duygusallik yapisi olan milletimizin ici acir, kardesin kardese kirdirilmasina, bu tezgaha dusmemize, kaybedilen canlara, hayatlara, hayallere icimiz acir.
Ders alir miyiz?
Alsak tarih tekerrur etmezdi.
Ozur dilenir mi?
Kimden, ne icin ozur dilenecek?
Dusmanla isbirligi yapanlar diledi mi?
Anzaklar'dan, Ingiliz, Italyan, Fransiz, Rus, Yunan halklarindan da ozur dileyelim mi?Ne isleri vardi benim memleketimde?
Ne isleri vardi Anadolu topraklarimda?
Neden bolup, kirip, ele gecirmeye calisiyorlardi?
Benim Canakkale'de kaybettigim, Milli Mucadele'de kaybettigim atalarimin, dedelerimin gunahlari neydi?
Oksuz buyuyen nesillerin?
Onlardan kim ozur dileyecek?
Gundemde refah icinde her konuyu hallettik ve sira ozur dilemeye mi geldi?
Tarihimizi ozumsedik, anladik, anlattik ve oyle bir entellektuel seviyeye ulastik ki, artik daha derin analiz yapabiliyoruz.
Bunlar niye gundeme geliyor?
Neden simdi geliyor?
Amac nedir amac?
Benim basim dik, alnim acik, ozur dileyecek bir seyim yok diyenler:
http://www.ozurdile miyorum.net
sitemizi ziyaret edin.
Kaya Boztepe
President Federation of Turkish American Associations
821 United Nations PlazaNew York, NY 10017
Tel: (212) 682-7688
www.ftaa.org